Nereden çıktı bu sağcılık-solculuk?

Fransız İhtilali, siyasi literatürde yer alan kavramların birçoğunun olduğu gibi sağ ve sol kavramlarının da çıkış noktası konumunda. Peki nereden çıktı bu sağcılık ve solculuk okuyup öğrenelim.

Nereden çıktı bu sağcılık-solculuk?

1789 yılı öncesinde Fransa’da ana meclis kurulmuştu. Bu meclis halkın yönetimi adına kararlar çıkartıyordu. Mecliste radikaller, cumhuriyetçiler, meşrutiyetçiler, halkçılar, din adamları, soylular gibi her sınıftan temsilciler bulunuyordu. Fakat Kral 16. Louis’in meclisten ne karar çıkarsa çıksın bu kararı veto etme yetkisi vardı. Alınan kararların birçoğu da kralın vetosuyla karşılaşıyordu. Halkın krala ve eşine karşı tepkilerinin artması üzerine, dünya tarihini derinden etkileyecek olan ‘Fransız İhtilali’ baş gösterdi. Kısa süre içerisinde 16. Louis ve eşi Marie Antoinette gözetim altına alındı.

Fransız kralı idam edildi

Devrimin gerçekleştirilmesiyle yönetimi meclis devraldı. Dolayısıyla kral ve eşinin akıbeti de meclise bağlıydı. Mecliste kral ve karısının giyotinle idam edilmesini savunan Jacobin adıyla anılan bir grup oluşmuştu. Radikal bu grubun fikirlerine karşı olan karşı grupta oluşmuştu. Fransız Meclisi bugün de siyaset terimleri arasında en önemli yere sahip olan sağ ve sol görüşleri tam olarak burada oluşturdu. Kralın idamına karşı çıkarak, kralın görevde kalmasını ve meclisle yönetimi paylaşmasını isteyenler mecliste sağ tarafta oturuyorlardı. Kralın giyotinle idam edilmesini ve cumhuriyetin ilan edilmesini isteyen grup ise mecliste sol tarafta oturuyorlardı. Fransız meclisinde solcuların istediği oldu, kral ve karısı 21 Ocak 1793’te giyotin ile idam edildi.

Sağ-sol fikirleri dünyaya yayılıyor

Sağ ve sol fikirleri Avrupa’da zamanla gelişim göstermeye devam etti. Solcuların savunduğu fikirlerde hak, eşitlik, ilericilik değişim, çağdaşlık gibi kavramlar ön plana çıkıyordu. Sağcıların argümanları ise daha çok muhafazakârlık, mevcut statünün korunması, dindarlık, bireyin özgürlüğünün korunması gibi kavramlardı.

Türk siyaseti ‘sağ ve sol’ ile tanışıyor

Türk siyasetinin sağ ve sol kavramlarıyla tanışması oldukça geç bir tarihte olmuştur. Osmanlı Devleti’nde sınıflar arasında büyük ayrımlar yoktu. Zengin olmak ise halkın gıpta ettiği güzel bir şeydi. Zengin olan insanlarsa zenginliğini paylaşmak zorunda falanda değildi. Zenginliğini kendi isteğiyle paylaşması durumunda kişinin sosyal statüsü artıyor, halk tarafından yüceltilerek hayırsever oluyordu. Osmanlı Devleti’nin yıkılması üzerine kurulan yeni devletin ismi Türkiye Cumhuriyeti oldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında demokrasi adına çok önemli adımlar atılmış olmasına karşılık halk tarafından benimsenmesi epey zaman aldı. Yüzyıllar boyunca monarşi ile yönetilen halkın kendi iradesini ortaya koyması kolay olmadı. 1950’li yıllarda çok partili hayata geçişin sağlanmasıyla halk yönetim ve siyasetin içinde daha fazla yer almaya başladı. 1960’lı yıllarda ise sağ ve sol kavramları kendini daha fazla hissettirir hale geldi.

1970’li yıllarda sağ-sol kimliklerin girdiği çatışmalar ise Türkiye’yi büyük çıkmazlara soktu. Sağcı ve solcuların yaşadığı çatışmalar onlarca kişinin ölümüne sebep oldu. Çatışmaların doruk noktasına ulaştığı dönemde yaşanan darbe süreci belki de ülkenin demokrasisini onlarca yıl geriye götürdü. Sağ ve sol görüşlerin yapması gereken en temel şey aslında, ülke menfaatleri için birbirlerini iyi dinleyerek ortak noktalarda buluşma gayretini göstermek.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER