ABD - Meksika sınırı hiç olmadığı kadar ölümcül! Rekor sayıda ölümler gerçekleşiyor

Göçmen sayıları son 50 yılda 3 kat artış gerçekleştirdi. Özellikle ulaşım yollarının artması ile birlikte insanların farklı seyahat rotaları bulması ve ulaşımın kolaylaşması göçmen sayılarındaki artışın en büyük nedeni olarak gösteriliyor. Günümüzde yaklaşık 300 milyon insan doğdukları ülkenin dışında başka bir ülkede ikamet ediyor ve burada yaşıyor. Göç akışının en fazla olduğu koridor olan ABD – Meksika koridoru bugünlerde daha önce hiç olmadığı kadar ölümcül. Geçtiğimiz yıl verilerine göre sınırda yaşamını yitiren insan sayısında bir rekor yaşandı. Peki, ABD – Meksika sınırı neden bu kadar ölümcül ve artan ölümlerin sayısı tam olarak nedir? Merak edilenler haberin ayrıntısında yer alıyor.

DÜNYA 13.08.2022, 15:06 16.08.2022, 14:07 Tayfur Bal
ABD - Meksika sınırı hiç olmadığı kadar ölümcül! Rekor sayıda ölümler gerçekleşiyor

Mevcut Uluslararası Göç İstatistiklerine İlişkin Birleşmiş Milletler Tavsiyeleri, uluslararası göçmeni, her zaman ikamet ettiği ülkeyi değiştiren herhangi bir kişi olarak tanımlar. Kısa süreli göçmenler en az üç ay, en çok ise bir yıldan az bir süre için olağan ikamet ettikleri ülkeyi değiştirenler olarak nitelendirilirken ve uzun süreli göçmenler ise en az bir yıldır başka bir yerde yaşayanlar olarak nitelendiriliyor. Ancak, tüm ülkeler uygulamada bu tanımı kullanmayı kabul etmiyor. Bazı ülkeler, örneğin farklı asgari ikamet süreleri uygulayarak uluslararası göçmenleri belirlemek için farklı kriterler kullanır. Ülkeler arasındaki veri toplama metodolojilerinin yanı sıra kavram ve tanımlardaki farklılıklar, uluslararası göçmenlere ilişkin ulusal istatistiklerin tam olarak karşılaştırılabilirliğini engellemektedir.

Son 50 yılda göçmen sayısı 3 katına çıktı

Uluslararası göçmenlerin tahmini sayısı son 50 yılda artış gösterdi. 2020'de yaklaşık 281 milyon insan doğdukları ülke dışında başka bir ülkede yaşıyordu. Bu sayı 1990'da 153 milyon iken 1970'te ise 84 milyon civarındaydı. Son 50 yılda göçmenlerin sayısı üç kat arttı. Uluslararası göçmenlerin toplam küresel nüfus içindeki payı da son 50 yılda artış gösterdi, ancak bu sadece kademeli olarak gerçekleşti. İnsanların büyük bir çoğunluğu hala doğdukları ülkede yaşıyor. COVID-19'un uluslararası göçmenlerin küresel nüfusu üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi ise biraz zor zira mevcut en son verilerin pandeminin 2020 ortasında alınmış olması hesaplamaları karıştırıyor. Bununla birlikte, COVID-19'un uluslararası göçmen sayısındaki büyümeyi yaklaşık iki milyon azaltmış olabileceği tahmin ediliyor. Başka bir deyişle, COVID-19 olmasaydı, 2020'deki uluslararası göçmen sayısı muhtemelen 283 milyon civarında olacaktı.

En fazla göç Avrupa’ya gerçekleştiriyor

Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası göçmen popülasyonları incelendiğinde, Avrupa şu anda 87 milyon göçmen ile uluslararası göçmen nüfusun %30,9'unu oluşturarak uluslararası göçmenler için en büyük destinasyon konumunda yer alıyor ve onu 86 milyon uluslararası göçmen ile Asya yakından takip ediyor. Kuzey Amerika 59 milyon uluslararası göçmenin göçtüğü yer olurken onu 25 milyon göçmen ile Afrika izlemektedir. Son 15 yılda, Latin Amerika ve Karayipler'deki uluslararası göçmen sayısı yaklaşık 7 milyondan 15 milyona, yani yaklaşık iki katına çıkarak, uluslararası göçmenlerin en büyük büyüme oranını gerçekleştirdiği bölge oldu. Göçmenlerin toplam nüfusa oranı incelendiğinde Okyanusya, toplam nüfus içindeki en büyük uluslararası göçmen payına sahip ve burada yaşayan nüfusun yüzde 22'si başka bir ülkede doğdu. Kuzey Amerika yüzde 15,9 ile ikinci en büyük uluslararası göçmen payına sahipken, onu yüzde 11,6 ile Avrupa izliyor. Latin Amerika ve Karayipler, Afrika ve Asya'nın uluslararası göçmen payı sırasıyla yüzde 2.3, yüzde 1.9 ve yüzde 1.8'dir.

Göçmenlerin en çok tercih ettiği ülke: ABD

Son 50 yıldır olduğu gibi, Amerika Birleşik Devletleri 51 milyondan fazla uluslararası göçmen ile göçmenler için birincil hedef olmaya devam ediyor. Almanya, yaklaşık 16 milyon uluslararası göçmen ile ikinci en önemli varış noktası olurken, Suudi Arabistan 13 milyon uluslararası göçmen ile göçmenlerin en çok tercih ettiği üçüncü ülke oldu. Rusya Federasyonu ve Birleşik Krallık, sırasıyla yaklaşık 12 milyon ve 9 milyon uluslararası göçmen ile ilk beş hedef ülkeyi tamamlıyor. Türkiye ise göçmenlerin en çok tercih ettiği 12’nci ülke olarak dikkat çekiyor. Yurtdışında yaşayan yaklaşık 18 milyon insanla Hindistan, dünyanın en büyük göç veren nüfusuna sahip ve bu da onu küresel olarak en çok göçmen veren ülke yapmaktadır. Meksika, yaklaşık 11 milyon ile ikinci en önemli kaynak ülkesidir. Rusya Federasyonu 10,8 milyon ile üçüncü en büyük menşe ülkesi olurken ve onu yakından takip eden Çin yaklaşık 10 milyon göç veriyor. Beşinci en önemli menşe ülke ise Suriye oldu. Resmi rakamlara göre Suriye şu anda 8 milyon göç verdi.

Göç koridorları

Mevcut uluslararası göçmen verileri, iki ülke arasındaki giriş ve çıkış tahminlerini içerir ve küresel olarak ikili göç koridorlarının tahminine olanak tanır. A ülkesinden B ülkesine göç koridorunun boyutu, 2020 yılında B ülkesinde ikamet eden A ülkesinde doğan insanların sayısı olarak ölçülür. Göç koridorları, zaman içindeki göç hareketlerinin birikimini temsil eder ve belirli hedef ülkelerde göç kalıplarının nasıl önemli yabancı doğumlu nüfuslara dönüştüğüne dair bir değerlendirme yapabilmemizi sağlar. Dünyanın en büyük göç koridoru koridor yaklaşık 11 milyon kişiyle Meksika'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne gerçekleşiyor. İkincisi ise 2010’larda çıkan iç savaş nedeniyle Suriye’den Türkiye'ye yaşanıyor. Öte yandan, dünyanın üçüncü büyük koridoru olan Hindistan'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne göç eden 3 milyonun üzerindeki Hindistanlının, ağırlıklı olarak işçi göçmenlerinden oluştuğu tahmin ediliyor. Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasındaki ikili koridor, dünyanın en büyük koridorları arasında dördüncü ve beşinci sırada yer alıyor. Rusya Federasyonu'nda doğan yaklaşık 3 milyon insan şu anda Ukrayna'da yaşarken, hemen hemen aynı sayıda insan Ukrayna'dan Rusya Federasyonu'na taşındı.

ABD – Meksika sınırı daha önce hiç olmadığı kadar ölümcül

Göçmen koridorlarından en büyüğü olan Meksika’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne geçişler bu günlerde geçmişte hiç olmadığı kadar tehlikeli bir hale geldi. Geçtiğimiz haziran ayında Teksas, San Antonio'da bir traktör römorkunun arkasında sıcak çarpması sonucu 53 kişinin hayatını kaybetmesi, ABD'nin güney sınırını izinsiz geçmenin tehlikelerini gözler önüne seriyor. Hayatını kaybedenlerin tümü, Sınır Devriyesi tarafından açıklanan verilere göre 2021 ve 2022 yıllarında ABD'ye en çok kaçak geçişin yaşandığı Meksika, Guatemala ve Honduras'tan geldi. Bu tür ölümler, iki nedenden ötürü kaynaklanıyor. Birincisi, 1990'ların ortalarından bu yana ABD - Meksika sınır bölgelerinde federal hükümetin polislik sistemindeki muazzam artışı. Diğeri ise, Amerika Birleşik Devletleri ile çoğu yetkisiz veya belgesiz göçmenlerin anavatanı arasındaki güçlü ve eşitsiz bağlar.

Harcamalar yüzde 700 arttı

ABD sınır ve göçmenlik uygulamalarının etkileri 1994 yılından bu yana kökten değişti. Bill Clinton'ın başkanlığı sırasında başlayan bu dönüşüm, çok yönlü bir sınır kontrol sistemine personel, teknoloji ve altyapı biçiminde çok büyük miktarda kaynağın aşılanmasını içeriyordu. Sınır Devriyesi ajanlarının sayısı 1994 yılında kabaca 4.200 iken bugün 20.000'in üzerine çıktı. Tipik olarak, bunların %80 ila %90'ı ABD'nin güneybatısında bulunuyor. Bu konudaki harcamalar da arttı. 1994 yılında, Sınır Devriyesi'nin bütçesi 400 milyon dolardı. 2021 yılında ise bu rakam 4,9 milyar dolara yükseldi. 30 yıldan kısa bir sürede enflasyona göre düzeltilmiş dolarda ise yaklaşık %700'lük bir artış yaşandı.

Caydırıcılık Yoluyla Önleme

Sınırdaki geçişleri engellemek için, Caydırıcılık Yoluyla Önleme adlı federal bir sınır polisliği stratejisi uygulanıyor. 1994 yılında uygulamaya konulan strateji, sınır şehirleri ve kasabalarında ve çevresinde polis personeli, gözetim teknolojisi ve altyapı üzerinde yoğunlaşıyor. Bu stratejinin smacı, izinsiz göçmenleri zorlu ve tehlikeli arazilerle karakterize uzak bölgelere itmek ve insanları Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşma çabalarından vazgeçmeye zorlamak. Clinton'un Göçmenlik ve Vatandaşlığa Kabul Dairesi başkanı Doris Meissner coğrafyanın kendileri için bir müttefik olacağına inandıklarını açıkladı. ABD'li yetkililer, izinsiz sınır geçişlerinin ne denli zorlu bir süreç olduğunu anladıklarında insanların yavaş yavaş izinsiz bu geçişlere yeltenmeyeceğini ve ölümlerin de azalacağını tahmin ediyordu. Ancak bunun yerine, caydırıcılık politikası izinsiz göçmenleri her zamankinden daha fazla risk almaya zorlayarak daha fazla ölüme neden oldu.

Artan ölü sayıları

Güney sınır bölgelerini geçmek göçmenler için uzun zamandır ölümcül bir yoldu. Örneğin 1800'lerin sonlarında, Çin'den gelen göçmenlerin çoğunu yasaklayan bir yasa olan 1882 Çin Dışlama Yasası ile ilişkili olarak izinsiz Çinli göçmenler polis uygulamalarından kaçmaya çalışırken sınır bölgelerinin çöllerinde öldüler. 1980'lerde ve 1990'larda, çoğu Meksika uyruklu yüzlerce kişi her yıl Amerika Birleşik Devletleri'ne izinsiz girmeye çalışırken hayatını kaybetti. Ancak Caydırma Yoluyla Önleme ile ölümler önemli ölçüde arttı. ABD Sınır Devriyesi istatistiklerine göre, Güneybatı sınır bölgelerinde 1998'den 2021'e kadar olan yıllarda yılda ortalama 359 ölüm meydana geldi. Bu, 24 yıl boyunca günde yaklaşık bir ölümün yaşandığı anlamına geliyor. 2021 yılında 557 can kaybı görüldü ve bölgedeki en yüksek ölüm oranı gerçekleşti. Bu ölümler gizli bir nüfus arasında gerçekleştiğinden, toplam göçmen seyahatlerinin yüzde kaçının trajedi ile sonuçlandığını kimse bilmiyor. Ancak insan kalıntıları üzerine yapılan araştırmalar, yüksek teknolojili gözetleme kulelerinin izinsiz ve kaçak göçmenleri tespit bölgelerinin ötesinde daha uzak ve daha ölümcül seyahat rotalarına ittiğini gösteriyor. San Antonio'da görüldüğü gibi, tehlikeli izinsiz giriş yöntemlerinden biri de, insanları bir kamyonun arkası gibi kötü havalandırılan alanlara tıkamaktır. Göçmenler, onları sınır ötesine ve yetkililer tarafından fark edilmeden ABD içlerine göç etmeyi umut ediyorlar.

Hesaplanamayan ölümler

Yukarıda belirtilen resmi ölü sayıları, muhtemelen ciddi eksik sayılardan oluşuyor. Bu rakamlar alınan cesetlere veya insan kalıntılarına dayanıyor. Ancak bölgenin zorlu arazisi ve muazzam boyutu nedeniyle pek çok ceset asla kurtarılamıyor: ABD-Meksika sınırı yaklaşık 3200 kilometre uzunluğunda. Bedensel ayrışma ve kalıntıların hayvanlar tarafından saçılması sorunları, eksik sayım problemini daha da karmaşık hale getiriyor. Sınır Devriyesi de resmi sayımlarına binlerce ölümü dahil etmeyi başaramadı. Nisan 2022 ABD Hükümeti Hesap Verebilirlik Ofisi'nin Nisan 2022 raporuna göre, Gümrük ve Sınır Koruma göçmen ölümleriyle ilgili verileri yeterince iyi toplayamadı ve Kongre'ye bildirmedi. Öte yandan bildirdiği verilerle ilgili sınırlamaları ise açıklamadı. Rapora göre, örneğin Sınır Devriyesi'nin Tucson bölümünde, ajansın 2015'ten 2019'a kadar bildirdiği ölümlerin iki katından fazla ölüm meydana geldi.

Meksika ve ABD arasındaki bağlantı

1999'da antropolog Josiah Heyman kışkırtıcı bir öneride bulundu : "Birleşik Devletler ve Meksika, son derece eşitsiz de olsa, gerçekten birleşik bir toplumdur, sınırla ayrılmak yerine bir araya toplanmalıdır." diye yazdı. O zamanlar Meksika, Amerika Birleşik Devletleri'nin ikinci en önemli ticaret ortağıydı. Aynı zamanda ABD'nin güneybatısındaki Sınır Devriyesi tarafından yakalanan insanların %98'inin ise kaynağını oluşturuyordu. 1994 Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması olan NAFTA'ya ticari malların aksine insanların serbest dolaşımı dahil edilmedi. Bugün Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili olarak Guatemala ve Honduras hakkında Heyman'ınkine benzer bir gözlem kolaylıkla yapılabilir. Her ikisi de Amerika Birleşik Devletleri ile derin ve geniş sosyal, siyasi ve ekonomik bağlara sahiptir. Ancak bu bağlar son derece eşitsizdir. Amerika Birleşik Devletleri'nin de Orta Amerika'ya müdahale geçmişi var ve araştırmalar, günümüzün göçüne zemin hazırlayan istikrarsızlığa ve güvensizliğe doğrudan katkıda bulunduğunu gösteriyor.

ABD ölümlerden kaçakçılığı sorumlu tutuyor

San Antonio'daki ölümlerin ardından ABD'li yetkililer ölümlerden kaçakçıları sorumlu tuttu. Örneğin Başkan Biden, ölümlerin izinsiz göçmenleri yakalayan milyarlarca dolarlık kaçakçılık endüstrisinin peşine düşme ihtiyacının altını çizdiğini söyledi. Ancak bu tur bir değerlendirme, göçmenlerin kaçakçılara olan aşırı bağımlılığının, federal hükümetin Güneybatı sınır polisliği sistemindeki dramatik büyümenin ve bununla bağlantılı caydırıcılık stratejisinin doğrudan bir sonucu olduğunu gizlemektedir. Caydırıcılık Yoluyla Önleme stratejisini özetleyen 1994 tarihli resmi belgesinde, Sınır Devriyesi başarı göstergeleri olarak kaçakçılar tarafından alınan daha yüksek ücretleri ve giderek daha karmaşık kaçakçılık yöntemlerini bile gösteriyordu. Başka bir deyişle, ABD makamları şu anda kınadıkları endüstride büyümeyi bekliyorlardı. Sonuç olarak, ölümler sınır bölgelerinde bir yaşam biçimi olmaya devam ediyor.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL – ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
16
parçalı bulutlu