38 yıldır bakıra şekil veriyor

Ankara’da 38 yıldır bakır işlemeciliği yaparak geçimini sağlayan Coşkun Loca, mesleğe çırak olarak başladığı dükkânda hem patron hem de usta olarak bakıra şekil vermeye devam ediyor.

Ankara’nın Ulus semtinde, Koyunpazarı yokuşunda bakır işlemesi yapan Coşkun Loca ile bakırcılık mesleğini ve Ankara bakır işlemeciliğini konuştuk. Coşkun Usta, 1981’de henüz 15 yaşındayken çırak olarak çalışmaya başladığı dükkânın şimdi sahibi ve tek çalışanı. Ankara’da yapılan bakır işlemeciliğinin, Türkiye’nin diğer yerlerinde yapılan işlemecilikten farklı olduğunu söyleyen Coşkun Usta, “Urfa’da Erzincan’da yapılıyor ama Ankara işi sadece önden vurarak, kabartarak yapılan bir iş” dedi. Ankara’da yapılan bakır işlemeciliğinin yeterince tanıtılmadığı için bilinmediğini söyleyen Coşkun Usta, mesleğe başlamasını şöyle anlattı:

“Ben okula giderken, bu dükkânda çalışan arkadaşlarım vardı. Ben de onların yanına gide gele bu işi öğrendim. Yaptığımız iş biraz resim yapmaya benziyor. Benim de resme ilgim olduğu için bu işi sevdim. Hatta okulu astığım zamanlar dükkânı ben açıyordum. Lise 2’nin ikinci dönemi bıraktım okulu. Benim çıraklığa başladığım dönemde bir kalfanın haftalığı, bir memur maaşına eşitti. Yani güzel getirisi vardı. Çünkü yaptığımız işler, İstanbul’a gönderiliyor oradan da ihraç ediliyordu. İşlerimizin kazancı güzel olunca hep böyle devam edeceğini zannettik. Maalesef durum böyle olmadı.”

Bu işin standardının plaket, tabak işlemesi olduğunu ifade eden Coşkun Usta, “İşi seven, kendini geliştirir. Ben bakırla yapılan barbekü kapağı, şömine, davlumbaz gibi işler de yapıyorum. Bu meslekte asıl para kazandıran işlerde bunlar fakat yılda birkaç kez ancak yapabiliyoruz.” dedi.

“3-5 senedir bakıra ilgi tekrar arttı”

Hindistan ve Çin’den getirilen ürünler ve TL’nin değer kaybının işlerini düşürdüğünü söyleyen Coşkun Usta, sektördeki son durumu şöyle özetledi:

“İnsanların bakıra olan ilgisi plastik ürünlere kaymıştı. Son yıllarda bu durumda bazı değişiklikler var. İşlerimiz ilk zamanlardaki gibi değil ama son 3-5 senedir bakıra ilgi tekrar arttı. Lokantalar servislerini tekrar bakır tabaklara çevirmeye başladı. En azından sunumlarını bakır tabaklarla yapıyorlar. Son 10 yıldır eski bakırları geri dönüştürüyoruz. Vatandaşlar maneviyatı olan, büyüklerinden kalan eşyaları bize getiriyorlar, bunların bakımı ve süslemesini yapıyoruz. Aynı zamanda evlerde dekor olarak da kullanılıyor.”

Kendimizi yeterince tanıtamıyoruz

Ankara Ulus’ta, bakır işlemeciliği yapıldığını insanların bilmediğini belirten Coşkun Usta, sektörün tanıtım eksikliğini şu sözlerle ifade etti:

“İnsanlar, hafta sonları gezmeye geldiklerinde bu işi yaptığımızı görüyorlar, şaşırıyorlar. Gaziantep ve Erzincan işlemeciliği patentini almış, halk tarafından tanınıyor. Bizim yaptığımız süslemeciliğin ise bir ileri versiyonu, daha detaylı olanı İran’da yapılmakta. Bizim işçiliğimiz İran işçiliğine benzediği için patentini alamıyoruz. Bunun için yaptığımız işin tanıtımını yeterince yapamıyoruz.”

Ankara bakır işlemeciliğinin 50-60 yıllık bir geçmişi olduğunu söyleyen Coşkun Usta, bakır işlemeciliğinin Türk toplumundaki gelişimine ilişkin şunları söyledi:

“Osmanlı toplumunda bu işi Ermeniler yapıyormuş. Türk Milleti ise savaştan savaşa koşmuş ya da tarım ve hayvancılıkla uğraşmış. Şu an dükkânımda Ermeni bir ustanın yaptığı 220 yıllık bakır tepsi var. Üzerine Osmanlı ve Selçuklu motifleri işlenmiş. Onlar bu işlerle çok daha uzun yıllar önce ilgilenmeye başlamışlar. Tüm bu sebepleri bir araya topladığımızda reklamımızı neden yapamadığımız biraz daha anlaşılabiliyor.”  

“Ankara işçiliği patentini alamadığımız için ürünlerimizi satamıyoruz”

Bakır işlemeciliği 2012 yılında ‘kaybolmaya yüz tutmuş meslekler’ arasına alındığı için vergiden muaf tutulduklarını söyleyen Coşkun Usta, “Bu, geçim telaşemizi azaltmaya yardımcı oldu fakat yeterli olmadı. Devletimizin tanıtım faaliyetlerinde de bize destek olmasını istiyoruz. Kültür Bakanlığının DÖSİMM (Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü) birimi el sanatları ürünlerini üreticiden alarak satışını gerçekleştiriyor. Biz ürünlerimize ‘Ankara işçiliği’ patentini alamadığımız için bizim ürünlerimizi almıyorlar. Bu konuda bize yardımcı olabilirler. Biz bu işe gönül verdik ve gücümüz yettiğince yapmaya devam edeceğiz. Şimdi bu konularda daha fazla araştırma yapıyorum. Yeterli donanıma sahip olduğum zaman bu konuyla ilgili kitap yazacağım.” diye konuştu.

“Mesleğin geleceğinden kaygılıyız”

Mesleğin geleceği üzerine kaygıları olduğunu aktaran Coşkun Usta, “Getirisi yüksek olmadığı için çırak dahi yetişmiyor. Kendi çocuklarım dahi bu işi yapmak istemedi. Bir oğlum hobi olarak arada sırada bazı kabartmalar yapıyor sadece. Güzel sanatlar fakültelerinde bununla ilgili bazı dersler var. Öğrenciler dükkânımıza gelerek ödevlerini yapıyorlar. Güzel puan alırlarsa da yanımıza gelerek teşekkür ediyorlar. Bu bile bizi gururlandırmaya yetiyor.” dedi.

Ankara’dan Kosova’ya bakır plaket

Dünyanın pek çok ülkesine ürün gönderdiğini ve bu ürünlere istenen motifleri özenle işlediğini kaydeden Coşkun Usta, unutamadığı bir anısını şu sözlerle anlattı:

“Burada Kosova Emniyet Teşkilatı’na bir plaket yapmıştım. Ürünün arkasına telefon numaramın da bulunduğu bir barkod yapıştırmıştım. Birkaç yıl sonra telefonla aradılar. Ürünü çok beğendiklerini söyleyerek 50 adet daha sipariş verdiler. Ben şaşırdım inanamadım, birinin şaka yaptığını düşündüm. Bu benim için büyük gururdu. Hazırladığım bir ürün yurtdışında çok beğenilmiş ve üzerine yüklü bir sipariş almıştım.”

Haber: Hande Atasoy
Görüntü: Uğur Atasoy

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER