Syriza'nın mirası: Umutsuz bir halk!

2015'teki bütün seçim konuşmalarında 'umut geliyor' diyerek oy toplayan ve iktidara gelen SYRIZA, Yunan halkının umut kırıntılarını da öldürdü.

Syriza'nın mirası: Umutsuz bir halk!

Türk solunun bile 'devrimci lider' diyerek umut beslediği Aleksis Çipras ve liderliğindeki SYRIZA, Kriakos Miçotakis'in partisi ND (Yeni Demokrasi) karşısında hezimete uğradı. AB'deki para babalarına meydan okuyarak ve egemen bir ulus olma sözü vererek iktidara gelen SYRIZA, AB'nin acımasız kemer sıkma politikalarını en kötü uygulayan iktidar olarak tarihe geçti. Yunan halkı artık bankaların dışında bir çözüme inanamıyor, mutsuz ve umutsuz. Bu umutsuzluk Yunan halkının bir egemen ulus olma arzusunu da bitirmiş gözüküyor.

SYRIZA lideri Aleksis Çipras, iktidara gelirken Avrupa Birliği'nin kemer sıkma politikalarını uygulamamak vaadiyle gelmiş, Avrupa Birliği'nin kemer sıkma politikalarına karşı dik duruşu nedeniyle teveccüh görmüştü. Ancak Aleksis Çipras, kemer sıkma politikalarını harfiyen uygulayıp gitmişti.

Yüzde 57 oranında düşük katılımla seçime giden Yunanistan halkı, umutsuzluğunu katılım oranına yansıtmıştı. Bu oran, Yunanistan demokrasi tarihinin en düşük katılımlı oranlarından birini oluşturuyordu.

Yunanistan'ın eski başbakanlarından Konstantinos Mitsotakis’in oğlu olan Kriakos Miçotakis'in partisi ND (Yeni Demokrasi) oyların yüzde 39.8'ini almış olmasına rağmen Yunan halkına pek umut vermiş de değil. ND'nim söylemleri arasında vergileri düşürmek, bürokrasiyi azaltmak gibi vaatler de bulunuyor ancak tabiri caizse halkın karnı bu tür vaatlere artık tok.

Halka göre kriz yönetiminde Çipras başarısız!

Halk, Yunanistan'a süren göçmen akınları, geçtiğimiz yaz Atina'da meydana gelen ve 102 kişinin öldüğü yangın gibi birçok kriz konusunu yönetmekte Aleksis Çipras'ın başarısız kaldığını düşünüyor.

Bunun yanı sıra halk, Makedonya ismi meselesinde de Çipras'ın süreci yönetemediğini düşünüyor.

Fakat SYRIZA'nın oylarının esas düşüş sebebinin 4 yıl önceki vaatlerini yerine getirememek hatta ülkeyi daha geriye götürmek olduğu biliniyor.

Aleksis Çipras'a kazandıran en önemli vaadi hiç şüphesiz "AB'nin kemer sokme politikalarına uymayacağı" vaadi. Ancak ne var ki Avrupa Birliği'nin acımasız kemer sıkma politikasını harfiyen uygulayan ve belki de en iyi uygulayan başbakan Aleksis Çipras oluyor.

SYRIZA'nın destekçileri arasında ihanet duygusu hakim!

2015 yılında SYRIZA; IMF'in, Troyka'nın, Avrupa Konseyi'nin ve Avrupa Merkez Bankası'nın kurallarına ve dayatmalarına itiraz ediyordu.

O dönem yapması gerekenler olarak şunlar görülüyordu: Finans kuruluşları ve kurumlardan gelecek nakite karşılık, kurumların öngördüğü kurtarma politikası çok zahmetli ve zorlayıcıydı. SYRIZA'nın bunlara karşı durması gerekiyordu. Seçimlerde verdiği sözler de bununla ilgiliydi.

2015'teki bütün seçim konuşmalarında 'umut geliyor' diyerek oy toplayan ve iktidara gelen SYRIZA seçim zaferinin hemen ardından uzlaşma sinyalleri göndermeye başlamıştı bile. Bu nedenle, Şubat 2015’in sonuna doğru, Avrupalı ​​politikacılar, SYRIZA’nın AB tarafından belirlenen kemer sıkma politikasını kabul etmesini, kamu sektörü reformlarını uygulamasını ve tüm borç yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesini istedi.

Çünkü SYRIZA ve Çipras ECB'ye (Europa Central Bank-Avrupa Merkez Bankası) teslim olmadıkça şartlar daha ağırlaşıyor ve Yunanistan'ın istediği finansman karşılanmıyordu.

SYRIZA da, yavaş yavaş da olsa bunları kabul etmek zorunda kaldı.

Aleksis Çipras, dışarıda her ne kadar solcu karizmatik lider olarak görülse de tatlı su solcusu ponpon kızların gönlünü fethetmekten ve boş bir balon misali yükselmekten başka bir şey yapamadı.

Troyka'ya karşı direnen sol popülist bir güç olarak gösterilse de Çipras Troyka için ufacık bir kredi karşılığında boyun eğmeye istekli bir düşük profilden fazlası değildi.

Troyka'nın talimatıyla, havaalanları, demiryolları ve enerji şebekesinin büyük bölümü satıldı. Ağır borçlu ailelerin evleri acımasızca haczedildi.

Kamu istihdamı, on yıl içinde yüzde 30 oranında daraldı, sağlık hizmetlerinden nakliyeye kadar devlet temel hizmetleri bıraktı ve halka acı çektirdi.

SYRIZA'nın aslında bittiği nokta Troyka’nın zorlu yeni kurtarma şartlarını kabul edip etmeme konusunda referandum çağrısı yaptığı Temmuz 2015’ti.

Çipras "hayır" kampanyası yaptı ve Yunanlıların yüzde 62'si ona destek verdi. SYRIZA, Yunan halkının desteğiyle ve bir Grexit (Greek Euro Exit) tehdidiyle, Troyka'yı geri çekilmeye zorlayabileceğini düşündü. Ama bu yaptığı büyük bir hataydı.

Çünkü dediğini yapamadı ve AB tarafından finanse edilen 100 milyar Euro'luk kurtarma paketini imzaladı.

Dokuz yıldır uygulanan kemer sıkma döneminden sonra, Yunanistan hala acı çekiyordu, genç işsizlik yüzde 40'lardaydı ve ekonomi sadece yüzde 1,9 oranında büyüdü.

Kurtarma paketinin Ağustos 2018'de resmî olarak bitmesine karşın bu paket halkın hiçbir sorununa çözüm olmadı, aksine yaraları daha da derinleştirdi.

Üstelik AB artık gelişim programı sonrası gözetim adı altında Yunan hükümetinin izleyecek ve denetlemeye devam edecekti.

Euro bölgesinden hiç çıkmak istemediğini itiraf etmişti

Geçen yıl bir İngiliz gazetesine verdiği demeçte, "Euro bölgesinden hiç çıkmak istemediğini" söyleyen Aleksis Çipras, halkta oluşan aslında Euro'dan çıkmak ve bağımsız ekonomi politikasına yönelmek vaatlerinde hiç ciddi olmadıklarını halka da göstermiş oldu.

Konuşmaların hepsi havada kaldı

SYRIZA ve yönetimi, işçilerin grev haklarını ellerinden almak, uygulanan neoliberal politikalar ve temel yönetim anlayışında tamamıyla AB'ye bağlı kaldılar. Ve böyle olunca, kemer sıkma karşıtı duruş, egemen bir ulus devlet gibi davranma ve kendi kamu harcamalarını belirleme konusundaki konuşmaların hepsi havada kalmış oldu.

FT ve FAZ'a göre Yunanistan büyük bir adamı kaybetti

AB'ci kapitalist sınıfların İncil'i olan Financial Times (FT) şimdilerde Yunanistan'ın nasıl bir devlet adamını kaybettiğini yazıp duruyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) Yunan ulusunun onu ne kadar özleyeceğinden dem vuruyor. Bunun sebebi açık değil mi?

AB'nin istediği her şeyi yapan Çipras, AB'li sermaye sahiplerinin sevindirirken Yunan halkının yaşamını ise adeta bir cehenneme çevirdi.

Yunan seçmenler Syriza sayesinde artık bankalardan başka bir kurtuluş olduğuna inanmıyor. Alternatif bir çözüm düşünemiyorlar. SYRIZA seçimi kaybetmekle halkta bir hayal kırıklığı yaşatmanın ötesinde, halkın egemen bir ulus olma inancını yok etti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER