Haftada sadece 4 gün çalışma düzeni dünyada yaygınlaşıyor

Dünyada 4 günlük çalışma trendi giderek yaygınlaşmaya başlıyor. Özellikle pandemi ile birlikte pek çok ülke ve şirket ofis hayatını terk edip uzaktan çalışmaya başladı. Bu süreç insanların ve şirketlerin esnek çalışma saatlerine de alışmasına neden oldu. Pandemi önlemleri giderek kalkarken şirketler uzaktan ve haftalık daha kısa sürelerde çalışma düzenine geçiyor. Detaylar haberin ayrıntısında yer alıyor…

DÜNYA 06.03.2022, 22:08 08.03.2022, 14:55 Tayfur Bal
Haftada sadece 4 gün çalışma düzeni dünyada yaygınlaşıyor

Koronavirüs ve pandemi çalışma düzenlerimizde yeniliklere gitmemizi sağlamış gibi gözüküyor. Pandemi nedeniyle birçok şirket ofisten çalışmak yerine güvenlik önlemlerini almak ve virüsün yayılmasını engellemek adına uzaktan çalışma sistemine geçti. Bu uzaktan çalışma sistemine geçiş ve dijital dönüşüm zorunluluk dahilinde alınan bir karar olmasına rağmen çalışma hayatımızı ve düzenimizi kökten değiştirebilir. Nitekim ünlü tarihçi Yuval Noah Harari de pandeminin ilk günlerinde yaptığı bir röportajda dijital dönüşümün artık hayatımızın bir parçası olacağını ve pandemi ortadan kalktığında da insanların daha az çalışma saatleri ile uzaktan çalışmaya devam edebileceğini dile getirmişti. Bugün bu dönüşüm için ilk adımlar atılıyor gibi gözüküyor zira bugünlerde ülkeler ve şirketler haftalık çalışma gününü 5 günden 4 güne indirmenin formüllerini arıyorlar.

Belçika’da haftada 4 günlük çalışma düzeni uygulanıyor

Son olarak Belçika hükümetinin aldığı bir karara göre çalışanlar artık haftada 5 gün yerine 4 gün çalışacaklar. Bunun yanı sıra yapılan düzenlemeye göre de kamu çalışanlarına mesai saatleri haricinde telefonla bile ulaşılamayacak. Bu hak Belçika’da ulaşılamama hakkı olarak biliniyor. Yetkililer, bu değişikliğin çalışanlara daha fazla esneklik sağlayarak daha fazla iş-yaşam dengesi bulmalarına ve çocuk bakımı veya yaşlı bakımı gibi ihtiyaçlarını daha iyi yönetmelerine olanak sağlayacağını söylüyor. Ancak, daha kısa çalışma haftalarını deneyen diğer ülkelerin aksine, Belçika'daki çalışanların haftada 38 saat çalışması gerekecek. Yani 4 günlük çalışma haftası günde 10 saate kadar çalışmak anlamına geliyor. Ancak yine de dünya dört günlük bir çalışma haftası ve üç günlük bir hafta sonu hayalinin gerçeğe dönüştüğünü görmeye başlıyor.

Daha az çalışarak daha çok üretmek

Diğer ülkeler, çalışanların refahını iyileştirmeye yönelik farklı yaklaşımlar denediler. Örneğin 2015 ve 2019 arasında İzlanda, insanların kaç gün çalışacağı konusunda bir değişikliğe gitmeden daha kısa bir çalışma haftası denedi. Bu pilot çalışmaya 2500’den fazla işçi dahil oldu. Bu işçiler aynı maaşı alırken haftada 40 saatlik bir çalışma yerine 35 veya 36 saatlik bir çalışma düzeninde yer alıyorlardı. Araştırmacılar, pilot uygulamanın sonunda çalışanların daha az stres ve tükenmişlik bildirdiğini belirterek programın sağlık ve iş-yaşam dengesini iyileştirdiği için çalışanların refahının arttığını keşfettiler. Bu çalışmanın sonucunda iş yerindeki verimlerin ve üretimlerin düştüğü düşünülebilir ancak bunun tam tersi gerçekleşti. İnsanlar daha az çalışarak daha verimli olup daha fazla üretim gerçekleştirdiler.

Farklı ülkelerdeki örnekler artıyor

Geçen Haziran ayından beri, İzlanda'daki iş hacminin yüzde 86'sı bu sisteme uyarak çalışanlarının aynı maaş ve daha kısa çalışma saatlerinden yararlanmasına imkan verdi. Bu durum çalışanlar için olduğu kadar işverenler için de olumlu sonuçlar doğurdu. İzlanda’da gerçekleştirilen çalışmalardan sonra pek çok ülke ve şirketin daha kısa çalışma saatlerine olan ilgisi iyice arttı. Japonya, İspanya ve İskoçya'nın yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birkaç şirket de daha kısa çalışma haftaları üzerinde çalışıyor. Geçen yıl, Kaliforniya Temsilcisi Mark Takano, ülkedeki standart çalışma süresinin 40 saatten 32 saate indirecek bir yasa çıkardı. Bunun dışındaki her türlü çalışma fazla mesai olarak kabul edilecekti.

Saatler insanların ihtiyaçları ile ölçüşüyorsa olumlu sonuçlar çıkıyor

Cornell Üniversitesi Endüstri ve Çalışma İlişkileri Okulu'nda İşyeri Sağlığı ve Güvenliği Programları direktörü Nellie Brown, bu tür çalışma düzenlemelerinin çalışanlara birçok fayda sağladığını söyledi. Brown Daha kısa çalışma haftasının, özellikle saatler insanların gerçekten ihtiyaçlarıyla örtüşüyorsa, son derece arzu edilebileceğini ifade etti. Örneğin, saatler daha öngörülebilirse insanların işlerini ve kişisel dengelerini yönetmeleri daha kolay hale geliyor. Böylece çocuk bakımı, yaşlı bakımı ve hobisel aktiviteleri gerçekleştirmek için insanlar düzenlemeler yapabiliyorlar. Daha fazla boş zamana sahip olmak, insanların daha fazla yaşamasını sağlıyor. Bu tüketimlerinin artacağı anlamına gelmiyor ancak bu fazladan boş zaman yaşamlarına bir çeşit zenginlik ve derinlik katabilir. Bazı insanlar fazla mesai dışı saatlerini doğada veya yeni bir hobi deneyerek geçirebilirken, durum her zaman bu şekilde gerçekleşmeyebilir. Bazı insanlar geçimlerini sağlamak ve ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak için ikinci bir iş bulabilirler.

Pandemiden sonra daha sıcak bakıldı

Uzun bir süredir dünyada daha az çalışma saatlerinin ve 5 gün yerine 4 günlük bir sistemin ortaya çıkarabileceği avantajlar üzerinde konuşuluyor. Burada önemli olan nokta işletmelerin zarar görmediği ve üretimin azalmadığı bir sistemi oluşturabilmek. 4 günlük çalışma düzeni aslında yeni bir karar değil. Yukarıda da ele alındığı gibi İzlanda’nın ve pandeminin ardından pek çok ülke bu fikre daha sıcak bakmaya başladı. İspanya, Almanya ve İngiltere’deki pek çok siyasetçi ve sendikacı ekonomilerinin pandeminin olumsuz etkilerinden kurtulabilmesi için 4 günü esas alan bir çalışma sisteminin benimsenmesi gerektiğini düşünüyor. 4 günlük çalışma sisteminin daha yararlı olacağını düşünenler çoğunlukta olsa da bu durumun insanların hayatını olumsuz yönde etkileyebileceğini düşünenler de bulunuyor.

Haftada 4,5 gün çalışılan tek yer

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yeni aldığı bir kararla birlikte haftalık çalışma düzeninin 4,5 gün olacağını açıkladı. Buna göre çalışanlar pazartesi gününden başlayarak Cuma günü öğlene kadar çalışacaklar. Birleşik Arap Emirlikleri dünya üzerinde bu düzeni uygulayan ilk ve tek ülke olmasıyla dikkat çekiyor. Finlandiya Başbakanı Sanna Marin de haftalık çalışma düzenlerini 4 güne düşürmek istediklerini ve bu 4 günde de çalışanların 6’şar saat çalışması için çalışmaların devam ettiğini söyledi. İspanya’da da çalışma saatlerini ve haftalık gün sayısını azaltmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Ülkede yakın bir dönemde 4 günlük çalışma düzenine geçilebilir. İskoçya ve İrlanda hükümetleri şirketlere çalışanlarını 4 gün çalıştırmaları için yardımda bulunacağını açıkladı. Japonya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de haftalık çalışma saatlerini düşürmeye yönelik pilot uygulamalar uygulanmaya devam ediyor. Diğer pek çok ülkede de verimliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek adına 4 günlük çalışma düzenine yönelik çalışmalar devam ediyor.

Bazı ülkeler sıcak bakmıyor

Durum genel olarak böyleyken bazı ülkeler haftalık çalışma günü sayısının düşürülmesine yönelik atılacak adımlara sıcak bakmıyor. Örneğin Amerika’da Avrupa’ya kıyasla çalışma saatleri daha fazla ancak çalışma gün sayılarının 4’e düşürülmesine çoğu siyasetçi ve iş insanı karşı. Yine Çin ve Malezya’da da daha az çalışma saatlerine ilişkin anlayış pek gösterilmiyor. Bu endişelerin en büyük nedeni 4 günlük bir çalışma düzeninin üretkenliği düşüreceği ve bu nedenle de maaşların daha az olması gerektiği yönündeki düşünceden kaynaklanıyor. Bu çalışma düzenini yine genç çalışanlar ve işverenler daha yaşlı çalışanlardan daha çok benimsiyor. Bunun yanı sıra 4 günlük bir çalışma düzeninin bütün sektörlerde uygulanması biraz zor. Örneğin lojistik ve hizmet sektörlerinde daha az çalışarak daha verimli olmak pek mümkün olmayacaktır. Zira bu tür işlerde bir günde gerçekleştirilebilecek iş sayısı belli parametrelerle sınırlandırılmış durumda. Bu tür dezavantajlar yer alırken çalışanların refahının yükselmesi adına bu tür gecikmelerin kabul edileceği bir anlayışın oluşması gerekebilir. Çok büyük şirketler bu tür bir anlayışa geçmeden önce biraz çekimser davranabilir zira büyük şirketlerin iş gereksinimleri de şirket büyüklüğü ile doğru orantılı olacak şekilde fazla oluyor.

4 günlük çalışma düzeni işverenlere de yarıyor

4 günlük bir çalışma sisteminin çalışanlara pek çok faydası olabileceği gibi işverenlere de oldukça faydası bulunuyor. 4 günlük bir çalışma düzeni çalışanların hem fiziksel hem de zihinsel sağlığını önemli ölçüde artırabileceği için hastalık izinlerini azaltabilir. Özellikle pandemi ile birlikte iş ve özel hayatın birbirine karıştığı ve herkesin ev ortamında çalışmak zorunda kaldığı bir durumda uzun dinlenme süreleri insanların kişisel ve aile içi problemlerini çözmede daha çok fırsat sunabilir. Bu tür bir uygulama işverenlerin en iyi elemanları kendisine çekmesine ve elinde tutmasına da destek verebilir zira haftada 4 gün çalışma düzeni her sektörden insanın ilgisini çekmesine ve iş tercihinde bunu bir ana parametre olarak değerlendirmesine neden olabilir.

Performans değerlendirmesi çıktı üzerinden yapılıyor

Bunların yanı sıra iş yerindeki maliyetler de düşebilir. Örneğin bir ofis haftada 5 gün açık olan bir ofis haftada 4 gün açık olmaya başlatınca maliyetleri ortalama olarak yüzde 20 düşecek. Bütün bu zorluklara rağmen daha az çalışma süreleri gün geçtikçe daha fazla ilgi görmeye başlıyor. 21. yüzyılda artık işverenler bir çalışanını değerlendirirken “ne kadar çalışıyor?” sorusunu sormak yerine “ne kadar değer katıyor?” sorusunu tercih etmeye başladı. Bu uygulamalar ile elemanların ne kadar süre çalıştığı değil ne ürettiği önem kazanıyor ve performans değerlendirmeleri saat üzerinden değil çıktı üzerinden yapılıyor. Tüm dünyada yer alan daha az çalışma saatleri bu nedenle daha fazla ilgi görmesi gerekiyor. Uzun ve verimsiz çalışma saatleri hem çalışanlar açısından hem de işverenler açısından oldukça olumsuz sonuçlara neden oluyor. Ancak görünen o ki çok yakın bir gelecekte 4 gün çalışma süreleri artık yeni normalimiz olabilir.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL - ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
13
açık