Rose Parks: Irkçılığa tek başına meydan okuyan kadın!

Tarihçilerin çoğu, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki modern sivil haklar hareketinin başlangıcını 1 Aralık 1955 tarihine dayandırmaktadır. Bu, Alabama eyaletinin Montgomety şehrinde terzi olan bir kadının otobüste beyaz bir yolcuya yer vermediği gündü. Rose Parks olarak bilinen bu cesur kadın, şehir yönetmeliğini ihlal ettiği için tutuklandı ve para cezasına çarptırıldı. Tek başına gerçekleştirdiği bu başkaldırma eylemi, ABD’de yasal ayrımcılığı sona erdiren bir hareket başlattı. Parks, dünyanın diğer yerlerinde de özgürlük sevdalısı insanlara bir ilham kaynağı oldu.

Rose Parks: Irkçılığa tek başına meydan okuyan kadın!

Rose Parks ya da doğum adıyla Rose Louise McCauley, Alabama eyaletinin Tuskegee şehrinde marangoz James McCauley ve öğretmen Leona McCauley’nin çocuğu olarak dünyaya geldi. İki yaşındayken annesi ve kardeşi Sylvester ile birlikte, büyükanne ve büyükbabasının Pine Level kasabasındaki çiftliğine geldi. 11 yaşındayken, ABD’nin kuzeyinden liberal görüşlü kadınların kurmuş olduğu özel bir okul olan Montgomery Endüstri Kız Okulu’na kayıt yaptırdı. Okulun felsefesi, Leona McCauley’nin ‘az da olsa fırsatlardan yararlanma’ tavsiyesiyle tutarlıydı. Fırsatlar gerçekten de azdı. Parks, bir röportajında “O zamanlar, herhangi bir sivil hakka sahip değildik.” demişti.

Bunun yalnızca, bir günden diğerine geçmek için var olan bir hayatta kalma meselesi olduğunu belirten Parks, “Geceleri Klan örgütünün gezintisini ve linçlerini duyarak, evin yanacağından korkan bir kız olarak uyuduğumu hatırlıyorum.” ifadelerini kullandı.

Aynı röportajda Parks, yaşamı boyunca aşina olduğu bu korkuyu, otobüs boykotu sırasında tutuklanmasına karar verildiğinde yaşadığı cesaretin nedeni olarak gördüğünü söyleyerek, “Özel bir korkum yoktu. Yalnız olmadığımı bilmek büyük bir rahatlama oldu.” demişti.

Parks, Alabama’daki Öğretmenler Koleji’ne başladıktan sonra eşi Raymond Parks ile birlikte Montgomery şehrine yerleşti. Çift, ‘Siyahi İnsanların Gelişmesi İçin Ulusal Birlik’ (NAACP) adındaki bir sivil toplum örgütüne katıldı ve yıllarca güneydeki Afrika kökenli Amerikalılar adına adaleti sağlamak için çalıştı. Parks, NAACP ile birlikte birçok dava üzerinde çalıştığını ancak kendilerini duyuramadıklarını söyledi.

“Kırbaçlama, kölelik, cinayet ve tecavüz vakaları vardı. Çok fazla başarıya ulaşamadık. Bu daha çok, güçlere meydan okumaya çalışma ve ikinci sınıf vatandaş olmaya devam etmek istemediğimizin bilinmesini sağlama meselesiydi.”

1 Aralık 1955…

Rose Parks, akşam saat 6’da şehir fuarındaki işinden çıktı. Çok yorgundu ve bir an önce evine gitmek istiyordu. Parks, hemen otobüsün ortasındaki değişken statülü koltuklardan birine oturdu.

Montgomery şehrindeki belediye otobüslerinde ilk dört sırada bulunan koltuklar beyazlara aitti. Siyahiler ise en arka koltuklara oturabiliyordu. Ortada da değişken statülü koltuklar vardı. Beyazların sıraları dolana kadar siyahiler de bu koltuklara oturabiliyordu. Beyazların sıraları dolduğu zaman, siyahiler oturdukları değişken statülü koltuklardan kalkıp daha arkalara geçmek zorunda kalıyorlardı. Arkada da oturacak yer bulamazlarsa ayakta durmaları gerekiyordu. Hatta ayakta duracak yer olmayınca da otobüsten iniyorlardı.

O akşam, bazı beyazlar ayakta kalmıştı. Bu yüzden şoför otobüsün arkasına doğru ilerledi ve değişken statülü koltuklarda oturan siyahilere ‘Kalkın’ anlamına gelen bir el işareti yaptı. Değişken statülü koltukların ilk sırasındaki üç siyahi erkek kalkıp arkaya doğru ilerledi. Parks’ın yanında cam kenarında oturan diğer siyahi erkek de hemen yerinden kalktı. Bunun üzerine Parks, cam kenarında bulunan koltuğa doğru kayarak şoförün gözlerinin içine baktı. Bunu gören herkes şaşkınlık içindeydi. Şoför, Parks’a neden kalkmadığını sorunca, yerini bir başkasına vermesi gerektiğini düşünmediğini söyledi. Şoför, polisi çağırınca Rose Parks tutuklandı ve 5 Aralık günü mahkeme tarafından kamu düzeni ihlal etmekten 14 dolar para cezasına çarptırıldı.

Otobüs vakası, Dexter Avenue Baptist Kilisesi’nin genç papazı Dr. Martin Luther King Jr.’ın başkanlık ettiği Montgomery İyileştirme Derneği’nin kurulmasını sağladı. Dernek, otobüs şirketinin boykot edilmesi çağrısında bulundu ve siyahiler otobüslere binmemeye başladı. Boykot, 381 gün sürdü. Parks, Dr. King ve onların savunmuş olduğu dava tüm dünyanın dikkatini çekti. Yüksek Mahkeme kararıyla, Parks’ın para cezasına çarptırılmasına neden olan Montgomery yönetmeliği reddedildi ve toplu taşımada ırk ayrımcılığı yasaklandı.

1957 yılında Rose Parks, eşiyle birlikte Michigan eyaletinin Detroit şehrine taşındı ve burada ABD Temsilciler Meclisi Üyesi John Conyers’ın kadrosunda görev aldı. Güney Hristiyan Liderlik Konseyi, onun adına ‘Rose Parks Özgürlük Ödülü’ vermeye başladı.

Rose Parks, 1977 yılında eşinin ölümünden sonra, ‘Rose ve Raymond Parks Kişisel Gelişim Enstitüsü’nü kurdu. Enstitü, ‘Özgürlük Giden Yollar’ olarak adlandırılan ve gençlere yönelik yıllık bir yaz programı düzenlemektedir. Gençler, ülkeyi ebeveynlerinin gözetiminde, ülkelerinin ve sivil haklar hareketinin tarihini öğrenerek geziyorlar. Başkan Klinton tarafından, 1996 yılında Rose Parks’a Başkanlık Özgürlük Madalyası verildi. 1999’da da Kongre Altın Madalyası’na layık görüldü.

Emekli hayatında mutlu olup olmadığı sorulduğunda Rose Parks, “İyimserlik ve umutla hayata bakabilmek için elimden gelenin en iyisini yapıyor ve daha iyi bir gün geçirmeyi dört gözle bekliyorum ancak büsbütün mutluluk diye bir şey olduğunu düşünmüyorum. Hala çok fazla Klan faaliyeti ve ırkçılığın olması beni üzüyor. Sanırım mutlu olduğunu söylediğinde, ihtiyacın olan ve istediğin her şeye sahip olmuş olman gerekiyor. Henüz o aşamaya gelmedim.” demişti.

Parks, son yıllarını Detroit’te sessizce yaşayarak geçirdi ve 2005 yılında 92 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Cesaretiyle birçok insanın yaşamını değiştiren Parks’ın ölümünden sonra heykeli, ABD Kongre Binası’na yerleştirildi.

Güncelleme Tarihi: 24 Nisan 2019, 17:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER