Mustafa Destici İTO ziyareti sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı

İTO’ya uzun zamandır ziyarette bulunmak istediğini belirten Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, gazetecilerin Özgür Özel’in açıklamaları ile ilgili soru sorması üzerine davada alınan karara herkesin uyum sağlaması gerekliliğine vurdu yaparak, "Kim olursa olsun, vatandaşın yüzde 52 civarı bir oyla görev başına getirdiği Cumhurbaşkanını bu şeklide tehdit etmesi, kimsenin hakkı da haddi de yoktur" şeklinde açıklama yaptı.

SİYASET 26.04.2022, 17:25 Merve Yüksel
Mustafa Destici İTO ziyareti sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı

Mustafa Destici ziyaretini gerçekleştirdiği İstanbul Ticaret Odasını (İTO), buluşmasının sonrasında gazetecilerin soruları üzerine açıklamalar yaptı.

İTO’nun başkanlığını yapan Şekib Avdagiç ve idare kuruluna tarafına gösterdikleri misafirperverlikten ötürü teşekkürlerini sunan Mustafa Destici, yaptığı bu geziyi çok uzun bir süredir planladığını ve şu an gerçekleştiğini belirtti.

İhracat, üretim ve imalat pazarının fazlaca bir bölümünün İstanbul'da yapıldığına dikkat çeken Mustafa Destici, İTO'nun gerçekleştirdiği mesleki ve teknik eğitime dayanak oluşturduğuna vurgu yaptı. Mustafa Destici, İTO’nun yaptığı bu çalışmalarından ötürü yöneticilere saygı duyduğunu söyleyerek, övgüde bulundu.

"Üslup doğru bir üslup değil"

Gazetecilerin İTO görüşmesi sonrasında Mustafa Destici’ye, "Gezi Parkı olayları" ve "15 Temmuz darbe girişimi” ile ilgili yapılan davasının sonucunun açıklanmasından sonra CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in söylediği sözleri hatırlattı.

Mustafa Destici yaşanan durumla ilgili Türkiye'nin hak ve hukuk yönetiminde olduğunu, yargının anayasaya hukukuna göre de bağımsız ve tarafsız şekilde işlediğine vurgu yaparak sözlerine şu şekilde devam etti, “Evet yargının vardığı sonuçlardan hoşlanmayabilirsiniz ve eleştiride de bulunabilirsiniz. Eleştirmek demokratik olarak bizlere sağlanan bir hak, fakat verilen kararlara uymakla hepimiz yükümlüyüz. Geldiğiniz yer ve konumun saygınlığıyla verilen karara itibar göstermek mecburiyetindesiniz. Aksi hâlde toplumda içerisinde anarşi olayları yaşanabilir. Esasen bunu gerçekleştirmeye uğraşıyorlar. Bunun yanı sıra şu an alınan karar, henüz ilk mahkemenin kararı. Yaşanılan bu isyan, kızgınlık ve öfke yani isyan neden oluyor? Sonra bir bakıyoruz ki fotoğrafta hangi kişiler bulunuyor? FETÖ'cüler, PKK'nın siyasi uzantıları, CHP milletvekilleri ve Grup Başkanvekili, DHKP-C'nin siyasi kolları... Sonuç olarak nerde terör örgütüyle alakalı ve onların kolları bulunuyorsa, bunlar fotoğrafta yer alıyor. Ve bu açıklamaların olduğu karenin içerisinde. Dediğim gibi tabii ki yaşanan olayı eleştirebilirsiniz. Fakat kim olursa olsun, vatandaşın yüzde 52-53 civarında oyuyla göreve getirilmiş Cumhurbaşkanına gözdağı vermesinin, hakkı da yoktur haddi de değildir. Biz bunu kabul etmiyor aynı zamanda yaşanan bu olayı kınıyoruz. Bu konuşma tarzı, dürüst bir üslup şekli değildir. Yapılan bu konuşmalarda kullanılan üslubun demokratik şekle uyacak bir üslup şekli olmadığı da fark ediyoruz." dedi.

" Hangi hâkim farklı birinin lafıyla karar verir"

Bu düşüncenin yargıyla ilişkili kollarına onur kırma manasına geldiğini de söyleyen Mustafa Destici, davada verilen kararın ağırlaştırılmış sınırsız cezası olduğuna vurgu yaprak, " Söyleyin bana hakimlerden hangisi farklı birilerinin laflarıyla bu şekilde bir karar verebilir ki… Siz olsaydınız verebilirmiydiz? Ya da herhangi bir başkası? Özgür Özel kendisi için bu şekilde bir karara varır mıydı? Eğer ki kendisi de başkasının demesiyle karar vermeyeceğini söylüyorsa bu durumda bazen davayı alan hâkimin de o şekilde işlem yapmayacağına güvenmesi gerekiyor. Yaşanan olayı öyle düşünüp değerlendirmesi gerek. Bir yargılama ya da hata bir eksiklik fark ettiyse, esasen bu mahkemenin bir üstü bulunuyor. Ülkemizin söylediği güzel bir söz bulunuyor. 'Doğru olmayan hesap Bağdat'tan geri döner.' Şayet onların söylediği şekilde herhangi bir ispat bulunmuyorsa, suçu yoksa eğer doğrusu bu durum istinafa gider. O şekilde olmadı mı bu sefer Yargıtay, hadi orda da çözülmedi Anayasa Mahkemesi'nde zaten gerekli işlemler yapılır. Ama bu ülke bir de Gezi'yi olayı görmedi mi? Gördü. Biliyorsunuz Taksim'de başlayan eylem 'Gezi Parkı'nda ağaçlar katlediliyor' şeklinde olmuştu. O zamanlar bizde hatta 'Bu ağaçları kesmeyin.' Diyen kişilere neden bu denli fazla bir müdahalede bulunuluyor diye tepkimizi ortaya koymuştuk. Fakat sonra bir baktık ki yapılan eylemin hali, vaziyeti tamamen değişiklik gösterdi. Yapılan ağaç eylemi ayaklanma girişimine doğru, gitmeye başlayarak bir sokak eylemine çevrildi. Bu yaşanılan konuda tecrübesi olan bir grubuz. Neler yapılmak istendiğini fark edemiyor muyuz? Gezi parkı eylemleri sırasında içerisi, dışarısı, muhalefet partileri ve terör örgütlerinin hepsi bir araya toplandılar. CHP hiçbir zaman değişmeyerek 28 Şubat'ta ne şekilde öncü olduysa, 27 Nisan tarihinde muhtıralar teslim edildiğinde ne türlü Cumhuriyet mitingleriyle liderlik yaptıysa, o alanda da öncü oldu. Bu şekilde ayaklanma hareketi uygulamaya koyuldu. Şayet devletin öngörüsü, güvenlik birimlerinin sahiden kararlı bir davranış sergilemesi olmasaydı, bizler tarafından bir duruş sergilenmeseydi onların erişmek istediği nokta, devleti yaptıkları bir sokak eylemiyle yıkmak veya erken bir seçim yapılmasını sağlamak olacaktı. Sonuç olarak istedikleri şey Türkiye'de bir devlet değişikliğine gidilmesiydi.'' diyerek sözlerine son verdi.

Yorumlar (0)
18
hafif yağmur