Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik Suriye mesajı: "Siyasi diyalog kesilip atılamaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın yakından takip ettiği Zelenskiy görüşmesinin ardından yurda döndü. Uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, Suriye'deki yeni sürece yönelik muhalefetin, “Esed'i yenemediler, şimdi görüşüyorlar” şeklindeki eleştirilerine, "Bizim Esed’i yenmek gibi bir derdimiz yok ki.” sözleriyle cevap verdi. Erdoğan ayrıca "Devletler arasında siyasi diyalog veya diplomasi hiçbir zaman kesip atılamaz" ifadeleriyle Suriye ile diyalog mesajı verdi.

SİYASET 19.08.2022, 13:10 19.08.2022, 17:40 Ömer Aksan
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik Suriye mesajı: "Siyasi diyalog kesilip atılamaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Soçi'de görüştükten sonra dün, Ukrayna Devlet Başkanı V. Zelenskiy ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Lviv'de görüştü. Erdoğan'ın Soçi zirvesi gibi Lviv zirvesi de dünyanın takibindeydi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurda döndü

Erdoğan'ın barış çabaları dünya basınında manşet olurken, Erdoğan yurda dönerken önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Suriye'deki sürece yönelik çarpıcı sözler kullanırken, Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle tehlikede olan Zaporjiya Nükleer Santrali ile ilgili de Putin ile görüşeceğini açıkladı. Erdoğan, bir defa daha barış çağrısında bulunmayı ihmal etmedi. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sorulara verdiği cevaplar...

“BM Genel Kurulunu bu kez farklı yaşayacağız”

Soru: Savaşın başından bu yana aldığınız bir inisiyatif vardı. Antalya Diplomasi Forumu ile bu başladı ve daha sonra İstanbul'da devam etti. Ardından tahıl koridoru anlaşması netice verdi. Bu görüşmeleri Zelenski, Putin ve BM Genel Sekreteri arasında ikili ve üçlü devam ettiriyorsunuz. BM Genel Kurulu var önümüzde. Siz açıklamanızda dikkat çektiniz. Bugünkü üçlü görüşmenin odağına savaşın nasıl sonuca erdirilebileceğinin olduğunu aktardınız. Bu yönde BM Toplantısı'na kadar bir sonuç bekliyor musunuz? Zelenskiy'den nasıl izlenim aldınız?

Cevap: Tabii şu anda bir savaş süreciyle karşılaşıyoruz. Bu savaş döneminde bir matematik olayı yok. İki kere iki dört diyemezsiniz, şu tarihte savaş bitecek diyemezsiniz. Süreç çok acımasız bir şekilde ilerliyor. Bugün bizim Lviv'e gelmemiz ve bu görüşmeyi Lviv'de yapmak isteyişimizin bir sebebi var. Aynı görüşmeyi Soçi'de, Sayın Putin'le gerçekleştirdik. Burada da böyle gerçekleştirmiş olduk. Guterres de geldi. İyi de oldu. Bizden sonra Guterres, Kiev'e geçti. Ayrıca Kiev'de çalışmalarına devam ettiler. Tabii bu yılki BM Genel Kurulu farklı olacak. Bu mesele ile ilgili arkadaşlardan elde ettiğimiz bilgiler katılımın daha üst seviyede olacağı istikametinde. BM Genel Kurulu'nda bunu göreceğiz. Oradaki mesajlar oldukça anlamlı. Türkiye olarak gerek bizim vereceğimiz gerek diğer devletlerin vereceği mesajlar önemli. Bu sebeple hazırlıklarımızı bu kapsamda yapmak, buna göre de adımlarımızı atmak zorundayız. Tabii sahada meydana gelen gelişmelere bakıldığında, birçok açıdan adeta bir kesinti mekanizması ortaya çıkmış durumda. Beklemediğimiz, ummadığımız kesintiler oldu. Bu sebeple bu BM Genel Kurulunu biraz farklı yaşayacağımızı düşünüyorum.

“Putin’e bunu özellikle söyleyeceğim”

Soru: Avrupa'nın en büyük nükleer santrali Zaporijya konusunda uyarılar yapılıyor. Zelenskiy de geçtiğimiz günlerde "Herhangi bir patlama veya sızıntı olasılığında Avrupa ülkeleri, Türkiye ve çevredekiler için büyük felaket olur" sözlerini kullanmıştı. Siz de bugün "Yeni bir Çernobil istemiyoruz" vurgusunda bulundunuz. Türkiye tahıl koridorundaki gibi nükleer santraliyle ilgili de güvenliği sağlamak ve etrafındaki çatışmaları durdurmak için devreye girer mi?

Erdoğan: “Zaporijya olayı gerçekten rastgele bir olay değil. Fakat birinci derecede Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun bu işin takibinde olması ve neler yapılması gerektiği konusunda belli bir yükü üstlenmesi gerek. Şu an itibarıyla burada bu alanda Ukrayna'nın, etkin ve yetkin elemanları var. Zelenskiy şunu bizden özellikle talep etti; Rusya'nın bütün mayın ve benzeri döşemeleri buradan söküp alması ve süratle bu hususun ürkütücü olmaktan çıkması. Çünkü bu bir tehdit konusu. 'Çernobil'i yaşamak istemiyoruz' ifadeleriyle onu kastettim. Bu meseleyi Sayın Putin'le de görüşüp, küresel barış için önemli bir adım atarak Rusya da bu konuda üzerine düşeni yapmalıdır diyerek kendisinden özellikle talep edeceğiz. Bu adımı atmaları lazım. Zaporijya'da Ukrayna'nın hem kendi askerleri hem de kendi teknik elemanları bulunuyor. Bu askerler ve teknik elemanlarla orayı koruma altına almış durumdalar.”

“Bizim böyle bir problemimiz yok”

En başından bu yana Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı duyduğunuz yönünde açıklamalarda bulundunuz. 'Suriye'de rejim ile muhalefetin uzlaşması gerek. Rejim askeri çözüm talep ediyor fakat çözümün nihayeti siyasi çözümdür' sözleriyle bunu deklare ediyoruz. Bu sözün gereği olarak Cenevre ve Astana süreçleri örnek gösterilmesine karşın, bu konuda Sayın Dışişleri Bakanı açıklamayı tekrarladığında, Türkiye'de 'Türkiye Esed'i mağlup edemedi bugün anlaşmak için zemin hazırlıyor' biçiminde özellikle muhalefetin bir algısı ortaya çıktı. Hem Suriye ile ilgili son durumu öğrenmek istiyoruz hem de muhalefetin bakışını değerlendirmenizi bekliyoruz?

“Bizim Esed'i mağlup etmek, etmemek gibi bir problemimiz yok ki. Eğer muhalefet, Türkiye'de olayı bu noktaya taşıyorsa bu muhalefetin hem gramını hem de kalitesini ortaya koyar. Şu anda bizim Suriye'de attığımız tüm adımlarla, Suriye'nin özellikle kuzeyinde Fırat'ın batısı ve doğusundan Akdeniz'e kadarki bölgede Ruslarla gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda terörle mücadele vardı. Terörle mücadelemizi de burada beraber sürdürüyoruz. Ruslarla beraber bunların belli bölümünü yaparken bir bölümünü ise kendi güvenlik güçlerimizle ve askerimizle yürütüyoruz. Hep ifade ediyorum, demokraside en büyük hasletlerden biri de güçlü muhalefettir. Tabii bizim güçlü bir muhalefetimiz yok. Problem burada. Yani Suriye'de ne bitiyor ne oluyor haberleri yok. Biz, Obama döneminden bu yana orada gösterdiğimiz mücadeleyi aynı kararlılıkla şu anda da devam ettiriyoruz. Bizim ‘Bir gece ansızın gelebiliriz' sözlerimiz boşuna değil. Vakti zamanı geldiğinde yapılır. Fakat şunu da söyleyeyim; bir defa kimse Türkiye'ye, ‘böyle bir şeye hazır mısın?’ sorusunu iletmesin. Biz her şeye hazırlıklıyız. Hazırlıklı olduğumuz gibi de ne gerekiyorsa anbean bunu yapacak güçteyiz. Tabii özellikle şu an Amerika maalesef binlerce tır araç, mühimmat, silah, gereç, aklınıza ne geliyorsa yığma yapıyor. Kimlere bu yığmayı yapıyor? Tamamen terör örgütlerine. ABD bunu söyleyemez: 'Ben terörü beslemedim' sözlerini kullanamaz. Suriye'de birinci derecede terörü besleyen ABD ve koalisyon güçleridir; bunu acımasız bir şekilde yapmışlardır ve şu anda yapıyorlar. Bıkmadılar, Irak'ta da aynı beslemeyi yaptılar. Kime? Tekrar terör örgütlerine. Bugün eğer Irak'ta bir huzursuzluk bulunuyorsa altında ne yazık ki yine Amerika yatıyor. Ve Beyaz Saray'da, bu terör örgütlerinin önde gelenleriyle görüşecek kadar ileri gidiyorlar. Biz bunların tamamını biliyoruz. Bunlar mevcut. Aynı biçimde Rusya şu an rejimle bir dayanışma içinde. Kendileriyle, geçen gün düzenlediğim ziyarette bu meseleyi de görüştük. Bunu bir yere artık oturtmamız lazım dedim. Rusya ile bir dayanışma ortaya koyalım ki Suriye'de, Suriye'nin kuzeyinde özellikle, batısı ve doğusu fark etmez, terörle bir mücadele gösterelim. Hep soruyoruz; bu teröristler nereden kaynağı buluyor? İşte şu anda kalitesiz petrolü Kamışlı'daki çıkartan teröristler. Peki bunu kim alıyor? Rejim alıyor. Bunun para kaynağı rejimde. Tüm bu gerçekler ortada. Diğer yandan da sürekli bir şekilde buralarda İran'ın hesapları mevcut. Önümüzde bu hesaplar var. Biz istiyoruz ki süreci daha çok uzatmayalım. Suriye'nin topraklarında bizim gözümüz yok. Çünkü Suriye'nin halkı Türkiye’nin kardeşi. Orada öyle bir problemimiz yok. Bizim için onların topraklarının bütünlüğü önem arz ediyor. Rejim bu konunun idrakinde olmalı. Yine aynı şekilde bunları, Soçi ziyaretimizde Sayın Putin'le görüştük. Temennim şudur ki; inşallah önümüzdeki süreçle ilgili Suriye'de anayasa hemen yapılır, bu iş sağlama alınır bir yandan da halkın tüm bu noktadaki problemlerini giderecek adımlar atılır. Oradan şu anda hicret edenler, iltica edenlerin ağırlığı Türkiye’ye geldi. Biz şu an ülkemizde 4 milyon insanı ağırlıyoruz. Tüm bunları ağırlarken rejimle devamlı olarak savaş durumunda olalım diye mi bunu yapıyoruz? Hayır. Suriye toplumuyla özellikle inanç değerleri konusundaki bağlarımız nedeniyle bunu yapıyoruz. Bundan sonraki aşama belki daha hayırlı olacaktır.”

“Devletler arasında siyasi diplomasi ve diyalog kesip atılmaz”

Soru: Bu tartışmalar sürerken Sayın Devlet Bahçeli'nin bir açıklaması öne çıktı. Suriye'nin kuzeyindeki terörle mücadeleye dikkat çekerek 'Siyasi diyalog görüşmelerinin veya Suriye ile temasın siyasi diyalog seviyesine çıkarılması ciddiyetle değerlendirilmeli’ sözlerini kullandı. Bu ifadeleri nasıl değerlendirirsiniz?

“Şunu kabullenmemiz, bilmemiz gerekir. Hiçbir zaman devletler arasında siyasi diplomasi ya da diyalog kesip atılamaz. Her an her zaman bu tür diyaloglar olur, olmalıdır. Bir söz var hatta; 'İplikle de olsa bağı koparmayın, devam etsin. Gün olur lazım olur.' Şu an biz bölgede mesela Mısır'la alt seviyede, bakanlarımız düzeyinde temaslarımızı sürdürüyoruz. Durup dururken bu ilişkiler olmuyor. Diplomasiyi bütünüyle devre dışı bırakamazsınız. Diplomasiye ne kadar ihtiyacımız olduğunu tüm dünya gördü. Her zaman biz çözümün bir parçası olduk. Suriye problemini çözme konusunda elimizi taşın altına koyduk. Bölgesel barış bizim hedefimiz oldu, bu krizin ağır risklerinden, tehditlerinden ülkemizi korumak oldu.”

“Bu süreci sağlama almak istiyoruz”

Soru: Suriye'nin kuzeyinde bulunan terör hedeflerine, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapmaya hazırlandığı bu beşinci harekât konusunda bir soru iletmek istiyorum. Türkiye şimdi sahada varlık gösterirken işin diplomatik ayağını hiç bırakmıyor. Biz biliyoruz ki ABD’li muhataplara olduğu gibi Rus yetkililere de PKK terör örgütünün eylemleri ve Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit ettiğiyle ilgili bilgilendirmeler yapıyorsunuz. Bu bilgilendirme neticesinde Rusya'nın PKK/YPG'ye karşı bakışında bir değişiklik yaşandı mı? Özellikle bir de PKK'ya yakın medya organları ve kaynakları beklenen beşinci harekatla ilgili, bunu Rusların ihaneti, gibi değerlendiriyorlar. Bu konuda bir değerlendirmeniz olur mu?

“Suriye'de şu anda attığımız tüm adımlarda biz güvenlik güçlerimiz, Milli Savunma Bakanlığımız ve istihbaratımız olarak Rusya'yla irtibattayız. Arkadaşlarımız devamlı olarak onlarla görüşme halindeler. Sayın Putin'le ben de görüşmeler yapmak üzere bu süreci "sağlama bağlayalım" istiyoruz. Örneğin işte son Soçi ziyaretimde Suriye, bizim için kritik bir gündem maddesiydi. Şu anda buradaki terör eylemleriyle ilgili gerek ben Putin'le, gerek Savunma Bakanım ve Dışişleri Bakanım muhataplarıyla görüşmeleri sürdürüyoruz. Bundan sonraki aşamada zaten bunu devam ettireceğiz. Mesela gönül isterdi ki İran'la da bu çalışmaları orada daha etkin gerçekleştirelim ama bu olmadı. Şu anda bizde Rusya'yla bu birlikteliğimiz, dayanışmamızı aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bundan sonraki aşamada da aynı şekilde yine devam ettireceğiz.”

“Birçok oyunu bozarız”

Soru: Yakın dönemde İsrail'le de normalleşme başlamıştı ve büyükelçilerin atanması kararı alındı. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan en nihayetinde İsrail… Mısır'dan da bazı örnekler verdiniz. İsrail'le ilişkiler Doğu Akdeniz'de Mısır'la da yaşanırsa, bu ilişkilerimiz için genel olarak enerji eksenli bir irtibat, ilişki diyebilir miyiz?

“Daha çok siyaset eksenli ifadesini kullanırsak isabetli olur. Yani siyasetin gereği bu. Bu sebeple siyasette dargınlık olmaz. Barış içinde olacaksın her an. Her an görüşebilme fırsatı yakalayacaksın. Mısır’la mesela şu anda üst seviyede, istenilen düzeyde değil fakat biz Mısır'la da şimdi arkadaşlarla alt seviyede, yani bakanlar nezdinde bu işi yapalım ve daha sonra temenni ederiz ki bu adımı üst düzeyde de en güzel şekilde atalım. Çünkü Mısırlılar bizim kardeşlerimiz. Mısır halkıyla bizim dargın olmamız imkansız. Bir an önce onun için de orayla da bu barışı temin etmemiz lazım. Suriye ile daha ileri aşamada adımları temin etmemiz lazım. Bu adımları atmak üzere, bütün bölgede yani İslam dünyasının komşularımızla olan bölgesinde inşallah pek çok oyunu biz bozarız.”

Abdülhamid Han mesajı: “Alanında eşi benzeri yok”

Abdülhamid Han sondaj gemisi için duyurulan NAVTEX'de önemli bir ayrıntı vardı. Kıbrıs'ta katledilen, şehit kardeşler Murat, Kutsi, Hakan İlhan kardeşlerin adını taşıyan 3 gemi Abdülhamid Han'a refakat ediyor. Bu oldukça önemli, güçlü bir mesaj şeklinde algılandı. Ayrıca Ege bölgesinde Yunan cephesinin tavrını da ortada. Nasıl bir değerlendirme yapabilirsiniz?

“Tabii bu üç kardeşin özellikle ismini alan bu destek gemilerinin Abdülhamid Han'a refakat etmesi sevindirici, bizleri de mutlu eden bir olay. Buradan inşallah beklenen sonuçlar alınmaya başlarsa bizi tabii ki daha çok mutlu edecek. Şu anda bu sondaj gemimiz dünyada sayılı gemilerden biri. 12 bin metreye kadar sondaj kabiliyetine sahip. Şu anda alanında eşi benzeri yok. Böyle bir güzelliği, özelliği var. İnşallah beklentimiz yeni müjdeler olması. Ne getirecek bakalım. Tabii ana muhalefet başta olmak üzere birileri çok rahatsız oluyor. Gemiye Abdülhamid Han adını koyduk. Kimlerin bundan rahatsız olduğunu gördünüz. Düşünün, tarihçi ve siyaset yapıyor, tarihi çok iyi bildiğini ifade ediyor. Tarihi nasıl biliyorsa? Abdülhamid Han'a saygısızlık yapacak seviyede ileri gidebiliyor. Lafa gelince muhafazakâr havalarına giriyor. Öyle ya da böyle inşallah biz, Abdülhamid Han sondaj gemimizle o beklenen sonuçları aldığımızda milletimizle bunu paylaşacağız. Bir de hele hele inşallah petrolümüz, doğal gazımız çıktığı andan sonra daha farklı olacak. Öte yandan Sayın Malezya Kralının ülkemizi ziyareti konusunda bazı meseleleri görüştük. Bunlardan birisi de PETRONAS ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının ortaklaşa adım atması konusuydu. Bu anlamda belirlenen bir iki bölgede ortak çalışma hedefliyoruz. İnşallah bu konuda, bir yanda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, öbür yanda PETRONAS ve bir yanda da Çinliler, 3 ayaklı olarak belki inşallah bir adımı da birlikte atacağız. Tabii şu anda sevincimiz, 4 sondaj gemimiz, 2 sismik araştırma gemimiz var. Tüm bunlarla birlikte artık bir gücüz. Allah inşallah sonucunu da hayır verir.”

Soru: Malezya ile bu ortak arama çalışmaları Karadeniz’de, Akdeniz'de mi yoksa başka bölgelerde mi?

“Hayır başka…”

“Olumlu gelişmeler yaşanıyor”

Soru: AK Parti'nin 21'inci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle yaptığınız açıklamada Türkiye Ekonomi Modeline temas ettiniz, iç tutarlılığı olduğunu ifade ettiniz. Programın gidişatına yönelik satır başlarıyla bir değerlendirmede bulunabilir misiniz? Özellikle bir de sonbahar ayları için ağırlıklı bir şekilde enerji faturasındaki yüksek artış sebebiyle ödemeler dengesinde Türkiye'nin problem yaşayabileceğine yönelik uluslararası değerlendirme notları, kuruluşların raporları, hepsi üst üste gelmeye başladı. Bu tarz bir negatif enerji birikiyor sonbahar ayları için. O anlamda da piyasaya mesajınız var mı?

“Türkiye Ekonomi Modeli ile makro ekonomik istikrarı sürdürülebilir haline getirmeyi amaçladık. Yüksek katma değerli üretimi artırmayı hedefledik. Cari dengede kalıcı iyileşmeyi amaçlayan bir politikaları ifade ettik. Modeli kurarken ülkemizin geçmiş deneyimlerini, dış ve iç dinamiklerini, sahip olduğu jeostratejik avantajı, Kovid-19 pandemisi ve daha sonra yeni küresel ekonomik düzenin sağladığı fırsatları kapsayan pek çok parametreyi göz önüne aldık. Tabii modelin tasarımı konusunda serbest piyasa ekonomisi ilkelerinden taviz vermiyoruz. Modelin politika araçlarını, Türk lirası tasarrufların özendirilmesine ilişkin adımlar, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve selektif kredi politikalarına dönük önlemler oluşturuyor. Son zamanlarda model kapsamında takip ettiğimiz politikaların pozitif sonuçlarını da almaya başladık. Bununla beraber IMF'nin yaptığı son açıklamalara özellikle baktığımızda, Türkiye'nin ekonomik anlamda dünya ülkelerinden farklı bir yerde olduğunu, daha isabetli bir büyüme parametresine ulaştığını IMF kendisi söylüyor. Böyle bir konumdayız ve önümüzdeki süreç için Türkiye’yi olumsuz değil, tam tersine olumlu gelişmelerin bizi beklediğini anlıyoruz.”

“Bazılarını terbiye ediyoruz”

Soru: Ekonomi ile ilgili bir konuyla devam edelim. Tarım Kredi Kooperatiflerinde indirimler başladı. Siz yine bir yurt dışı ziyaretiniz sırasında Tarım Kredi Kooperatifleri market sayısını 1000’e çıkaracağız sözünü vermiştiniz. Siz bu sözünüzü tuttunuz, hatta geçtiniz de. 1000 hedefini yüzde 40 aştınız. Tarım Kredi Kooperatiflerinde indirim olduğu da rakamlarda gözüküyor. Bu marketlerle ilgili size gelen veriler nasıl? Hakikaten devletimiz ekonomik olarak büyüyor. Bir taraftan da vatandaşın ekonomisi fahiş fiyatlar sebebiyle problem yaşıyor. Daha önce bunu siz de dile getirmiştiniz. Fahiş fiyatı önleme anlamında Tarım Kredi Kooperatifleriyle sistem yerine oturur mu? İndirimler kalıcı mı dönemsel mi? Bu indirimler kalıcı olur mu?

“Tarım Kredi Kooperatiflerinin öncelikle attığı bu adımla vatandaşımıza uygun fiyatlı ürünleri götürürken bir taraftan da bazılarını terbiye ediyoruz. Tarım Kredi Kooperatiflerinin şu anda 1300-1400 marketi var. Şimdi biz Tarım Krediye diyoruz ki ‘Market açmak üzere işte 250, 300, 400 metrekarelik bir yer ile gelin. Ürünü biz verelim. Ürün için sen işletme sermayesi koyma. Tarım Kredi onu sana versin.' Bunu neden söylüyoruz? Şimdiki market sayısını 1400 değil, 2 - 2 bin 500'e yükseltelim ve Tarım Kredi olarak piyasayı biz balanse edelim. Çünkü bizim problemimiz burada para kazanmak değil. Tek derdimiz var; vatandaşımıza bir kaliteli ve iki ucuz ürün götürelim. Örneğin; et ürünleri konusunda bunu yalnızca koyun kuzuda değil, büyükbaşta da gerçekleştirelim. Bugün bakın muhalefet hemen çılgına döndü; 'kandırıyorlar, aldatıyorlar, yok böyle yok şöyle' falan filan. Şu anda Tarım Kredi raflarında ürün yok, kalmadı. Yoğun bir biçimde ürün yetiştirmeye gayret ediyorlar. İki gün önce ben genel müdürle de görüştüm, süratle depoların sayısını da artıralım dedim, Türkiye genelinde bu depolarla da marketlerimize ürün yetiştirmede problem yaşamayalım. Şu anda gerek genel müdürümüz gerek bakanımız bu çalışmayı hızla sürdürüyorlar. Tarım Kredi marketlerindeki olayla zaten diğer zincir marketler fiyatları indirmeye başladılar, onlar da başlayacaklar. Bizim problemimiz zaten para kazanmak değil. Burada derdimiz piyasayı balanse etmek, vatandaşa kaliteli ve ucuz ürün yetiştirmek.”

“Depreme karşı tedbirleri sürdüreceğiz”

Soru: 17 Ağustos depreminden 23 yıl geçti. Kentsel dönüşümde hangi aşamadayız? Sosyal konut projesini büyük bir çoğunluk merakla bekliyor. Ayrıcalıklı kesimler ya da kota ayrılan gruplar burada genişletilecek mi? Örneğin engelliler de bu kapsama alınacak mı?

Depreme karşı önlemlerimizi kararlılıkla sürdürmek istiyoruz. Bu kapsamda kentsel dönüşüm önceliklerimiz arasında yer alıyor. TOKİ'yle birlikte 20 yılda 1 milyon 170 bin konut ve iş yeri yaptık. 81 ilimizde şu anda 350 bin konutun dönüşümünü yapıyoruz. 60 bin konutluk Büyük İstanbul Dönüşümü çerçevesinde Esenler'deki ilk etap konutların teslimini bugün yapacağız. Sosyal konut kampanyamızla hedefimiz 2+1, 3+1 evlerle halkımızın taleplerine yanıt vermek. Bu konutlardan şehit ailelerimiz, gazilerimiz, engelli kardeşlerimiz, emekli vatandaşlarımız da faydalanabilecek. İlk kez gençler ve yeni evlenen kardeşlerimize de ayrı bir kontenjan veriyoruz. Vatandaşımıza en uygun ödeme seçenekleri ve fiyatlarını sunacağız. Tabii burada şu konuda ısrarla durmakta yarar var. Bakın Avrupa'nın birçok yerinde şu anda selde, depremde, çeşitli afetlerde konut vermiyorlar, konut yetiştiremiyorlar. Orada kentsel değişim ve dönüşümü yapamıyorlar. Ancak biz Bingöl depreminden başlayarak Van, Malatya, Elazığ depremlerine gelene kadar tüm bölgelerde süratle, bir yıl olmadan hemen konutlarımızı altyapısıyla, üstyapısıyla tamamladık ve bunları vatandaşlarımıza yetiştirdik. Kendisi tabii rahmetli oldu fakat Sayın Ecevit'in başbakanlığında biz bir Gölcük depremini yaşadığımızda bırakın evleri, çadır dahi yoktu. Ben o dönem Belediye Başkanı değildim, cezaevinden yeni çıktım, doğru bölgelere gittim ve orada vatandaşla hemhal olduk. O Gölcük, Sakarya ve Yalova ne haldeydi? Yapabildiler mi? Hayır. Fakat biz hamdolsun hepsinde de tüm konut ihtiyaçlarına, taleplerine cevap verdik. İşte Malatya'ya bakın, konutlardan ahırlarına kadar yaptık, onlara teslim ettik. Bu aşk işidir. Bundan sonra da bu böyle devam edecek.”

Kılıçdaroğlu’nun “seçmen verileri” açıklaması: “Artık bu adama bedel ödetilmeli”

Soru: CHP lideri Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde “Bizdeki seçmen verileri Yüksek Seçim Kurulunda dahi yok” şeklinde bir açıklama yaptı. Bununla beraber birtakım spekülasyonlar var; "hükümetin yapmayı planladığı icraatlar Kılıçdaroğlu'na önceden servis ediliyor veya sızdırılıyor" gibi... Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

“Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerine inanıyor musunuz? Adamın hayatı yalan. Bir şey bildiği için değil. Tabii bana göre, YSK Başkanı ve yetkilileri bunu yargıya taşımalı. Yargıya taşımak üzere bu adama artık bedel ödetmeli. Zaman zaman savcılara saldırıyor, bazen hakimlere saldırıyor. Fakat onlar nedense korkuyorlar, çekiniyorlar. Anayasa'yla teminat altındasınız. Bununla ilgili Anayasa'da 'Kesinlikle yargıya yönelik bu tarz beyanlarda bulunulamaz' ifadeleri var. 2023'te inşallah sandıkta, milletim buna bir defa daha dersini verecek.”

Yorumlar (0)
17
parçalı bulutlu