Ermenilerin yaptığı Soykırım ve Katliamlar

24 Nisan 1915, Ermenilerin isyan başlatarak Türklere soykırım yapması üzerine alınan tehcir kararının günüdür; Ermeni Meselesi ile özdeşleşen anma gününün değil…

Ermenilerin yaptığı Soykırım ve Katliamlar

Sözde Ermeni Soykırımını kabul eden ülkeler arasında Rusya, Arjantin, Kanada, Yunanistan, Belçika, İsveç, İtalya, Fransa, Hollanda Polonya, Avusturya gibi ülkeler ve Amerika’nın 48 eyaleti de dâhil olmak üzere toplamda 29 ülke bulunuyor. Ermeni Soykırımı (!) olarak anılan 1915 ve ardından yaşanan olayları takriben 1920’li yıllara değin geçen zaman Ermeniler ve soykırımı savunanlara göre karanlık günlerden ibaret; karanlık, acımasız, kanlı günlerden…

Peki, onlarca yıldır Osmanlı toprakları içerisinde bulunan ve din, kültür, yaşayış ve inanış farklılıklarına rağmen birlikte yaşayabilmenin bir yolunu bulmuş olan bu insanlar arasında niçin bu olaylar ve de katliamlar yaşandı?

Aslında olayların perde arkası 1870’li yıllara dayanıyor. Osmanlı ve Ruslar arasında süren savaşlarda Rusların galip gelmesiyle ise işler değişiyor ve Ermeni Patriği öncülüğünde Doğu’da bir Ermeni Devleti kurma hayalleri hâkim olmaya başlıyor. 19. yüzyılın sonlarına kadar genel olarak Osmanlı Devleti’ne sadık olan Ermeniler, bağımsız bir devlet kurma amacıyla 1914 yılında patlak veren Dünya Savaşı’na değin Ruslarla birlikte çalışmaya, Osmanlı Devleti’ne karşı örgütlenmeye ve hatta silahlanmaya başlıyor.

24 Nisan 1915’te, Ermenilerin Doğu vilayetlerindeki halka yapmış olduğu zulüm ve kıyımın; yani asıl soykırımın ardından Osmanlı Devleti Ermeni komitelerinin önde gelenleri için tehcir kararı çıkarıyor. Bu tehcir kararına öfkelenen Ermeniler, işgal ettikleri vilayetleri terk ederlerken arkalarında, yakılmış ve harap edilmiş köyler, ilçeler; işkenceye uğramış bedenler ve binlerce insana ait haksız yere dökülmüş kan bırakıyor…

Ermenilerin Yaptığı Kanlı Soykırım

Ermenilerin; Erzincan, Erzurum, Muş, Sivas, Bitlis, Diyarbakır ve Van gibi vilayetlerde yaptığı katliamlarda 1920 ile 1922 yılları arasında kayda alınabilen 523 bin Türkü katlettiği bilinmektedir. Ermenilerin isyanı sırasında, tehcir kararlarından çok önce Van’da gerçekleştirilen soykırımda 6000 bine yakın Müslümanın öldürüldüğü tarihe geçmiştir. 1915 Mayıs’ında Ermeni çetelerinin yapmış olduğu başka bir katliamda ise sadece Van’da 20 bin Türk öldürülmüştür.

İsyan Öncesi Bağımsızlık Rüzgârları

Ermenilerin en çok önem verdiği merkezlerden olan Van ise, Ermenilerin bu köy ve ilçelerde yaptığı katliamların en kanlılarına şahit olmuştur. Van’da bulunan Akdamar Adası ve kilisesi Ermeniler için her zaman büyük önem teşkil etmiştir.

Hem sanat hem ticaret hem de gemicilik anlamında Doğu vilayetlerinde üstünlüğü elinde tutan Ermeniler, İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte hürriyet ve bağımsızlık amaçlarına daha da sıkı sarılarak isyan hazırlıklarına çoktan başlamıştır.

Doğu vilayetlerinde yaşayan Ermeniler başlarda bu isyanlara katılmak istemeseler de Rus Ermenilerinin baskısı ve esen hürriyet rüzgârlarının tatlı hayalleri ile komiteler kurmaya ve bu teşkilatlanmalara katılmaya ön ayak olmuşlardır.

İsyan için uzun bir hazırlanma dönemi geçiren Ermeniler, silahları ile birlikte Müslümanların karşısına çıktıklarında, ahali şaşırıp kalmıştır. Silahların üstünlüğü ve fazlalığı, hali hazırda görevde bulunan Osmanlı jandarmasından çok ileridedir. Hem evlerini hem de zamanında ibadet ettikleri kiliselerini silahlarla dolu birer kale haline getiren Ermeniler, bu evlerden ve kiliselerden Müslümanların üzerine ateş açmıştır.

Van’da Osmanlı’ya ait askeri kuvvetin olmamasını fırsat bilen Ermeniler, Ruslar ile işbirliği yaparak 1915’in Nisan ayının başında başladıkları isyanı bir ay sürdürmüşlerdir.

Şimdi Ermenilerin, ‘Soykırımı (!) Anma Günü’ tarihi olan 24 Nisan 1915 tarihinde, o zamanlarda, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşamakta olan Ermenilerin devlete karşı düşmanla iş birliği yaparak halkı öldürmesi sonucu, isyanı yürüten Hınçak ve Taşnak komitelerinin önde gelenleri için tehcir kararı çıkarılmıştır.

Vatana ihanetin sonucu olarak çıkarılan tehcir kararı, Ermeniler arasında büyük bir nefrete sebep olmuş olacak ki, o tarihlerde aynı göç kararı Van’da Ermeniler tarafından zulme uğrayan halk için de çıkarıldığında; topraklarını geride bırakmak zorunda kalan Müslüman halkın özellikle gemi ile kaçmaya çalışanları Ermeniler tarafından katledilmiştir. Ermeniler; göç etmeye, canlarını kurtarmaya çalışanları çocuk ya da yaşlı demeden öldürmüş; kadınları da kaçırıp tecavüz etmişlerdir.

Bu olayların gölgesinde en acı olanlarından biri Akdamar Adası taraflarında yaşanmıştır.

Tecavüze Uğramamak İçin Suya Atlayıp Ölen Kadınlar

Ermenilerin yaptıkları zulüm nedeniyle göç edemeyenler işkence, zulüm ve katliamlarla öldürülürken; Müslüman kadınlar Ermeniler tarafından ele geçirilerek Akdamar Adası’na götürülmüşlerdir. Van ve civarındaki köylerden toplanan kadınlar özellikle kötü muameleye maruz kalmış; adaya götürülerek katledilmiş ve tecavüze uğramışlardır.

Ermenilerden korunmak isteyen kadınlardan 50’si Van Gölü’ne atlamış ve boğularak can vermiştir. Ermeniler için önemli olarak addedilen ve orada bulunan kilise sebebiyle kutsal olması gereken bu adada insanlar türlü işkence ve aşağılamalara maruz bırakılmışlardır.

Ermeni Meselesi Aslında Nedir?

Tüm bu yaşanan acıların ardından insanlığın kendine sürekli sorması; hatta her an sorması gereken bir soru var:

Soykırımı yaptığı belgelerler kanıtlı olan Ermeniler neden zulüm görmüş olarak kabul ediliyor ve 24 Nisan 1915 tarihi çeşitli ülkeler tarafından sözde soykırım günü olarak anılıyor?

Türkiye, uluslararası platformlarda, yıllardır arşivlerin karşılıklı olarak açılması gerektiğini; bu meselenin siyasi değil tarihsel bir mesele olduğunu dile getiriyor. Ancak başta Ermeniler olmak üzere, sözde soykırımı kabul edenler, Türkiye’nin bu teklifine karşı susmaya devam ediyorlar.

Hiç şüphesiz ülke meclislerinin sözde soykırımı tanıması hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alınan bu kararların insanların acısını paylaşmaktan ziyade Türkiye’ye karşı koz olarak kullanılmak istendiği açıktır. Özellikle Batılı ülkelerin, kendi karanlık geçmişleriyle yüzleşmeden, sömürge uğruna tüm dünyayı savaşa sürüklemelerinin hesabını vermeden Türkiye’yi ve öncesinde Osmanlı’yı soykırım ile suçlaması ikiyüzlülüktür.

Osmanlı Devleti dört bir cephede savaşmasına karşın, yine de ‘sadık millet’ olarak tanımladığı Ermenilerin zarar görmeden tehciri için elinden gelen tüm gayreti göstermiştir. Unutulmamalıdır ki tarih güçlüleri değil haklıları yazar…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER