Bozdağ, uzun zamandır tartışılan süresiz nafaka konusuna noktayı koydu

Bekir Bozdağ, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Süresiz nafaka, 2021 senesindeki boşanma oranı, hakimlerin katilleri serbest bırakması, hakim ve savcı yardımcılığı ile FETÖ ile mücadele konularına değinen Bozdağ, süresiz nafakayı hiç adil bulmadığını ancak öncelikleri arasında bunun olmadığını da ifadelerine ekledi.

GÜNDEM 12.04.2022, 12:22 12.04.2022, 12:32 Başak Çetin
Bozdağ, uzun zamandır tartışılan süresiz nafaka konusuna noktayı koydu

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, katıldığı bir televizyon programında hem gündem hakkında değerlendirmelerde bulundu hem de merak edilen bazı konulara açıklık getirdi. Bozdağ’ın konuşmalarından öne çıkanlar şu şekildeydi: “Süresiz nafakanın kaldırılıp kaldırılmayacağı şu anda pek çok insanın merak ettiği bir konu. 1988 senesine kadar nafaka, süreli olarak verildi. Ancak sonrasında değişen Medeni Kanun ile birlikte nafaka da süresiz oldu. Bu durum, Anayasa’ya aykırı değil. İçtihat değişikliği sebebiyle süresiz nafakanın süreli hale dönebileceğini söylemek de Anayasa’dan bihaber olanların ya da yasaları ezbere bildiği halde konuyu farklı yerlere çekmek isteyenlerin sözleridir.”

“2021’de 30 bin nafakaya karar verildi”

“Adalet Bakanlığı olarak toplumdaki sorunun büyüklüğünün ölçülmesi gerektiğini ve bu yapılırken de sosyal devlet ilkesinin gözetilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu şekilde hareket ediyoruz. Aynı zamanda değerlendirmelerimizi de bu şekilde yapıyoruz. 2021 senesinde 279 bin 700 adet boşanma davası açıldı.  Bunlardan 180 bin tanesinde boşanmaya hükmedildi. Ancak 180 bin davanın yalnızca 30 bininde nafakaya karar verildi. Bu nafaka konusu Adalet Bakanlığı gündemine taşındıktan sonra medyada bazı haberler yer aldı. Yapmadığımız işler yapılmış olarak gösterildi. Sanki bakanlık olarak medyaya bilgi vermişiz de süresiz nafaka kaldırılacakmış diye konuşuldu. Bizim ne böyle bir bilgiyi medyaya vermemiz ne de süresiz nafakanın şu anda gündemimizde olması söz konusu. Ancak medyadan gördük bir sürü şey söylediler, ahkam kestiler, eleştiri yaptılar. Bu konu beni çok üzdü.”



“Şu anda bakanlığımızın öncelikleri farklı”

“Belirttiğim gibi şu anda önceliğimiz, süresiz nafaka konusu değil. Şu anda önceliklerimiz farklı. Bu sorunun ülkemizde olduğunu biliyoruz. Bakanlığımızın da bu konuda çalışmaları var ancak önceliğimiz diğer konular. Bu konunun çözümü için uzun zamana ihtiyacımız var. Öte yandan insanların bir ay evli kaldıklarını ama mahkemenin süresiz nafakaya hükmettiğini de biliyoruz. Bir ay evlilik için ömür boyu nafaka ne doğru ne de adil. Ben bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Nafakanın da doğru, adil ve hakkaniyetli olması önemlidir. Bu konularda bakanlığımızın bazı hazırlıkları var. Konu hakkında getirilen çözüm önerileri de var. Hatta önerilerin somuta döndürüldüğünü de söyleyebilirim. Ancak bu konuda zamana ihtiyacımız var. Tabi ki bir gün evli kalana da ömür boyu nafaka verilmesi, kimsenin vicdanıyla kabul edeceği bir şey değil. Bunu haklı gören biri olduğunu da düşünmüyorum.”

“Hakim medyaya bakarsa dosyayı unutur”

“Sosyal medyada ya da diğer medya organlarında görüyoruz. Yorumcular, gazeteciler, yazarlar… Konuyla ilgisi olan ve olmayan herkes konuşuyor. Eğer hakim bu konuşmalara bakarsa, dosyayı unutur. Bu defa da delilden, kanunda, hukuktan ve Anayasa’dan uzaklaştığı için bambaşka ve hiç olmaması gereken kararlar çıkabilir. Hakim eğer kanuna hukuka uygunsa içi rahattır. Hakim kanuna bağlı değilse, medyada konuşanları dinliyorsa ya da kamuoyunu tatmin etmeye çalışıyorsa o zaman da rüzgarda savrulan yaprak gibidir. Bir o yana bir bu yana savrulur. Hakimlerin, kararlarını bir kanuna ve Anayasa maddesine bağlaması önemlidir. Eksik delili bulunduğunda ise nihai karar kesinlikle verilmemelidir. İstanbul’da bir kadına şiddet olayında zanlının görüntüleri ortaya çıktı, zanlı sonrasında tutuklandı. O görüntüler olmasaydı davada yetersiz delil olurdu. Delil yeterli olduğu için hakim karar verebildi. Ancak yeterli delile rağmen karar verildiğinde de bu, itiraz yoluyla yerine getirilebilir.” 



Kadını 23 yerinden bıçaklayan erkeğin serbest bırakılması

“Cumhurbaşkanımız bir kadına şiddet olayından bahsetti. Kadını 23 yerinden bıçaklayan erkek serbest bırakıldı. Bir defa 23 tane bıçak atan birini ne Anayasamız ne kanunlarımız ne de vicdanlarımız serbest bırakabilir. Ama o erkek serbest bırakıldı. Savcı ve hakimlere yönelik mesleki eğitimler düzenlenmeye karar verildi. Eksik soruşturma konusunda ise Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile sıkı işbirliğiyle çalışıyor. İçişleri Bakanlığı, bakanlığımızın eksiklerini derhal tamamlıyor. İki bakanlığın ortak çalışmaları kapsamında kamuoyunu rahatsız eden olaylara sebep olan kararlar da azaltılacaktır. Dosyada belge, bilgi ve delil olduğu halde halkın ayaklanmasına sebep olacak bir kararın verildiği herhangi bir dava bilmiyorum. Dediğim gibi eksik soruşturmaların tamamlanması içinse çaba sarf ediliyor.”

“FETÖ ile mücadele, hızla devam ediyor”

“Fethullahçı Terör Örgütü’nün hain darbe girişiminin ardından yargıda pek çok ihraç gerçekleşti. Sonrasında da genç yaşta savcı ve hakim olanlar göreve başladı. Bu konuyla ilgili bazı tartışmalar yaşandı. 25 yaşında savcı ve hakim olarak göreve başlayanlar var. Ancak bu yeni bir durum değil. Ülkemiz, FETÖ’nün pek çok kurumdaki işgali sebebiyle büyük bedeller ödedi. Ancak şu anda FETÖ’nün yargıdaki nüfuzuna ve işgaline tamamen son vermiş durumdayız. Türk yargısı içinde tespit edilen herkesi yargı dışına gönderdik. Tarafsız ve bağımsız hareket edemeyen; delile, dosyaya, kanuna bağlı olmayıp FETÖ’den emir alanlardan adalet beklememiz hiçbir şekilde mümkün değildir. Böyle kişilerin vatandaşlarımıza adalet dağıtmasına izin vermek, sorumluluğumuzu yerine getirmediğimiz anlamına gelir. Adalet terazisinin ayarları her daim doğru olmalıdır. Devlet, o terazinin bozulmasına izin vermemelidir. Adalet Bakanlıklarının da hükümetlerin de asıl görevi, adalet terazisini korumak ve ayarları bozmak isteyenlere izin vermemektir. Biz, buna hiç izin vermeyerek ülkemize çok büyük iyilikler yaptık.” 



Hakim ve savcı yardımcılığı kurumu kuruluyor

“Nitekim nitelikli savcı ve hakimleri göreve almak konusunda kararlılığımız kapsamında savcı ve hakim yardımcılığı kurumunu da getireceğiz. Mezun olan kişilerin bu kuruma yardımcı olarak atanmasını sağlayacağız. Bir savcı veya hakime en fazla 2 yardımcı atanacak. Görev, usta-çırak ilişkisinde yürütülecek. Yardımcılık konusunda 3 senelik süreci öngörüyoruz. Mayıs ayında bu konunun Meclis’te görüşüleceğini düşünüyorum. Kanun teklifi de yasalaştırma da Meclis’in yetkisindedir. Milletvekillerimiz bu konu üzerinde çalışıyorlar. Biz de bakanlık olarak onlara lojistik destek sağlıyoruz. Eğer bu önerimiz yasalaşırsa 1 Ocak 2023 tarihinde yeni sistem devreye girecek. Böylelikle nitelikli savcı ve hakimlerin yetiştirilmesi konusunda önemli bir adım atmış olacağız.”

“FETÖ, bin bir kılığa bürünebilen bir örgüt”

“FETÖ’nün kripto unsurları olabilir. Çünkü bu örgüt, bin bir kılığa girebilen bir yapılanma. Devletimizin FETÖ’ye kriminal gözle yaklaşımı AK Parti iktidarında gerçekleşti. Bu konuya örnek olarak 2014 seçimlerindeki HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üyeliği seçimlerini örnek verebiliriz. Yargıda Birlik’in adayları bu seçimi kazandı ve sonrasında FETÖ’nün sonu hazırlandı. Devletten ihraçlarla ilgili kararlar, hukukun denetiminde veriliyor. Devletin içinde FETÖ’nün aktörü olan herhangi biri artık bulunmuyor. Şu anda piyasada bilinen birileri yok. Ancak kıyıda köşede saklananlar olabilir. Onların da ne kadar saklanabileceğini bize zaman gösterecek. Şu anda devlette etkin oldukları herhangi bir alan yok. Artık buna imkanları da güçleri de yok zaten. FETÖ’cü olarak kalkıp bir şeyler yapma şansları yok. Çünkü o kişiyi fark ettiğimizde savcı ve hakimler devreye girip gereğini yapıyorlar. Devlette çalışan herkesin Anayasa’ya, kanunlara, millete ve devlete sadakat yükümlülüğü olmalıdır. Eğer siz sadakatli biri değilseniz devlet de sizinle çalışmaz.”



Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’a devredilmesi

“Bu konuda siyasi temelli eleştirilerden ziyade göz önünde bulundurulması gereken şey hukuktur. Kaşıkçı cinayetinin tasvip edilecek herhangi bir yanı yok. Bu konuda onurlu, kararlı, etkin davranış ortaya koyan tek ülke de Türkiye oldu. 2018 senesinden bu yana geçen süre zarfında davada bir milim bile yol alınamadı. Çünkü 26 sanık var ve bunların yargılanabilmesi için de Türk mahkemelerine getirilmeleri gerekiyordu. Ancak hepsi Suudi Arabistan vatandaşı olduğu için şimdiye kadar hiçbiri ülkemize gönderilmedi. Bugüne kadar talep ettiğimiz adli yardıma da hiçbir ülkeden cevap alamadık. Davanın ülkemizde durdurulması ve yargılamanın Suudi Arabistan’a nakledilmesi yasalara uygundur. 6706 sayılı yasanın 24. maddesi der ki ‘Bir seneden uzun hapis cezası gerektiren suçlarda soruşturma sırasında şüpheli veya sanık yabancı devlet vatandaşı ise ve hiçbir şekilde mahkeme huzuruna getirilemiyorsa ya da adli yardım kapsamında savunması alınamıyorsa soruşturma ve kovuşturma adımları bahsi geçen ülkeye nakledilebilir.’ Bu kanunda her şey açık açık yazarken bu devri nasıl onaylamayız?”

“Türkiye yargı yetkisini değil davayı devretti”

“Bu haberin basında yer almasıyla birlikte Türkiye’nin yargı yetkisini devrettiğine dair yorumlar yapıldı. Bu konuda yargı yetkisi, Türk milleti adına, Türk yargısına aittir. Böyle bir devir söz konusu değildir ve hiçbir zamanda hiçbir şekilde de olamaz. Sanki ülkemiz tüm yargı yetkilerini devretmiş gibi algı oluşturuyorlar. Kamuoyunda konuşulan davalardan bir diğeri de Adnan Oktar davası. Ancak şu anda devam eden bir süreç hakkında görüş belirtmem doğru olmaz. Osman Kavala hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından verilen karar ve bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne sevk edilmesi de çok konuşuldu. Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hakkında verdiği ihlal kararına konu olan davada tahliye edildi ancak devam eden başka yargılama sebebiyle şu anda tutuklu bulunuyor. Yargı memnuniyeti ve yargı bağımsızlığı konusunda ülkemiz, hukuk sistemi ve devleti olarak ileri bir anlayışa sahiptir. Eksiklikleri tamamlamak için her türlü gayreti ise gösteriyoruz. Öte yandan bazı göstergeler, ülkemizin gerçekliğini tam olarak yansıtmayabiliyor.”



“Cezaevlerindeki doluluk oranımız oldukça yüksek”

“Şiddetle mücadele konusunda pozitif ayrımcılık uygulaması devam ediyor. Şiddet olaylarının önlenmesi için cezaların caydırıcılığı çok önemli. Ancak bilindiği üzere ceza, suç işlendikten sonra devreye giren bir kısım. Cezaların caydırıcılığına önem verildiği kadar şiddetin doğmasını önleyici hukuka da önem verilmelidir. Fiillerin işlendiği ahlak, iklim ve kültür hiçbir şekilde oluşturulmamalıdır. Bu tarz şiddetler hoş görülmemelidir. Cezaevleri doluluk oranımız şu anda oldukça yüksek. Normalde cezaevleri kapasitesi 280 bin ancak şu anda 280 bin kişinin üzerinde insan cezaevinde. Bu oranın azaltılması için ciddi tedbirler alıyoruz ve önemli adımlar atıyoruz. Öte yandan doluluk oranının makul olduğunu da söyleyebiliriz.”

“Stokçuluk yapanlar hakkında cezaları artıracağız”

“Her sektörde stokçuluk yapanlar var. Bunu yapanlarla ilgili cezaların normalde artırılması gerekir. Bizim yeni çalışmalarımıza göre de cezaların artırılması gündemde. Hem yanlış haberlerle sektörlerde fiyat artırılmasına hem de hizmetlerin olması gerekenden daha yüksek fiyatlarla satılmasına sebep olan kişilerle ilgili cezaları artıracağız. Ayrıca bile isteye stokçuluk yapan kişiler için de cezalar artırılacak. Şu anda ne yazık ki tutuklanamıyorlar. 2 seneden düşük olan suçlarda tutuklama yasağı mevcut. Bu suçun cezası 2 sene olduğu için de böyle bir şey bulunmuyor. Onun için bu cezanın üst ve alt sınırlarının değiştirilmesi için adım atacağız. Bu adımın ardından stokçuluk yapanlar hakkında herhangi bir veri tespit edilirse ve bu veriler de adli makamlar tarafından delillendirilirse gerekli hukuki süreç işletilecektir.”

Bozdağ’ın ikinci kez bakan olması hakkında

“İkinci kez Adalet Bakanı olduktan sonra yeni dönemde yapmayı hedeflediğim bazı çalışmalar var. Bu çerçevede asıl konu, yargıda memnuniyet ve yargıya güven. Bu konuları ülkemiz lehine değiştireceğiz. Adaletin zamanında tecelli etmesi, FETÖ elebaşı Gülen ve diğer teröristlerin ülkemize iadesi gibi konulara öncelik vereceğiz.”

Yorumlar (0)
16
açık