Hızlı moda nedir? Moda dünyasına dair bilinmeyen gerçekler...

Bulunulan ortamdaki en güzel giyinen kişi olmayı, renkli kıyafetleri, son moda çantaları, evde sayısı gittikçe artan gardıropları kim sevmez ki? Peki ya bu güzelliğin arkasında saklanan çirkinliği kim sever ya da ister? Hızlı moda hakkındaki her şey için, detaylar haberimizde… 

YAŞAM 15.11.2022, 16:56
Hızlı moda nedir?  Moda dünyasına dair bilinmeyen  gerçekler...

Hızlı moda; iş gücü gerekliliğinin en düşük olduğu kaliteli giysilerin ucuz, hızlı ve büyük ölçekli üretimine dayanan moda endüstrisinin büyük bir sektörüdür. Tasarımı yapılan bir kazağın binlerce adet olarak üretilip dünyanın her tarafında satılması hızlı modadır. Çünkü bir sonraki yılda ya da altı ay içerisinde yeni bir kazak üretilecek ve önceki üretilen kazak artık giyilmeyecektir bile.  

Hızlı moda çerçevesinde bilinmeyen gerçekler: 

Her yıl, 100 milyar giyim ürünü üretilmektedir.

100 milyar giyim ürünü ile giyim endüstrisi otomotiv ve teknoloji endüstrisinin ardından dünyanın üçüncü en büyük imalat endüstrisini temsil etmektedir. 

Bir kişi ortalama olarak kıyafetlerinin sadece %20 ‘sini giymektedir. 



Hızlı üretim yanında ucuz fiyatları da getirmektedir. Hal böyleyken insanlar ucuz ürünlere ilgi göstermektedirler. Fakat kısa sürede popülerliği düşecek giysiler insanlar tarafından çok az giyilmektedir. Bunun yerine yüksek kaliteli, uzun ömürlü parçalar satın almak hem daha ekonomik, hem de gardıroptaki tüm parçalara eşit miktarda zaman ayrılması demektir. 

Hızlı moda üreticilerinin hedef kitlesi genellikle 18- 24 yaş aralığındaki tüketicilerdir. 

2016 yılında yapılan bir çalışma, markaların bilinçli olarak genellikle düşük gelirli öğrencileri hedeflediğini ve bu yaş grubundaki genç tüketicilerin ise tüm yaş gruplarından daha fazla alışveriş yaptığını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla genç tüketiciler için modaya uygun ve ucuz ürünler, bir giyim ürününün çekiciliğinde büyük rol oynamaktadır. 

Hızlı moda şirketleri, Uluslararası Havacılık ve Deniz Taşımacılığının toplamından daha fazla kirlkilik yaratmaktadır.

İklim krizinden, küresel ısınmadan bahsederken genellikle tüketilen fosil yakıtlar ve gemi, uçak gibi araçların yaydığı kirlilikten bahsedilmektedir. Fakat maalesef hızlı moda endüstrisi dünyaya ve çevreye en çok zarar veren endüstrilerin başında yer almaktadır. Örnek vererek anlatmak gerekirse; hızlı moda bir ülke olsaydı; karbon emisyonları neredeyse tüm Avrupa kıtası büyüklüğünde olurdu. Karbon emisyonu sadece bir kıyafetin üretilmesi ile değil, o ürünün dünya çapındaki nakliyesi ile de sürmektedir. 

Giysilerin % 60’ı plastik esaslı malzemelerden üretilmektedir. 



Sadece tüketilen plastiklerde ya da çevre kirliliğinden değil, giydiğimiz kıyafetlerde bile mikro plastikler bulunmaktadır. Günümüzde üretilen giysilerin büyük bir kısmında hammadde olarak naylon ve polyester gibi dayanıklı ve ucuz malzemeler kullanılmaktadır. Böylece o kıyafet her yıkanıldığında suya, her kurutulduğunda ise havaya mikro plastikler saçmaktadır. Ayrıca en değerli organımız olan tenimizle iç içe geçen mikro plastikleri saymıyoruz bile. Naylon ya da polyesterden üretilen giysilerin yıkanması ile birlikte her yıl yaklaşık yarım milyon ton mikro plastiğin okyanuslara taşındığı tahmin edilmektedir. 

Giyim endüstrisi her yıl yaklaşık olarak 93 milyar metreküp su tüketmektedir. 

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)’ na göre küresel olarak atık suların % 20’si sadece tekstil boyamasından kaynaklanmaktadır. 

Her yıl 92 milyon ton tekstil atığını bertaraf ediyoruz.



Üzerime olmuyor, modası geçmiş ya da rengi solmuş vs. gibi sebeplerle her yıl tonlarca giysi çöpe atılmaktadır. Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde ortalama olarak bir kişi  yaklaşık 37 kilogram giysiyi çöpe atmaktadır. Çöpe atılan kıyafetlerin çoğunun da polyester ve naylondan yapıldığı düşünüldüğünde bu giysiler havayı, suyu ve toprağı zehirleyen, insan yaşamını tehdit eden unsurlar haline gelmektedir. 

Geri dönüşüm eksikliği ve giysilerin yetersiz kullanımı nedeniyle bugün 500 milyar dolardan fazla zarar edilmiştir. 

Bugün giyim endüstrisindeki moda markalarının % 11’inden daha azının ürünleri geri dönüştürmek için stratejiler uyguladığı, çözüm üretmeye çalıştıkları tahmin edilmektedir. Giysilerin geri dönüştürülmesinin zor olmasının sebebi ise, onların geri dönüştürülemeyen malzemelerden üretilmiş olmasıdır. Sürdürülebilir malzemelerle üretilen giysiler ise hem çevre kirliliği yapmamakta hem de yeniden ve yeniden defalarca geri dönüştürülebilmektedir. 

Giysilerin çoğu 18- 24 yaş aralığındaki genç kadınlar tarafından yapılmaktadır. 

Ticaretteki temel anlayış olan ‘’arz- talep’’ mantığı çerçevesinde, üretilen giysileri en çok satın alan kesim 18- 24 yaş aralığındaki gençler olurken, üreten kesim de aynı şekilde 18- 24 yaş aralığındaki genç kadınları kapsamaktadır. Işıl ışıl parlayan giyim endüstrisinin görünmeyen perde arkasında ise; çocuk işçiliği, işçilerin sömürülmesi, düşük maaşlar ve aşırı çalışma, sigorta yapılmaması, temel işçi haklarının ihlali vs. bir çok  sorun yatmaktadır. 

2018 yılında ABD Çalışma Bakanlığı’nın hazırladığı raporda; Arjantin, Bangladeş, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Filipinler, Türkiye ve Vietnam’da zorla çalıştırılan çocuk işçilerin varlığına dair kanıtlar bulmuştur. 

Avrupa Birliğinin kabul ettiği uygulamalar

2022 yılının Nisan ayında Avrupa Komisyonu, geri dönüştürülmüş elyafların zorunlu minimum kullanımını getirerek şirketlerin satılmamış giyim ve tekstil ürünlerini çöplere göndermesini yasaklamıştır. Hedeflerinin ise ‘’hızlı moda’’ ya 2030 yılına kadar son vermek olduğunu söylemişlerdir. 

Yorumlar (0)