Uzmanlar açıkladı: Doğaya zarar verene iklim davası açılabilir mi?

İklim değişikliği bütün dünyadaki hayatı tehdit eder duruma geldi. Uzmanlar, “İklim Hukuku” ve “İklim Davaları” terimlerinin yaygınlaşmasıyla beraber çevreye zarar veren firmalara davalar açılabileceğini ifade ediyor.  

YAŞAM 31.01.2022, 13:20 Ömer Aksan
Uzmanlar açıkladı: Doğaya zarar verene iklim davası açılabilir mi?

İklim değişikliği sebebiyle ortaya çıkan felaketler neticesinde zarara uğrayan dernek ve kişilerin, zarara sebep olduğu belirlenen şirketlere veya devletlere dava açabileceğini belirten Yaşar Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Dr. Öğretim Görevlisi Güven Süslü, söz konusu süreçte neler yapılması gerektiğine vurgu yaptı.



“Çevresel zarara karşı tedbir alınması veya durdurulması konusunda dava açılabilir" 

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 28. maddesi gereğince, iklim değişikliğine sebep olma gibi saf çevresel zararların giderilmesi amacıyla dava açılmasının mümkün olduğunu ifade eden Dr. Süslü, “Bireysel anlamada zarara uğramamak adına gerekli harcamaları yapan ve zararı engelleyen kişi, zarara neden olabilecek bu eylemi gerçekleştiren kişiden 2872 sayılı Çevre Kanunu gereğince açacağı bir dava ile masraflarını isteyebilecek. Öncelikle burada açılacak bir dava ile zarardan önceki durumun sağlanması talep edilebilecek. Söz konusu durum mümkün olmazsa oluşturulacak bir çevre fonuna yönelik ödenecek bir tazminata hükmedilebilecek. Çevreyi kirletenin devlet olması halinde bu dava, devlete karşı açılabilir. Çevre Kanunu 30. Maddesine göre, çevreyi bozan ya da kirleten bir faaliyet sebebiyle zarar gören, haberdar olanlar ilgili mercilere başvuruda bulunarak faaliyete ilişkin gerekli tedbirlerin alınmasını ya da faaliyetin durdurulmasını talep edebilir. Ekolojik hasara yol açan bir faaliyeti haber alan herkesin bu faaliyet çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması, durdurulması konusunda dava açma hakkı da mevcuttur. Söz konusu davalar, topluluk davası şeklinde de açılabilir” değerlendirmesini yaptı. 

“Firmalardan, çevreye zarar vermediklerini kanıtlamaları istenebilir" 

Çevreye zararın ispatı halinde problemler oluşabileceğini belirten Dr. Süslü şunu söyledi:

“Söz konusu çevresel zararın kanıtı noktasında, iddia sahibinin ispatla sorumlu olması ve özellikle iklim değişikliği gibi meselelerin teknik ve zaman içerisinde yaşanan durumlar olması problem yaratabilir. Bu durumda, ispat yükünün aksine çevrilmesi ve iklime etki eden faaliyetin sahibi olan firmanın faaliyetinin iklimsel olumsuzluğu olmadığını kanıtlama yükümlülüğünün bulunduğu düşünülebilir. Türk Ceza Kanunu’nda çevreye karşı suçlarda cezanın artırılması, çoğunlukla bu tarz suçların firmalar gibi tüzel kişiler tarafından işlenmesi nedeni ile tüzel kişilere has cezaların yaratılmasıyla, caydırıcılığın artırılması ve bu kişilerin cezaya maruz bırakılması düşünülebilir” 

Türkiye’nin 2021’de imzalamış olduğu Paris İklim Anlaşması’nın ayrıntılarından da söz eden Dr. Süslü, “Türkiye, Paris Anlaşması ile çizilen çerçeveye uygun iç hukuk düzenlemelerini yapma sorumluluğu altına girdi. Bu kapsamda, öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın adı değiştirildi. Yapılacak düzenlemelerde temel denetim sorumluluğu bakanlığa ait olacak” sözlerini kullandı. 

Yorumlar (0)
20
açık