Savaş başlatan güzellik yarışması

Truva Savaşı’nın arifesinde, Kazdağı’nın yemyeşil eteklerinde, bundan dört bin yıl önce gerçekleşmiş bir efsane: üç güzeller efsanesi…

Savaş başlatan güzellik yarışması

Günümüzde, güzellik yarışmaları, yarışanlar ve izleyiciler arasında bazı tartışmalara sebep olur. Yarışma sonunda 'birinci olanın yerine başka adaylar galip gelse daha mı iyi olurdu' şeklindeki çatışmalar ise günlerce konuşulur.

Oysa çok ama çok eski dönemlere; günümüzden dört bin yıl öncesine ait bir Yunan mitine göre, yapılan bir güzellik yarışması sadece tartışmalara değil; savaşa, ölüme ve yıkıma yol açmıştır. Dünyanın ilk güzellik yarışması olarak geçen bu söylence, Üç Güzeller Efsanesi ya da Altın Elma Efsanesi olarak geçer.

Hikâye; su perisi Thetis ile yeryüzünün ölümlülerinden Peleus’un düğünü ile başlar. Düğüne tüm tanrı ve tanrıçalar davetlidir; fesat tanrıçası Eris hariç.

Söylenceye göre Eris kasıtlı olarak düğüne çağrılmamıştır. Tanrıların en güçlüsü olan Zeus’un başka planları vardır. Bu düğün ile birlikte Truva Savaşı’nın zeminini hazırlamaktadır.

Perilerin bile düğüne çağrıldığını ama kendisinin çağrılmadığını duyan Eris, kendisinden beklenildiği üzere (Zeus’un istediği gibi) düğüne gelir ama kapıdan içeri alınmaz. Bunun üzerine unvanının hakkını verir ve eğlencenin tam orasına altın bir elma fırlatır. Elmanın üzerinde ‘En güzele’ yazmaktadır.

Güzellikleri ile göz kamaştıran tanrıçaların hemen hepsi bu altın elmaya göz diker. Tabii, altın elmada hak iddia etmek için öne çıkabilecek kadar güçlü ve güzel olan sadece üç tanrıça vardır; Zeus’un karısı ve Olimpos tanrılarının kraliçesi Hera, Zeus’un kızı ve bilgelik tanrıçası olan Athena ve aşkın tanrıçası Afrodit.

Elmanın kime verileceği tartışması sürerken, orada bulunan tüm tanrı ve tanrıçalar, hemen bu üç tanrıçanın etrafından çekilerek böyle bir karar veremeyeceklerini söylerler. Hera, Afrodit ve Athena, Zeus’un huzuruna çıkarlar. Öyle ya, Zeus; tanrıların kralı ve en güçlüsüdür, kararı vermek onun görevidir. Ne var ki Zeus da bu kararı vermekten çekinir; tanrıçalardan biri karısıdır. Elmayı kendi karısına verecek olsa diğer iki ölümsüz tanrıça ile arası bozulacak ve sonsuz bir kin ile mücadele etmek durumunda kalacaktır.

Zeus, tanrıçaları sadece fiziksel güzellikleriyle değil; tanrısal özellikleri ile de tanıdığından, yargısının tarafsız olamayacağını bildirir. Bu nedenle de nihai kararı, onları fiziksel özelliklerine göre seçebilecek bir ölümlü vermelidir.

Tanrıların kralı, tanrıçalar ve karar vericiyi bir araya getirme görevini Hermes’e verir. Karar vericisi ise; Truvalılara yıkım getireceği kehaneti ile doğan Paris’ten başkası değildir.

Paris, Truva Kralı Priamos’un oğludur. Çocuk kehanet ile doğduğunda, kral onu çobanlarla birlikte, bir prens olduğundan habersiz olarak büyümesi için Kazdağı’nın eteklerine yollamıştır. Paris ise büyümüş, oldukça yakışıklı bir genç olmuş; hatta halk arasında bir karar verirken dış etkenlerden etkilenmeyişi ile tanınmıştır. Bu açıdan Paris, tam da tanrıçaların aradığı gibi bir insandır.

Tabii herkes böyle sanmaktadır; Zeus hariç…

Tanrıçalar ve Paris bir araya gelirken; tanrıçaların sinsi fısıltıları da gelir beraberinde. Hepsi hiçbir ölümlü erkeğin reddedemeyeceği teklifler sunar genç prense. Çünkü hiçbiri, güzelliklerinin sadece Paris’in yargısı ile belirlenmesi istemez.

Hera, yeryüzünün hükümranlığını sunar. Eğer ölümlü, altın elmayı ona verirse, sonsuz zenginlik ve krallık ile ödüllendirilecektir.

Athena, ona bilgelik ve yetenek bahşetmek ister. Bu da onu yaşayan en bilge komutan ve en güçlü savaşçı kılacaktır.

Afrodit ise çok daha başka bir şey teklif eder; dünya üzerindeki ölümlü kadınların en güzelinin kalbini… Helen’i…

Paris, Afrodit’in sihirli teklifi eşliğinde kısa bir görüntü ile karşılaşır; görüp görebileceği en güzel kadını görür bu görüntü sırasında ve hemen oracıkta, bir solukta aşık olur. Altın elmayı, Afrodit’e verir. Güzellik tanrıçası istediğini elde etmiştir.

Diğer tanrıçalar kıskançlık ve öfke dolu bakışlarla bir anda gözden kaybolurlar.

Paris’e vaat edilen kadın, Yunan Kralı Menelous’un karısıdır. Genç prens, bu güzellik yarışmasının ardından gerçekte kim olduğunu öğrenecek, Helen’in bulunduğu kıyılara yelken açacak ve sonunda büyük kayıpların verildiği bir savaş başlatacaktır.

Altın elmaya sahip olamayan tanrıçalar Hera ve Athena ise, Akhaların yani Antik Yunan halkının yanında yer alarak Paris’ten intikam almaya çalışacaklardır…

Zeus’un Truva savaşını Kazdağı’nın eteklerinde izlediği söylenir…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER