Dördüncü Sanayi Devrimi: Sivil toplumun rolü ne olacak?

Sivil toplumlar, Dördüncü Sanayi Devrimin olumsuz etkilerini hafifletmek veya ortadan kaldırmak için halihazırda faaliyetler yürütüyor. Peki bu faaliyetler yeterli mi?

Dördüncü Sanayi Devrimi: Sivil toplumun rolü ne olacak?

Sivil toplum kuruluşları için dönüşüm zamanı geldi. Jeopolitik geçişler, artış gösteren çevresel sorunlar ve sürmekte olan sosyal değişimlerin tam ortasında kalan bu kuruluşlar Dördüncü Sanayi Devriminin etkilerini anlamak ve buna göre hareket etmek zorunda.

Milyarlarca insanın telefon ve internete bağımlı hale geldiği üçüncü dijital devriminin ardından, dördüncü sanayi devrimi teknolojileri yaşamlarımızın her alanını daha da fazla esnetmeye veya değiştirmeye devam ediyor.

Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojileri bireyleri nasıl etkiliyor?

Bu teknolojiler üretim, erişim ve bilgi kullanma kabiliyetimizi radikal olarak değiştirmekle kalmayıp, ayrıca bu becerileri birbirleriyle entegre etmemizi gerektirecek ortamı hazırlıyor.

Yaşanan bu değişimler yeni ihtiyaçlar doğurmakla beraber, sivil toplum kuruluşlarının çözmesi gereken sosyal meseleleri de gündeme getiriyor.

Sivil toplum örgütleri, Sanayi Devriminin olumsuz etkilerini karşılamada henüz yetersiz

Ortaya çıkan bu problemlerin bazıları daha yeni olmakla birlikte, kompleks bir yapıya sahip. Bu demek oluyor ki, toplumsal aktörler ne yazık ki, bu problemleri henüz çözüme kavuşturacak yeteri kadar donanım ve deneyime sahip değil.

Algoritmik karar alma sonrası ayrıştırıcı sonuçlar elde edilmesi, veri paylaşım projeleri sonrası bireysel ve grup bazında özel hayatın ihlali, kripto-vari hayır faaliyetleri, işçilerin kendi verilerini şeffaf olarak görüntüleyememesi gibi günümüz teknolojilerinin beraberinde getirdiği problemler kuruluşların yabancı kaldığı yaptırımlar arasında.

Sivil toplum tabanında yeni rol ve görevlere ihtiyaç var

Bu gibi günümüz problemlerini çözümleyebilmek ve oluşan ihtiyaçları karşılayabilmek için sivil toplum örgütleri kulağını dört açıp, buna göre hareket etmeli. Bunların yanı sıra, günümüzde yaşanan değişimin büyüklüğü ve teknolojik ilerlemelerin hızı, bu örgütlerin büyük resme odaklanmalarını, rollerinin ve görevlerinin ne olduğunu oturup en baştan gözden geçirmelerini, yeni beceriler edinmelerini ve kendilerini daha güçlü kılacak bir örgütsel veya ortaklık modelini benimsemelerini gerektiriyor.

İşte, sivil toplumların yararlandığı teknolojiler

Öte yandan, sivil toplum kuruluşlarının görevlerini icra ederken yeni yöntemler geliştirmek için gelişen teknolojileri nasıl benimsediğine dair olumlu örnekler de var. Orman yangınlarının nasıl yayıldığını ve bunun nasıl önleneceğine dair çıkarımlarda bulunmak maksadıyla algoritmalardan faydalanılması gibi misal.

Site veya kuruluşların ortaklaşarak kullandığı, bu şekilde siber saldırılarının önüne geçilmesi amaçlanan veritabanı olarak nitelendirebileceğimiz ‘distributed ledger’ teknolojisi de, ayrıca sivil toplum kuruluşlarının mültecilere yardım ve kaynak sağlama maksadıyla faydalandığı teknolojik yöntemler arasında yer alıyor.

Buna ek olarak, ulaşılması zor coğrafyalara destek sağlanması için gönderilen insansız hava araçlarının tıbbi malzeme ile donatılarak gerekli desteğin ulaştırılması da, yine aynı şekilde dördüncü sanayi devrimine nasıl ayak uydurulması gerektiğine dair bir sembol teşkil ediyor. Çevreyi koruma adı altında yürütülen VR teknoloji projeleri de bu örnekler arasında...

Teknolojik gelişmelere ayak uydurmak yeterli değil

Sivil toplumların dördüncü sanayi devrimine ayak uydurmak için benimsediği dönüşüm süreci, ayrıca sadece gelişen teknolojilere veya inovasyon araçlarına adapte olmaktan ibaret değil; sosyal desteğin sağlanması için yeni rollere, yapılara ve sistemlere çok daha derin ve köklü bir geçiş sürecinin bir parçası özelliğini taşıyor.

Bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının yürütmesi gereken üç politika bulunmakta. Bunlar;

  1. Farklı alanlarda farklı rollerde yer almak.
  2. Bu rollerin hakkını tam anlamıyla verebilmek için vuku bulan meseleleri çözümlemek için her türlü girişime açık olmak.
  3. Sivil toplum sektörünün geleceğinin şekillenmesinde gerektiği zaman paydaşlar ile birlikte çalışmaya hazır olmak.

Sivil toplumun, inovasyon sürecinin tam önünde yer alması her zamankinden çok daha önemli. Ortaya çıkan zorlukların eskiye nazaran çok daha büyük risk teşkil ettiği gerçeği herkes tarafından kabullenmeli. Bu gibi risklere boyun eğmemek için, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin gerektiği zaman Dördüncü Sanayi Devriminin ayarlarıyla oynaması büyük önem arz ediyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER