Öğrenme hakkında doğru bilinen yanlışlar

Zekâ oyunları ya da beyin jimnastiği uygulamalarının popülerliğini göz önüne alarak insanların, beynin eğitimdeki rolü hakkında bilgi sahibi olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat yeni bir çalışmaya göre, halk arasında ve hatta sinirbilim alanında eğitim almış kişiler ve öğretmenler arasında bile beyin ve öğrenme hakkında yanlış bilgilere inanılıyor.

Öğrenme hakkında doğru bilinen yanlışlar

Beyin ve öğrenme hakkında yeni yapılan bir çalışmaya katılanların çoğu, öğrencilerin beyinlerinin yeterli su olmadan büzüldüğüne ve çocukların şekerli gıdaları tükettikten sonra daha az dikkatli olduğuna inanıyor. Oysa ki, bu ifadelerin ikisi de yanlış…

Frontiers of Psychology dergisinde yayımlanan araştırmayı yapan kişiler, üç farklı gruba beyin hakkında doğru ya da yanlış 32 ifadeden oluşan bir anket sundular. Bu üç grup; eğitimciler, halk ve sinirbilim hakkında bilgi sahibi olanlar yani üniversitede nöroloji dersleri alanlardan oluşuyordu.

Bu ifadelerden araştırmacılar, ‘tek açıklayıcı’ faktörden veya insan davranışlarının karmaşıklığını tek bir açıklamaya indirgeyen faktörlerden kaynaklanan yedi yaygın efsaneye odaklandılar.

Yaygın olarak inanılan efsaneler

  1. Bireyler, tercih ettikleri öğrenme stilinde bilgi aldıklarında daha iyi öğrenirler.
  2. Çocuklar, belirli duyuların baskın olduğu öğrenme stillerine sahiplerdir.
  3. Kelime körlüğünün(disleksi) en yaygın belirtisi, harfleri geriye doğru görmedir.
  4. Klasik müzik dinlemek, çocukların akıl yürütme kapasitesini artırır.
  5. Çocuklar, şekerli içecekler veya atıştırmalıklar tükettiklerinde daha az dikkatli olurlar.
  6. Bazılarımız beyninin sol tarafını kullanırken, bazıları da sağ tarafını kullanıyor ve bu, öğrenmedeki farklılıkları açıklamaya yardımcı oluyor.
  7. Beynimizin sadece yüzde 10’unu kullanıyoruz.

Halk arasından ankete katılan 3 bin 45 kişinin ortalama yüzde 68’i bu efsanelere inanıyordu. Ankete katılan 598 eğitimcinin yüzde 50’sinin, sinirbilim hakkında eğitimli olan grubun yüzde 46’sının da bu efsanelere inandığı ortaya çıktı.

Bu yedi efsane arasından en yaygın olarak inanılanları, öğrenme stilleri, kelime körlüğü ve klasik müziğin akıl yürütme üzerindeki etkisi hakkında olanlarıdır.

VAK öğrenme stilleri teorisi, öğrencilerin bilgileri kavramasının temel bir yolu olduğunu gösterir: görsel, işitsel veya kinestetik olarak. Efsaneye göre, öğrencilerin tercih ettikleri öğrenme stili kullanılmazsa etkili bir şekilde öğrenme sağlanamayacaktır. Katılımcıların yüzde 93’ünün bu efsaneye inandığı ortaya çıktı. Öğretmenler (yüzde 76) ve sinirbilimde eğitim almış olanlar (yüzde 78) arasında sadece yüzde 2’lik bir fark vardı.

Mozart etkisi doğru değil!

Ankete katılanların yüzde 55’inin de Mozart etkisine inandığı ortaya çıktı. Bu fenomene göre çocuklar, klasik müziğe konsantre olduklarında uzamsal akıl yürütme becerileri gelişiyor ancak araştırmalar, bu efsaneye gölge düşürüyor.

Araştırmacılar, yüksek lisans derecesine sahip olmanın, sinirbilim hakkında dersler almanın ve genç olmanın, sinirbilim gerçeğini kurgu üzerinden anlatmaya yardımcı olduğunu bulmuşlardır. Çalışma yazarı Lauren McGrath, basın açıklamasında “Sinirbilim alanında eğitimli olanların inandıkları efsaneler beyinle değil, öğrenme ve davranışla ilişkili. Öyleyse sinirbilim alanında aldıkları eğitim, psikoloji veya eğitim konularına aktarılmıyor.” demiştir.

Birçok okul, bu efsanelere dayanan pedagojik tekniklere zaman ayırıyor. Araştırmacılar bu çalışmanın, daha doğru bilgi sağlayan disiplinler arası eğitim modülleri geliştirmeleri için sinirbilimciler ve eğitimcilerin birlikte çalışmalarına yardımcı olabileceğini öne sürüyorlar.

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2019, 20:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER