Sri Lanka: Ekonomik ve etnik kriz bir ülkeyi nasıl kaosa sürükledi?

Son aylarda Sri Lanka'da büyük bir kaos yaşanıyor. Kötüye giden ekonomi sonrasında birçok vatandaş protestolara başlamış daha sonrasında ülkenin Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa ülkeden ayrılmıştı. Rajapaksa 15 Temmuz tarihinde görevinden resmen istifa ederken yerine Başbakan Wickremesinghe'yi atamıştı. Ülkede artan ekonomik sıkıntılar nedeniyle okullar tatil edildi ve petrol satışı sadece temel ihtiyaçları karşılayacak şekilde satıldı. Peki, kaosun hakim olduğu Sri Lanka tam olarak nasıl bu konuma geldi? Kriz nasıl başladı? Ülkenin krize girmesinin nedeni sadece ekonomik kriz miydi? Hepsi ve daha fazlası haberin ayrıntısında yer alıyor.

DÜNYA 30.07.2022, 13:50 Tayfur Bal
Sri Lanka: Ekonomik ve etnik kriz bir ülkeyi nasıl kaosa sürükledi?

Sri Lanka Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa ülkedeki yaygın protestolar nedeniyle ilk önce ülkeyi terk etmiş daha sonra 15 Temmuz 2022 tarihinde görevinden resmen istifa etmişti. Onun yerine geçen eski Başbakan ve şimdiki geçici Devlet Başkanı Ranil Wickremesinghe de aynı şekilde siyasi ve ekonomik kargaşanın ortasında gitme çağrılarıyla karşı karşıya kaldı. Uzmanlar ülkede yaşanan dramın birkaç gün içinde tırmanışa geçmesine rağmen, krizin yıllar içinde ortaya çıktığını savunuyor.

Sri Lanka’da neler oluyor?

Sri Lanka'da olanlar gerçekten devrim niteliğinde zira ülke tarihinde ilk kez bir cumhurbaşkanı istifa etti. Üstelik bu istifa oldukça küçük düşürücü şekilde gerçekleştirildi. Eski Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa daha önce istifa etme niyetini açıklamıştı, ancak bunu hemen yapmadı, çünkü bunu yaptığında başkanlık dokunulmazlığını kaybedecekti. Rajapaksa bunun yerine ilk önce ülkeden ayrıldı. Eski Devlet Başkanı önce Maldivler'e ardından ise Singapur'a gitti. Bazıları ise Rajapaksa'nın şimdilerde Suudi Arabistan'a gitmek istediğini iddia ediyor. Ancak Dubai, Maldivler ve Suudi Arabistan'ın Müslüman devletler olduğu ve Rajapaksa'nın iktidarda olduğu süre boyunca iktidarda kalmasını güçlendirmek için İslamofobiyi teşvik etmekle suçlandığı düşünüldüğünde, bu olasılıklar düşük olarak değerlendiriliyor.

Geçici Devlet Başkanlığına Wickremesinghe atandı

Tüm bunların arkasındaki kıvılcım ise bir protesto hareketiydi. Protestocular Rajapaksa ve kardeşlerinin yönetimden gitmesini istiyorlardı ancak birçoğu Başbakan Wickremesinghe'nin de görevden alınmasını talep ediyordu. Parlamentoya seçilmeyen ve yalnızca yasama organının başında yer alan ulusal bir liste aracılığıyla sandalye sahibi olan Wickremesinghe ise şimdilerde Geçici Devlet Başkanı olarak görev alıyor. Yani yetkisi millet tarafından verilmeyen ve partisi 2020 seçimlerinde kullanılan 11,5 milyon geçerli oyun yalnızca küçük bir kısmını alabilen bir politikacı şu anda devletin başında yer alıyor.

Kriz nasıl başladı?

Ülkedeki kıvılcım Rajapaksa'nın 2021 yılında gübre, herbisit ve böcek ilacı yasağını duyurmasıyla başladı. Birbirini takip eden Sri Lanka hükümetleri uzun zamandır imkanları zorlayarak ülkeyi ayakta tutmak için bir borç çevirme stratejisi uyguluyor. Ülke, borcunu ödemek için turizm ve uluslararası havale gelirlerinin yanı sıra yeni kredilere güveniyordu. Ancak yaşanan pandeminin ardından ülke turizmi ciddi şekilde etkilenerek ülkede ekonomistlerin ödemeler dengesi krizi olarak adlandırdığı durum yaşandı. Başka bir deyişle, ülke ithal ettiği ürünlerin borcunu ödeyemiyor. Bu durum, hükümeti aniden herbisit ve gübre yasağı ilan etmeye itti. Yöneticiler bu yolla ülkenin ithalatta yılda 400 milyon dolar tasarruf sağlayacağını umuyorlardı. Başkan Rajapaksa ise daha önce yaptığı açıklamalarda organik tarıma geçişin 10 yıl içinde gerçekleşeceğini belirtmişti. Bunun yerine bu plan tarım verimi üzerindeki etkisine dair uyarılara rağmen aniden uygulamaya konuldu.

Okullar kapatıldı, işçiler evde kaldı, vatandaşa yakıt verilmedi

Bu da çiftçilerin protestosuna yol açtı. Daha sonra ise bu protestolara sendikalar katıldı. Ödemeler dengesi krizi çiftçiliğin çok ötesine geçti. Hükümetin ithal etmeyi umduğu hemen hemen hiçbir şey için ödeme yapamadığı bir noktaya geldi ve bu da ilaç ve süt tozu kıtlığına yol açtı. Bu durum diğer sektörlerden insanların da protestolara katılmasına neden oldu. Bunun üzerine, hükümet borçlarını ödemek için para bastı ve enflasyon rakamları kaçınılmaz olarak %50'nin üzerine çıktı. Bardağı taşıran son damla ise, insanlar artık gaz ve yakıt için ödeme yapamayacaklarını anladıklarında geldi. Birkaç hafta önce hükümet, yalnızca temel hizmetler için yakıt sağlayacağını, okulları kapatacağını ve işçilere evde kalma emri vereceğini duyurdu.

Dövizin bitmesi

Modern tarihin en kötü ekonomik kriziyle karşı karşıya kalan 22 milyon nüfusu olan Sri Lanka gıda, elektrik, ilaç ve diğer ihtiyaçlar için büyük fiyat artışlarıyla mücadele ediyor. Krizin doğrudan nedeni oldukça açık: Sri Lanka'nın dış rezervleri, yani hükümetin ve vatandaşların ithalat için ödemesi gereken para birimleri tükendi.2020'nin başından bu yana Sri Lanka'nın döviz talebi artarken ihracat, kredi ve diğer sermaye girişleri gibi ülkeye döviz girmesini sağlayan faaliyetler ise giderek azaldı. Bu durum Sri Lanka Merkez Bankası tarafından tutulan resmi döviz rezervlerinde yaklaşık 8 milyar doların kısa süre içerisinde 2 milyar doların altına düşmesine neden oldu. Öte yandan Sri Lanka para birimi kapalı olarak nitelendiriliyor, yani ülke dışında işlem görmüyor. Bu nedenle döviz işlemlerinin merkez bankasından geçmesi gerekir. Bu rakamlar ne kadar kötü olsa da, gerçek daha da kötü.

Mayıs ayında temerrüde düştü

Brüt rezervler, ödemeler için kullanılabilecek bir banka hesabındaki para ile aynı değildir. Örneğin, ödemelere önceden taahhüt edilmiş paralar ve belirli ülkelerden ithalatı sınırlayan koşullara sahip krediler de brüt rezervlere dahildir. Gerçek ve kullanılabilir döviz miktarı çok daha azdır. Sri Lanka'da mayıs ayının başlarında, reel döviz miktarı 50 milyon dolardı. 2021'in sonunda ithalat işlemleri için günde yaklaşık 75 milyon dolara ihtiyaç duyan bir ekonomi için bu oldukça düşük bir seviye. Bu durum Sri Lanka hükümetinin mayıs ayı sonlarında 78 milyon dolarlık bir faiz ödemesinde temerrüde düşmesine yol açtı.

Ülkeye döviz girişi oldukça azaldı

Sri Lanka'daki ithalatın ihracatı geride bırakması, yurtdışında yaşayan Sri Lankalıların ülkeye daha az para göndermesi, turizm sektöründeki gerileme ve yüksek borçlar ülkeye giren döviz miktarını azaltırken döviz harcamalarını ise artırdı. Bu nedenle ülkede bir dengesizlik oluştu. İki yıl içinde Sri Lanka'nın yıllık ticaret açığı yaklaşık 6 milyar dolardan 8 milyar dolara kadar yükseldi. 2019 yılından bu yana havale işlemlerinin değeri %20'den fazla düştü. 269 ​​kişinin öldüğü 2019 Paskalya bombalamalarının darbe vurduğu turizmden elde edilen gelir 2018 yılında gördüğü zirveden neredeyse %90 seviyesinde gerileme gösterdi.

Döviz kurunun desteklenmesi

Normalde bir ülke dövizin bitmesini iki şekilde önleyebilir. Bunlardan ilki borç para almaktır. Ancak Sri Lanka, bu krizden önce zaten büyük ölçüde borç içindeydi. Arka arkaya gelen hükümetler altyapı projelerini finanse etmek ve zarar eden kamu hizmetlerini desteklemek için borç aldı. Sri Lanka yıllık 10 milyar dolar tutarındaki borç servisi maliyeti ile artık borç veren ülkeler için kötü bir seçenek. İkinci ve daha iyi çözüm, Avustralya, İngiltere, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gibi dalgalı bir döviz kurudur. Değişken oranlarla para biriminin değeri talebe göre değiştiği için bu durum ticaret değerini dengelemeye yardımcı olur. Teknik olarak Sri Lanka'nın dalgalı bir para birimi var, ancak bu yönetilen ve müdahale edilen bir dalgalanma. Hükümet özellikle Sri Lanka Merkez Bankası aracılığıyla, rupinin değerini dolara sabitleyip yeniden fiyatlandırıyor.

Hükümet riskli politikalara yöneldi

Hükümetler, para birimlerinin değerini korumak için birçok şey yapabilir, ancak en etkili yollardan biri döviz rezervlerini kullanarak para biriminin kendisini satın almaktır. Sri Lanka Merkez Bankasının yaptığı da tam olarak buydu. Yabancı rezervler tükenirken, hükümet daha riskli başka politikalar benimsedi. 2021 yılının nisan ayında gübre ithalatını yasaklama kararı krizi artırdı. Bu durum organik tarımı teşvik etmek için bir politika olarak pazarlandı, ancak gerçekte döviz talebini azaltmakla ilgiliydi. Ardından gelen tarımsal üretimdeki düşüş, ekonomik krizi daha da ağırlaştırdı.

Artan fiyatlar

Nasıl kısa vadeli çözümler daha uzun vadeli sorunlar yaratabilirse, uzun vadeli çözümler de kısa vadeli sorunlar anlamına gelebilir. Sabitlenmiş rupinin dolar karşısında %40'tan fazla değer kaybetmesine izin vermek enflasyonu %54'e yükseltti. Sri Lanka hükümetinin Uluslararası Para Fonu'ndan beklediği yardımın, en azından başlangıçta insanları sert bir şekilde etkilemesi muhtemel gözüküyor. Geçmişteki örneklere dayanarak, IMF, Sri Lanka'yı kurtarmadan önce hükümet harcamaları ve diğer ekonomik göstergeler konusunda büyük taahhütler isteyebilir. Ancak herhangi bir eylem olmadan, Sri Lanka'daki yaşam daha da kötüye gidebilir. İthal hammadde kıtlığı ile sanayi üretimi daralarak düşük üretim, düşük yatırım ve bunun sonucunda düşük ekonomik büyümeden oluşan aşağı yönlü bir sarmal oluşabilir.

Etno-Milliyetçilik yolsuzluk ve liyakatsizliğe yol açtı

Ancak Sri Lanka’da yaşananlar tamamen ekonomik krizle alakalı değil. Ülkedeki kıvılcım ödemeler dengesi krizi sonrasında gelmiş olsa da araştırmacılar ve ekonomistler bu karışıklığın temelinde, yolsuzluğa ve liyakatsizliğe izin veren ve bunları teşvik eden köklü bir etno-milliyetçilik olduğuna inanıyor. Sri Lanka 1950'lerden beri Sinhalese Budist milliyetçiliğinin pençesinde. Sinhaleseler ülke nüfusunun yaklaşık %75'ini, Tamiller yaklaşık %15'ini ve Müslümanlar ise %10'unu oluşturuyor. Sinhaleseler, üniversitelere ve hükümet pozisyonlarına erişim söz konusu olduğunda ilk tercih edilenler arasında yer alıyor. Ancak bu durum, yalnızca ülkedeki azınlıkların değil, aynı zamanda yönetiminin de zararına oldu ve devletin işleyişinde bir bozulmaya yol açtı. Sri Lanka, liyakati göz ardı eden ve bunun yerine tek bir baskın grubun yönetimi eline geçirdiği etnokrasiye dayanan bir sistemle yönetilmeye başladı. Bu da liyakatsizliğin ve yolsuzluğun yayılmasına yardımcı oldu.

Ranil Wickremesinghe kimdir?

Wickremesinghe göreve geldikten sonra protestocular tarafından hoş karşılanmadı ve birçoğu Rajapaksa ailesiyle olan yakın ilişkisini eleştiriyordu. Öte yandan Wickremesinghe'nin Tamillere karşı uzun bir ayrımcılık ve militarizasyon geçmişi de var. Wickremesinghe ilk olarak 1977 yılında parlamentoya seçildi. 1993'ten 1996'ya kadar başbakanlık yapan Wickremesinghe o zamandan beri Birleşik Ulusal Parti'de (UNP) üst düzey görevlerde yer alıyor. Bir merkez sağ partisi olan UNP, 1977, 1979, 1981 ve 1983'te Tamillere karşı sayısız saldırıyı denetleyerek etnik gerilimleri körükledi. Parti ayrıca adanın kuzey ve doğusunun sömürgeleştirilmesini organize ederek etnik bileşimi değiştirdi ve Tamilleri zorla evlerinden çıkardı. Rajapaksa gibi Wickremesinghe'nin de orduyla yakın bağları var. Buna, 2009 yılında Tamillerin katledilmesindeki rolü nedeniyle ABD'ye girmesi yasaklanan General Shavendra Silva da dahil. Wickremesinghe, Sri Lanka hükümetinin Tamillere karşı uyguladığı vahşeti özetleyen BM Uzman Paneli raporunu da reddetti. 2019 Paskalya bombalamaları sırasında başbakan olarak Wickremesinghe, kendisinin ve hükümetinin Hindistan tarafından iletilen istihbarata göre hareket etmediğini itiraf etti. Bu gecikme, adanın dört bir yanındaki bomba patlamalarında 250'den fazla kişinin ölümüyle sonuçlandı.

Sinhalese Budist milliyetçiliğinin neden olduğu hasar

Wickremesinghe ve Rajapaksa gibi politikacılar, Sinhalese Budist milliyetçi ideolojileri nedeniyle çoğunluk olan Sinhales halkı tarafından siyasi güç konumlarına getirildi ve bu da adadaki azınlıklara karşı ayrımcılıkları artırdı. Bu güç durumu, liderlerin ekonomiyi yanlış yönetip nihayetinde ülkeyi iflas ettirirken kişisel servetlerini büyütmelerine izin verdi. Sinhalese Budist ideolojisi içinde, Sinhalese-Budist olmayan herkes dışlanıyor. Ülkenin uzun iç savaşının sona ermesinin ardından Sri Lanka'daki tüm büyük siyasi partiler insan hakları ihlalleri ve Tamillere karşı işlenen savaş suçlarına ilişkin uluslararası soruşturma çağrıları da dahil olmak üzere, Sri Lanka devletine yönelik eleştirileri reddetti. Rajapaksa'nın kitlesel protestolara rağmen istifa etmeyi reddetmesi, Sinhalese Budist milliyetçiliğine de atfedilebilecek otoriterliğinin bir göstergesi olarak görülüyor. Öte yandan Sri Lanka anayasası, Budizm'e büyük bir güç vererek, Tamil, Müslüman ve Hristiyan gruplara karşı devam eden ayrımcılığın önünü açıyor. Bu ayrımcılık, 1956 yılında dönemin Başbakanı Bandaranaike'nin Sinhala dilini adanın resmi dili yapan ve Tamilleri önemli istihdam sektörlerinden çıkarmaya zorlayan bir yasayı uygulaması ile başladı.

İç savaş sonrası büyük açıklar

Rajapaksa kardeşlerin otuz yıldır devam eden Tamil isyanını acımasızca bastırmaya ve yenilgiye uğratmaya yardım ettiği gerçeği, Sinhalese Budist milliyetçileri arasındaki kimliklerini güçlendirdi ve iktidardaki hakimiyetlerini pekiştirdi. 2009 yılında sona eren bu iç savaş mevcut krize de katkıda bulundu. Çatışma boyunca, Sri Lanka hükümeti, isyanı bastırmayı finanse etmek için ulusal açıklar verdi. Savaştan sonra Rajapaksa altyapısını kurarak ülkeyi geliştirmeye çalıştı. Ancak bunun yerine ülkenin elde ettiği şey, genellikle Çin tarafından finanse edilen, yolsuzluk ve rüşvetle desteklenen büyülü altyapı projeleri oldu.

Ülkeyi Çin’e mahkum eden projeler

Örneğin ulaşımın oldukça sınırlı olduğu havalimanları inşa edildi. Mattala Rajapaksa Uluslararası Havalimanı bu projeler arasında yer alıyor. Bu tür diğer savurgan projeler arasında bir konferans merkezi ve Mahinda Rajapaksa Uluslararası Kriket Stadyumu olarak adlandırılan kriket sahası da yer alıyor. Bunun yanında Güney Asya'nın en yüksek iletişim kulesi olan, içinde başka tesisler de olması gereken ve 2019 yılında törenle açılan ancak hizmet dışı kalan Lotus Kulesi de bulunuyor. Bu tür projelerin inşası yolsuzluk iddiaları ile gündeme geldi. Projeler büyük ölçüde Çinli inşaat firmaları tarafından yapılıyordu ve yapımında çoğunlukla Çinli işçiler kullanılıyordu. Sri Lanka borçlarını ödeyemediği için 99 yıllığına Çin'e kiralanan Hambantota Limanı örneğinde ise Çinli mahkumlar çalıştırılıyordu.

Sri Lanka’nın toplam borcu 51 milyon dolar

Kağıt üzerinde ülke gelişiyor ve GSYİH yükseliyor gibi görünüyordu. Ancak büyüme, Sri Lanka'da üretilen mal ve hizmetlerden ziyade dış paradan kaynaklanıyordu. Kısa vadeli ve yüksek faizli Çin kredileri, Sri Lanka'nın borç sorununun hızlanmasında büyük bir rol oynadı. Sonuç olarak, ülkenin şu anda Çin'e 5 milyar ila 10 milyar dolar arasında borcu var. Ülkenin toplam borcu ise 51 milyar dolar.

Sri Lanka’yı nasıl bir gelecek bekliyor?

Sri Lanka'nın ilerlemesi için ihtiyaç duyduğu en önemli şey siyasi istikrar olarak görülüyor. Ülke siyasi iktidar olmadan, uluslararası toplumdan gereken yardımı alamayabilir. Öte yandan Sri Lanka, Uluslararası Para Fonu, Asya Kalkınma Bankası ve Dünya Bankası gibi uluslararası aktörlerin yardımı olmadan ekonomik karmaşasından çıkamayacak gibi duruyor. Ülkenin Hindistan, Japonya, Çin ve ABD gibi ortakların da yardımına ihtiyacı var. Geçici Cumhurbaşkanı Wickremesinghe, ülkenin 2023'ün sonuna kadar mal sıkıntısı çekeceğini açıkladı. Uzmanlar Sri Lanka'nın büyük ölçekli, uzun vadeli ekonomik yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Bunun gerçekleşmesi için, hükümetin ikili borcunu yeniden yapılandırması gerekecek. IMF, Çin ve diğer ülkelere olan borcunu ödeyebilmesi için Sri Lanka'ya para vermeyi düşünmüyor.

Çin, Sri Lanka üzerindeki etkisini geliştirmek için iyi niyet gösterebilir

Ancak Çin, Sri Lanka ile herhangi bir borç anlaşmasının kesilmesi halinde, Pakistan ve bazı Afrika ülkeleri gibi Çin'e yüklü miktarda borcu olan diğer ülkelerin de aynı şeyi bekleyeceğini biliyor. Pekin bu emsali oluşturmak istemiyor. Öte yandan, Çin büyük olasılıkla Sri Lanka ve diğer borcu olan ülkelerle birlikte çalışmak zorunda kalacak. Çin’in, Sri Lanka üzerindeki etkisini sürdürmek için iyi niyet geliştirmesi gerekiyor ve Sri Lanka'nın sıkıntılarını alevlendiren bir ülke olarak görülmek istemiyor.

1,5 milyon devlet personeli çalışıyor

Öte yandan IMF Sri Lanka'ya yardım etmesi halinde maliyetleri düşürmek için muhtemelen katı önlemler alacak. Büyük olasılıkla, Sri Lanka'nın para birimini dolara sabitlemek yerine serbest dalgalanması konusunda ısrar edecek, çünkü şu anda yurtdışındaki Sri Lankalılar döviz göndermek için bankacılık sistemlerini değil, resmi olmayan kanalları kullanıyor. Bu yüzden muhtemelen para birimini halihazırda sahip olduğu değerin ötesinde devalüe etmek zorunda kalacak. IMF ayrıca muhtemelen hükümetin şu anda yaklaşık 1,5 milyon olan devlet personellerinin sayısını azaltmasını bekleyecek.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL - ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
21
parçalı bulutlu