Liberalleşme hareketinin sembolü: Anavatan Partisi

Anavatan Partisi ne zaman kuruldu? Ekonomide, belediyecilikte ve dış politikada hangi politikaları benimsedi? Seçimlerde ne kadar oy aldı? Ne zaman güç kaybetmeye başladı? Detaylar haberimizde…

Liberalleşme hareketinin sembolü: Anavatan Partisi

Tüm siyasi partiler 12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri darbeden sonra kapatılmış, 24 Nisan 1983 tarihli Siyasi Partiler Kanunu ile yeni partilerin kurulması serbest bırakılmıştır. Fakat 1983 seçimlerine katılacak olan siyasi partilerin ve adayların Milli Güvenlik Konseyi’nin onayını alması gerekiyordu. Bunun yanında seçime girecek partilerin en az 30 kurucusunun olması da zorunlu tutuldu.

Bu koşullarla birlikte Anavatan Partisi (ANAP), Turgut Özal’ın başkanlığında 20 Mayıs 1983 tarihinde kuruldu. Anavatan Partisi’nin kurucuları arasında Bedrettin Doğancan Akyürek, Hüseyin Cahit Aral, Erol Aksoy, Mehmet Altınsoy, Veysel Atasoy, Kamil Tuğrul Coşkunoğlu, Abdülhalim Aras, Muzaffer Atılgan, Cemil Çiçek, Feridun Demsoy, Aycan Çakıroğulları, Bedrettin Dalan gibi isimler vardı.

Parti başkanlığı görevini yürüten Turgut Özal, ekonomi alanında çok fazla bilgi ve birikime sahipti. 24 Ocak 1980’de Süleyman Demirel tarafından alınan ekonomik kararlarda başbakanlık müsteşarlığı yapan Özal, Devlet Planlama Teşkilatı’nda da müsteşarlık görevini yürüttü.

ANAP’ın kurucuları arasından oldukça genç ve önceden çok fazla göz önünde olmayan insanlar vardı. Özal, başka bir partinin devamı niteliğinde olmadıklarını, tamamen yeni bir kadroyla halka hizmet vereceklerini göstermek istedi. Diğer bir yandan, birçok kişi ANAP kadrosunda yer alma konusunda çekimser davranıyordu, çünkü 12 Eylül askeri yönetimi ANAP’ı ve adayları veto edebiliyordu.

Siyasete yeni bir soluk geldi

ANAP’ın amaçları arasında siyasete yeni bir soluk getirmek vardı. Hatta bu amacını partinin sembolüne kadar yansıttı. Partinin sembolünde bal petekleriyle kaplı bir Türkiye haritası ve bu haritanın üzerinde bir de balarısı vardı. Bu sembol ile partinin çalışkanlığına ve sunulacak hizmetlerin ülkenin her köşesine ulaştırılacağına işaret edilmek istendi.

Milliyetçi, milli değerlere bağlı ve liberal bir parti olan Anavatan Partisi, serbest piyasa ekonomisini ve sosyal adalet anlayışını benimseyen bir partidir. Parti, kuruluşunda bu niteliklere sahip olsa da zaman içinde gücünü ve aldığı desteği kaybetmiş ve bu politikalarının dışına çıkmıştır.

Her alanda liberalleşme

Genel anlamda parti, girişimciliğin artırılmasını ve iktisadi gelişmelerin hızlandırılmasını hedefledi. Ayrıca, fert teşebbüslerinin artırılmasına yönelik ortam hazırlanmasını, devletin ekonomideki rolünün kısıtlanmasını, sanayi girişimlerinde bireylerin önünün açılmasını ve alt yapı yatırımlarına hız kazandırılmasını savundu. Turgut Özal, her alanda liberalleşme taraftarıydı.

O dönemde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kuruldu ve döviz alış-satışları serbest bırakıldı. Bunların yanında yabancı sermaye girişimlerine kolaylık getirildi ve kamu işletmeleri özelleştirildi. ANAP, içeride toplam talebi kısıcı politikalarla ihracatı artırmayı amacındaydı. Bu amaç doğrultusunda, bütün ekonomik faaliyetlerin piyasa koşullarında belirlenecek fiyat göstergelerine göre yapılması ilkesini benimsedi. İşgücünün fiyatı, serbest piyasada işgücünün talep ve arzına göre belirlenecekti.

1980’den önce genel bütçenin yaklaşık yüzde 4’ü sağlığa ayrılırken, yaklaşık yüzde 15’i de eğitime yarılıyordu. 1986 bütçesinde ise bütçenin yalnızca yüzde 2,7’si sağlığa, yüzde 8,7’si ise eğitime ayrıldı. ANAP, dış politikada ise Batı ile ilişkilerini iyi tutmaya çalıştı.

Sonuç olarak ANAP, ihracata oldukça fazla önem verdi. O dönemde Türk lirasının değeri düşürüldü, bu da yüksek enflasyona yol açtı. Gecekondu sahiplerine tapu hakkı tanındı. O dönemde giyim, inşaat ve yiyecek maddelerinin tüketimi artış gösterdi. Şehirleşme hızlandı ve sermaye yatırımları yükseldi. 1988 yılında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü tamamlandı. Osmanlı’dan kalan kültürel mirasa önem verilerek, o döneme ait belgelerin tasnifine hız kazandırıldı.

6 Kasım 1983 seçimleri…

ANAP, 6 Kasım 1983 yılında yapılan seçimlerde yüzde 45,1’lik bir oy oranı ve 211 milletvekili koltuğu ile tek başına iktidara geldi. TRT’de 22 Ekim 1983 tarihinde Boğaz Köprüsü’nün satılması hakkında bir açıkoturum düzenlendi ve burada Turgut Özal, HP Genel Başkanı Necdet Calp ve MDP Genel Başkanı Turgut Sunalp’e göre oldukça etkileyici açıklamalar yaptı. Bu, Özal’ı liderliğe taşıyan önemli olaylardan biriydi.

ANAP, Mart 1984’te gerçekleştirilen yerel seçimlerde 3 büyükşehir dahil olmak üzere toplam 54 belediye başkanlığını kazandı.

ANAP, seçimlerde başarılı olmasına rağmen hakkında birçok yolsuzluk iddiası vardı. Hatta bu yolsuzluk iddialarının üzerine Devlet Bakanı İsmail Özdağlar 4 Ocak 1985’te istifa etti. 

1983-1986 yılları arasında ülkemizde ekonomi alanında önemli gelişmeler yaşandı. İnşaat faaliyetleri artırılırken, serbest piyasa da hızlandı. Belediyecilikte yerel seçimlerin ardından oldukça iyi icraatlerde bulunuldu. Burhan Özfatura, İzmir Körfezi’ni temizletmeye başladı. İstanbul’da Bedrettin Dalan Haliç’in, gözleri gibi mavi olacağını söyledi. Ankara’da Mehmet Altınsoy, ‘temiz bir hava’ için girişimlerde bulundu.

Gücünü kaybetmeye başladı

ANAP’ın oyları, 28 Ekim 1986’daki ara seçimlerde yüzde 32,1’e düştü ve bu seçimden sonra ANAP, Doğruyol Partisi’nin (DYP) ilerlemesine engel olmaya çabaladı. Milletvekili sayısının 400’den 450’ye çıkarılması ve seçim yaşının 20’ye indirilmesini öngören bir teklif sundu ve bu teklif Anayasa Komisyonu tarafından kabul edildi.

Siyasi yasakların kaldırılması konusunun artık bir sonuca bağlanması gerekiyordu. İktidardaki ANAP, bu yasağı halk oylamasına sundu. Yasakların kaldırılmasını istemeyen tek partiydi. Halk oylamasının sonunda yasakların kaldırılması yüzde 50,16 ile kabul edildi. ANAP’ın siyasi yasakların kaldırılmasına ilişkin karşıtlığı, onun özgürlükçü ve liberal anlayışına tamamen ters düştü.

1987 yılında gerçekleştirilen erken seçimle ANAP, yüzde 36,3’lük oy oranıyla birinci parti oldu. 14 Temmuz 1988’de ANAP Kongresi’nde Turgut Özal’a silahlı saldırıda bulunuldu. Kurşunlardan biri kürsüdeki mikrofona, diğeri de Özal’ın eline isabet etti.

Turgut Özal’ın sağ kolu olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Kaya Erdem, 4 Ocak 1989’da görevinden istifa etti. 26 Mart 1989 seçimlerinde ANAP, sadece Malatya belediye başkanlığını kazanabildi ve bunun üzerine partideki sorunlar artmaya başladı.

Türkiye’nin sekizinci cumhurbaşkanı Özal

31 Elim 1989’da Turgut Özal, Türkiye’nin sekizinci cumhurbaşkanı olarak seçildi ve Yıldırım Akbulut’a hükümet kurma görevini verdi. Fakat Yıldırım Akbulut parti üzerinde hâkimiyet kuramayınca birçok isim istifa etti. İstifa eden isimler arasında Doğancan Akyürek, Mesut Yılmaz, Safa Giray, Veysel Atasoy ve Güneş Taner gibi isimler vardı.

ANAP’ın 3. Olağan Kongresi ile 15 Haziran 1991’de genel başkanlık görevine Mesut Yılmaz seçildi. Genel başkanlığı kaybeden Yıldırım Akbulut, başbakanlıktan da istifa etti. Özal, Mesut Yılmaz’a hükümet kurma görevini verdi. 20 Ekim 1991 genel seçimleri ile Doğru Yol Partisi birinci çıktı ve Anavatan Partisi de ikinci oldu. Böylece, 8 yıldır devam eden tek başına iktidarlık dönemi sona erdi.

24 Aralık 1995 seçimlerinde ANAP, yüzde 19,65 oy aldı ve üçüncü parti konumuna geldi. Seçimleri ikinci sırada tamamlayan DYP ile koalisyon kurdu ancak bu koalisyon hükümeti kısa sürede düşürüldü.

18 Nisan 1999 tarihindeki genel seçimlerde ise ANAP, seçimi dördüncü sırada tamamladı ve Bülent Ecevit’in başkanlığındaki DSP-MHP-ANAP hükümetinin ortağı oldu.

ANAP, 3 Kasım 2002 genel seçimleri ile TBMM dışında kaldı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa eden Erkan Mumcu, Nisan 2005’te genel başkanlık görevine seçildi. ANAP ve DYP, 2007 genel seçimleri öncesinde birleşme kararı alsa da bu birleşme gerçekleştirilemedi. ANAP, aday listelerini zamanında teslim edemeyince genel seçimlere katılamadı.

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2019, 10:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER