Ardahan'da gezilecek yerler: Tarihi ve doğal güzellikleriyle Ardahan...

Zengin bitki örtüsü, her mevsim kartpostallık manzaralı, doğal ve tarihi güzellikleriyle Doğu Anadolu'nun önemli şehirlerinden Ardahan'ın tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini birlikte inceliyoruz.

SEYAHAT 29.09.2022, 13:40 04.10.2022, 10:03 Burak Kaya
Ardahan'da gezilecek yerler: Tarihi ve doğal güzellikleriyle Ardahan...

Doğu Anadolu’nun Karadeniz’e komşu şehri Ardahan, kültür ve doğa turizminde büyük bir öneme sahip iller arasında yer alıyor. Ardahan’da bulunan kimi ilçeler yeşil doğası ile dikkat çekerken kimisi ise kültürel ve tarihi özellikleriyle ön plana çıkıyor.

Ardahan’ın ilçeleri

Çıldır

Ardahan’ın şehir merkezine yaklaşık 42 kilometre uzaklıkta bulunan Çıldır’ın Kurtkale bucağına bağlı 12, merkez bucağına bağlı ise 7 adet köyü bulunmaktadır. Türklerin en eski yerleşim alanlarından olan Çıldır’dan aynı zamanda Ardahan-Arpaçay karayolu geçmektedir.

Çıldır denilince akla doğal güzelliklerin uyum içinde yer aldığı bir ilçe gelmektedir. Burası Gürcistan sınır noktasında bulunur ve 13 kilometrelik sınır uzunluğuyla Ermenistan’a komşu vaziyettedir. Çıldır’da görülmesi gereken yerler arasında Gökdağ, Keldağ, Karasu ve Kura Nehirleri, Aktaş Gölü ve Çıldır Gölü yer almaktadır.

Posof

Ardahan merkezine yaklaşık olarak 80 kilometre uzaklıkta olan Posof ilçesinin Eminbey’e bağlı 22 köyü ve merkez bucağına bağlı 26 köyü yer almaktadır. Burası engebeli bir arazinin üstüne kurulu durumdadır. İlçenin kuzeybatısında Gırma Dağı, batısında Arsiyan Dağı, doğusunda ve güneyinde Ilgar Dağı yer alır ve burası Karadeniz ikliminin özelliklerini gösterir.

Ardahan’ın bu ilçesinin ismi Eski Türkçe’de Buşetkehv’den gelmektedir. Bu isim anlamı orman ve meşedir. Fakat bu ad zamanla değişip Posof olmuştur. Diğer yörelere göre ilçe ılıman bir iklime sahip olduğu için meyvecilik ve sebzecilik buranın günümüzde de ekonomisini oluşturmaktadır.

Göle

Ardahan’ın merkezine yaklaşık olarak 45 kilometre uzaklıkta bulunan Göle’nin Çayırbaşı bucağına bağlı 24 köyü, merkez bucağa bağlı 31 köyü bulunmaktadır. İlçenin kuzeyinde Uğurlu Dağı, güneyinde ise Allahuekber Dağları bulunur. İlçe yüksek ve dağlık bir plato üzerine kuruludur.

Göle’yi sulayan akarsu başlıca Kura Çayı’dır. Bölgede genellikle hayvancılık ve süt endüstrisi ekonomik faaliyetlerinin temelini oluşturur. Göle Oltu-Ardahan karayolunun üstündedir. Denizden yüksekliği ise buranın 2280 metredir.

Ardahan'da ilkbahar mevsiminde karların erimesi neticesinde derelerin oluşturduğu menderesler güzel manzaralar oluşturuyor

Merkez

Ardahan Merkez, dağlık bir alan içerisine kuruludur. Ardahan Ovası’nın üzerindeki Merkez Kura Irmağı’nın iki tarafına yayılmış vaziyettedir ve burada yerleşim tarihi çok eskidir.

Merkez’de gidildiği zaman ziyaret edilebilecek Dursun Soylu Konak, Kazan Kale, Ardahan Kalesi ve Mevlit Efendi Cami yer almaktadır.

Damal

Ardahan merkeze uzaklığı yaklaşık olarak 45 kilometre olan Damal ilçesi dağlar ve düzlüklerden oluşur. Burada iklim koşulları dikkate alındığında tarımın yapılmasına imkan vermemesi sebebiyle daha çok yaylacılık ve hayvancılık faaliyetleri yapılmaktadır. Damal’ın sınırında Bağırsak Çayı ve Çikora Suyu yer almaktadır.

Hanak

Ardahan şehir merkezi ve Hanak arası yaklaşık 37 kilometredir. İlçenin kuzeydoğusunda Keldağ, batısında ise Yalnızçam Dağları bulunur.

Hanak ilçesinin eski adı Ortahanak’tır. Kars-Posof karayolu ilçeden geçer. Burada iklim şartları uygun olmadığı için hayvancılık ve yaylacılık faaliyetleri yürütülür.

Ardahan gezilecek yerler

Şeytan Kalesi

Şeytan Kalesi eski ismi Rabat olan Yıldırımtepe köyünün merkezinde bir derenin sağ kıyısında kayalık bir tepede bulunmaktadır. Çevresi uçurum olan bu tepeye yalnızca bir yönden ulaşılmaktadır. Kaleye bu konumu sebebiyle yani ulaşımın zor olmasından dolayı Şeytan Kalesi dendiği düşünülmektedir. Fakat kalenin ele geçirilememesi sebebiyle kaledekilerin yenilmezliğinin şeytanlarla ve kötü ruhlarla bağlantılı olduğu gibi halk arasında bir efsane de bulunmaktadır.

Şeytan kalesi deniz seviyesinden 1910 metre yükseklikte yer alır ve günümüze de sağlam bir şekilde gelmiştir. Kalenin toplamda üç kulesi bulunmaktadır ve burası simetrik olmayan bir plana sahiptir.

Geceleyin günümüzde aydınlatılan bu kalenin yakınındaki seyir tepesine dek köşeli bir araç yolu ile, bundan sonra ise patikadan ilerleyerek ulaşmak mümkündür.

Şeytan Kalesi’nin kim tarafından inşa edildiğine ilişkin çeşitli görüşler bulunmakla birlikte buranın Urartular döneminde inşa edildiği dikkat çekmektedir. Urartu görüşünün tarihsel bir dayanağı yoktur fakat daha geç tarihli kaynaklara bakıldığında ise kalenin erken orta çağ kalesi olması gerektiği bilgisine erişilmektedir. Bununla beraber konumu dikkate alındığında buranın daha eski tarihlerde kale olması ihtimali de bulunmaktadır ancak bu görüşü kanıtlayacak kaynaklar henüz söz konusu değildir.

Gürcü prensliği olan Samthe-Saatabago ile komşu olan devletlerin 16. Yüzyıldaki tarihini aktaran Meshuri Matiane isimli vakayinameye göre burası Samtshe-Saatabago hükümdarı 2. Manuçar’ın yönetiminde olduğu sırada Manuçar Lala Mustafa Paşa ile anlaşma yapılmış ve içerisinde Şeytan Kalesi’nin de bulunduğu toplamda 6 adet kale Osmanlılara verilmiştir. Şeytan Kalesi, önceki dönemde olduğu gibi 1500’lerden sonra da Osmanlılar tarafından kullanılmıştır. Kalenin yakınında bir ticaret merkezi olduğu bilinmektedir. Rabat ismiyle bilinen bu yer ardından ise sıradan yerleşmeye dönüşmüştür.

Şeytan Kalesi’nde 1300’lerde inşa edilen tek nefli bir kilise bulunmaktadır. Kalenin altında yer alan ve Aziz Stefan’a adanan bu kiliseden geriye ise yalnızca dört duvar kalmıştır. Kalede ayrıca dere ve sarnıca inen merdiven basamaklarının kalıntıları da günümüze dek gelmiştir.

Atatürk Silüeti

Ardahan’ın Damal ilçesinde Ata Mahallesi’nde Karadağlar’ın eteğinde her sene beliren ünlü Atatürk silüeti Ardahan’da Karadağlar’ın eteğine yanındaki tepenin gölgesinin düşmesi neticesinde görülebilmektedir. Burada Atatürk Silüeti her sene haziran ayında 15’inde başlayıp temmuz ayında 15’ine kadar saat 18 sularında Karadağ sırtlarında yaklaşık olarak 20 dakika boyunca izlenebilmektedir. Ufak bir not: Burada silüet bazen farklı tarihlerde görülebilmektedir. Örneğin 2017 yılında silüet 2 hafta öncesinde görülmeye başlanmıştır.

İlk kez fark edilmesi

Atatürk silüeti ilk defa 1954 senesinde Yukarıgündeş köyünde çoban olan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından fark edilmiştir. Takvimler 1975’i gösterdiğinde ise Erdoğan Kumru’nun çekmiş olduğu silüeti TSK’ya göndermesinin ardından bu doğa olayı ülkemizin tamamında duyulmuştur.

Ayrıca 1995 senesinden bu zamana dek her sene temmuz ayında burada şenlikler düzenlenmektedir. Bu şenliklerin ismi ise “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri”dir.

Ardahan Kalesi

İlk inşa tarihi çok fazla bilinmeyen ancak Selçuklular tarafından yapıldığı düşünülen ve Osmanlılar’ın sürekli olarak kullandığı düşünülen bu yapıya ilişkin yapılmış olan tarihöncesi çalışmalar ilk defa Tunç Çağı’na ilişkin yerleşimlerin burada görüldüğünü ortaya çıkarmıştır.

Osmanlı’da 1500’lerde Ardahan’da dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın verdiği emirle günümüze dek gelen kale dikdörtgen plana ait antik temeller üzerine inşa edildiğinden mimaride sur duvarları baştan başa tavanlı, çokgen planlı birçok kuleyle desteklenmiştir. Buranın inşasında kule köşelerinde Küfeki taşıyla horasan harcı ile yapıldığı görülmektedir.

Kale Kura Nehri’nin üzerinde inşa edilmiştir ve bulunduğu yer açısından eğimli bir düzlükte yer almaktadır. Kale dışındaki yerleşim günümüzde ilk kurulduğu gibi sürmektedir. Buraya ilişkin arkeolojik bilgilerin sınırlı olduğu düşünülmekte olup ilk Sur inşasının Selçuklular döneminde Antik temellerin üzerinde gerçekleştirildiği ve Osmanlılar zamanda sürekli olarak kullanıldığı bilinir. Yapının inşa tarihi de kalenin kapısındaki Arapça dilindeki kitabeden okunabilmektedir. Burada Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1544 senesinde buranın inşa ettirildiği öğrenilmektedir.

Kinzi Kalesi

Ardahan’ın kent merkezine yaklaşık olarak 32 kilometre uzaklıkta yer alan Kinzi Kalesi, Bağdeşen Köyü’nn yakınında bulunan Bülbülan Yaylası’nda yer alıyor. Kalenin üstünde bir kitabe bulunmuyor fakat tarihçiler tarafından kalenin mimari yapısı incelenip, tıpkı Şeytan Kalesi gibi Ortaçağ Dönemi’nde Urartular tarafından yapıldığını ortaya çıkarmış. 2 bin 200 metre yükseklikte bulunan bu dikkat çekici kale, uzun seneler Osmanlı ve Selçuklu devletlerince de aktif bir şekilde kullanılmış.

Mevsimlerden kış değilse şayet bu kaleye ulaşımı açısından rahat bir şekilde ziyaret edebilmeniz mümkün.

Kalecik Kalesi

Ardahan kaleleri açısından oldukça zengin bir kültürü bünyesinde barındırıyor. Kentetki birçok kaleyle benzer mimari özellikleri bünyesinde taşıyan kalenin diğer kaleler gibi bir kitabesi olmasa da yapılan çalışmalarla Milattan Önce 8. yüzyılda yapıldığını ortaya çıkarmış. Dönemin bölgede hüküm süren devleti Urartular’ın inşa ettiği bu kale iki vadinin birleştiği dik bir yamaçta yer alıyor. Kale, bölgede Urartular yapımı kalelere üslup olarak benziyor. Kalenin girişi kuzey tarafında bulunuyor ve burası da burçlarla desteklenmiş vaziyette.

Kura Nehri kıyılarında günbatımı güzel görüntüler oluşturuyor

Taşköprü Kitabeleri

Taşköprü Kitabeleri, Ardahan Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık olarak 30 kilometre güneyinde Taşköprü köyünde köyün kuzey kısmını sınırlayan kayalıkta, büyükçe bir kayanın üstünde yer almaktadır. Bölgenin en eski kitabesinin olduğu düşünülen bu kalıntının Urartu Krallarından II. Sarduri’ye ait olduğu düşünülmektedir.

Taşköprü Kitabelerine şahsi araçla veya Çıldır ilçe merkezinden kalkan Taşköprü Köyü minibüsleriyle ulaşmak mümkün. Burası Ardahan’ın en eski yazılı belgesi olması açısından tarihi bir öneme sahip ve Ardahan gezinizde listenize eklemeniz gereken yerler arasında.

Ramazan Tabyası

Ardahan’da şehrin kalesine benzer gözde sembollerden bir tanesi de Yıldızlı Dağ’da bulunan Ramazan Tabyası’dır. Ramazan Tabyası, Ardahan’daki en önemli tarihi mekanlardan bir tanesidir. Mazisi Urartulara dek uzanan, Osmanlı ve Selçuklu zamanında onarılarak kullanılan tabya, Rusların işgal döneminde Türk askeri tarafından savunma maksadıyla kullanılmıştır.

Tabya, benzerlerinden farklı olarak bütünüyle taş bağlamalı ve kubbe şeklinde dizayn edilmiştir. Tabyanın yapılmasında yığma taş ile Horasan harcı kullanılmıştır.

Ramazan Tabyası yaklaşık olarak 3 bin metrekareden oluşan alanıyla geniş bir alan üzerinde yer alır.

Burası Selçuklulardan Osmanlılara dek birçok devletin savunma maksatlı kullandığı tarihi bir tabya olması sebebiyle ziyarete değerdir. Ayrıca bulunduğu yükseklikte de manzaranın tadını çıkartabilmek mümkündür.

Mevlit Efendi Cami

Ardahan şehir merkezinde bulunan Halil Efendi Mahallesi’ndeki tarihi Mevlit Efendi Camisi, şehirdeki en fazla bilinen tarihi camilerden denilebilir. Burası Ardahan Kalesi’ne de oldukça yakın bir konumda bulunuyor ve yürüme mesafesinde bulunuyor. Caminin üstünde bulunan kitabeye göre 18. Yüzyılda yapılmış olan caminin kim tarafından yapıldığı ise henüz bilinmiyor.

Derviş Bey Cami

Ardahan şehir merkezinde Ardahan Kalesi’nin güneybatısında, Alabalık Deresi’nin yakınında yer alan Derviş Bey Camisi’nde yer alan kitabeden 19. Yüzyılda Derviş Bey tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Düzgün kesme taştan, kare planlı, ahşap tavanlı olan caminin önüne geç zamanlarda iki kattan oluşan son bir cemaat yeri de eklenmiştir. İbadet mekanının kuzey kısmında iki tanesi duvara bitişik, iki tanesi ise serbest olmak üzere toplamda dört sütunun taşıdığı kadınlar mahfili yer alır. Caminin içi sekiz adet pencere ile aydınlatılmaktadır. Ahşap minber 1800’lerde batı etkili bezeme ile süslenmiştir ancak mihrabının mimari açıdan bir özelliği bulunmamaktadır.

Posof Merkez Cami

Posof Merkez Cami’nin minberinde bulunan kitabeye bakıldığında buranın 19. Yüzyılda inşa edildiği anlaşılabilmektedir. Cami, boyuna dikdörtgen plana sahip olup kesme taşlardan inşa edilmiştir. İç yapısı Osmanlı mimarisini yansıtır. Bununla beraber caminin doğusunda bulunan dikdörtgen hazire alanındaki lahitte ise 1771 tarihi caminin minberindeki tarihinden daha da eskiye gittiği yönünde düşünülmesine neden olmaktadır.

Ardahan’da uzun süreli kalıyorsanız ve merkezden uzaklaşabilecekseniz burayı gezilecek tarihi yerler arasına eklemenizde yarar var.

Türkiye'nin en yüksek dengeli konsol köprüsü Artvin - Ardahan arasındaki karayol güzergahında yer alıyor

Haşimoğlu Rasim Bey Konağı

Haşimoğlu Rasim Bey Konağı şehir merkezinde yer almaktadır. Dikdörtgen ve tek katlı olan bu yapı 1994 senesinde Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca koruma altına alınan mimari yapılardan bir tanesi olarak Baltık mimarisi özelliklerini taşır. Binanın daha da gösterişli görülmesi maksadıyla kesme. Bazalt taştan süslü sütunlar yapılmıştır. Binanın içerisinde yer alan odalar iç içedir ve kapısında ise Osmanlıca yer alan kitabede yapının 1911 senesinde yapıldığı ifade edilmektedir.

Bu konak Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir yere de sahiptir. Zira 1919 yılındaki Milli şuralarda burası kongre binası olarak, öncesindeyse karargah binası olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte Cumhuriyetin ilk senelerinde ise günümüzde İl Sağlık Müdürlüğü binası olarak kullanılan bu bina hükümet binası olarak kullanılmıştır.

Karagöl – Sahara Milli Parkı

Ülkemizin ilk milli park alanlarından birisi olan Karagöl-Sahar Milli Parkı esasında Artvin şehrine bağlıdır ancak buraya Ardahan merkezinden 1 saatlik bir yolculukla ulaşılabilmektedir. Burası Sahara ve Karagöl yaylası olmak üzere iki ayrı sahadan oluşur.

Şavşat ilçe merkezinin 45 km kuzeyinde bulunan Karagöl ve 17 kilometre uzaklıkta yer alan Sahara yaylası doğal güzellikleriyle dikkat çekmektedir. Karagöl ile çevresinde genel olarak neojen ve paleojen araziler bulunur. Kayaçlar genel olarak sedimenter kökenlidir. Karagöl ile çevresi bölge bölge vadiler ile yarılmıştır. Yörede bu yarılmalar kütle hareketleriyle ve heyelanın olmasına sebep olmaktadır. Karagöl, bakıldığı zaman kayan kütlenin gerisinde çanakta biriken suların oluşturduğu bir heyelan gölüdür. Gölün çevresinde yer alan çamlarla ladinin oluşturduğu yoğun ormanlar ile kaplıdır. Ormanlarla çevrili durumda olan Karagöl, dikkat çeken manzaralara sahiptir. Bununla beraber gölün kuzeydoğusunda Bagat mevkii ile çevresinde çim kayağı pisti niteliğinde alanlar bulunmaktadır.

Sahara yaylasına bakıldığı zaman ise yörenin genel olarak örtü bazaltlarından oluşan jeolojik yapısı görülür. Örtü bazaltlarının sıyrıldığı konumlarda tersiyer arazileri görülür. Kısmen derin vadilerle parçalanmış olan bu yörede eğim oldukça fazladır. Sahara ise bu eğimli arazinin düzlük olan 1700-1800 metre yüksekliğinde yer alır. Ladin, orman örtüsü ve göknarlardan meydana gelip alt zonlarda ise sarıçam yer alır. Yörede antropojen step karakterinde sahalar geniş bir yer tutar.

Laşet deresinin kenarında 1700-1800 metrede aşamalı olarak bulunan düzlükler “Sahara Pancarcı Şenlikleri”nin düzenlendiği sahadır. İlçe dışında oturan yöre insanları tarafından da bu şenliklere katılım sağlanarak bölgeye iç turizm açısından mühim bir katkı sağlar. Sahanın içinde bulunduğu rekreasyonel potansiyel ile doğal güzelliklerin koruma altına alınması maksadıyla 3766 hektardan oluşan kısmı 1994 senesinde Milli Park kapsamına dahil edildi. Milli parkın Karagöl kısmında kır gazinosu olarak kullanılan ve 12 yataklı konaklama hizmeti veren bir de tesis yer alır.

Ardahan biyoçeşitlilik açısından da oldukça zengin. Ardahan Üniversitesi'nce şehirde 90 farklı kuş türü fotoğraflarla belgelendi

Cemal Tural Tabiat Parkı

Cemal Tural Tabiat Parkı, Çamlıçatak Köyü sınırlarında yer alır. Burası şehir merkezinden yaklaşık olarak 5 km uzakta. Birçok ağaç ve bitkinin barındırmasının yanında burada hayvan çeşitlerine de rastlamak mümkün.

Vatandaşlar tarafından buranın sıklıkla tercih edilmesinin en büyük etkeni piknik yapılabilmenin mümkün olması. Piknik için ihtiyacınız olan birçok şey de burada yer alıyor. Parkta tertemiz doğanın tadını çıkartabilir ve bisiklet sürebilirsiniz.

Yalnızçam Kayak Merkezi

2750 metre yükseklikte yer alan Uğurludağ üzerine kurulu Yalnızçam Kayak Merkezi, kristal kadar net karların keyfini çıkarmak isteyen misafirlerini ağırlıyor. Bütünüyle Avrupa Birliği desteğiyle 2018 senesinde inşa edilmiş olan ve yaklaşık olarak 6,2 milyon Euro maliyetli Ardahan Yalnızçam Kayak Merkezi, son teknolojiyle donatılan telesiyej hattı, sarıçam ormanları, kristal karı ve pistleriyle kış turizminin parlayan yıldızı olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor.

Şehir içinden ulaşılabildiği gibi Kars havalimanından da servis araçlarıyla ulaşmak mümkün oluyor. Burada 4 kilometre uzunluğa sahip ana bir pist ve 600 metre ile 1,5 kilometre uzunluğunda iki yan pist yer alıyor.

Ardahan'da 2 bin 570 rakımlı Sahara Dağı ve Sulakyurt köyü arasında yer alan bir tepe...

Akçakale Adası

Kars ve Ardahan sınırlarında yer alan ve Neolitik çağdan günümüze dek birçok mimari kalıntıların yer aldığı Akçakale Adası, Akçakale Köyü’nün girişinde yer alıyor ve köyden adını alıyor. Adada yer alan 10 bin senelik taş dam evlerin ise izleri hala görülebiliyor. 10 bin senelik adada, Neolitik çağ kalıntısı birçok mimari yapı da görülebiliyor.

Akçakale Adası Ardahan’a 73, Kars’a ise 85 kilometre mesafede yer alıyor.

Bülbülan Yaylası

Bülbülan Yaylası, Ardahan Göçe sınırlarında yer almaktadır ve Doğu Karadeniz sınırındaki muhteşem güzellikte yaylalardan biridir.

Bülbülan Yaylası Artvin, Ardahan, Şavşat ve Göle arasında yer alan doğal güzellikleriyle ön plana çıkmasıyla dikkat çeker. Bahar aylarında özellikle burası oldukça hareketli olmaktadır. Burayı ziyaretinizde bitki araştırma ve izleme ile tırmanma gibi birçok aktiviteyi gerçekleştirebilirsiniz.

Yalnızçam Yaylası

Ardahan şehir merkezine 15 kilometre mesafede yer alan ve Yalnızçam Köyü’nun kuzeybatısında bulunan Yalnızçam Yaylası muhteşem bir tabiat zenginliğini bünyesinde barındırır.

Ardahan şehrinin Doğu Karadeniz’e açılan penceresi konumundaki yayla zengin bitki çeşidiyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Pek çok yerleşim yeri arasında kesişim noktası olan bu yaylaya, yazın yöre insanları gelerek ticaret yapmaktadır.

Özel araçla ulaşımın mümkün olduğu yayla 2715 metre yükseklikte bulunmaktadır.

Göle Okçuoğlu Yaylası

Ardahan’da bulunan başka bir doğa harikası olan bu yayla şehirdeki en güzel kamp alanlarından bir tanesidir. Ardahan’ın şehir merkezine yaklaşık olarak 40 dakikalık mesafedeki Göle ilçesinde bulunan Göle Okçuoğlu Yaylası, bir konaklama yerinin veya tesisin bulunmadığı bütünüyle doğayla iç içe bir konumda.

Buraya genellikle doğa severler ve dağcılar kamp yapmak maksadıyla geliyor ve doğayla bütünüyle baş başa kalınabilecek güzel bir ortamı ziyaretçilerine sunuyor. Yaylaya seyahat ederken ihtiyaçlarınızı bütünüyle düşünmek durumundasınız ve ayrıca bölgede yabani hayvanların da yer alması nedeniyle bir rehber ile gidilmesinin de daha uygun olacağı ifade ediliyor.

Aktaş Gölü

Aktaş Gölü Gürcistan ve Ardahan şehir sınırında yer alan tektonik oluşumlu bir göldür. Gölün yarısı Gürcistan sınırları arasındadır. Toplamdaki alanı 27 kilometrekare olan bu gölün 14 kilometrekaresi ülkemizdedir. Sığ olan gölün en derin kısmı 10 metre kadar olmakla beraber gölün kuzey kıyılarında Gürcistan – Türkiye Aktaş sınır kapısı bulunmaktadır.

Göl kaynaklarda farklı adlarla geçmektedir. Kazapin, Karsak, Kenarbel ve Hazarpin gibi. Göle yakın çevredeki insanlar bir bel aşılmasının ardından göle ulaşıldığından Kenarbel demektedirler. Öte yandan burası 1921 tarihli Moskova Anntlaşmasında Kozapini ismiyle geçmektedir. Gürcistan haritalarında ise Hozapini diye geçmektedir.

Aktaş gölünde yerleşimin olmadığı oniki küçük ada bulunmaktadır. Sınır gölün en derin kısmından geçerken en büyükleri olan Başak Ada ve Büyük Ada dahil olmak üzere 13 adanın tamamı Türkiye sınırlarında kalmıştır. Adalar, sazlıklar ve otlaklarla örtülüdür ve burası kuşların barınma, beslenme ve üreme bölgesidir.

Göl kıyısında iki köy bulunmaktadır. Kenarbel köyü, Türkiye kısmında Karçasi ise Gürcistan topraklarında yer almaktadır. Türkiye tarafındaki en büyük yerleşme Çıldır, karşı kısımda ise Akhalkalaki vardır. Aktaş Gölü’nün büyük kısmı Gürcistan topraklarında bulunan 11 gölden oluşan göller yöresinin bir parçasıdır. Bu göllerden sekiz tanesi Gürcistan’da, Çıldır ve Aktaş gölleri ise Türkiye’dedir.

Aktaş gölünün biyoçeşitlilik açısından da oldukça değerli bir konumu vardır. Kadife ve ak pelikanın Türkiye’de kuluçkaya yattığı ender alanlar arasında yer alır. Bununla beraber angıt, karabatak, uzunbacak, Van Gölü martısı bu gölde yaşamını sürdürmektedir. Burası bu canlılar sebebiyle Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği dahilinde dahilinde korumaya alınmıştır.

Aktaş gölü askeri bölge içerisinde bulunduğundan buradaki canlılar bir tehdide maruz kalmaksızın özgür bir şekilde yaşamını sürdürebilmektedir.

Çıldır-Aktaş Gümrük Kapısı'ndan 6 ayda yapılan yük ticareti 2021'i geçti

Çıldır - Aktaş Gümrük Kapısı ülkemizin doğuya açılan kapılarından biri olmasıyla dikkat çekiyor. Burası ticari olarak da hareketli bir bölge

Çıldır Gölü

Çıldır Gölü, Kars ve Ardahan sınırları arasında kalmaktadır ve Doğu Anadolu’nun en büyük tatlı su ve en büyük ikinci gölü olarak bilinmektedir. Deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikte yer alan gölün en derin kısmı 42 metredir. Çıldır Gölü, doğal set gölüdür. Pek çok pınar ve dereyle beslenen gölün tek çıktısı kuzeybatısında bulunan Ermenistan sınırındaki Telek Çayı’dır. En büyük olanı Akçakale harabelerinin yanında bulunan adadır. Gölün etrafında biraz bitki örtüsü gelişmiştir fakat gölü çevreleyen otlaklarda hayvancılık yoğun bir şekilde yapılmaktadır.

Senenin dört mevsiminde gerçekleştirilebilen balıkçılık yöre halkı için büyük bir ekonomik gelir oluşturmaktadır. Gölde insan aktivitesi önem kazanırken kışın buz tutan gölde ise kalın balık tabakası kırılıp balık avlanmaktadır. Göldeki en dikkat çeken balık türü aynalı sazandır.

Fakat göl seviyesi son yıllarda hızlıca çekildiği için burada sazan gibi türlerin üremesini engelleyecek sazlıkların daraldığı görülmektedir. Bununla beraber pek çok. Balıkçının yasaklara uymadan kontrolsüzce avlanmaları da balık stoklarını olumsuz şekilde ilerlemeye neden olmaktadır.

Gölün yalnızca kuzey batısında sedye ile ayrılan sulak çayırlar ve bataklıklar yer alır. Göl genelde çevresi mera vasıflı olup sert bölge iklimi tarıma imkan vermez. Göl ile çevresinde yer alan tarım bölgelerinde kullanılan tarımsal kimyasalların bilinçsiz bir şekilde ve yörenin iklimsel ve ekolojik koşullarına dikkat edilmeden kullanılmasının gölün üzerinde kötü etkiler oluşturabildiği ifade edilmektedir.

Çıldır Gölü’nde, erozyon, kontrolsüz ve aşırı avlanma ile yüksek besin girdisi tehdit oluşturmaktadır. Gölde ileri düzeyde bir kirlilik gözlenmemesine karşın yine de artış gösteren bir evsel kirlilik göze çarpar. Adalardaki insan baskısının artış göstermesi de bu alanları kuluçka için kullanan türleri olumsuz yönde etkilemektedir. Son senelerde artış gösteren turizmle beraber turistik tesislerin inşası başlamıştır.

Balık Gölü

Balık Gölü, Doğu Anadolu’da Aras Dağları’nın üzerinde yer alan ülkemizin en yüksek göllerindendir. Oluşum açısından bakılacak olursa lav seti gölü olan bu göl 30 kilometrekarelik alana sahiptir. En derin yeri 37 metre, denizden yüksekliği ise buranın 2 bin 241 metredir.

Çevre köyler için kullanma ve içme suyu kaynağıdır. Kıyıdaki pınarlar, dağlardan gelen dereler ve yeraltı sularıyla beslenmektedir. Çevresi sazlıklar ile kaplıdır. Ülkemizdeki 135 uluslararası önemli sulak alandan bir tanesidir. Gölün içerisinde bulunan küçük adada kadife ördekler kuluçkaya yatmaktadır. Bununla beraber benekli alabalığın gölde yaşaması önemlidir. Çevrede çulluk, bıldırcın, yaban ördeği, kurt, martı, tilki, keklik, şahin, tavşan ve kartal yaşamaktadır. Balık Gölü, Doğubayazıt ve Ağrı ilçelerine 60 kilometre, Taşlıçay’a ise 26 kilometre mesafededir.

Gölün çevresinde sert karasal iklim etkisi görülmektedir. Sonbahar kısa, kışlar ise uzun sürer. Ağrı Dağı’ndan gelen lavların bir çukurluğun önüne kapanması ile oluşmuştur. Gölden çıkan dere Doğubayazıt sazlıklarını sulamaktadır. Gölün çevresinde doğal bitki örtüsünü alpin çayırlar oluşturmaktadır. Yüzeyi donmuş olan gölde 5 ay boyunca balıkçılık buzlar kırılarak yapılır. Benekli alabalık tedavi maksadıyla da tüketilmektedir.

Ardahan'da yaylalarda yağış sonrası manzara güzel manzaralar sunuyor

Suatan Şelalesi

Doğal ve tarihi güzellikleri bir arada barındıran ve Aşağı Koyunlu Köyü’nden Kaymakamlık tarafından yapılmış olan patika bir yol ile yaklaşık olarak 2saat yürümenin sonucunda ulaşılabilen, Ortaçağ’dan kalan ve Tamara Odaları ismiyle bilinen bu yerin geçmişte din insanlarının inziva köşesi olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

60-70 metre yükseklikte yer alan asıl merkezi noktası, karargah ve doğal bir kale olarak nitelendirilmektedir. 50 metre uzunluğa sahip alanda yer alan yapılar birbirleriyle bitişik iki bölümden oluşur. 30-40 metre kadar yüksekte yer alan bir başka bölüme ulaşmak olanaksızdır. Buradan 15 dakika mesafede olan ve 60 metreden dökülen Suatan Şelalesi yer almaktadır.

Kısır Dağı

Ardahan Çıldır’de yer alan bu dağ Doğu Anadolu’nun yüksek dağlarından bir tanesidir. Ardahan’ın havzasında şehir topraklarının güneyinde Çıldır ovasında bulunan bu yer şehir merkezine 30 kilometre uzaklıkta yer alır.

Kısır Dağı, geniş bir temel üzerinde ve toplu bir kütledir. Yayvan ve basık bir haldedir ve Çıldır Gölü çukurluğuna hakimdir. Doğusunda Akbaba dağının bulunduğu Kısır Dağı’nın etrafında küçük dereler ve su kaynaklarına rastlanır. Kısır Dağı ve Akbaba Dağı’nın ortasında ise Çıldır Gölü bulunur.

Kura Nehri

Ülkemizde Ardahan Göle dolaylarından başlayan ve Gürcistan’dan geçip Azerbaycan Sabirabad kentinde Aras Nehri’yle birleşen Kura Nehri Hazar Denizi’ne dökülmektedir.

Kura’nın kıyılarında Salyan, Şirvan, Sabirabad, Yevlah, Mingeçevir, Rustavi, Tiflis, Mtsheta, Gori gibi şehirler yer alır.

Bin 515 kilometre dolayında olan nehir kaynağını Allahuekber Dağları’ndan almaktadır. Kura’nın ülke sınırları arasındaki uzunluğuysa yaklaşık 189 kilometredir. Çıldır’ın kuzeyinde Gürcistan topraklarına girer. Ardından ise Azerbaycan ülkesi sınırlarının içerisine girer ve Aras Nehri ile birleşip Hazar Denizi’ne dökülür. Nehrin toplam akaçlama alanı 188 bin kilometrekareyi bulmaktadır.

Ardahan'ın Posof ilçesinde bulunan peribacaları görünümlü oluşumların yer aldığı ve halk arasında "Hıram" ismiyle adlandırılan vadinin turizmden pay alabilmesi için çalışmalar sürüyor.

Yorumlar (0)