Sinemada kara mizah

Trajikomik olayların gülünç yanlarını ortaya çıkarmak anlamına gelen 'kara mizah'ın tam tanımını yapmak zor. Bunun için üç harika filmden yardım aldık!

Sinemada kara mizah

Türk Dil Kurumu’na göre kara mizahın tanımı, “Sadece güldürmeyi değil, düşündürmeyi de amaçlayan komedi türü” olarak geçse de aslında bundan çok daha fazlası. Tanımını tam olarak bir cümlede yapmak pek mümkün değil. Biz bu yazıda kara mizahı üç film üzerinden anlatacağız. Böylece anlaşılması kolay olacak.

Ağlanacak şeylere gülmek!

Kara mizahı, komediden ayıran belki de en önemli özelliği umutsuzluktur! Kara mizahı, aslında pek de gülünemeyecek trajik bir olaya güldüğümüz zamanlarda anlayabiliriz. İçinde ironi, hiciv ve hayatın çeşitli zorluklarını anlatan hikayeler barındıran kara mizahı kendi topraklarımızdan şu deyimle anlatabiliriz:

“Güldüğüme bakma, içim kan ağlıyor.”

Bütün ulusların kendine özgü ve bir o kadar da evrensel acı dolu öyküleri vardır. İşte kara mizahın temelinde de bu acı dolu, dramatik ve yer yer trajik öykülere gülebilmek, onların gülünç yanlarını ortaya çıkarmak vardır.

Kahkaha değil gülümseme!

Kara mizahı bolca kullanan filmlerde kahkaha atarak gülmezsiniz. Çünkü tek başına düşünüldüğünde o olay komik değildir. Ancak bu komik olmayan durum içinde yer alan ve çıkmaza giren insanın pozisyonu gülünçtür. Hiç gerçekleşme ihtimali düşük olan ve sizi zora sokan bir olayla karşılaştınız mı? Bu olay karşısında ‘yok artık’ dediyseniz ve işin içinden çıkmaya çalışırken ağlanacak halinize güldüyseniz kara mizahın ne olduğunu anlamışsınızdır. Evet, kara mizah, ağlanacak hale gülmektir.

Tanımı bile ne kadar zor görüyorsunuz değil mi!

Sinema tarihinde, filmlerinde kara mizah sosunu bolca kullanan birçok usta var. Son zamanlarda hiç kimse, yazar ve yönetmen Coen Kardeşler kadar bu mizah türünü ustalıkla kullanmadı. Onların filmlerinde abartılı komediler yoktur. Aslında onlar komedi filmleri de yapmazlar zaten. Ancak bütün filmlerine az veya çok sızmış olan bir duygu hakimdir: Kara mizah…

Barton Fink

İkilinin 1991 yılında hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini üstlendiği film, sinemada kara mizahın kullanımı üzerine bir ders niteliğindedir. Barton Fink isimli bir oyun yazarına hiç beklemediği bir teklif götürülür. Bu teklife göre Los Angeles’a gidip bir film senaryosu yazacaktır. Böylece tiyatrodan kazanamayacağı kadar fazla para kazanacak ve ünlü olacaktır. Ancak yazması gereken, bir güreş filminin senaryosudur.

Bir oyun yazarı olarak kendisine son derece sığ gelen bu konuda yazmayı bir türlü beceremez. Yaşadığı bir yazar tıkanıklığıdır. Barton Fink’in bu trajikomik durum içinde nasıl davrandığını görürüz.

Fargo

Coen Kardeşlerin 1996 yılında sinemaseverlere sunduğu bu film, isimlerini duyurmalarına katkı sağladı. Filmde, Jerry Lundegard  isimli bir araç satış müdürünün kendisini soktuğu zor durumla nasıl başa çıktığını görürüz. Ödeyemeyeceği kadar borcu olan Jerry’nin aklına harika bir fikir gelir. Eşini fidyecilere kaçırtıp, zengin olan kayınpederinden para kopartmak! Fakat işler beklenildiği gibi gitmeyecektir.

Kara mizahı anlatan sahne

Filmdeki bir sahne, kara mizahın tam olarak ne olduğunu bize anlatır. Jerry, eşini kaçıracak fidyecilerle anlaşmıştır. Carl ve Gaear isimli iki suçlu, Jerry’nin eşi Jean’i kaçırırlar. Başına bir çuval geçirirler ve arabaya atarlar. Ormanın içindeki gizli kulübelerine geldikleri zaman ise Jean’i arabadan çıkarırlar.

Korkuya kapılan ve şok geçiren Jean, elleri arakadan bağlı ve gözleri kapalı şekilde çaresizce oradan oraya koşar. Jean’in can havliyle kör bir şekilde koşması ise fidyecilerden Carl’a komik gelir. Carl, çaresiz Jean’in çırpınışlarını kahkaha atarak izler. İşte kara mizahın tanımı… Ağlanacak bir şeye gülmek!

Palp Fiction

Kara mizah sosunu kullanan son örneğimiz ise, Quentin Tarantino’nun Pulp Fiction adlı filmidir. Filmde birçok farklı karakterin alakasız hikayeleri film boyunca kesişir. Son maçına çıkan bir boksör, patronları tarafından bir işi halletmek için gönderilen iki tetikçi ve soygun yapmak isteyen bir çift…

Arkadaşıyla hallettikleri bir işten sonra patronu, tetikçi Vincent Vega’ya bir emir verir. Buna göre Vincent, patronun eşi olan Mia’yı akşam yemeğine çıkaracak ve canının sıkılmamasını sağlayacaktır. Yanlış bir şey yapacağından korkan Vincent’ın ‘patronun eşiyle yemeğe çıkma’ korkusu depreşir. Yemekten döndüklerinde ise Mia, Vincent’ı eve davet eder. Vincent bir süre oturup ayrılmayı planlamaktadır ancak Mia’nın esrar komasına girmesi karşısında ne yapacağını şaşırır. Eğer Mia, kendi ellerinde ölürse patronu onu da öldürecektir.

Bu filmin oldukça komplike olduğunu ve filmin genelinde bir kara mizah havası olduğunu belirtelim. Bu olay ise onlardan sadece birisi…

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2019, 08:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER