Kılıçdaroğlu: 'Erdoğan, Türkiye için bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir'

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, tarihi günlerden geçtiklerine dikkat çekerken Cumhurbaşkanı Erdoğan için 'Erdoğan, Türkiye için bir milli güvenlik sorunu hâline gelmiştir' sözlerini kullandı.

GÜNDEM 27.04.2021, 17:37 28.04.2021, 16:17 Ömer Aksan
Kılıçdaroğlu: 'Erdoğan, Türkiye için bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

“Beraber yaşamak istiyoruz”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu ve gündeme dair açıklamalar yaptı.

Pençe-Şimşek operasyonunda şehit düşen Uzman Çavuş Aygün Çakar ve Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde şehit olan Haluk Serhat Aldemir'e rahmet dileyerek sözlerine başlayan Kılıçdaroğlu, "Şehitlerimizi daima baş tacı yapmak herkesin ortak görevidir." sözlerini sarf etti.

Türkiye’de herkesin, mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, kimlik, inanç veya görüş farklılıklarını bir kenara bırakılmasını ve Türkiye beraberce yaşamak istediklerini ifade etti. Türkiye’nin üzerine düşecek herhangi bir gölgeyi kabul etmediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, emperyal güçlerin bakışını kabul etmediklerini kaydetti.

“CHP’li belediyeler, huzuru egemen kılmaya çalışıyor”

Ramazan ayına vurgu yapan Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelere yaptığı uyarıları ve çağrıları hatırlattı ve "Ramazanın ağırlığını göz önünde bulundurarak hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesine dikkat edin ve olaya mutlaka müdahil olunuz."sözlerini kullandığını aktardı.

CHP’li belediyelerin, yönettikleri bölgelerde huzuru ve barışı egemen kılmaya çalıştıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, 20 ve 26 Nisan tarihleri arasında 847 bin 164 aileye ayni yardım, 221 bin 478 haneye ise nakdi olarak yardım yapıldığını açıkladı.

Ramazanın başından bu yana 1 milyon 578 bin 116 haneye ayni, 498 bin 697 haneye ise nakdi olarak yardım edildiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın salgın döneminde tam kapanma kararıyla birlikte özel bir girişimde bulunduğunu ve toplam olarak 232 bin 351 aileye 100 milyon liralık destek programı açıklandığını vurguladı.

“Onun görevi bu, kim yapacak başka”

Cumhuriyet tarihinde daha önce görülmemiş bir olayın yaşandığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Vatandaşlar ucuz ekmek alsınlar dedik ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ümraniye ilçesine ekmek büfesi koyuyor. Ama görülmemiş bir şeyle karşı karşıya kalıyoruz. ‘cuz ekmek satamazsın', Neden?, 'İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyor bunu'. Kim yapacak başka, onun görevi bu zaten. Sen yapmıyorsun, bari bırak o versin. Türkiye daha önce bu şekilde bir tabloyla hiç karşılaşmamıştı. Hayretler içindeyim. Ya vatandaş ucuz ekmek alacak. Senin buna sevinmen lazım, hatta yer tahsis etmen gerekiyor. 'Gelin daha ucuz ekmek veriyorsanız burada size daha fazla imkanı sağlayacağım' demen gerekiyor. Gidip engel oluyorlar. Bunlar bir lokma ekmeğe savaş açtılar. Akıl alır şey mi bu ya, bir dilim ekmeğe gidip savaş açıyorsunuz. Bu bir ibret tablosu. Fakat biz bunları da aşacağız."

“Arşivleri açıyoruz, tarihçiler gelip baksın”

Joe Biden’ın, 1915 olaylarına ilişkin ‘soykırım’ değerlendirmesine değinen Kılıçdaroğlu, şunları aktardı:

"1915 olayları acıdır ve gerekiyorsa incelenmelidir. Fakat bunu politikacılar değil, asıl görevi bu olan tarihçiler yapmalı. Bu anlamda Türkiye daima hazır olduğunu söyledi. Arşivleri açıyoruz, tarihçiler gelip baksınlar. Fakat Ermenistan’ın da arşivlerini açması gerekiyor, bu şekilde tarihçiler gerçek bilgilere ulaşabilirler. Biden iki defa soykırım kelimesini kullandı. Türkiye için çok büyük bir talihsizlik bu. Bugüne kadar birçok iktidar geldi ancak hiçbir zaman 1915 olaylarını, bir Amerikan başkanı soykırım olarak değerlendirmemişti. 1915 olaylarının Ermenilerle aramızda ciddi travmalara yol açtığı ortadadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana birçok insanın hayatını kaybettiğini biliyoruz. Siyasetçilerin görevi geçmişin acılarını siyasi malzeme yapmamalarıdır. Siyasilerin görevi tarihten ders çıkararak geleceği barış ve kardeşlik üzerine kurmaktır. Bunu yaptığınızda gerçek anlamda politikacı olabilirsiniz.” 

“1915 olayları acıdır ve gerekiyorsa incelenmeli. Peki kim bu görevi yapmalı? Tabii ki de tarihçiler... Türkiye daima bu anlamda hazır olduğunu söylüyor. Tarihçiler gelip baksınlar arşivlerimize. Ancak Ermenistan da arşivlerini açmalı. Değerli arkadaşlarım, öfkeyi ve kini siyasi malzeme hâline getirirseniz gelecek kuşaklara da bu öfke ve kini taşırsınız. Siyasetçi öfkeyi ve kini günlük politikaya malzeme etmemelidir.”

“Biden ‘soykırım’ dedi, Erdoğan 3 gün sustu”

“19 Mayıs 1985 tarihli Washington Post ile New York Times gazeteleri Biden’ın önüne konsaydı bu açıklama belki de hiç olmayacaktı. O tarihte çünkü birçok tarihçi 1915 olaylarının soykırım olarak değerlendirilemeyeceğini tüm dünyaya ilan ediyordu. Fakat o zaman bir devlet, bir dışişleri bürokrasimiz vardı. Tüm dünyaya elbirliğiyle bunu anlatıyorlardı. Burada acı olaylar var evet, ama tarihçiler incelesin bugünün siyasetine bu olayları malzeme etmek doğru değildir. Azerbaycan'ın işgal edilen yerleri yeniden kazanması; Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin düzelmesi; Ermenistan - Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesine yönelik adımların atılması gereken dönemde Türkiye, tam tersi bir durum ile karşı karşıya kaldı. Ancak, beceriksiz bir yönetimin Türkiye'yi getirdiği bir nokta budur. Biden açıkladı, ‘soykırım’ dedi ancak Erdoğan 3 gün boyunca sustu. Erdoğan tam bir aslan, kükreyecek ki bütün dünya duyacak. Erdoğan konuştu ama bırakın aslanı kedi gibi miyavlama sesi geldi. Acı  fakat gerçek olan bu. Ülkesinin çıkarlarını savunmaktan aciz biriyle karşı karşıya kaldık. ‘Biraz sert konuştuğum takdirde başıma bir şey gelir mi?' Bakın Türkiye yönetilmiyor, yalnızca savruluyor.”

“Ana eksenimiz, yurtta barış dünyada barıştı”

“Türkiye'nin kurulduğu günden bugüne, hiçbir Amerika başkanı, 1915 olaylarını  soykırım olarak tanımazken şimdi ne oldu? Bu soru önemli ve sorulması gereken soru da bu. Joe Biden'a kızmanın anlamı yok. Biden, kendi ülkesinin iç politikasının gereğini yerine getiriyor. Çok güzel bir atasözümüz var; iğneyi önce kendine çuvaldızı başkasına batıracaksın. Önce iğneyi kendimize batıralım. Arkadaşlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikası ne? Bu ülkenin kuruluşundan beri bir dış politikamız vardı. O da; yurtta barış dünyada barış, ana eksenimiz buydu.”

“Eşitlik ilkesini dikkate alıyorlardı. Küçük ya da büyük devlet ayrımı yapılmadan tabii ki de. Karşılıklı haklara saygı esastı. Uyuşmazlıklarda diyalog ilkesi vardı. Başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme ilkesi vardı. Değerli arkadaşlar, bu ilkelerin bütünü terk edildi. Dış politikanın genelde bir özelliği var. Dış politika asla iç politikanın malzemesi yapılmamalıdır. Dış politikayı iç politikanın malzemesi haline getirdiğinizde böyle duvara toslarsınız. Ayrıca sesiniz de çıkmaz. Aslanken kediye dönersiniz. Bütün dünyaya da rezil olursunuz.”

“Atatürk’ün vasiyetidir bu; Arap dünyasının iç işlerine müdahale etmeyeceksin”

Dış politikanın milli olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, bir ülkenin çıkarları ve haklarının, hem iktidar hem de muhalefetiyle birlikte savunulduğunu belirtirken dış politikadaki gelişmeler konusunda muhalefet partilerinin bilgilendirilmesi geleneğinin terk edildiğini ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti:

“ Mustafa Kemal Atatürk'ün bir vasiyeti var; Arap dünyasının iç işlerine karışmayacaksınız. Ortadoğu politikalarında iç işlerine karıştık. Dolayısıyla Arap ülkelerin içişlerine karışmama ilkesini de terk ettik. Irak-İran savaşı 8 yıl devam etti ancak Türkiye, ‘Ben tarafsızım fakat savaşın hemen bitmesini isterim’ dedi. Hiçbir devlet Türkiye'yi rahatsız edecek söylemde de bulunmadı. Niye? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar tarihin ne olduğunu iyi biliyordu. Ama bunların bu ülkenin tarihini bilmez, günlük söylemler geliştirirseniz, ‘şunu söylersem büyük oy alırım’ diye hareket ederseniz Türkiye'yi bu noktaya getirirsiniz. Arkadaşlar, dış politikanın ayrı bir dili var.”

“Kadim dostumuz Mısır’la aramızı bozdu”

“Sürekli şahsım hükümeti diyor ki şahsıma ait diyor. Nereye taşıdı peki bu bizi? Yurtta barış dünyada barıştan çıkarıp ihvan endeksli bir dış politikaya götürdü. 21. yüzyıl Türkiye’sinde bunu, dış politikanın ana unsuru haline getirdi. Mazlumlara örnek olan, bağımsızlık savaşı veren bizdik. Sen bütün bu unsurları çöpe atıyorsun, ihvana gidip senin politikanı destekliyorum diyorsun. Bu ne anlama geliyor? Türkiye’nin itibar kaybıdır bu. Yalnızca bununla yetinmediler. Dışişleri bakanlığının tüm bürokratlarını aşağıladılar. Bu her şeyi biliyor ve her şeyi biliyorum diyor zaten. Dışişleri Bakanlığı’nın bürokrasisini bütünüyle devre dışı bıraktı. Türkiye eksen kayması yaşadı. Yurtta barıştan, ihvan eksenine kayan bir eksene dönüştü. Bu eksen kayması da Türkiye'nin başını olmadık belaya soktu. Bütün ülkelerin iç işlerine gittik karıştık. Kendi ülkesini bırakıyor başka ülkeleri adam etmeye girişiyor. Sen önce kendi ülkene saygınlık kazandır ki diğer ülkeler seni örnek alırlar. İhvan ne diyorsa aynı şeyi sen dışarıda uyguluyorsun. Bu gitti kadim dostumuz Mısır'la aramızı bozdu.”

“33 şehidimizin hesabını soramadı”

“İdlib'de 33 askerimiz şehit ettiler ama hesabını soramadılar. Moskova’ya gittiler koşa koşa ama dakikalarca kapıda beklediler. Bu ülkenin itibarını nasıl ayaklar altına alıyorsunuz. Bunların, koltukları ve paraları için vazgeçmeyecekleri hiçbir değer yoktur. Bu ülkeye, toplu iğne ucu kadar verecekleri bir fayda yoktur. Türkiye daha önce çağdaş dünyanın bir parçasıydı. AB’ye tam üye olup yargımız bağımsız olacak özgürlükleri, demokrasiyi geliştireceğiz, bütün mazlum milletlere biz örnek olacaktık. Müslüman, demokrasisi gelişmiş, insan hakları, yasama, yargı, yürütme ve güçler ayrılığı, özgür medya bütün bunlar olacaktı.”

“Fakat şimdi Türkiye, totaliter bir ülke olarak görülüyor. Totaliter ve demokrasisi askıya alınmış bir ülke. Öyle bir yere geldik ki, yabancı bir devlet başkanı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başındaki adama 'aptal olma' diyor ama tık yok ya. Buna en çok desteği veren de sözde milliyetçi diye geçinen Bahçeli. Nasıl oluyor bunlar ya! İtiraz etmesi gerekiyor. Bir de Trump bir daha seçilsin diye kalktı seçim kampanyasına destek verdiler. Akıl alır şey değil.”

“Reza Zarrap, buna göre TC Devletinden daha önemli”

“Geçmişte askerimizin başına çuval geçirdiler. 'Nota verecek misiniz' denildi, bunlar 'Ne notası müzik notası mı' diye cevap verdi. Fakat Reza Zarrab için iki defa nota verdi bunlar. Bunlara göre bu Reza Zarrap, TC devletinden daha önemli bir şahsiyet. Niye? Çünkü bütün sırlarını biliyor, kime ne rüşvet ödendiğini Reza Zarrap biliyor. Rüşvet yemeyeceksin o zaman kardeşim. Alırsan işte böyle burnundan fitil fitil getirirler.” 

“Memleketi ne hale getirdiğinize bir bakın. Öyle bir aşamaya geldik ki bunların iktidarında Lozan'a göre silahtan arındırılması lazım gelen Ege adaları silahlandırıldı! Adamlar gelip orduyu teftiş ediyor. Yunanistan dışişleri bakanı Türkiye’ye geliyor, Türkiye dışişleri bakanı ile yaptığı toplantıda Türk Devleti’ne meydan okuyor. Düne kadar kimsenin buna yüreği yetmezdi. Bu benim ağırıma gidiyor. O saygın o güçlü Türkiye Cumhuriyeti devletini ne hale getirdiler.”

“Bu ülke 84 milyonun ülkesidir”

“Bu ülke yalnızca benim, senin değil 84 milyon vatandaşın ülkesidir. Bu ülkeye sadece sen ben değil hepimiz sahip çıkmak zorundayız. Tarihsel derinliği olan bir ülkede yaşıyoruz. Birileri seçildikten sonra ben Türk Devleti’ni istediğim gibi ya da aile şirketi gibi yönetirim diyebiliyorsa ona dur demen gerekiyor. Dur dediğinde bu ülke büyüyecektir. Dur dediğinde Türkiye, saygınlık kazanacaktır. Fakat sen dur demezsen orada sorun var.”

“Türkiye'ye her açıdan eleştiri geliyor. Biz gittik ‘128 milyar dolar nerede?’ şeklinde bir pankart açtık. Türkiye Cumhuriyeti’nin Merkez Bankası'nda kendisine ait bir tane doları bile yok o zaman. Bir ülkenin kendi kasasında kendisine ait doları dahi bulunmuyorsa bunu yalnızca ben değil herkes görüyor. Bir araştırmacı diyor ki ‘Türkiye bugün savaşa girse kasasında tek bir doları bile yok.”

“Bu 128 milyar dolar kimlere peşkeş çekildi”

“Herkes horozlanıyor ve Türkiye’nin aleyhine konuşuyor ve Erdoğan ise sesini keserek ortalıkta geziniyor. O da bir felaketi olduğunu biliyor. Biz 128 milyar dolar nerede diye sorunca Türkiye’nin geleceğini ve itibarını savunuyoruz. Bu 128 milyar dolar kime veya kimlere peşkeş çekildi? Bu parayı kime, hangi kur üzerinden nasıl verdiniz? Bu malı kimler götürdü? Sadece bunu soruyorum. Ama cevap yok? Bu sizin babanızın parası mı? Siz gittiniz, o paraları yok ettiniz. Gittiniz, birilerine peşkeş çektiniz o paraları. Bu yüzden Yunan Dışişleri Bakanı Türkiye’ye gelip Türk Devleti’ni eleştirme gücünü kendinde buluyor. O da biliyor ki kasada para yok. Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk ne diyordu; bu ülkenin ekonomik ve siyasi bağımsızlığı var. Özgürlük, bağımsızlık benim karakterimdir. Türkiye’nin bugün ekonomik bağımsızlığı bulunmuyor. Siz, 128 milyar doları ortadan kaldırarak ya da birilerine vererek Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını gidip tehlikeye attınız.”

“Tayyip Erdoğan, bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir”

Türkiye Cumhuriyeti devleti, kendi ülkesine, kendi vatandaşından neden dolarla borçlanır? Türk Lirası yok mu? Ekonomide öyle bir noktaya geldik ki dünyanın en yüksek faiziyle borçlanan ülkesi olduk. Bu tamamen bir sömürü çarkı. AK Parti’ye ve MHP’ye oy veren vatandaşlar da dinlesinler. Bu Erdoğan şahsım hükümetinde her ay 1 milyar 800 milyon dolar faiz ödüyoruz. Bir günde tam 57 milyon 800 bin dolar ödüyoruz. İşte bunlar memleketi bu hale getirdiler.

Öyle bir ülke olduk ki, eski bir milletvekilini Washington’a büyükelçi atadılar. Ama 3 ay geçmiş ve henüz bir güven mektubu sunmuş değil. Dışişleri Bakanlığı’nın yetim çocuğu gibi gidip Washington’da geziyor. ‘Biden acaba kabul eder mi? Güven mektubunu verebilir miyim’. Türkiye’nin şu geldiği hâle bak. Ben çok net söylüyorum artık; Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti devleti için artık bir milli güvenlik sorunu hale gelmiştir."

Yorumlar (0)
15
parçalı az bulutlu