Biyolojik silahlar hakkında her şey

Biyolojik silahlar nelerdir? Nasıl çalışıyorlar? Tarihsel süreçte nasıl kullanılmışlardır? Bu soruların cevaplarını haberimizde bulabilirsiniz.

Biyolojik silahlar hakkında her şey

‘Mikrop savaşı’ olarak da bilinen biyolojik silahlar, kökenleri biyolojik olan toksinlerin veya enfeksiyöz maddelerin kullanımını kapsar. Bu maddeler, savaşların bir parçası olarak insanları, hayvanları veya bitkileri yok etmek için kullanılır.  Canlı organizmalar, tahmin edilemez ve inanılmaz derecede dirençli olabileceğinden, biyolojik silahların kontrolü zordur ve küresel boyutta yıkıcı etkilere sahiptir. Bu yüzden, çok sayıda anlaşma ile yasaklanmışlardır.

Biyolojik savaşlar, uzun bir geçmişe sahiptir. 2 bin yıldan daha da uzun bir geçmişe gidersek, Asurların düşmanlarının içme suyu kuyularını zehirlemek için LSD kimyasalını içeren çavdar mahmuzu kullandıklarını görebiliriz. Bu suyu tüketmek, bilinç bulanıklığı, halüsinasyonlar ve bazı durumlarda da ölümle sonuçlanıyordu.

1300’lerde Tatar savaşçıları Kırım kenti Kaffa’yı kuşattı.  Kuşatma sırasında birçok Tatar veba nedeniyle öldü ve onların cansız, enfekte olmuş bedenleri şehir duvarlarının üzerinden fırlatıldı. Bazı araştırmacılar bunun, ‘Kara Veba’nın (Büyük Veba Salgını) Avrupa’ya yayılmasına neden olduğuna inanıyorlar. Öyleyse biyolojik savaş, yaklaşık 25 milyon Avrupalının ölümüne neden oldu. Bu, biyolojik savaşın potansiyel boyutu ve tahmin edilemezliğinin başlıca örneğidir.

1763’e doğru İngiliz Ordusu, Fort Pitt Kuşatması’nda çiçek hastalığını yerli Amerikalılara karşı silah olarak kullanmaya çalıştı. Hastalığı bölge halkına yaymak amacıyla İngilizler, çiçek hastalığı hastanesinden bir battaniyeyi hediye olarak verdiler. Bunun, çiçek hastalığını yaymanın pek de etkili olmayan bir yolu olduğunu bilsek de niyet ortadaydı.

İkinci Dünya Savaşı'nda biyolojik tehlike

İkinci Dünya Savaşı sırasında taraflar, biyolojik savaşa oldukça ilgiliydi. Müttefikler, şarbon sporları, brusella ve botulinum toksinlerini üretme kapasitesine sahip olan tesisler inşa ettiler. Neyse ki savaş, bunları kullanmadan önce sona erdi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında biyolojik silahlardan en fazla yararlananlar Japonlardı. Japon Ordusu Hava Kuvvetleri, Çin’in Ningbo şehrine bubonik veba taşıyan pire bombaları attı. Japon ordusu, kolera ve tifo salgınlarını incelemek için binden fazla su kuyusunu zehirledi. Sebep oldukları salgınların bazıları yıllarca sürdü ve 30 binden fazla insanın ölümüyle sonuçlandı.

Şarbon

Uzmanlar, günümüzde biyoterörizm saldırısında kullanılabilecek en olası organizmanın şarbon bakterisi olduğuna inanıyorlar. Şarbon bakterisi, doğada yaygın olarak bulunur, laboratuvarlarda kolayca üretilir ve uzun süre hayatta kalır. Ayrıca tozlar, spreyler, su ve yiyecekler aracılığıyla yayılabilir.

Şaron daha önce kullanıldı. 2001 yılında şarbon sporları, ABD posta sistemi aracılığıyla gönderildi. Toplam 22 kişi, şarbon hastalığına yakalandı, 5’i öldü.

Çiçek hastalığı

Çiçek hastalığı, artık endişe verici bir hastalık olmaktan çıkmıştır, çünkü aşılama girişimleri sayesinde kökü kazınmıştır. Doğal olarak, en son vaka 1977 yılında meydana gelmiştir. Bununla birlikte eğer biri çiçek hastalığı virüsüne erişirse, insanlar arasında hızlı ve kolay bir şekilde yayılan etkili bir silah olabilir. Çiçek hastalığı virüsü, biri ABD’de diğeri Rusya’da olmak üzere hala iki laboratuvarda tutuluyor.

Veba

Tatarların yüzlerce yıl önce vibonik veba bakterisini nasıl kullandıklarından bahsettik. Bazıları hala bunun modern dünyada da kullanılabileceğine inanıyor. Vibonik veba bakterisi, insanlara pire ısırığı yoluyla geçer.

Bir kişi enfekte olduğunda, ortaya çıkan hastalık bubonik vebaya neden olabilir. Bu, insanların arasında bulaşması zor olan ve antibiyotiklerle tedavi edilmesi oldukça kolay olan bir hastalıktır. Eğer akciğerlere yayılırsa hızla gelişen pnömonik vebaya dönüşür ve antibiyotiklere yanıt vermesi zordur.

Kolera

Potansiyel olarak şiddetli ve bazen de ölümcül bir hastalık olan kolera, biyoterörizmde kullanım potansiyeline sahiptir. İnsandan insana kolayca yayılmaz, bu yüzden etkili olması için büyük bir su kaynağına bol miktarda karıştırılması gerekir.

Vibrio, koleraya neden olan bakteridir ve ABD, Japonya, Güney Afrika ve Irak tarafından biyolojik silah olarak kullanılmıştır.

Tularemi

Bazıları, ‘francisella tularensis’ bakterisinin neden olduğu bir enfeksiyon olan tularemiyi potansiyel bir biyolojik silah olarak düşünmektedir. Ateşe, ülsere, lenf bezlerinin şişmesine ve bazen de zatürreye neden olur.

Bulaşıcıdır ve çok az sayıda organizmanın ciddi bir tularemi patlaması yapmak için vücuda girmesi gerekir.

Klinik süreç, antibiyotik tedavisi olmadan solunum yetersizliği, şok ve ölümle sonuçlanabilir.

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2019, 14:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER