Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 800 gün sonra ibadete açılacak! İşte Divriği Ulu Camii ve gizemli mimarisi!

Dünya Miras Listesi UNESCO’ ya adını ilk yazdıran büyük mimari yapıt, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasında restorasyon çalışmaları yeniden başladı. Avrupalı bilim insanları tarafından "Anadolu'nun El Hamra'sı" diye nitelendirilen benzersiz mimarisi ile tek olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasına dair tüm detayları haberimizde derledik.

KÜLTÜR-SANAT 13.12.2021, 19:13 22.12.2021, 11:18 Kübra Özgü
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 800 gün sonra ibadete açılacak! İşte Divriği Ulu Camii ve gizemli mimarisi!

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasında restorasyon çalışmaları devam ediyor

Koronavirüs salgını nedeniyle 1,5 yıl önce restorasyonuna ara verilen Divriği Ulu Camide çalışmalara kaldığı yerden devam ediliyor.

Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı Rıfat Türker, yaptığı açıklamada Divriği Ulu Cami ve Darüşşifasının restorasyon çalışmaları için ihale gerçekleştirdiklerini duyurdu. Türker, ihaleyi daha önce restorasyon çalışması yapan bir firmanın aldığını ve bu firma ile sözleşme yaptıklarını söyledi. Türker, yapılan bu sözleşmeye göre Divriği Ulu Camii’nin 800 gün içinde ibadete açılacağını ve cemaatin bir araya gelebileceğini söyledi.

Rıfat Türker, yapılacak olan restorasyon çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Türker, restorasyon çalışmaları kapsamında daha önce açılan çatının tamamen kapatılacağını ve güçlendirileceğini, taş kaplamaların yeniden düzenleneceğini, tüm duvarlarda çimento ve tuz temizliğinin yapılacağını, ahşap pencere doğramalarının yenileneceğini, mimari içerisinde bulunan korunabilecek sıvaların sağlamlaştırılacağını söyledi. Ayrıca Türker, 800 gün sonra cemaatle buluşacak olan yapıtın şifahane kısmandaki giriş kapısının, taç kapıların, şah mahfilindeki ahşapların ve mevcut olan ahşap kapıların korunarak detaylı bir proje ile düzenleneceğini söyledi.

Asırlar önce inşa edilen, gizemli mimarisi ile kendine hayran bırakan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasının mimari detayları nelerdir? Taş işçiliğinin nadide örneklerinden olan bu külliyede işlenen motiflerle neler anlatılmak istenmiştir? 800 sene önce Avrupa da akıl ve sinir hastaları yakarak öldürülürken, Selçuklu Devleti bu hastaları darüşşifada nasıl tedavi etti? İşte benzersiz özellikleri ile Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasının gizemi;

"Divriği mucizesi" Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası

Türk İslam mimarisinin en nadide yapıtlarından biri olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasını Anadolu Selçuklu Devleti’ ne bağlı Mengücek Beyliği inşa ettirmiştir. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası içerisinde birkaç yapıyı bulunduran bir külliyedir. Bu külliyenin içerisinde cami, türbe ve darüşşifa mimari yapıları bulunmaktadır. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasındaki camiyi Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah, darüşşifayı ise eşi Melike Turan Melek inşa ettirmiştir. 1985’te UNESCO ‘Dünya Miras Listesi’ne adını ilk yazdıran bu şaheser yapıtın Baş Mimarı, Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah'tır. 1228’de inşasına başlanan büyük mimarının yapımı 15 sene sürmüş ve 1243 yılında tamamlanmıştır. Baş Mimar Hürrem Şah’ın Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasından başka bir eseri öncesinde de sonrasında da yoktur. Ayrıca mimarın tek eseri olan bu güzide yapıt, T.C. Cumhurbaşkanlığı tarafından da himaye edilmektedir.

Tarih ve inanç turizmi açısından oldukça önemli bir yere sahip olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, mimari işçiliği ile tüm dünya tarafından dikkat çekmektedir. Tiflisli ve Ahlatlı ustaların elleriyle işlediği motifler, taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Öyle ki yüzyıllar öncesinde Evliya Çelebi, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası için ‘Methinde diller kısır, kalem kırıktır.’ demiştir. Günümüzde ise sanat tarihçileri bu eşsiz mimari eser için ‘Divriği mucizesi’ diye bahsetmektedir. Avrupalı bilim insanları ise İspanya’da ki İslam mimarisinin en güzel örneklerinden olan ‘El Hamra Sarayı’ na benzettikleri için Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasını "Anadolu'nun El Hamra'sı" olarak tanımlamışlardır.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası nerede?

Anadolu’da ki birçok medeniyetin izini taşıyan Divriği, Sivas’a bağlı bir ilçedir. Divriği; Pers, Hitit, Makedon, Sasani, Pavlikian, Bizans, Roma, Selçuklu ve Osmanlı devletine ev sahipliği yapmıştır. Tam bir kültür coğrafyası olan bu topraklarda inşa edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Sivas il merkezine, 175 km uzaklıktadır. Cami, türbe ve darüşşifa yapılarıyla bir araya gelen bu külliyeye kara ve demir yoluyla ulaşım mümkündür. Divriği, görkemli kalesi, türbeleri, kümbetleri ve yeşillikler arasındaki dar sokaklarında bulunan konakları ile görülmesi gereken bir Anadolu şehridir.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasının mimari özellikleri

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasının üzerinde el işçiliği ile yapılmış binlerce motif bulunmaktadır. Bu motifler karşıdan ilk bakıldığında simetrik ve aynı gibi görünse de aslında bütün motifler birbirinden tamamen ayrı ve asimetrik olarak işlenmiştir. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasını dünyadaki diğer mimari eserlerden ayıran en önemli özelliği bu motiflerin her birinin benzersiz olmasıdır. Baş mimar Hürrem Şah, bu benzersiz motiflerle kainattaki birbirinden farkı varlıkların büyük bir denge ve ahenk içinde olduklarını taşa işlemek istemiştir. Ulu Camii, tamamen kesme taşlarla inşa edilmiş bir mimari yapıttır.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasının 4 kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan üçü kuzey, güney ve doğu yönünde camiye giriş bölümünde bir tanesi ise darüşşifa girişinde bulunmaktadır.

Cami kapıları Türk İslam sanatının izlerini taşıyan motiflerle benzenmiş olsa da caminin içerisi oldukça sadedir. Bunun nedeni ibadet edenlerin huşu içerinde ibadetlerini yerine getirmesi, dikkatlerinin dağıtılmamasıdır. Caminin içinde, cennet kapısının arkasında taştan oyulmuş iki tane emanet sandığı vardır. Bu emanet sandıklarına insanlar, bir yere gidecekleri vakit yanına almadıkları ziynetlerini ve değerli eşyalarını bırakılar geri döndüklerinde de eşyalarını bıraktıkları şekilde bulurlardı. Cami içinde bir de sadaka taşı bulunmaktadır. O dönem hayırsever insanlar sadakalarını bahsedilen bu taşın içine bırakmıştır. İhtiyaç sahipleri ise bu taşın içinden ihtiyaçları kadar gerekli olanı alırmış. Bu şekilde, bir elin verdiğini öbür el görmeden, yoksullar incitilmeden yardımlaşma ve dayanışma sağlanmıştır. Bu eşsiz mimari yapıt hakkında ki tüm detaylar haberimizin devamında;

  • Darüşşifa

Mimar Ahlatlı Hürrem Şah’ın inşa ettiği Divriği Darüşşifa’ nesi günümüze ulaşan en eski şifahanelerden birisidir. Hastane formunda inşa edilen şifahanenin sağ ve sol bölümlerinde hasta odaları ile küçük eyvanlar yapılmıştır. Baş mimarın, şifahanenin ana giriş kapısının karşısında bulunan büyük eyvan ve buraya yaptığı yelpazeyle sağladığı ses akustiği ise büyük önem taşımaktadır.

800 yıl önce akıl ve sinir hastaları darüşşifada sesle tedavi ediliyordu

Mimari özellikleri ile dikkat çeken şifahane de ses akustiği oldukça dikkat çekici. Camiye bitişik olarak inşa edilen şifahanenin içinde havuz bulunmaktadır.8 asır evvel bu havuzdan akan ve havuzdan tahliye edilen su sesiyle, tasavvuf musikisiyle ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle akıl ve sinir hastaları tedavi edilmiştir. Bu sesler hasta odalarına, tedavi olan hastaların ihtiyacına göre iletilerek tedavi sağlanmıştır. Osmanlı döneminde ise bu şifahane, dini ve pozitif ilimlerin öğretildiği medrese olarak kullanılmıştır.

  • Batı Kapısı

Son zamanlarda ‘Tekstil Kapı’ olarak adlandırılan Batı Kapısı; Çıkış Kapısı, Çarşı Kapısı ve Gölgeli Kapı olarak da bilinmektedir. Bu kapıya ‘Tekstil Kapı’ denmesinin nedeni, taş işlemeciliğinde birçok motifin kullanılması ve aynı zamanda işlenen bu motiflerin bir kilimi veya seccadeyi anımsatması.

Yapıtta çok fazla şekilde kullanılan lale motifleri dikkat çekmektedir. Kapının ortasında da lale ve lale yaprakları motifleri bulunmaktadır. Tasavvufta lale; Allah’ın birliğini temsil eder. Çünkü lale, sadece bir soğandan oluşan bir bitkidir. Bu durumda tekliği, birliği ifade eder.

Ayrıca kapının sağında bulunan çift başlı kartal ve solunda bulunan hem çift başlı kartal hem de başı öne eğik şahin motifleri dikkat çekmektedir. Çift başlı kartal Anadolu Selçuklu devletini simgelerken başı öne eğik olan şahin motifi ise Anadolu Selçuklu Devletine bağlı olan Mengücek Beyliği’ni temsil etmektedir.

Ayrıca Batı Kapısında mayıs ile eylül ayları arasında ikindi namazından 45 dk öncesinde mimarisine bağlı olarak insan silueti oluşmaktadır. Ortaya çıkan bu siluet Kur’an-ı Kerim okuyan ve namaz vakti yaklaşınca ellerini bağlayarak kıyama duran insan şeklini almaktadır.

  • Cennet Kapısı

Caminin en ihtişamlı kapısına Cennet Kapı adı verilmiştir. Bu kapıya kuzey yönüne ve kaleye dönük olduğu için Kuzey Kapı, Kale Kapı da denilmiştir. Aynı zamanda cemaatin camiye giriş için kullandığı bu kapı Cümle Kapı olarak da nitelendirilmiştir. Kapının üzerindeki motiflerle cennet ve cennetteki sayısız nimetler tasvir edilmiştir. O yüzden kapı üzerindeki her bir motif eşsiz güzelliktedir.

  • Şah Kapısı

Caminin en mütevazı kapısıdır. Şahın ibadet etmek için camiye girdiği kapıdır burası. Osmanlıda bu kapı için ‘hünkâr kapısı’ da denilmektedir. Bu kapı insan boyundan daha küçük olarak inşa edilmiştir. Bunun nedeni ise Şah’ın sadece Allah’ın huzurunda eğildiğini ifade etmek içindir. Bu arada ‘hünkâr kapıları’ padişahları, beyleri cemaatten ayırmak için değil saldırı ve suikastlara karşı korumak amacıyla yapılmıştır. Kapının girişinde bulunan kitabede ''Mülk, Kahhar ve tek olan Allah'a aittir" ayeti yazmaktadır. Amaç bu kitabe ile hükümdara camiye her girdiğinde mülkün gerçek sahibini hatırlatmaktır.

  • Darüşşifa Taç Kapısı

Darüşşifanın giriş kapısı olan Taç Kapı, oldukça görkemli bir yapıya sahiptir. Kapının üzerinde bulunan yıldız ve hilal motifleri Türk Bayrağındaki yıldız ve hilalin aynısıdır. Ayrıca kapı üzerinde Selçuklu’yu simgeleyen bir çok motif bulunmaktadır.

Kapının üzerinde bir pencere ve pencerenin tam ortasında bir ‘denge sütunu’ bulunmaktadır. İki tanede cami içinde bulunan bu sütunlardan topalam üç tane vardır. Bu sütunlar baş mimar tarafından caminin dengede olduğunu göstermek için hareketli olarak inşa edilmiştir. Sütunlar döndükçe caminin dengede olduğu anlaşılmaktadır. Fakat Erzincan depreminden sonra bu sütunlar etkilenerek dönebilme özelliğini kaybetmiştir.

  • Minber

Ulu Cami’nin minberi dünyadaki en uzun ömürlü ağaç olarak bilinen abanoz ağacından yapılmıştır. Cami ile yaşıt olan minber günümüzde orijinalliğini korumaktadır.

Minber üzerinde bulunan yazı kuşaklarında, 21 Arapça metin yer almaktadır. Bunların 18’i ayet ve hadis 3 tanesi ise kitabedir. Metinler, Selçuklu Sülüsü diye bilinen yazı stili ile yazılmış ve bitkisel şekillerle motiflendirilmiş. Minber, Tiflisli İbrahim oğlu Ahmet tarafından 12 – 13 senede yapılmıştır.

  • Mihrap

Türk İslam sanatının her aşamasına yansıdığı mimarinin mihrap bölümünde kalp ve lale motifleri dikkat çekici. Mihrabın alt kısımda içi boş ters kalp motifleri, ortasında içi dolu ters kalp motifleri, tepesinde ise lale motifi ve Allah lafzının elif harfleri bulunmaktadır. Bu motiflerle kalplerin Allah’a yakın olması, kalplerin Allah’ın nuruyla dolması, uzak kalan kalplerin ise boş olduğu anlatılmak istenmiştir. Kısacı mihrapta yer alan motiflerle Allah ile kul arasındaki ilişki sembolleşmiştir.

  • Türbe

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasının Türbe bölümünde Ahmet Şah’ın, eşi Turan Melek’in ve ailesinin kabirleri bulunmaktadır. Bu kapı üzerinde de tasavvufi motiflerin bulunduğu birçok motif dikkat çekmektedir. Bu motiflerle dünya ve edebi mekân, ahiret hakkında anlatılmak istenen bilgiler işlenmiştir.

HABERNEDİYOR.COM / KÜBRA ÖZGÜ - ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
18
açık