Erzurum'da gezilecek yerler: Tarihi ve doğal güzellikleriyle Erzurum...

Doğu Roma'dan Osmanlı İmparatorluğu'na dek birçok medeniyeti bünyesinde barındırmış Erzurum, ülkemizin doğusunda birçok tarihi eseriyle adeta bir açık hava müzesi konumunda. Bugün bu yazımızda Erzurum'da gezilecek yerleri, tarihi ve doğal güzelliklerini inceleyeceğiz.

SEYAHAT 15.11.2022, 13:50 15.11.2022, 14:26 Burak Kaya
Erzurum'da gezilecek yerler: Tarihi ve doğal güzellikleriyle Erzurum...

Geçmişte, Moğollar, Urartular, Bizanslılar, Selçuklular, Ruslar ve Osmanlılar gibi farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Erzurum, kültürel mirası ve zengin tarihi ile ülkemizin dikkat çeken şehirleri arasında yer alıyor.

Mimari ve tarihe meraklı olanların ilgisini çeken Erzurum, geleneksel mimariyle modern anlayışı bir potada eriten atmosferiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Özellikle kışın önemli bir rota olması haricinde tarihi yapıları ve doğal güzellikleriyle de görülmeye değer şehirler arasında.

Erzurum’un her bir ilçesi zaman geçirilmesi ve tanınması gereken önemli kültür miraslarını bünyesinde barındırıyor. Bu tarihi, kültürel ve doğal eserlere bakmadan önce şehrin ilçelerine beraber bakalım.

Aşkale

Erzurum’un Aşkale ilçesi 22 bin nüfusa sahip. Bayburt ve Erzincan il sınırlarında yer alıyor. Çat, Palandöken ve Aziziye ilçeleri ile komşu konumdaki Aşkale 1937 senesinde ilçe statüsüne geçti.

Aşkale, Kale, Açhane, Basara gibi farklı adlarla da biliniyor ve tarihte Ruslar, Timurlular, Bizanslılar gibi farklı medeniyetlere de ev sahipliği yaptı.

Otlukbeli ve Gavur dağlarının arasında bir vadide yer alan ilçede, Kop Şehitleri Abidesi, Ziravank Harabeleri, Hacıbekir Kervansarayı, Ağveyis Hanı, Evrenli Kümbeti, Aşkale Kalesi ve Cinis Köyük gibi yerler ziyaret edilmesi gereken yerlerin arasında.

Aziziye

Aziziye ilçesi toplamda 63 bin nüfusa sahip ve İspir, Tortum, Aşkale, Palandöken ilçeleri ile komşu durumda. İlçe Bayburt il sınırında yer alıyor ve şehir merkezine de 45 kilometre uzaklıkta.

Karasu ve Pulur çaylarının arasındaki bu ilçenin tarihi ise Milattan Önce 4 binli senelere dek gidiyor. Urartular ve Perslerden günümüze kadar birçok medeniyete ve kültüre ev sahipliği yapan bu ilçede kimi tarihi kalıntıları da görebilmek mümkün.

Aziziye’ye gidildiği zaman su kaynaklarının kalitesiyle de bilinen Aziziye Kaplıcaları ziyaret edilebiliyor. Birçok hastalığa şifa olduğu kaydedilen burası bir tedavi merkezi konumunda. Burada Aziziye Tabyası, Alaca Şehitliği ve Balıklı Göl de muhakkak gezi rotasına alınması gereken yerler arasında.

Çat

Erzurum’un Çat ilçesi 17 bin nüfusa sahip ve Erzincan ve Bingöl il sınırında yer alıyor. Aşkale, Palandöken ve Tekman ilçeleri ile komşu Çat ilçesi şehir merkezine 50 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

Osmanlı döneminde yerleşimin başladığı Çat, 1946 senesinde ilçe olup Aşkale’den ayrılmıştır.

Çat’ta muhakkak görülmesi gereken yerlerin başında İslam Eserleri Müzesi geliyor. Müzede özellikle ebabil kuşlarının figürleri dikkat çekiyor.

Hınıs

Hınıs ilçesi toplamda 26 bin nüfuslu ve Erzurum ile Muş il sınırında bulunuyor. Tekman ve Karaçoban ilçeleri ile komşu olan Hınıs şehir merkezine 150 kilometre uzaklıkta.

Tarihte bir sınır karakolu görevine sahip olmuş olan Hınıs, şimdiye dek birçok savaşa da tanıklık yapmış tarihi bir yerleşim yeri.

İlçenin en meşhur lezzeti ise şeker fasulyesidir.

Burada Kazancı, Kalecik Kalesi, Seyyid Ömer Halil Türbesi, Hazal Hatun Türbesi, Garmurak, Güllüçimen Kaya Kilisesi, Kolhisar Cami ve Medresesi, Hınıs Kilisesi, Hınıs Kalesi, Hınıs Ulu Cami, Hınıs Kanyonları ve Hınıs Gençlik Merkezi gibi birçok tarihi mirasa bu ilçe ev sahipliği yapıyor.

Ayrıca doğal güzellikleriyle dikkatleri üzerine çeken Hamurpet Gölü’de bu ilçenin görülmeye değer yerleri arasında bulunuyor.

Horasan

Horasan, 38 bin nüfusa sahip ve Ağrı ile Kars illeri sınırında yer alıyor. Şenkaya, Narman, Köprüköy ilçeleri ile komşu olan Horasan şehir merkezine de 85 kilometre mesafede. 1954 senesinde burası ilçe statüsüne kavuşmuş.

Urartu yazıtları, Urartu Kitabeleri, Horasan Baba Türbesi, Gökçe Gözetleme Kulesi ve Aliçeyrek II Kaya Mezarı burada tarih meraklılarının muhakkak rotalarına eklemeleri gereken yerler arasında bulunuyor.

İspir

15 bin nüfusa sahip İspir, Artvin ve Rize şehir sınırında yer alıyor. Tortum, Aziziye ve Pazaryolu ile komşu olan İspir kent merkezine de 145 kilometre uzaklıkta.

Karadeniz ve Anadolu arasında tarihi bir yol üstünde olan İspir, tarihte birçok medeniyete de ev sahipliği yapmış. Sper ve Kulka gibi isimlerle anılan İspir’de dut üretimi de oldukça yaygın bir vaziyette.

İspir’den aynı zamanda 376 kilometre uzunluğundaki Çoruh Nehri geçiyor. Rafting ve kano gibi su sporları için de sıklıkla tercih edilen bu ilçede toplamda 11 gölün bulunduğu İspir Yedigöller de ilçenin başka bir doğal güzelliği.

İspir ilçesinde aynı zamanda Sırakonaklar Kilise Cami, Karahan Kalesi, Semehrek Kalesi, Pısırık Kalesi, İspir Sultan Melik Mescidi, Tuğrulşah Cami ve İspir Kalesi tarih meraklılarının rotasına eklemesi gereken yerler arasında.

Karaçoban

Karaçoban, toplamda 24 bin nüfusu bulunan ve Muş il sınırında yer alan bir ilçe. Şehir merkezine 180 kilometre mesafede yer alan ilçe Hınıs ile komşu ve burası 1987 senesinde ilçe statüsünü elde etmiştir. Erzurum şehir merkezine de aynı zamanda burası en uzak ilçedir.

Piknik, doğa yürüyüşleri, balık tutma gibi kimi imkanları da olan Heftreng Çayı, ilçedeki önemli bir mesire alanıdır.

Bu ilçede yer alan Zernak Tepe Kalesi de tarih meraklılarının ilgisini çekebilecek geçmişi 10. Yüzyıla dek uzanan önemli bir tarihi yapı. Öncesinde Bayraktar ismiyle tanınmış olan ilçe 1071 Malazgirt zaferinin ardından Selçuklu hükümdarı Alparslan'ın öncülerinden Bayraktar Han tarafından kurulduğu bilinir.

Karayazı

Erzurum'un Karayazı ilçesi 2295 metrelik rakımda bulunmaktadır. İlçe Milattan Önce 3. yüzyılda medeniyetin kurulduğu Aras nehrinin civarında konumlanmıştır. Burada Cunni Mağarası ve Çakmak Dağı görülmesi gereken yerler arasındadır.

Köprüköy

16 bin nüfusa sahip Köprüköy ilçesi, Horasan, Narman ve Pasinler ilçesi ile komşu konumda. Şehir merkezine de burası 60 kilometre mesafede yer alıyor.

Köprüköy, Aras Nehri’nin kıyısına kurulu vaziyette ve burada Çobandere Köprüsü, Güzelhisar Kalesi, Köprüköy Şehitliği, Köprüköy Hanı gibi önemli ziyaret edilmesi gereken mekanlar bulunuyor.

Burada hastalıklara şifalı geldiği düşünülen kaplıca da bulunuyor. İlçe çamur banyosuyla da oldukça meşhur konumda.

Narman

Narman ilçesi Erzurum’un Kars şehir sınırında yer alıyor. Tortum, Pasinler, Oltu, Horasan ve Şenkaya ilçeleri ile komşu vaziyetteki Narman, şehir merkezine de 100 kilometre mesafede yer alıyor.

Ermeniler, Ruslar, Araplar ve Bizanslılar gibi çeşitli medeniyetlerden izler barındıran Narman, yüksek dağların ortasındaki konumu ile dikkatleri üzerine çekiyor.

UNESCO’nun Dünya Geçici Miras Listesi’ne dahil ettiği Peri Bacaları da bu ilçenin en fazla dikkat çeken turistik yerleri arasında bulunuyor. Kırmızı rengiyle dikkatleri üzerine çeken peribacaları, Colorado Kanyonu ile de benzerlikler taşıyor.

Beş farklı gölden oluşan Beş Göller de bu ilçenin görülmesi gerekli doğal güzellikleri arasında.

Oltu

Oltu ilçesi 30 bin nüfusa sahip ve Artvin şehir sınırında bulunuyor. Narman, Tortum, Uzundere, Olur ve Şenkaya ilçeleriyle komşu vaziyette olan Oltu’nun tarihi, Milattan Önce 1000’li senelere dek gidiyor ve burası 1926 senesinde ilçe statüsüne erişmiş.

Erzurum’un meşhur oltu taşı bu ilçeye özgü. Kara kehribar taşı ismiyle de bilinen bu taş, negatif enerjiyi toplaması özelliğiyle de biliniyor. Bununla beraber ilçenin Oltu çağ kebabı da oldukça meşhur.

Dikili Taş, Dutluk Harabeleri, Kineposi Manastırı, Kuzey Kale, Şato, Kız Kalesi, Pernek İriağaç Oğlan Kalesi, Oltu Rus Kilisesi, Mısri Zinnun Türbesi, Aslanpaşa Cami, Oltu Kalesi ve Taşhan bölgenin tarihi değerleri arasında yer alıyor.

Bu ilçede doğayla başbaşa zaman geçirmek için de Gökkuşağı Tepeleri ve Uzunoluk Mesire alanı ziyaret edilebilir.

Oltu’da her sene temmuz ayında yapılan Oltu Kırdağ Şenlikleri’ne de katılım gösterebilmek mümkün oluyor.

Olur

Ardahan ve Artvin sınırında bulunan ve 6500 nüfusa sahip Olur ilçesi Erzurum’un Oltu ve Şenkaya ilçeleri ile komşudur. Kent merkezine 160 kilometre mesafede bulunan Olur, 1958 senesinde ilçe statüsüne erişmiştir.

Oltu ilçesi, tarihi kaleleri, kiliseleri ve kuleleriyle yerleşimin çok eski olduğu bir yerdir. Burası ismini bölgenin meşhur lor peynirinden almaktadır. Ayrıca bölgede Karnavas pekmezi ve Karnavas bezi de oldukça meşhurdur.

Olur’a gidildiği zaman Aşağı Karacasu Kalesi, Köprübaşı Gözetleme Kulesi, Koç Heykelleri, Beğendik Gözetleme Kulesi, Pertus Ören Yeri, Keçili Kale, Yıldızkaya Mağarası ve Çataksu Köyü Tavusker Cami ve Külliyesi gibi tarihi yerler ziyaret edilmelidir.

Palandöken

Erzurum’un en meşhur ve aynı zamanda en kalabalık ilçelerinden bir tanesi olan Palandöken; Pasinler, Tekman, Çat, Aşkale, Aziziye ve Yakutiye ilçeleri ile komşudur. Burası şehir merkezine 30 kilometre uzaklıkta yer alır.

İlçedeki Palandöken Kayak Merkezi, kış turizmi için en önemli merkezlerden bir tanesidir. Kış sporu olanaklarıyla Palandöken oldukça gelişmiş bir kayak tesisi konumundadır.

Palandöken’de yılın tüm mevsimlerinde karlarla kaplı vaziyette olan Palandöken dağı, Palandöken Dinlenme Tesisleri, Büyükejder Tepesi de görülebilecek yerler arasında bulunmaktadır.

Pasinler

29 bin nüfusa sahip Pasinler, Tekman, Palandöken, Yakutiye, Tortum, Narman, Horasan ve Köprüköy ilçeleri ile komşu konumdadır. Ayrıca burası şehir merkezine de 40 kilometre mesafededir.

Halk arasındaki adıyla burası Hasankale olarak da iblinir ve birçok tarihi ve turistik mekana ev sahipliği yapmaktadır. Pasinler’in geçmişi Milattan Önce 400’lere dek uzanmaktadır.

Aras Nehri’nin kıyısında bulunan Pasinler’de Karakale Kalesi, Kuzugöl Kalesi, Çöğender Köprüsü, Cin Kalesi, Katliam Anıtı, Timar Köyü, Timar Kalesi, Gülperi Hatun Kümbeti, Kör Kanal, Büyük Kaplıca, Pasinler Kalesi, Sivaslı Hatun Cami, Emirşeyh Cami, Ulu Cami ve Kasımbey Camii muhakkak görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır.

Pazaryolu

Pazaryolu 4 bin nüfusa sahip bir ilçe ve Rize ile Bayburt illeri sınırında yer alıyor. İspir ilçesiyle komşu ve kent merkezine de 135 kilometre uzaklıkta.

Tarihte burası Nor Keğ adıyla biliniyor ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan ilçe 1989 senesinde ilçe statüsüne erişmiş.

Önemli geçim kaynakları arasında arıcılığın bulunduğu ilçeden Çoruh Nehri de geçiyor ve bundan dolayı Rafting olanaklarıyla dikkat çekiyor.

Burada Laleli Kalesi, Karakoç Köyü Cami, Kümbettepe Kalesi ve Merkez Cami görülmesi gereken tarihi mekanlar arasında.

Şenkaya

Şenkaya ilçesi 18 bin nüfusa sahip ve Kars ile Ardahan şehirleri sınırında bulunuyor. Horasan, Narman, Oltu ve olur ilçeleriyle komşu olan Şenkaya, şehir merkezine de 165 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

Osmanlı’ya Kanuni Sultan Süleyman döneminde bağlanan Şenkaya ilçesi, Ermeni katliamlarında birçok insanımızın öldürüldüğü bir lokasyon olmuştur. Her sene ilçede Allahuekber Harekatı ve Şehitleri Anma Töreni yapılmaktadır.

Burada Bardız Kalesi, Bardız Aslanpaşa Cami ve Allahuekber Şehitliği gezilebilecek tarihi mekanlar arasında yer almaktadır.

Tekman

Pasinler, Hınıs, Palandöken ve Çat ilçeleri ile komşu olan 26 bin nüfusa sahip Tekman ilçesi Bingöl il sınırında yer almaktadır ve burası şehir merkezine 80 kilometre uzaklıktadır.

İlçe tarihte Tatos adıyla bilinmektedir ve 1946 senesinde ilçe statüsüne erişip Hınıs’tan ayrılmıştır.

Tekman’a gelindiği zaman Çimenözü Kaplıcaları, Toptepe Köyü Cami ve Gündamı Kale Kalıntısı ziyaret edilebilmektedir.

Tortum

Tortum ilçesi 22 bin nüfusa sahiptir ve Artvin şehir merkezinde yer almaktadır. Oltu, narman, Pasinler, Yakutiye, Aziziye, İspir ve Uzundere ile komşu olan Tortum şehir merkezine de 55 kilometre uzaklıkta yer almaktadır.

Tortum, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır ve ismini de Tortum Çayı’ndan almaktadır. Buranın en ünlü lezzeti ise Çağ kebabıdır.

Tortum’a gelindiği zaman Eziniz Kalesi, Taş Cami, Meryem Ana Kilisesi, Tortum Kalesi, Kireçli Köprü, Nihah Kalesi, Zökün Gölü, Hınçer Kalesi gibi yapılar ziyaret edilebilir.

Uzundere

Erzurum’un Uzundere ilçesi, Artvin il sınırında yer alıyor. Tortum ve Oltu ilçeleri ile komşu olan ilçe şehir merkezine de 85 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

Uzundere, öncesinde Tortum’a bağlı bir bucaktı, 1987 senesinde ilçe statüsüne erişmişti.

250 senelik tarihiyle Tarihi Uzundere Evleri gezi esnasında ziyarete dilebilir. Ayrıca Uzundere’de Tortum Şelalesi, Tortum Gölü, Ziyaret Tepe Ziyaret Gahı, Cevizli Köyü Cami, Çağlayan Kilisesi, Yedi Göller Yıkıklar, Spaca Köyü Kalesi, Osman Efendi Cami, Engüzek Kalesi, Çamlıyamaç Kilisesi ve İnçer Camii de görülmeye değer yerler arasındadır.

Uzundere’de her sene 29 Ekim tarihinde Geleneksel Karakucak Güreşleri yapılmaktadır.

Yakutiye

Erzurum’un 180 bin nüfusuyla en kalabalık ilçesi olan Yakutiye, aynı zamanda merkezi de bir ilçedir. Burası, Tortum, Aziziye, Pasinler, Palandöken ilçeleri ile komşudur.

Yakutiye ilçesi, Tarihi Erzurum Evleri, Erzurum Kalesi, Üç Kümbetler, Çifte Minareli Medrese, Taşhan, Atatürk Evi ve Yakutiye Medresesi gibi önemli yapılara da ev sahipliği yapmaktadır.

Çifte Minareli Medrese

Erzurum’un sembolü sayılabilecek Çifte minareli Medrese bir Selçuklu mimarisidir. Bu yapının 13’üncü yüzyılın sonunda yaptırıldığı düşünülmektedir. Selçuklu Sultanı olan Alaaddin Keykubat’ın kızı olan Hundi Hatun veyahut İlhanlı Hanedanları’ndan olan Padişah Hatun tarafından buranın yaptırılmış olabileceği düşüncesinden dolayı buraya Hatuniye Medresesi de denilebilmektedir.

Medrese iki katlı, açık avlulu, dört eyvanlı medreseler grubunun bir örneğidir. Avlu dört bir taraftan revaklar ile çevrili vaziyettedir. Her iki tarafında avlunun öğretmen ve öğrenci odaları bulunmaktadır.

Medresenin zemininde on dokuz, ilk katında ise 18 adet oda yer alır. Batısında yer alan kare mekan, mescid olarak kullanılmıştır. Güneyinde ana eyan ile birleşen altında mumyalığı olan kümbet, Anadolu’da çağdaşlarının arasındaki en büyük türbe olma özelliğini taşımaktadır. Kümbetin gövdesi 12 köşelidir ve dışarıdan külah, içeriden ise kubbe ile örtülü durumdadır. Saçağı ise silme ve süsleme şeritlerle bezelidir.

Çifte Minareli Medrese’nin özellikle taç kapısında yer alan bezemeler, Selçuklu taş süslemesinin derinlik ve estetik anlayışının muhteşem örneklerini yansıtır. Bezemelerde ağırlıklı bir şekilde bitkisel ögelerin kullanıldığı görülür. En fazla rumi ve palmet motifleri kullanılırken, ikisinin de birbirleriyle olan uyumu dikkatleri çeker.

Taç kapının batısında Orta Asya Türkleri’nin simgesi olarak bilinen çift başlı bir kartal, dilimli yapraktan oluşan bir hayat ağıcı ve ağzı açık durumda iki yılan işlenmiştir. Doğu’sunda yer alan simetriğinde ise kartal ve yaprak işlemesi bulunmamaktadır. Taç kapının iki yanında yükselen sırlı tuğla ve tuğla ile örülü motiflerle bezeli minarelerin boyu toplamda 26 metredir.

Minarelerde turkuaz rengiyle dikkatleri çeken panonun içerisinde Arapça harflerle “Allah” yazar.

Öte yandan Osmanlı padişahlarından 4. Murad tarafından harap durumdayken tamir ettirilen ve bir zaman “tophane” olarak kullanılan medrese 20. Yüzyılın ikinci yarısında Erzurum Müzesi, günümüzdeyse müze ve resim sergi salonu olarak hizmet vermeyi sürdürmektedir.

Tortum Şelalesi

Erzurum bütün mevsimlerde farklılıkların yaşanabileceği birbirinden farklı güzelliklere şahit olunabilecek bir şehirdir. Dünyanın en büyük şelalelerinden bir tanesi olan Tortum Şelalesi bunu en iyi şekilde anlatan doğal güzelliklerden bir tanesidir.

Tortum Şelalesi, Tortum Gölü’nün Tev Vadisi’ndeki heyelan kütlesini aşıp dökülmesi neticesinde meydana gelmiştir. 48 metrelik yükseklik ve 21 metrelik genişliğe sahiptir. Şelalenin ön kısmında bulunan izleme balkonu, ziyaretçiler tarafından ilgi çekmektedir. İzleme merdivenlerinin ise kalp rahatsızlıklarını önlediği ve nefes darlığına iyi geldiği düşünülmektedir.

Tortum Şelalesi nasıl oluştu?

Şelalenin ve çevresinden denizden yüksekliği yaklaşık olarak 1000 metre civarındadır. 18. Yüzyılda Kemerlidağ7dan ayrılıp büyük bir heyelan kütlesinin Tortum Çay’ının aktığı Tev Vadisini kapatması neticesinde oluşmuştur. Tortum Şelalesi’nin sularının aktığı yerde dev bir kazan meydana gelmiştir. Günümüzde ise su sporlarının yapılabileceği doğal bir ortama dönüşmüştür.

Senenin her bir döneminde başka bir güzelliğe kavuşan Tortum Şelalesi, doğa tutkunlarına kendisini hayran bırakan eşsiz bir güzellik sunmaktadır. Burası özellikle mayıs ve haziran ayı gibi tüm görkemi ile kendisini gösterir ve haziran ayının ardından ise su miktarında azalmalar görülür. Su seviyesinin düşmesi de Tortum Şelalesi’ne ayrı bir hava katar. Şelale ile çevresi, Erzurum’un en dikkat çeken mesire alanlarından bir tanesidir. Şelaleye 1950 ila 60’lar arasında hidroelektrik santrali kurulmuş ve ülkemizin elektrik arzına katkıda bulunulmaya başlanmıştır. Uzundere’de yer alan doğa harikası, Erzurum şehrinin 100 kilometre kuzeyinde, Uzundere’ye 16 kilometre mesafede ve Tortum Gölü’nün kuzey kenarında bulunur.

Üç Kümbetler

Anadolu’da yer alan anıt mezarların en güzel örnekleri arasında bulunan üç kümbetten en büyük olanının Emir Saltuk’a ait olduğu ve buranın 1100’lerin sonlarına doğru yaptırıldığı düşünülmektedir. Diğer kümbetlerin kimlerin olduğu bilinmemekle birlikte bunların da 14’üncü yüzyılda inşa edildikleri düşünülmektedir.

Kümbetlerin yanında yer alan kareye benzeyen küçük yapının ise ne olduğuna ilişkin farklı görüşler yer almaktadır. Bunun da bir mescit veya kümbet olduğu düşünülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nca üç kümbetler 1956 senesinde onarılmıştır.

Emir Saltuk Kümbeti, kesme taş ile yapılmıştır. Sekizgen gövdesi olan üzeri kubbe ve konik karışımında yüksek kasnaklı bir külah ile örtülüdür. İki renkli kesme taş ile yapılmış olan kümbetin üçgen alınlıklarında hayvan kabartmaları yer alır. Bu kabartmalar, Orta Asya Türk takvimlerinde bulunan burç figürlerini andırır. Nişlerden bir tanesinin içinde yer alan boğa boynuzlarının arasında insan başı işlemesi dikkatleri çeker. Emir Saltuk Kümbeti’nin sekiz cephesinin dört yüzünde birer adet çift pencere bulunur. Kümbetin kuzey kısmında yer alan giriş kapısının saçaklarının üstünde geometrik bezemeyle hayvan ve çiçek figürleri görülür.

Emir Saltuk Kümbeti’nin güneydoğusunda yer alan ikinci kümbetin alt kısmı, on iki cepheli ve kare planlıdır. Bu kümbet gri renkli bir taştan imal edilmiştir. Üstte küçük, alttaysa bezemeli üç adet büyük penceresi yer alır. Kümbetin güney kısmındaki penceresi aynı zamanda mihraba benzer. İkinci kümbete 4 metre uzaklıkta yer alan kümbet yöresel keyek taşından yapılmıştır. Üçüncü kümbet ise on iki cepheli ve dört adet pencerelidir. Kuzey kısmında giriş kapısı yer alan kümbetin, içinde güzel bezenmiş mihrabı bulunur. Kümbetin üst kısmını örten konik külahın kasnağında Emir Saltuk Kümbeti’ne benzeyen süslemelere yer verilir.

Abdurrahman Gazi Hazretleri Türbesi

Abdurrahman Gazi Hazretleri Türbesi, Erzurum’un 2,5 kilometre güneydoğusunda Palandöken Dağı’nın eteğinde yer alır. Abdurrahman Gazi Hazretleri sahabedir ve Hz. Muhammed’in de sancaktarlığını yaptığı düşünülmektedir. Bir tekke zaviyeyle beraber 1500’lerden bu zamana dek ziyaret edilen türbe, 1796 senesinde Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa’nın eşi Ayşe hanım tarafından yaptırılmış ve yanına bir tane de cami ilave edilmiştir. Türbenin giriş kapısının üstünde yer alan 1796 tarihli kitabe, Hattat Salim tarafından yazılmıştır. Türbenin içinde 4.85 metre boyunda Abdurrahman Gazi Hazretleri’nin makamı yer alır. Türbenin etrafı zaman içerisinde ağaçlandırılmış ve mesire yeri haline getirilmiştir.

Yakutiye Medresesi Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi

Yakutiye Medresesi İlhanlı hükümdarı olan Sultan Olcayto zamanında Bolugan Hatun ve Gazan Han adına, Hoca Yakut Gazani tarafından 14. Yüzyılda yaptırılmıştır. Anadolu’daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olan Yakutiye Medresesi, dengeli mimarisi, plan düzeni ve iri motifli süslemeleri ile Erzurum’un en gösterişli yapılarından bir tanesidir.

Yapının taç kapısı cepheden dışarıya taşmaktadır. Dört eyvanlı iç mekanda yer alan dikdörtgen biçimindeki avlunun orta kısmı mukarnaslı bir kubbe ile diğer kısımları ise sivri kemerli beşik tonozlar ile örtülüdür. Taç kapının yanında silme kemerle çevrili nişlerin arasında kartal ve pars motifleri dikkatleri çekmektedir. Ajurlu küreden çıkan hurma yaprakları, iki pars ve kartal figürlerinden oluşan hayat ağacı Orta Asya Türkleri’nin önemli simgelerini bir araya getirir. Oymalı ve basık kemerli taç kapının her yanını kaplayan bezemeler, muhteşem bir görüntü oluşturur.

Yakutiye Medresesi’nin doğu kısmına bitişik olarak inşa edilmiş olan kümbet tuğladan yapılmıştır. Üstünde üç adet penceresi yer alan yapı külahla örtülüdür. Avlunun solunda ve sağında karşılıklı olarak beşik tonozlu altışar oda sıralı vaziyettedir.

1995 senesinde restore edilmiş olan medrese günümüzde Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Erzurum Kalesi

Erzurum Kalesi’nin geçmişi yaklaşık 25 asır öncesine, bölgeye hakim olan Urartular’a dek uzanır. Bugün varlığını koruyan iç kalenin ilk hali ise 415 senesinde Bizans İmparatoru Theodosius tarafından yapılmıştır.

Erzurum Kalesi, bir tanesi şehrin güvenliğini sağlayan muhafız askerlerin yer aldığı iç kale, öteki ise halkın ikamet ettiği cadde ve sokak ile mahalleleri içerisine alan dış kaleden oluşur. İç kalenin avlu kısmında tuğladan bir adet hamam ve oda mekanlar bulunur. Osmanlı İmparatorluğu zamanında iç kalenin kuzey duvarının bitişiğinde İç Kale Mescidi yapılmıştır.

Günümüze gelindiğindeyse kalenin dış surları büyük derecede yıkılmıştır. Sadece dört yöne açılan kapıların adları bilinmektedir. Bunlar Erzincan Kapısı, Tebriz Kapısı, Gürcü Kapısı ile daha sonra açılan Yeni Kapı ve İstanbul Kapısı’dır.

Çeşitli dönemlerde onarım gören bu kale son olarak ise 1500’lerde Kanuni Sultan Süleyman ve 1800’lerde II. Mahmut tarafından iki kez onarılmıştır.

Narman Peri Bacaları

İlginç yeryüzü şekilleri ve kırmızı tonundaki rengiyle dikkatleri üzerine çeken Narman Peri Bacaları “Kırmızı Periler Diyarı” ismi ile de adlandırılır. Kırmızı peri bacaları ismiyle bilinen Narman Peri Bacaları, Narman’ın güneyinde, Narman-Pasinler otoyolunun 7’nci kilometresinde yer alır. Yağmurun ve rüzgarın kumlu toprağı aşındırması, dar vadilerden oluşan bu ilginç manzarayı ve kırmızı peri bacalarını meydana getirmiştir. Bu karstik oluşumlar ülkemizde Doğu Anadolu Bölgesi’nde yalnızca Erzurum’da görülmektedir. Tortum, Pasinler, Horasan, Sarıkamış, Şenkaya ilçeleriyle çevrili olan Narman, Erzurum’un kuzeydoğusunda ve şehir merkezine yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta yer almaktadır.

Peri bacalarının bulunduğu bu vadi, ABD’de yer alan Colorado Kanyonu’na benzerliği ile de dikkatleri üzerine çeker. Narman Peribacalarını koruma altına alıp ülke turizmine kazandırmak maksadıyla yazın çeşitli şenlikler yapılırken, yabancı ve yerli turistlerin de bölgeye ilgisi sürekli olarak artış göstermektedir.

Buradaki peribacaları Kapadokya’daki peribacaları oluşumlarına benzetilse de esasında oluşumları açısından bakıldığında birbirinden ayrıldığı görülür. Kapadokya’da yer alan peribacaları volkanizma sonucunda oluşmuştur ancak Narman’da yer alanlar ise bugünden yaklaşık 3 milyon sene önce, akarsuların çökelme havasına taşıdığı malzemelerin zaman içerisnide aşınması neticesinde meydana gelmiştir. Kırmızı Peribacalarının bu rengi almasının sebebiyse tortullardaki kırmızı renk demirin Fe203 şeklinde oksitlenmesidir.

Erzurum Ulu Cami

Erzurum Ulu Cami; 12. Yüzyılda Nasreddin Aslan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Atabey adından dolayı Saltuklular’ın buraya “Atabey Camisi” dediği bilinmektedir. Bu yapının üst örtüsü mihrap duvarına dikey bir şekilde inşa edilmiştir.

Cami, Sultan IV. Murat döneminde yiyecek deposu olarak kullanılmıştır ve değişik tarihler arasında 5 defa onarılmıştır. Cami en son ise 20. Yüzyılın ikinci yarısında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarıma girmiştir.

Caminin içinde toplamda 40 sütun yer alır. Doğuda birinci kapısının iki kısmında birer mihrapçık bulunan yapının, 19. Yüzyılda yapılan onarım kitabesi de burada yer alır. Caminin ilk yapımındaki mihrap duvarı, ön tarafı hafif sivri kemerler üstünde oturan büyük pandantifli bir kubbe yardımıyla örtülmüştür.

Bindirme şeklinde inşa edilmiş ve “Kırlangıç Kubbe” ismi verilen bu kubbenin yapının ilk haline ait olduğu düşünülmektedir. Caminin sağında tuğladan yuvarlak gövdeli tek şerafeli minaresi yer alır. Minareye caminin içinden çıkılır. 28 pencere ile aydınlatılan caminin güneyinde yer alan ikinci penceresinin üstünde 19. Yüzyıl tarihli bir onarım kitabesi yer alır.

Erzurum Tabyalar

Erzurum’da yapılmış olan ilk tabyaların tarihi 1700’lerdeki Osmanlı-İran savaşına dek gider. Fakat en büyük tabyalar 1800’lerin başından itibaren, Ruslar’ın Doğu Anadolu’ya gerçekleştirmiş oldukları istila ve baskınlardan şehri korumak maksadıyla inşa edilmiştir. Şehrin civarında görüş açısı yüksek tepelere yapılan bu stratejik yapılar sayısı 22 civarındadır. İçlerinde askeri barınaklar, karargah binaları, eğitim sahaları, sarnıçlar, yemekhaneler, pusu odaları olan bu tabyalar, kimi zaman tek, kimi zaman ise büyük birkaç yapının birleşmesinden meydana gelir. Konumları ve büyüklükleri değişen tabyaların en önemlileri şehrin doğusunda yer alan Aziziye ve Mecidiye tabyalarıdır.

Tabyaların bütünü taştan yapılırken mimari üsluptan ziyade kullanım esasları ve sağlamlığı ön plana çıkartılmıştır. Yan yana odalardan meydana gelen tabyaların üstleri topraktan kalın bir tabaka ile örtülüdür. Düşmanın geleceği kısmın öteki tarafında askerlerin toplantı avlularına, revir ve depo gibi alanlara yer verilmiştir. Tabyaların en geniş kısmında kışla odaları yer alırken, bunlar birbirleriyle bağlantılı dikdörtgen şeklinde inşa edilmiştir. Odaların genişlikleri 3-4 metre arasında derinlikleri ise 6-14,5 metre civarındadır. Birçoğu tek katlı olan bu kışla odalarının kimileri yer kazanmak maksadıyla ahşap kalaslar yardımıyla ikiye bölünmüş ve iki katlı hale getirilmiştir. Bu tabyaların 93 Harbi ismiyle bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda Rusların ilerleyişinin durdurulmasında kritik bir işlevi olmuştur.

Lala Paşa Camisi

Erzurum’da Osmanlı zamanında yapılan ilk cami olma özelliği taşıyan Lala Paşa Camisi, burada inşa edilmiş olan diğer Osmanlı camilerine de model olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman’ın komutanı ve Kıbrıs fatihi Sadrazam Lala Mustafa Paşa, Erzurum Beylerbeyi görevini yaptığı zamanda, 16. Yüzyılda cami yaptırmıştır. Mimar Sinan’ın bu eserinin yanındaki saray, bir de sübyan mektebi yer almış fakat günümüze bunların hiçbiri ulaşamamıştır.

Lala Paşa Camisi, İstanbul’daki Eminönü Yeni Cami ve Sultan Ahmet Camii gibi bir plan tipinde fakat onlardan çok daha küçük ölçekli olarak yapılmıştır. Ortada dört paye ile taşınmış olan merkezi kubbe, dört bir yanda ise sivri kemerlerle destekli yarım çarpraz tonozlar, köşe kısımlarında ise dört adet küçük kubbeden oluşan merkezi planlı örtü biçimine sahip olan caminin iç mekanını iki sıra olarak 28 pencere aydınlatır.

Alt sırada bulunan pencere alınlıklarının üzerindeki çiniler ise kentin Ruslar tarafından işgal edilmesi esnasında atılmış olan kurşunlar ile zedelenmiştir. Yapının kitabesi, mukarnaslı ve yuvarlak olan mihrabın üstünde yer alır. Pencerelerdeki hadisler, hat sanatından eşsiz örnekler sunmaktadır. Kare kaide üstüne kurulu cami minaresi, tek şerefeli ve yuvarlak gövdelidir. Beyaz taştan inşa edilmiş olan minare, kırmızı taşlı bilezikler ile süslenmiştir. Caminin avlusunda sekiz köşeli ahşap ile konik çatılı bir şadırvan yer alır.

Şadırvanda yer alan sütunlar çok güzel bir taş işçiliği ile bezelidir. Son cemaat yerindeki batı mihrabiyenin üstünde ters “T” şeklindeki mermer levhaların üzerine yazdırılan bir ferman bulunur. 17. Yüzyılın son çeyreğinde yazıldığı görülen bu fermanda 4. Mehmed’in halka vergi muafiyetini getirdiği anlatılır. Bütün kubbe ile örtülü olan son cemaat yeri ise sivri kemerlerle yanlara ve öne açık bir mimari üslup gösterir.

Rüstem Paşa Kervansarayı

Rüstem Paşa Kervansarayı, Taşhan ismiyle de bilinir ve Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı olan Rüstem Paşa tarafından 16. Yüzyılda yaptırılmıştır. Bu yapı, Osmanlı kervansaray mimarisinin şaheser örneklerinden bir tanesidir. Burası yolcuların hem gece hem gündüz bütün ihtiyaçlarının karşılandığı yerdir. Rüstem Paşa Kervansarayı’nda mescit, imarethane, dinlenme yeri, deve, eşek, manda, öküz ve atların bağlanmış olduğu bölümler yapılmıştır. Fakat bunların bir kısmı günümüze gelememiştir.

Batıya bakan beşik tonozlu giriş kapısının üstündeki kitabede, Erzurum’un serhat şehri olmasından dolayı buraya “ribat” ismi verildiği de dikkat çeker. Ribatlar, sınırları korumak maksadıyla içinde 40-50 adet akıncı birliğinin yer aldığı bir çeşit ileri karakol binalarıdır. Osmanlı Devleti sınırlarının zaman içerisinde Hazar Denizi’ne ve Tiflis’e kadar genişlemesinin ardından buraya alışveriş merkezi, konak ve barınak özellikleri kazandırılmıştır.

Günümüzde kervansaray oltu taşı esnafının satış ve imalat yeri olarak hizmet vermektedir. Oltu taşından yapılmış, başta yüzük, tespih, gerdanlık olmak üzere çok sayıda hediyelik eşyanın da satışı buradan gerçekleştirilmektedir.

İspir Yedigöller, Ovit Dağı’nın güney kısmında volkanik gölleriyle muhakkak keşfedilmesi gerekli olan bir bölgedir. Burada dağların yüksekliği kimi zaman 4 bin metreye ulaşırken, büyük küçük tepeler arasında turkuvaz renkli volkanik göller yer alır. Farklı ebatlarda 11 adet gölden oluşan Yedigöller’e otomobil ile gidebilmek mümkün değildir. Fakat uygun bir arazi aracıyla, stabilize yollardan göllere ulaşılabilmesi mümkündür. Dağcıların gözde mekanı Yedigöller’e gelebilmek için en güzel zaman ise Haziran ayının ortasından sonra ve ağustosun sonlarıdır.

Çobandede Köprüsü

Tarihi İpek Yolu güzergahında inşa edilen Çobandede Köprüsü, 13. Yüzyılda İlhanlı Hükümdarı Gazan Han’ın Veziri Salduzlu emir Çoban Noyin tarafından yapılmıştır. Köprünün baş kısmındaki bezemeler Selçuklu ve İlhanlı mimari üslubunu yansıtmaktadır.

Aras nehirlerinin ve Karga Pazarı’nın birleştiği yerdeki köprü 128 metre uzunluğunda ve 8,5 metre genişliğindedir. Köprünün en büyük kemer açıklığı 13 metre, en yüksek noktası ise 30 metredir. Köprünün kemerleri kırmızı, siyah ve gri renkli kesme taşlardan yapılmıştır. Köprü ayaklarının altına ardıç ağaçları döşelidir. Köprünün batmasının böylece önüne geçilmiştir. Köprü ağırlığını hafifletmek için de tampon duvarlarının arasında boşluk bırakılmıştır. 18. Yüzyılda 1 kez, 19. Yüzyılda ise 2 kez onarıma giren Çobandede Köprüsü son olarak ise 2011 senesinde restore edilmiştir.

Öşvank Kilisesi

Erzurum’un Uzundere ilçesi Çamlıyamaç Köyü’nde yer alan Öşvank Kilisesi, kabartma figürleri ve renkli taş bezemeleri ile ünlüdür. Öşvank Kilisesi, güney haç kolundaki giriş alnında yer alan kitabeye göre Gürcü Bağratlı Hanedanlığı döneminde 3’üncü Adernese’nin oğlu Magistras Bağrat tarafından 1. Yüzyılda inşa ettirilmiştir. Mimarisi Öşk’lü Grigor’a ait olan kilise, Vaftizci Yahya’ya adanmış olan yapının büyük kubbesi Bizans İmparatorları II. Basileios ve VII. Constantin tarafından 11. Yüzyılın başında onarılmıştır.

Kilisenin iç kısımlarında görülebilen freskolar 11. Yüzyılda Jojil Potrikios tarafından yapılmıştır. Kubbenin kasnağında 12 adet pencere yar alır. Pencerelerin dış kısımları kabartma silmelerle sınırlandırılmıştır. Sivri kemerli ve ince uzun bu pencereler gotik üslubu yansıtır.

Yapının iç kısımlarında yer alan sütunların kaideleri dini resimler ve bitkisel motifler ile bezenmiştir. Kilisenin içinde kütüphane, mutfak, rahip evleri, vaftizhane, yatakhane ve hamam gibi bölümler yer alır.

Tortum Gölü

Tortum Gölü, Tortum’un 35 kilometre kuzeyinde Erzurum Artvin yolu üstünde bulunur. 18. Yüzyılda Kemerli Dağ’dan inen bir heyelan kütlesinin Tortum Çayı’nın önünü kapatması sonucunda oluşmuş olan göl, Tortum Çayı’nın üstünde dik ve dar bir vadide 8 kilometre boyunca uzanır. Oluşum şekline bakıldığında burada bir doğal baraj ve göl çanağı oluştuğu görülür. Gölün fazla olan suları, doğal seti aşıp Tev Vadisi’ne döküldüğü kısımda Tortum Şelalesi’ni oluşturmuştur.

Tortum Gölü’nün güneyinde küçük bir kuş cenneti yer alır. Yırtıcı kuşların uğrak yeri olan gölün yer aldığı vadide, ülkemizin dört akbaba türünü de görebilmek söz konusudur. Bununla beraber kafes balıkçılığının yapılabildiği bu glöde aynalı sazan ve alabalık üretimi de yapılmaktadır.

Dört bir tarafı yüksek tepelerle çevrili, derin ve dar bir göl olan Tortum Gölü’nde mesire alanları yer alır. Balıklı Köyü’nün yakınında ve göle uzanan yarımadayla gölün çevresindeki ağaçlı olan alanlar mesire yeri olarak kullanılır. Balıklı Köyü’nün önlerinde göle doğru uzanan Bozburun Yarımadası ise turistlerin önemli uğrak yerlerindendir.

Gölün karşı kıyısında kayısı ve elma bahçeleri bulunur. Gölün doğu kıyılarında peri bacaları bulunurken, batısında ise kayalık yapılar görülür. Gölde Küçük ve Ayvalı isminde iki ada bulunur. Çok sakin olan bu gölün üstünde sandalla gezebilmek de söz konusudur.

Erzurum Resim Heykel Müzesi ve Galerisi

Erzurum Resim Heykel Müzesi ve Galerisi, Erzurum Kongresi’nin toplanmış olduğu ilk binadır ve burası 19. Yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmıştır ve o dönemde Ermeni Kız Yatılı Okulu olarak eğitim vermiştir. Cumhuriyet öncesinde bu bina satın alınmış ve devlete kazandırılmıştır. Binanın 1920’li yıllarda geçirdiği yangın sonucunda ahşap kısmı bütünüyle yanmıştır. Yangının ardından onarılmış olan bina Gazi İlkokulu olarak 1926 senesinde hizmete açılmıştır ve zaman içinde Sosyal Bilimler Lisesi ve Güzel Sanatlar Lisesi olarak varlığını sürdürmüştür. Okulun bir salonu 1960 senesinde Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi olarak ziyarete açılmıştır, 2011-2013 seneleri arasında Meclis tarafından yapılan restorasyonun ardından bakanlığa devredilmiştir. Günümüzde burası Atatürk Resim Heykel Müzesi ve Galerisi Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir.

Atatürk Evi Müzesi

Erzurum’un Çaykara caddesinde yer alan ve 19. Yüzyılın sonlarında bir Erzurumlu zengin tarafından konak olarak yaptırılmış olan ve 20. Yüzyılın ilk yarısında 9 ay süresince Alman Konsolosluğu olarak kullanılmış olan yapı 1918 yılında Erzurum’un kurtuluşunun ardından valiliğe ikametgah olarak verilmiştir. Vali Mahir Akkaya 1919 tarihine dek burada oturmuştur ve Erzurum’dan ayrılmasının ardından konak boşalmıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasının ardından kongre için geldiği Erzurum’daki konağa 1919 tarihinde Hüseyin Rauf Bey ve arkadaşlarının yerleşmeleri, 29 Ağustos 1919 tarihine dek ise 52 gün boyunca burada Erzurum Kongresi çalışmalarına devam etmeleriyle konak tarihsel bir öneme kavuşmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’dan ayrılmalarının ardından ise yine ev vali konağı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Ardından ise çeşitli devirler geçiren bina 1984 senesinde Sağlık Bakanlığı’nca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmiştir.

Bina 1984 yılında Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Kareye yakın bir alana oturtulmuş olan yapı, bodrum üzerinde iki katlıdır. Girişinde yuvarlak kemerli bir kapı vardır. Temellerde ve kaidelerde kesme taşın, kalan kısımlarda ise ahşap kirişlerle moloz taşların kullanılmış olduğu yapıda 1890’ların üslup özellikleri dikkat çeker.

Haho Kilisesi

Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Bağbaşı Köyü’nde bulunan ve Meryem Ana Kilisesi ismiyle de bilinen bu yapı Bagratlı Kralı 3. David tarafından 1. Yüzyılda inşa edilmiştir. 1800’lerde camiye dönüştürülmüş olan bu yapı Taş Cami adını almıştır. Yapı, kapalı Yunan haçıyla bazilika planının birleştirilmesiyle meydana gelmiştir. Yapının içinde yer alan kabartmalarda boğa, arslan, kartal, grifon gibi figürlere genişçe yer verilmiştir. Bununla beraber mekanın iç duvarları ise Hz. İsa ve Meryem ve İncil’den alınan sahnelerle tasvir edilmiş olan fresklerle bezenmiştir. Kilisenin apsis bölümünün üstünde kuleye benzer bir yapı yükselmiştir. Yapının içinde uzun kenarların ortasındaki yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir.

Erzurum Saat Kulesi

Erzurum’da İslami döneme ilişkin en eski eserlerden birisi olarak kabul edilen Saat Kulesi, 1100’lerde Saltuklu Hükümdarı Ebu’l Kasım tarafından İç Kale Mescidi’ne minare olarak inşa ettirilmiştir.

İç Kale’nin güneydoğu tarafındaki sur duvarına bitişik bir şekilde yükselen yapının kaidesi kesme taştan, gövdesi ise silindirik olarak tuğladan inşa edilmiştir. 16. Yüzyılın başlarında minarenin üst kısmı yıkılmış, ilk olarak 19. Yüzyılın ikinci çeyreğinde, ardından ise 19. Yüzyılın son çeyreğinde saat yerleştirilerek “Saat Kulesi” ve aynı zamanda Gözetleme Kulesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bu yapının, tuğla örgülü, düz ve aşağıdan yukarıya şeklinde hafifçe daralan gövdesi altı süs kuşağı bulunurken, yapının kapısı ise kuzey zemin seviyesinde bulunmaktadır. 11,5 metre yüksekliğinde olan pişmiş tuğladan, kufi karakterde kitabesi yer alan yapıda, saatin yer aldığı ahşap kule ve üst mimarisinin ise batılı bir üslupta olması dikkatleri çekmektedir.

Taş Mağazalar Çarşısı

Erzurum’da kuyumcuların ve çeyizlik eşyaların satışının yapıldığı mağazaların bulunduğu tarihi bir çarşıdır fakat dönemde tekrar düzenlenen ve trafiğe kapatılan Taş Mağazalar Çarşısı, Erzurum’un günümüzde en canlı çarşılardan biridir.

Erzurum Arkeoloji Müzesi

Erzurum’un Yakutiye ilçesinde yer alan Erzurum Arkeoloji Müzesi’nin toplamdaki büyüklüğü 11 bin metrekaredir.

Müzenin teşhir salonlarında Erzurum ile çevrede yer alan şehirlerden çeşitli şekillerde müzeye kazandırılan etnografik eserler, fosiller, mühürler ve çeşitli dönemlere ait sikkeler olmak üzere yaklaşık olarak 2 bine yakın eser sergilenir. Çocuklar için de etkinlik ve oyun alanları ile burada sinevizyon alanları bulunmaktadır.

Müze’nin alt katındaki teşhir salonunda yumuşakça ve mamut fosili, volkanik patlamalar sonrası lavların soğuması ile oluşan obsidyenler, Kalkolitik Çağdan Demir Çağı’na örneklerin sergilendiği Karaz kültürü, Urartu kültürü, Transkafkasya kültürü ve Hellenistik döneme ilişkin eserler sergilenir.

Pasinler Kaplıcaları

Pasinler Kaplıcaları Erzurum şehir merkezine yaklaşık olarak 40 kilometre uzaklıktadır. Kalenin güney kısmında Hasankale Çayı’nın iki kısmından birbirlerinden yaklaşık 50 metre mesafede bulunan iki adet kaplıca bulunur. Bunlardan güneyde bulunana Büyük Çermik, kuzeyde yer alana ise Küçük Çermik denmektedir. 16. Yüzyılın ikinci yarısında Dulkadiroğulları’ndan Şah Bey’in yaptırdığı Büyük Çermik’in üstü 14,5 metre çapındaki bir kubbe ile örtülüdür. 18. yüzyılın ikinci yarısında onarılmış olan kaplıcaya kimi eklemeler yapılmıştır. Büyük Çermik’in 50 metre kuzeyinde Hasankale çayının karşı kıyısında bulunan Küçük Çermik’in 1,5 metre derinliğinde havuzu ve üstünü örten 8 metre çapında kubbesi yer almaktadır. Kaplıcada sinir ve kas yorgunluğu, romatizma, kimi sinirsel hastalıklar, kireçlenme ve eklem tedavisi için banyo kürleri yapılmaktadır. Klorürlü, bikarbonatlı, sodyumlu, karbondioksitli ve kısmen de radyoaktif bileşimli olan bu kaplıca suyunun sıcaklığı 39 ila 45 derece arasında değişiklik göstermektedir.

Oltu Kalesi

Erzurum’un Oltu ilçe merkezinde yer alan Oltu Kalesi, Milattan Önce 4’üncü yüzyılda Urartular tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı’da bir zaman kervansaray olarak da kullanılmış olan Oltu Kalesi, 3 bin metrekarelik bir alanın üzerine kuruludur. Kesme taştan yapılmış olan kale, Akkoyunlu, Bizans, Seilçuklu, Karakoyunlu ve Osmanlı’da onarım yaşamış ve son olarak ise 1998 ve 99 yıllarında restorasyona girip sağlamlaştırılmıştır. Oltu Kalesi’nde yer alan Şapel, iç kalenin kuzeydoğu kısmında yüksek ve dik bir burcun üstünde yer almaktadır. Altı yapraklı yonca planına sahip olan bu şapel, 10. ve 11. Yüzyıllarda, yöredeki hakimiyeti elinde bulunduran Gürcüler tarafından yaptırılmıştır. Yer yer süslemeli blok taşların kullanılmış olduğu yapıda şapelin doğu kısmında apsis yuvarlağı ve batıdan bir girişi bulunmaktadır.

Oltu’nun mahallelerini çevreleyen kalenin dış surları günümüze dek gelmezken, doğal kayalıklar üstünde bulunan iç kale, tüm ihtişamıyla dikkatleri üzerine çekmektedir. Kalenin iç çevresi kalın ve yüksek sur duvarları burçlarla takviye edilmiştir. Oltu Kalesi’nin kuzeybatısında yer alan duvarların geçmişte daha da fazla görkemli bir niteliğinin bulunduğu anlaşılır. Ehmedek’ten Oltu Çayı’na giden gizli bir su yolu da yer almaktadır. İç Kale’nin doğu kısmında Selçuklulara dek giden ve künklerle iç kaleye bağlı bir Selçuklu Hamamı ile kalenin bütünlük oluşturduğu görülür.

Cimcime Hatun Kümbeti

Cumhuriyet Caddesi üstünde Ulu Camii yakınında bulunan Cimcime Hatun Kümbeti’nin Firuze isminde bir kadına ait olduğu düşünülmektedir ve burası 14. yüzyılda yapılmıştır. Yuvarlak kaideli kümbetin, gövdesi de bu yuvarlak kaideye uyumlu olarak inşa edilmiştir. Kümbetin gövdesini yuvarlak silmelerden oluşan kemerler kaplar. Bu kümbetin bir kitabesi ise bulunmamaktadır.

Narmanlı Cami

Tebriz Kapı semtinde Çifte Minareli Medresi’nin doğusunda bulunan Narmanlı Cami’nin kapısının üzerinde yer alan dört satırlık kitabeye göre 18. Yüzyılda Narmanlı Hacı Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Caminin yanları küçük, ortası ise büyük 5 adet kubbesi bulunmaktadır. Bununla beraber son cemaat yerinin yer alması ve kentteki diğer tek kubbeli camilere göre çok daha büyük bir kubbesinin olması caminin önemini arttırmaktadır. Düzgün kesme taş ile yapılmış olan cami, işçiliği ile de dikkatleri zerine çekmektedir.

Caferiye Cami

Cumhuriyet Caddesi’nin üstünde yer alan ve 17. yüzyılda Ebubekir Oğlu Hacı Cafer tarafından inşa edilmiştir. Yapının ön kısmında, dört adet sütunun taşıdığı eğimli çatı altına gizlenmiş, yanlara ve öne açık 3 adet kubbesi, 2006 senesindeki restorasyonda açığa çıkartılmıştır. İç mekan, köşelerde trompların üstünde oturan tek kubbeyle örtülü durumda caminin kubbesi, dışarıdan üç kademeli sekizgen bir kasnakla dışarı yansır. Caminin inşaatında moloz taş ve kesme taş yapı malzemesi olarak kullanılmıştır.

Oltu Rus Kilisesi

Erzurum’un doğusunda ilçe merkezinde bulunan Oltu Rus Kilisesinin üzerinde herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. 19. Yüzyılda Osmanlı-Rus Savaşı ardından Ruslar tarafından inşa edildiği düşünülmektedir. Kilisenin kuzey ve güneyindeki uzun cepheler kısa tutulmuştur. Batı cephesinin orta kısmında bulunan yuvarlak kemerli, süslü, hafifçe dışarıya taşırılmış giriş kapıları yer alır. Bu girişlerle doğuda apsis üzeri yükseltilip haç planı üst örtüde daha da belirginleştirilmiştir.

İspir Kalesi

Erzurum’un İspir ilçesinde yer alan İspir Kalesi, 1100’lerde bölgede hüküm süren İlhanlılar tarafından yapılmıştır. Bugüne dek kaleden gelen bir kitabe olmadığı için yapım tarihine ilişkin net bir bilgi bulunamamıştır. 1500’lerde Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman zamanında onarıma giren kalenin temeli, Çoruh Nehri’nden toplanmış olan taşlarla yapılmıştır ve buranın üst duvarlarının inşasında kesme blok taş kullanılmıştır. Kalenin içinde yer alan mescidin minaresi, aynı zamanda kalenin gözetleme kulesi olarak hizmet vermiştir.

Murat Paşa Camisi

Murat Paşa Camisi, II. Selim’in paşalarından Kuyucu Murat Paşa tarafından 16. Yüzyılda yaptırılmıştır. Yapının bitişindeki hamam, Ana Hatun türbesi ile Ahmediye Medresesi’yle bir bütünlük oluşturur. Kare planlı caminin ibadet mekanını, köşelerde tromplara oturan mukarnaslı 6 adet sütunun taşıdığı merkezi bir kubbe örter. Son cemaat yerinin kemerlerini ayakta tutan yuvarlak gövdeli altı adet sütun, depremlerde zarar aldığından, çevreleri madeni bilezikler ile desteklenmiştir. Kubbenin kasnağında 12 adet pencere ve altında ise bir ayet işlemesi bulunmaktadır. Kubbenin tromp ve kemerleri 19’uncu yüzyılda alçı üzerine yağlı boya ile Avrupa üslubunda yaprak ve çiçek motifleri ile bezenmiştir.

Caminin dikdörtgen bir niş içinde alınan mihrabı, mukarnas ve taş ile süslüdür. Bununla birlikte ahşap kapı, pencere kapakları ve minberi de Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Murat Paşa Camisi’nin minaresi yapıdan bağımsız bir şekilde sekizgen kaidenin üstünde yükselir. Caminin yanında yer alan Ahmediye Medresesi ile ortak kullanımda olan bu minare daha kalın gövdeli ve daha yüksek eski minarenin yerine yakın bir tarihte inşa edilmiştir. Üç kubbe ile örtülü son cemaat yeriyle iç mekanı örten tek kubbeden ibaret olan caminin duvar yüzeyleri kesme taş ile, pervazlar ve taç kapı ise kırmızı kamber taşından inşa edilmiştir.

Narman Beş Göller

Erzurum’a 121, Narman’a ise 25 kilometre uzaklıkta yer alan Narman Beş Göller, değişik büyüklüklerde olan 5 adet gölden oluşur. Eşsiz doğal güzelliklerinin keşfedilebileceği, bakir bir alan olan bu bölge, Narman’ın güneyinde Otlutepe Mahallesi Yaylası’na 2 km mesafede yer alır. Trekking ve kamp için uygun 5 göllere gitmek için en uygun zaman ise yaz mevsimidir.

Ahmediye Medresesi

İlhanlı Devleti zamanında Ahmet bin Ali bin Yusuf’un 14. yüzyılda yaptırdığı Ahmediye Medresesi, 13. ve 14. yüzyıl dönemi kapalı avlulu medrese tipinin bir örneğidir. Üstü manastır tonozları ile örtülü olan avlunun iki köşesinde ikişer adet medrese odası bulunur. Avluya açılan iki eyvanın köşelerine yerleştirilen sütunların bitkisel bezemelerle kaplandığı Ahmediye Medresesi, bu özelliğiyle bakıldığında Yakutiye ile büyük bir benzerlik taşır. Girişin karşısındaki eyvanda bir mihrabın yer alması, yapının aynı zamanda mescit olarak kullanıldığını, kuzey cephe duvarında görülen mihrap ise burada daha öncesinde bir caminin bulunduğuna işaret etmektedir.

Ebu İshak Kazeruni Türbesi

Ebu İshak Hazretleri’ne ait bu türbenin yapılma zamanı tam olarak bilinmemektedir. İç kaleyi Çifte Minareli Medrese’ye bağlayan sur duvarının üstündeki köşeli burçlardan bir tanesi, içten kubbe ile örtülmüş ve türbe haline dönüştürülmüştür. Ön kısmında da bir zaviyesi yer alır. Burasının bir makam odası olduğu ve asıl mezarın ise Kazerun’da bulunduğu ifade edilmektedir. 2006 senesinde Türbe, Kültür ve Turizm Bakanlığınca restore edilerek turizme açılmıştır.

Kurşunlu Medresesi

18. yüzyılda Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin yaptırmış olduğu Kurşunlu Medresesi, Feyziye Medresesi ismiyle de anılmaktadır. Burası Kurşunlu Camisi ile beraber bir külliye oluşturmaktadır. Düzgün kesme taştan inşa edilmiş olan medresenin 13 adet hücresi günümüze ulaşabilmiştir. Güneydoğu köşesinde yer alan üç hücre daha sonraki senelerde yapılan onarımlar ile buraya eklenmiştir. Doğu duvarına paralel bir şekilde uzanan 8 adet hücrenin üzeri beşik tonozlar ile örtülüdür. Hücrelerin her birisinin batı kısmına açılan bir veyahut iki adet penceresi yer alır. 2006 yılında bu medrese restore edilmiştir.

Kurşunlu Cami

Erzurum’da iç kalenin kuzeybatısında bulunan ve 18. Yüzyılda Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından yaptırıldığı bilinen Kurşunlu Cami’nin kubbesinin üstünün kurşunla kaplı durumda olduğundan dolayı buranın ismine Kurşunlu Cami denmiştir. Kare planlı ve kesme taştan yapılmış olan yapı, 8 kasnak üstüne oturtulmuş bir kubbe ile örtülüdür. Caminin son cemaat yeri üç kubbeli ve dört taş sütunludur. Mihrabı mukarnaslı ve taştan yapılı olan yapının ahşap minberi, Türk ağaç işçiliğinin de en güzel örnekleri arasında yer alır.

Gürcü Kapı Ali Ağa Camisi

Erzurum’da göre yapmış Yeniçeri Ocağı ağalarından olan Zakreci Ali Ağa’nın 1608 senesinde yaptırdığı cami Ali Ağa Camisi ismiyle de bilinir. 1859 senesinde zarar görmüş olan yapının onarımını belgeleyen küçük bir kitabe, sivri kemerli kapı alınlığının üstünde bulunur. Caminin önünde yer alan son cemaat yeri, 4 adet sütunun taşıdığı üç kubbeyle örtülü vaziyettedir. Bu kubbeler ise dıştan konik bir çatı ile gizlidir. İbadet mekanı kare planlı olan yapının köşelerindeki tromplara oturan merkezi bir kubbe kendisini gösterir. Düzgün kesme taş ile yapılı olan caminin içindeki alt tarafta 6 adet, üst tarafta ise dört adet pencere bulunur. Cami son olarak 2006 senesinde restore edilmiştir.

Yorumlar (0)