Almanya'da Merkel dönemi sona eriyor: Uzlaşmacı kişiliği ile iz bırakan lider

26 Eylül’de yapılacak seçimlerle birlikte siyasete veda etmeye hazırlanan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya'nın en genç ve ilk kadın başbakanı olmasının yanından pragmatik ve uzlaşmacı siyaseti, soğukkanlılığı ile Almanya siyasi tarihine damga vurdu.

DÜNYA 24.09.2021, 10:35 25.09.2021, 11:06 Ömer Aksan
Almanya'da Merkel dönemi sona eriyor: Uzlaşmacı kişiliği ile iz bırakan lider

Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak seçimlerle birlikte Başbakan Merkel, siyasete veda ediyor.

Almanya’nın iz bırakan liderlerinden biri oldu

Merkel'in istikrarlı iktidar dönemi, halefinin omuzlarına zor bir miras ve sorumluluk bırakacak gibi duruyor.

İkinci Dünya Savaşının ardından Almanya'nın 9. başbakanı olan Angela Merkel, Willy Brandt, Konrad Adenauer, Helmut Schmidt, Gerhard Schröder ve Helmut Kohl gibi Almanya’nın iz bırakan liderlerinden biri oldu.

Hamburg'da 1954 yılında öğretmen bir anne ile papaz bir babanın kızı olarak dünyaya gelen, çocukluk ve gençlik yıllarını Demokratik Alman Cumhuriyeti’nde (DDR) geçiren Merkel, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra DDR'de kurulan hükümette hükümet sözcü yardımcısı olarak siyasi hayatına başladı. Doğu Almanya'da yetişmesi sebebiyle , Merkel'in tepkilerini dışarıya yansıtmamayı ve duygularını bastırmayı çok iyi bildiği aktarıldı.

2000’de partisinin ilk kadın genel başkanı seçildi

2 Aralık 1990 tarihinde federal milletvekili seçilen Angela Merkel, 1991-1994 yıllarında Kohl hükümetinin Kadın ve Gençlik Bakanlığı görevini yaptı.

2000 yılında ise rakipsiz olarak girdiği seçimde Angela Merkel, 46 yaşında Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin ilk kadın genel başkanı olarak seçildi.

22 Kasım 2005'teki seçimlerle Başbakanlık koltuğuna oturan Merkel, Almanya'nın ilk kadın şansölyesi sıfatıyla 16 yıllık iktidarlık döneminde pek çok krizi yönetti.

İktidarı boyunca finans krizi, mülteci krizi, avro krizi, Brexit ve Kovid-19 gibi birçok önemli problemle karşılaştı. Karşılaştığı bütün sorunların çözümünde "uzlaşıyı" hedef olarak seçen Merkel'in, "uzlaşı için son ana kadar mücadele etme" özelliği dikkat çekti.

En önemli sınav: 2008 avro krizi

Merkel’i ilk ve en önemli sınaması 2008 yılında Avrupa’da yaşanan avro krizi oldu. Küresel kriz sebebiyle Almanya’da da borsalarda çökme yaşanırken, para piyasaları da karıştı.

Fakat Merkel, hem Almanya’nın ekonomisini hem de ortak para olan avroyu krizden çıkarmayı başardı.

Avro krizi sürecinde borçlu olabilecek devletler için Avrupa İstikrar Mekanizması isimli kurtarma şemsiyenin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynayan Angela Merkel, "Avro başarısız olursa Avrupa da başarısız olur." sözleriyle dikkatleri çekmişti. Merkel'in avro kriziyle mücadele etme yöntemi Yunanistan başta olmak üzere bazı AB devletlerinin tepkisini çekti. 

Sığınmacılara kapıları açtı

Partinin modernleşmesinde ciddi rol oynayan Merkel, başbakanlık sürecinde partinin temel prensiplerinden biri olan zorunlu askerliği kaldırdı ve nükleer enerjiden vazgeçme kararı aldı. Merkel'in siyasi iktidarındaki en önemli kararlardan birisi ise 2015 yılında Almanya'nın, sığınmacılara sınırlarını açması oldu.

Pek çok AB ülkesi, kapılarını ve sınırlarını sığınmacılara tamamen kapatırken Angela Merkel, büyük bir bölümü Suriyeli olmak üzere yaklaşık bir milyon sığınmacıya kapılarını açtı. Fakat Almanya içinde aşırı sağ partinin güçlenmeye başlaması ve sığınmacı meselesinin siyasi malzeme durumuna getirilmesinden sonra Angela Merkel, böyle bir şeyin bir daha tekrarlanmayacağını açıkladı.

Merkel'in göçmen kriziyle ilgili "Wir schaffen das (Başarabiliriz)" sözleri adeta bir simge haline geldi ve ilerleyen dönemde başka meselelerde de sık sık kullanıldı.

ABD ile ilişkiler problemli bir döneme girdi

Donald Trump'ın ABD başkanı olarak seçilmesinden sonra dış politikada da çok taraflılığı ve NATO'yu sorgulayan bir çizgiyi takip etmesi Merkel'i hayal kırıklığına uğrattı.

Trump ile yıldızı bir türlü barışmayan Angela Merkel, ABD ile ilişkiler konusunda da temkinli davrandı. ABD Başkanı Trump'ı kastederek Merkel, "Başkalarına tamamen güvenebileceğimiz günler biraz geride kaldı." yorumunu yaptı.

Türkiye ile diyalogdan yana

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine destek vermeyen ve imtiyazlı ortaklık teklifi sunan Merkel, iki ülke arasındaki bütün gerginliklere rağmen Ankara ile diyaloğun en önemli destekçisi oldu. Türkiye’nin Avrupa için öneminin farkında olan Merkel, Türkiye ile iletişimini hiçbir zaman kesmedi. Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki hukuksuz adımları sebebiyle ortaya çıkan gerilimde Merkel, ara buluculuk rolü üstlendi.

2012 yılında başbakanlık ofisinde Türk gazetecileri ağırlayan Merkel, "İlk kez burada, bir ülkenin gazetecileriyle bir araya geliyorum." açıklamasını yaparak Türkiye'ye verdiği öneme dikkat çekti. 8’i Türk 10 kişinin Almanya’da öldürülmesine ilişkin ortaya çıkan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı cinayetlerinin 2011’de açığa çıkması da Almanya ve Merkel için önemli bir sınav oldu. Cinayetlerin aydınlatılması konusunda destek sözü veren Merkel, bu sözünü hiçbir zaman tutamadı.

Federal Meclis Araştırma Komisyonu tarafından bir rapor hazırlanmasına rağmen mağdur yakınları ile komisyon üyeleri, Merkel’in bu meseleye yeterli desteği vermediğini ifade etti.

Titreme nöbetleri

2019’da Şansölye Merkel'in titreme nöbetleri ise kamuoyunu uzun süre meşgul etti.

Merkel'in sağlığı ile ilgili endişelerini dile getiren muhalefet, görevini sorgulamaya açmayı talep etti. Merkel ise titreme nöbetinin görevini yapma konusunda engel olmadığını ifade ederek tartışmalara son noktayı koydu. Fakat kamuoyu, Merkel'in rahatsızlığının hâlâ tam olarak ne olduğu bilgisinden mahrum durumda.

Görev süresi boyunca Alman Başbakan, 92 ülkeye 535 ziyaret gerçekleştirdi. Bunlardan yalnızca 112'sini AB toplantıları için Brüksel'e düzenledi.

Türkiye'ye ise 11 defa giden Angela Merkel, AB- Göç Anlaşması konusunda özellikle yoğun bir mesai harcadı.

Kendine özgü bir ekol oluşturdu

Görev süresi boyunca Angela Merkel, giyim tarzını değiştirmedi ve hep renkli ceketler giydi. Farklı renklerde yuvarlak yaka ve üç düğmeli ceketleriyle adeta bir moda ekolü oluşturdu.

Merkel’in dünya siyasetine bıraktığı diğer iz ise "güç elması" hareketi oldu. Fotoğraf çekimleri sırasında Merkel, sürekli olarak iki elinin parmaklarını birleştirerek poz verdi. Bu el işareti, önce siyasi literatüre "Merkel elması" adıyla girse de daha sonra ise "Güç elması" olarak tanımlandı.

Çok iyi derecede Rusça bilen Angela Merkel’in ayrıca opera hayranı olduğu biliniyor.

“Dünyanın en güçlü kadını seçildi”

9 yıl boyunca, “Forbes” dergisi tarafından üst üste dünyanın en güçlü kadını seçilen Angela Merkel, buna rağmen mütevazı bir hayat sürüyor.

Berlin'de bir apartman dairesinde yaşayan Merkel, alışverişini kendisi yaparken, evde de yemeğini kendisi hazırlıyor. Güney Tirol bölgesinde, eşi Joachim Sauer ile uzun yürüyüş yapmayı ve Alman Milli Takımı'nın maçlarını takip etmeyi seviyor.

Özel yaşamının gizliliğine ciddi önem veren Merkel ailesini, çalışanlarını ve arkadaşlarını gözlerden uzak tutmayı tercih ediyor.

Alman kamuoyu, zaman zaman Merkel için için Mutti (anne) lakabını kullanıyor.

26 Eylül'de Almanya seçime gidiyor

26 Eylül Pazar günü yapılacak seçimlerde Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin başbakan adayı ile Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet, Yeşiller Partisi'nin başbakan adayı Annalena Baerbock ile Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) başbakan adayı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz, Merkel'in koltuğuna oturmak için birbirleriyle yarışacak.

Almanya'da oy kullanabilecek olan 18 yaş üstü seçmen sayısı ise 60,4 milyon olarak açıklandı.

Öte yandan Türkiye kökenli Alman seçmen sayısının ise yaklaşık olarak 900 bin olduğu belirtiliyor.

Almanya'da ikamet eden fakat Alman vatandaşı olmadığı için oy kullanamayacak olanların sayısı ise 11,4 milyon olarak kaydedildi.

Yorumlar (0)
14
açık