Kazım Koyuncu, vefatının 17’inci senesinde anılıyor

25 Haziran 2005’te hayata gözlerini yuman Karadeniz müziğinin unutulmaz sesi Kazım Koyuncu, vefatının 17’inci senesinde anılıyor. 

KÜLTÜR-SANAT 25.06.2022, 11:38 25.06.2022, 17:26 Murathan Yıldırım
Kazım Koyuncu, vefatının 17’inci senesinde anılıyor

7 Kasım 1971 yılında Artvin’de, Cavit-Hüsniye çiftinin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen Kazım Koyuncu, çocukluğu ve gençliği boyunca “Kemençeci Yaşar” olarak da bilinen Yaşar Turna’nın türkülerini hayranlıkla dinledi. Okumaya meraklı olan Koyuncu, müzik eğitimlerine ise ortaokuldayken başladı. Babasının kendisine hediye ettiği mandolin sayesinde müziğe daha da bağlanan Koyuncu, futbola ve Trabzonspor’a da gönülden bağlıydı. 

İlk müzik grubunu 1992’de kurdu

1989 yılında İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazanan Koyuncu, böylelikle İstanbul’da yaşamaya başladı. Üniversite eğitimi sırasında müzik çalışmalarına daha da ağırlık veren unutulmaz sanatçı, 1992 yılında Ali Enver ile “Dinmeyen” isimli müzik grubunu kurdu. Bu grup, aynı zamanda kendisinin ilk profesyonel çalışmalarını seslendirmesine de vesile oldu. 

Eğitim hayatı sonrası kendini müziğe adadı

Müzik grubunu kurduktan 1 sene sonra eğitimini noktalama kararı alan Kazım Koyuncu, yıllar sonra kendisine bu soruyu soranlara, “Zor donemlerdi. Ya mezun olup kaymakam olacaktım ya da bildiğim ve istediğim işi yapacaktım. Her zaman kafamda bir soru işareti olacaktı. Ben kendi yolumu tercih ettim” şeklinde cevap vermişti. 

1995 yılında ilk albümünü çıkardı 

Eğitim hayatını noktaladıktan sonra kendisini tamamen müziğe veren Kazım Koyuncu, bir süre tiyatro oyunları için de müzik üretti. Karadeniz müziğini rock müzikle harmanlayan Koyuncu, bu alanda yeni bir akım başlattı. “Zuğaşi Berepe” isimli yeni grubunda yeni isimlere de yer veren Koyuncu, 1995 yılında ilk albümü “Va Mişkunan” ile dikkatleri üzerine çekti. 

“Dido” isimli parçası dillerden düşmedi

Kısa sürede büyük bir hayran kitlesi yakalayan Koyuncu, 1996 yılında “Sisler Duvarı” 1999 yılında ise “İgzas” isimli albümlerini piyasaya sürdü. Müzik hayatı boyunca birbirinden farklı ve kendine özgü çalışmalar sunan Kazım Koyuncu, 2001 yılında “Viya” isimli albümünü çıkardı. Bu albümün içinde yer “Dido” isimli parça, uzun yıllar dillerden düşmedi. 

“Gülbeyaz dizisinin benim hayatımda çok önemli bir yeri var”

2002 yılında ekranların reyting rekorları kıran dizisi ‘Gülbeyaz’ın müziklerini yapan Kazım Koyuncu’nun ünü, bu sayede daha da arttı. Dizi ile birlikte konser programları katlanarak artan usta isim, o dönem ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Gülbeyaz dizisinin benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Bu dizi sayesinde şarkılarıma ve albümlerime yönelik ilgi inanılmaz derecede arttı” ifadelerini kullanmıştı. Koyuncu, 2004 yılına gelindiğinde ise bu kez ikinci solo albümü olan “Hayde”yi piyasaya sürdü. 

“Ha kanser ha konser”

2004 yılının son haftalarında kanser teşhisi konan Kazım Koyuncu, doktorların dinlenmesi gerektiği yönündeki ısrarlı tavsiyelerine rağmen konserlerine ara vermedi. 4 Şubat 2005 tarihinde, İstanbul’da son konserini veren Kazım Koyuncu, o gün söylediği “Ha kanser ha konser” sözleri ile akıllara kazındı. 

Albümlerinde Lazca, Gürcüce ve Hemşince eserlere sık sık yer verdi

Albümlerinde Lazca, Gürcüce ve Hemşince eserlere de sık sık yer veren Kazım Koyuncu, hem Karadeniz’de hem de tüm Türkiye genelinde büyük bir hayran kitlesi yakalamayı başardı. Vefatından kısa süre önce bir röportaj veren Koyuncu, hayata dair görüşlerini paylaşarak, “Gençlik döneminin ardından çoğumuzun hayata katabileceği yeni bir şey olmuyor. Askerlik, evlilik ve çocuk derken hayat bizi bir yola sürüklüyor. Bu özelliklere sahip çalışan bir insan, hayatının geri kalanında hiçbir riski göze alamaz” ifadelerini kullanmıştı. 

25 Haziran 2005’te hayata gözlerini yumdu

25 Haziran 2005 tarihinde, yoğun bakımda tutulduğu hastanede hayatını kaybeden Kazım Koyuncu, vefat ettiğinde yalnızca 33 yaşındaydı. Usta sanatçının cenazesi, vefatından 2 gün sonra, doğduğu köy olan Yeşilköy’de toprağa verildi. 

Yorumlar (0)
25
açık