Sosyal izolasyon: İnsanlardan uzak kalmak beynimizi nasıl etkiliyor?

İletişim ve sosyalleşmek insanlığın en temel ihtiyaçlarından. Her gün milyarlarca insan bir arada büyük şehirlerde yaşıyor, birlikte çalışıyor, seyahat ediyor, birlikte spor karşılaşmalarına ve konserlere katılıyor ve daha birçok eylemi birlikte gerçekleştiriyor. Tüm bunlar insanların ne kadar sosyal bir canlı olduğunu adeta gözler önüne seriyor. Öte yandan iletişime ve sosyalleşmeye bu kadar bağımlı olmamız, iletişim eksikliğinde kendimizi kötü hissetmemiz ve depresyona girmemize de neden oluyor. Yakın bir zamanda gerçekleştirilen bir araştırmaya göre sosyal izolasyon beynimizi oldukça olumsuz etkiliyor. Detaylar haberin ayrıntısında yer alıyor.

SAĞLIK 30.06.2022, 21:53 07.07.2022, 15:28 Tayfur Bal
Sosyal izolasyon: İnsanlardan uzak kalmak beynimizi nasıl etkiliyor?

Nefes alma, yemek yeme ve barınma gibi temel ihtiyaçların ardından ihtiyaç duyduğumuz en temel şeylerin başında diğer insanlarla iletişim kurmak ve sosyalleşmek yer alıyor. İnsanı sosyal bir canlı yapan ve belki de medeniyetin bu kadar gelişmesini sağlayan en önemli faktörlerden biri de diğer insanlara ve iletişime ihtiyaç duymamız. Peki, festivallerde, konserlerde, spor karşılaşmalarında ve diğer halka açık etkinliklerde büyük gruplar halinde olmaktan neden heyecan duyuyoruz? Sosyal beyin hipotezine göre bunun nedeni insan beyninin sosyal etkileşimleri desteklemek için özel olarak programlanmasıdır. Araştırmalar, bir gruba ait olmanın refah düzeyini artırdığını ve yaşam hakkında daha fazla memnuniyete yol açabileceğini gösteriyor.

1950 Dünya Kupası'nda final maçında karşılaşan Brezilya ve Uruguay karşılaşmasını yaklaşık 200 bin taraftar canlı olarak izledi. Bu karşılaşma en çok taraftarın yer aldığı karşılaşma olarak futbol tarihine geçti.  

Sosyal izolasyon sağlığımızı olumsuz etkiliyor

Ancak ne yazık ki, birçok insan yalnız veya sosyal olarak izole edilmiş hissediyor. Eğer insan beyni gerçekten sosyal etkileşim için programlandıysa, sosyal izolasyon insan beynini oldukça olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Bilimsel bir dergide yayımlanan bir çalışmada yer alan bilgilere göre sosyal izolasyon beyin yapısı ve bilgi edinmenin zihinsel süreci olarak da bilinen bilişte bir takım değişikliklere neden oluyor. Bununla birlikte yaşlı insanlarda artan bunama riskine de katkıda bulunabiliyor.

Zarar gören beyin bölgelerinin haritası çıkarıldı

Sosyal beyin hipotezini destekleyen çok sayıda çalışma mevcut. Bu çalışmalardan birinde yaklaşık 7.000 kişi üzerinde yapılan deney sonucunda sosyal etkileşimle ilişkili beyin bölgelerinin haritası çıkarıldı. Beynin sosyal etkileşimlerle ilgili olan bölgelerin diğer pek çok bölge ile bağlantısı olduğu keşfedildi. Bunlar arasında dış dünyaya odaklanmadığımızda aktif olan varsayılan mod ağı, ne yapacağımızı seçmemize yardımcı olan odaklanma ağı, hafıza, duygu ve motivasyon ile ilgili olan subkortkkal ağ ve duygularımızı düzenlemeye yarayan merkezi yönetici ağ yer alıyor. Bir başka ifadeyle sosyal etkileşimler beynimizde odaklanma, karar verme ve duygularımızı yöneten bölgelerle yakından ilişkili.

Gri madde

Bilim insanları bununla birlikte sosyal izolasyonun beynin dış katmanındaki nöronlardan oluşan bir beyin bölgesi olan ve gri madde olarak adlandırılan olguyu nasıl etkilediğini daha yakından incelemek için bir araştırma gerçekleştirdi. Bu nedenle, İngiltere’de ortalama yaşı 57 olan yaklaşık 500.000 kişiden gelen veriler araştırmaya dahil edildi.

Kim yalnız, kim sosyal?

Ancak burada anlaşılması ve karar verilmesi gereken bir nokta da kimin ve hangi koşullarda yaşayan insanların sosyal olarak izole olduğuna nasıl karar verileceği. Örneğin bir insanın sosyal olarak izole yaşadığını kabul etmek için haftada 1 kere arkadaşları ile buluşması yeterli midir? Yoksa bu yeterince sık bir periyot olup 2 haftada bir kez arkadaşları ile buluşan bir insan mı sosyal olarak izole kabul edilmelidir? Psikoloji alanında çalışan ve araştırmaya dahil edilen ekiplerin belirlediği şartlara göre insanların sosyal temasları ayda bir kereden az şekilde gerçekleşiyorsa ve sosyal aktivitelere haftada bir kereden daha az vakit ayırıyorlarsa sosyal olarak izole edilmiş kabul ediliyorlar. Araştırma boyunca katılımcılar bu sınıflandırmaya göre sosyal olarak izole ya da sosyal bir insan olarak kabul edildiler.

Hafıza ve tepki sürelerini etkiliyor

Çalışmada ayrıca yaklaşık 32.000 kişiden alınan beyin görüntüleme (MRI) verilerine de yer verildi. Bu verilerden elde edilen bilgiler sosyal olarak izole edilmiş insanların hafıza ve tepki süresi de dahil olmak üzere daha zayıf bilişe sahip olduğunu ve beyinlerinin birçok bölgesinde daha düşük gri madde hacmine sahip olduğunu gösteriyordu. Bu alanlar arasında ses yapılarını işleyen ve hafızayı kodlamaya yardımcı olan geçici bölgeler; dikkat, planlama ve karmaşık bilişsel görevlerle ilgili olan ön lob ve öğrenme ve hafıza ile ilgili önemli bir alan olan ve tipik olarak alzheimer hastalığında erken bozulan hipokampus da yer alıyordu.

Demans riskini yüzde 26 artırıyor

Çalışmada düşük gri madde hacimleri ile Alzheimer hastalığına dahil olan spesifik genetik süreçler arasında da bir bağlantı bulundu. Katılımcılarla 12 yılın ardından tekrar testler gerçekleştirildi. Tekrar edilen testler sosyal olarak izole edilmiş, ancak yalnız yaşamayan insanların demans riskinin yüzde 26 arttığını gösteriyor. Sosyal izolasyonun beynimiz üzerindeki etkilerin ardında yer alan mekanizmaları belirlemek için bilim insanlarının bu konuda daha fazla araştırma yapması gerekiyor. Ancak insanlar eğer tecrit edilmişse kronik stres yaşıyor olabilirler. Bunun da insan beyni ve fiziksel sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi vardır.

İşleyen demir pas tutmaz

Sosyal izlasyonun beyni etki ettiği bir başka faktör de beynin kullanımı ile ilgili. Eğer beyin bölgelerini yeterince kullanmazsak işlevlerinin bir kısmını kaybedebiliriz. Taksi şoförleriyle yapılan bir araştırma rotaları ve adresleri ne kadar çok ezberlerse hipokampus hacminin de o kadar arttığını gösteriyor. Örneğin, düzenli olarak sosyal tartışmalara katılmazsak dil kullanımımız ve dikkat ve hafıza gibi diğer bilişsel süreçlerimiz azalabilir. Hafıza ve dikkat, genel olarak karmaşık bilişsel düşünme için çok önemli olduğundan bu durum birçok karmaşık bilişsel görevi yerine getirme yeteneğimizi de etkileyebilir.

Beynimizi nasıl aktif tutarız?

Beynimizi aktif tutarak, yaşam boyunca "bilişsel rezerv" adı verilen güçlü bir düşünme yeteneğini geliştirilebileceğimizi biliyoruz. Bunu farklı yollarla gerçekleştirebiliriz. Örneğin yabancı bir dil veya yeni bir müzik aleti çalmayı öğrenmek bilişsel rezervlerimizi geliştirmek için oldukça verimli bir yoldur. Bilişsel rezervin yaşlanmanın seyrini ve şiddetini iyileştirdiğine yönelik çalışmalar mevcut. Örneğin özellikle travmatik beyin hasarını takiben bunama, şizofreni ve depresyon da dahil olmak üzere birçok hastalığa veya zihinsel sağlık bozukluğuna karşı koruma sağlayabilir.

Farmakolojik tedavi yöntemleri

Bunun yanı sıra bilişinizi ve sağlığınızı iyileştirebilecek, sağlıklı bir diyet ve egzersiz programı da uygulayabilirsiniz. Öte yandan sosyal izolasyonun etki ettiği Alzheimer hastalığı için birkaç farmakolojik tedavi de mevcut ancak bunların etkinliğinin artırılması ve yan etkilerin azaltılması gerekiyor. Bu nedenle sağlık sektöründe sıkça tavsiye edildiği gibi hastalığı tedavi etmektense hastalığın oluşmasına neden olacak etkenleri ortadan kaldırmak halk sağlığı için daha iyi olabilir. Şüphesiz, gelecekte yaşlanma ve bunama için daha iyi tedaviler geliştirilecek. Hatta bu konuda yapılan bir araştırma besin takviyeleri yoluyla alınabilen ve glikoza alternatif bir enerji kaynağı olan eksojen ketonları gibi takviyelerin bu konuda insanlara yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Yaşlılıkla mücadele için sosyal izolasyonla mücadele şart

Ancak dışarıdan müdahale ederek uygulanan tedavi yöntemlerinin yanı sıra özellikle yaşlılıkta sosyal izolasyonla mücadele de bu hastalıkların önüne geçmede yardımcı olabilir. Sağlık yetkilileri kimlerin tecrit edildiğini kontrol etmek için daha fazla çalışabilir ve bu insanlara yardımcı olacak sosyal aktiviteler düzenlenebilir. Öte yandan insanlar şahsen ya da fiziksel olarak etkileşime girecek durumda olmadığında, teknoloji de onlara bu konuda yardımcı olabilir. Ancak bu durum, iletişim kurmak için teknolojiyi kullanmaya aşina olan genç nesiller için daha geçerli gibi gözüküyor. Hali hazırda yalnızlık çeken ve sosyal izolasyona maruz kalan insanlar için daha farklı çözümler sunulması gerekebilir. Bununla birlikte eğitim ile de yaşlı insanlarda sosyal izolasyonu azaltmak mümkün olabilir.

Sosyal biliş ve arkadaşlıklar ilişkisi

Sosyal etkileşim insanlar için oldukça önemlidir. Bu konu hakkında yapılan çalışmalar, sosyal grubumuzun boyutunun aslında sosyal biliş ve duyguyla ilgili olan orbitofrontal korteksin hacmiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Yani sosyal gruplarımız ve Çevremiz ne kadar geniş ise sosyal ve duygusal olarak kendimizi iyi hissetmemizin olasılığı da artıyor.

Ne kadar arkadaşımız olabilir?

Burada sorulması gereken kritik sorulardan biri de kaç arkadaşa ihtiyacımız olduğu? Araştırmacılar, sosyal grupların büyüklüğünü tanımlamak için genellikle Dunbar Sayısı’na atıfta bulunuyorlar. Bu teori insanların 150'den fazla ilişkiyi sürdüremeyeceğini varsayıyor. Sosyal medya hesaplarımızda binlerce arkadaşımız olsa da ve hayatımız boyunca binlerce insanla tanışmış olsak da yapılan çalışmalar insan biyolojisinin en fazla 150 insanla gerçek anlamda iletişim kurabileceğini gösteriyor. Öte yandan insanların yakın arkadaş olarak görebileceği ve bu ilişkilerini sağlıklı bir şekilde yönetebileceği dost sayısı da 5 ile sınırlı.

Sağlıktan sonra en önemli parametre

Ancak, Dunbar Sayısı’nı belirleyen ampirik kanıtların kesin olmadığını ve optimal sosyal grup büyüklüğüne ilişkin daha fazla araştırma yapılması gerektiğini öne süren bazı raporlar da mevcut. Bu konuda fikir ayrılıkları olsa da insanların sosyal varlıklar olduğu ve hangi yaşta olursak olalım başkalarıyla bağlantı kurmaktan zevk aldığımız gerçeği hiçbir zaman değişmedi. Bu bağlantılardan aldığımız zevk sadece güzel vakit geçirmemizi sağlamıyor aynı zamanda bilişsel sağlığımızı da önemli ölçüde etkiliyor. Bu nedenle sağlıktan sonra önem vermemiz gereken en önemli konuların başında dostlarımız ve yakınlarımız ile kurduğumuz ya da kurabileceğimiz ilişkiler yer alıyor.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL - ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
28
parçalı az bulutlu