Duyuların birbirine karışması... Sinestezi!

Onlar renkli görüyorlar, rakamları hissediyorlar ve şekilleri işitiyorlar… Onlar sinestezikler!

Duyuların birbirine karışması... Sinestezi!

Birisi ‘limon’ dediğinde ağzınızda ekşimsi bir tat hissetmişsinizdir. Gördüğünüz portakalın hafif tatlı ve ekşimsi tadını duyumsayabilirsiniz. Peki bir masa ya da bir televizyon görünce, onun tadını hissedebilir misiniz? Ya da kulağınıza gelen güzel bir melodinin, beyninizde renk cümbüşü yarattığını duyumsadınız mı? Çikolatanın kokusunu alınca da bir müzik eseri dinliyor hissi de oluşturmamıştır. Ama onlar, bütün bu duyguları hissedebilir… İşte sinestezikler!

Kelime anlamı olarak sinestezi, Yunanca kökenli sin (birlikte) ve aisthesis (duygu) sözcüklerinin birleşmesiyle türetilmiştir.

Sinestezinin ne olduğu, Charles Darwin’in kuzenlerinden biri olan Francis Galton tarafından 19. yüzyılda ortaya konuldu. Galton, halk içindeki bazı kişilerin nüfusun geri kalanından tuhaf bir farklılığı olduğunu keşfetti. Bu insanların duyuları birbirine karışmıştı. Bu ‘birleşmiş duyulara’ sahip insanlar, sesleri renkli görüyorlar, dokundukları nesnenin tadını alıyorlar, rakamları hissediyorlar ve şekilleri işitiyorlardı. Temel olarak duyuların birbirine karışması da denilebilecek bu ‘bilişsel durumun’ hastalık olup olmadığı halen daha tartışma konusudur.

Yapılan araştırmalarda, temelde iki tip sinestezik vakanın daha sık gözlemlendiği görülmüştür. Birinci tip sinestezi vakasında kişiler, harfleri renklerle bağdaştırır. İkinci tip vakalarda ise kişiler; tatları, kokuları ve sesleri renk olarak algılar. Bu tür kişilerin toplumda 20.000’de 1 oranında görüldüğü söylenmektedir.

Bazı kişiler için sarı 5, mavi 3, kırmızı 7 rakamlarını çağrıştırırken, bir başka sinestezik için bunlar tamamen farklı olabilirdi. V.S. Ramachandran’ın ‘Öykücü Beyin’ adlı kitabında şöyle bir vakadan bahsedilir. Sinestezik bir kişinin babası için 5 rakamı yeşil iken, annesi için kırmızı, kendisi için ise sarı idi. Annesiyle babasının renk karışımından yeni bir renk ortaya çıkmış gibi. Bir diğer vakada, birisi do diyezi beyninde mavi olarak kodlamışken, bir başkası için ise do diyez yeşil olarak kodlanmıştı.

Mutsuz çarşamba, canı sıkkın E harfi

Bazı durumlarda kişiler, çeşitli rakamlara, aylara, yıllara ve günlere kişilik özellikleri atfedebilir. Örneğin bir sinestezik için; çarşamba günleri mutsuzken, pazartesi günü neşeli ve cumartesi somurtkandır. Bir başka sinestezik; k harfinin mutlu göründüğünü, e harfinin ise canının sıkıldığını söyleyebilir.

Bu resim sinestezik olduğu bilinen ressam Wassily Kandinsky tarafından çizildi. Duyuların karmaşasını görebiliyorsunuz değil mi?

Bu insanların diğer yönlerden tamamen normal olduğunu unutmamak gerekir. Ama her nasıl olmuşsa duyuları birbirine karışmıştı. Peki bu durumun ortaya çıkmasının sebepleri neler olabilir?

Sinestezi nasıl oluşur?

Nüfusun genelinde duyular birbirinden ayrılmıştır. Sinestezi genetiktir yani ebeveynler yoluyla kalıtsal olarak çocuğa geçer. Ancak bunun farklı bir şekilde yani mutasyon sonucu oluştuğu da görülmüştür. İnsan yavrusunun beyni ana rahminde ve yaşamının ilk zamanlarında oldukça fazla çapraz bağlantılarla birbirine bağlanan bir beyin yapısı oluşturur. Ancak zamanla bu beyin bölgeleri arasındaki bağlantılar yavaş yavaş kopar ki bu şimdiki gerçeklik algımızın oluşabilmesinde önemli bir etkendir. Ancak bir mutasyon sonucu örneğin beynin sayı bölgesiyle renk bölgesi arasındaki bağlantı kopmayabilir ya da bu işitme bölgesi ile dokunma bölgesi arasında gerçekleşebilir. Böyle bir durumda insan farklı duyular arasında ilişkilendirmeler yapar. Belirli sesleri duyunca ağzında ekşimsi bir tat duyumsayabilir veya duyduğu bir kelimeyi bir renkle ilişkilendirebilir. 

Sanatçılarda sinestezik olma oranı daha yüksek

Yazar, müzisyen, ressam gibi sanatçılarda ve bilim insanlarında sinestezik olma oranı nüfusun diğer kesimine göre sekiz kat fazladır. Bu da sanatçıların ve bilim insanlarının yaratıcı yönünü, nesneler ve duygular arasında kurdukları bağları bizim kuramayacağımızı bağlantıları nasıl kurduklarını açıklamaktadır. Isaac Newton’un sinestezik olduğuyla ilgili ipuçları vardır.

Newton ses perdelerinin dalga boylarıyla ilintili olduğunun farkına varmıştı. Belki de beynindeki bir duyu karmaşası, onun, renklerin dalga boyu teorisini ortaya atmasında bir etkisi vardır. Ayrıca Newton farklı notalar için ekranda farklı renkler parlayan bir klavye icat etmişti. Wassily Kandinsky, Jackson Pollock ve Vladimir Nabokov’un da sinestezik olduğu biliniyor. Van Gogh'un 'Yıldızlı Gece' adlı tablosu da sinestezik olma durumuna örnek verilebilecek nitelikte!

Sinestezik olduğu varsayılan Fransız şair ve yazar Arthur Rimbaud ise “Sesliler” şiirinde şöyle diyor:

A kara, E ak, İ al, U yeşil, O mavi: sesliler,

Diyeceğim bir gün gizli doğumlarınızı da:

Karanlık koylara, kara sineklere benzer A,

O amansız pis kokular üstünde fır dönerler.

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2019, 12:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER