Avustralya yangınlarının korkunç yüzü: Yok oluyorlar!

Avustralya pek çok endemik hayvanla dolu, yani bu hayvanlar ülkeye özgü. Avustralya'da Tasmanya canavarından kısa bacaklı Avustralya keseli sıçanına, uykucu koalalardan kangurulara kadar birçok eşsiz hayvan bulunuyor. Ancak bunlardan bazıları artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya...

DÜNYA 10.01.2020, 16:07 13.01.2020, 09:48 Turgut Başer
Avustralya yangınlarının korkunç yüzü: Yok oluyorlar!

Fare boyutunda olan dunnart adı verilen ince ayaklı keseli fareler, turistlerin ilgisini çeken koalalar ya da ornitorenkler kadar ikonik olmasa da Avustralya'nın Kanguru Adası'ndaki en özel memelilerden biri.

Şimdi, Kanguru Adası'ndaki bu ince ayaklı farelerin günleri sayılı olabilir. Avustralya'yı Eylül ayından beri etkisi altına alan yangınlar vurmadan önce zaten nesli tükenmekte olan bu canlı türü o kadar nadir ki onları inceleyen araştırmacıların birçoğu hiç görmedi bile. Bundan sonra da bu canlıların hiç olmayacağından korkuluyor. 4 bin 405 kilometrekarelik adanın üçte biri, bu dunnartların yaşadığı tüm alan da dahil olmak üzere yandı.

Dunnart

Kanguru Adası'ndaki dunnartları inceleyen ve tuttukları kayıtların bile yandığını ifade eden ekolojist Rosemary Hohnen, "Artık gerçekten yok olma riski altındalar." şeklinde konuşuyor.

Sydney Üniversitesi'nin tahminine göre, bazıları dünyanın başka yerinde bulunmayan ülke çapındaki 1 milyardan fazla memeli, kuş ve sürüngen, devam eden yangınlar sebebiyle ya etkilendi ya da hayatını kaybetti. Bu sayıya diğer hayvan türleri de dahil edildiğinde bilanço çok daha korkunç bir seviyeye ulaşıyor.

Yangından en çok etkilenen Yeni Güney Galler eyaletindeki New England Üniversitesi de yangın kapsamında etkilenen canlılara ilişkin bir araştırma sonucunu paylaşarak "sadece koalaların değil; memeliler, kuşlar, bitkiler, mantarlar, böcekler, diğer omurgasızlar, amfibiler ve bu sistemler için kritik olan bakteri ve mikroorganizmaların" da ileri derecede zarar gördüğünü açıkladı.

Uzmanlar, hayvanların bireysel olarak hayatta kalsa da yaşam alanları yok olduğunda öleceklerini söylüyor.

Ölmüş ya da yanmış koala ve kangurular, aylardır kavrulan Avustralya'daki yangınların sembolleri hâline gelse de, çevreciler bu türlerin aslında yok olma riski altında olmadığını belirtiyorlar. Esas endişe, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan hayvanların yok olup gitmesi.

Endemik türlerin yok olmasının geri dönülemez bir kayıp olduğunu ve başlangıçtaki kaybın yarım milyar civarında olduğunun tahmin edildiğini söyleyen Ekoloji Profesörü Christopher Dickman, "Kayıp şu an en az 1 milyar. Bu sayı elbette çok, ancak ne yazık ki beklentimiz, ekolojik olarak önemli olan birçok türün örneklerini içermesidir.” şeklinde konuşuyor.

Uzun ayaklı potoroo

Bilim insanları, Güneydoğu Avustralya'daki Yeni Güney Galler ile Victoria eyaletleri arasında yoğun olarak görülen ve nemli orman habitatında yaşayan keselilerden "uzun ayaklı potoroo"yu da yangınlardan kurtarmanın zor olduğunu söylüyor. Kanguru Adası'nda yaşayan "parlak siyah kakadu" da alevlerle birlikte yok olmuş olabilir ya da kurtulsa bile yangından sonraki süreçte yok olabilir.

Parlak siyah kakadu

Çünkü parlak siyah kakadu, sadece "casuarina" adı verilen ağaçların tohumlarını yiyerek hayatta kalabiliyor ve bu ağaçların büyük bölümü yangın sebebiyle kül olmuş durumda.

Bir başka önemli husus da bir habitatın temelini oluşturan böcekler. Tüm hayvan biyokütlesinin neredeyse yarısını oluşturan böcekler, hareket eden hemen hemen her şey için en önemli besin kaynağı. Böcekler ayrıca organik maddeleri parçalayarak bitkilerin polenlerini daha kolay şekilde yaymalarına yardımcı oluyor. Ağaç dallarının ve kütüklerin içinde, yaprakların altında ve toprakta on milyonlarca böcek canlı canlı yanıyor. Bunlardan bazıları hiç keşfedilmeden yok olabilir.

Bu konuda, Adelaide Üniversitesi Tarım, Gıda ve Şarap Okulu'ndan Katja Hogendoorn, "Avustralya'daki böceklerin sadece yüzde 20 ila 30'u bilim tarafından biliniyor" ifadelerini kullanıyor.

Tek bir arının bile yok olmasının olumsuz görüldüğü düşünüldüğünde, Kanguru Adası'ndaki "altın-yeşil marangoz arısı"nın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının besin zincirine etkisi şüphesiz korkunç olarak adlandırılabilir.

Altın-yeşil marangoz arı

Öte yandan, bu arıların yuva yapmak için kullandığı Banksia bitkileri de yandı. Uzmanlar, aşırı seçici özellik gösteren marangoz arılar için söz konusu bitkilerin doğru boyutlara ve yumuşaklığa ulaşmasının en az 30 yıl süreceğini söylüyor. Yanmış alanlara ulaşım olmadığından durumun vahameti tam olarak kestirelemese de marangoz arıların düştüğü darboğaz az çok tahmin edilebiliyor: bu tür her an yok olabilir.

Daha önce çok ciddi etkisi olan iklim değişikliği, istilacı türler, kimyasalların aşırı kullanımı ve insan gelişimi gibi faktörlerin de böcekleri aşırı derecede tehdit ettiği düşünüldüğünde, yangınlar eğer bir benzetme yapılacak olursa böcekler için bardağı taşıran son damla olabilir.

Çiftlik hayvanları da ciddi derecede zarar gördü 

Yangınlar sebebiyle yalnızca doğada yaşayan yabani hayvanlar değil; öte yandan koyunlar, inekler ve de sığırlar da oldukça ciddi şekilde zarar görmüş durumda.

Federal tarım yetkilileri, yangınlar bitmeden en az 100 bin sığırın öleceğini söylüyor. Çiftçiler hayvanlarının yangınlardan dolayı epey etkilendiğini ve de yavrularını beslemeyi bıraktığını söylüyor. Çiftçiler, özellikle ineklerin memelerinin yandığını ve buzağıların beslenemediğini ifade ediyor. Yangından kurtulan hayvanların birçoğunun da hastalık kaptığını aktaran hayvan sahipleri, ölü hayvanlarının sayısının bir hayli fazla olduğunu söyleyerek bunları nasıl yok edeceklerini bilmediklerini kaydediyor.

Açlık ve hastalık yangının geride bıraktığı hasarın sadece bir bölümü

Hayatta kalan hayvanlar, besin maddeleri veya barınak sağlayan bitkilerden yoksun bir kül manzarasında yiyecek bulmak için mücadele ediyor. Yuva yapacak ağaçlar olmadan, kuşların türünün devamı nasıl gelebilir? Dahası böcekler olmadan kuşlar nasıl beslenebilir? Bu gibi besin zinciri birliktelikleri düşünüldüğünde durum içler acısı. 

Bu konudaki çalışmalar, Avustralya'daki kedi ile kızıl tilkilerin, yanmış orman ya da çalılık arazilerde korunması (bitki örtüsü) yok olan hayvanları katlettiğini gösteriyor. Kediler ve kızıl tilkiler için atıştırmalık olabilecek ve bu sebeple en çok risk altında olanların ise Kanguru Adası'ndaki dunnartlar ve diğer küçük hayvanlar olduğu öne sürülüyor.

Alevler yayılmaya devam ettiğinden, yalnızca Kanguru Adası'ndaki kuş sayısının dörtte birinin kaybedilmesi durumunun bile nesli tükenmekte olan hayvanları koruma çalışmaları açısından on yıl geriye götürebileceği konuşuluyor.

Kanguru Adası'ndaki dunnartlar için durum daha da korkunç görünüyor. Uzmanlar, bu canlıların 1969 yılındaki keşfinden bu yana sadece 48 kez tespit edildiğini ve 1990'dan beri adanın küçük bir bölgesinde yaşadıklarını kaydediyor.

Birçok canlının korunması ve hareketlerinin izlenmesi için yerleştirilen kamera ve diğer teknolojik cihazlarında yangın sebebiyle eridiği göz önünde bulundurulduğunda, hâlihazırda sayısı oldukça az olan türlerin takibi hayatta olsalar bile oldukça zorlaştı.

Uzmanlar, yangınlar sona erdikten sonra hayatta kalan hayvanlara yardım etmek için ellerinden geleni yapacağını söylüyor. Hatta bu bazı yırtıcı türleri ortadan kaldırmak ya da bazı türleri özel denetim altında yetiştirmek anlamına gelebilir. Fakat en önemlisi ise ağaçların ve bitki örtüsünün yeniden eski hâline dönmesi. Bu da ancak iklim değişikliği üzerine eğilmeyi gerekli kılıyor.

Ne de olsa biyoçeşitlilik dünyayı Dünya yapan en önemli unsur. 

Habernediyor.com / Turgut Başer

Yorumlar (0)
parçalı bulutlu