Uzmanlar uyarıyor: Sosyal medya "yabancılaşma"yı tetikliyor!

"Beğeni" almanın hedef haline dönüştüğü dijital platformlarda kişiler daha fazla "tıklanmak" için paylaşımlarını popüler kültüre göre şekillendirip tek tipleşirken, dışlanmak istemeyen kullanıcılar ise sanal kimliklerini bu kültüre adapte ediyor.

SAĞLIK 16.01.2023, 14:28 18.01.2023, 15:19 Burak Kaya
Uzmanlar uyarıyor: Sosyal medya "yabancılaşma"yı tetikliyor!

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kınık, sosyal medyanın kullanımının toplumsal sınıflar arasındaki iletişime yönelik etkilerine, kimi kesimlere sosyal medyada artış gösteren baskı ile bu baskıya maruz kalmamak amacıyla kişilerin kendi kültürel özelliklerine nasıl yabancılaştığına dair değerlendirmeler yaptı.

Kırık yaptığı paylaşımda, 68 milyon sosyal medya kullanıcısı olduğunu ifade ederek, özellikle son dönemde günde 3 saatin üstünde kullanım süresi ile sosyal medya platformlarının insan yaşamında önemli bir yer tuttuğuna dikkatleri çekti. Kırık, "Artık reel arkadaşlarımızın yanında sanal arkadaşlarımız da rahatça iletişim kurabiliyoruz. Sanal derken kastettiğimiz ne? Yüzünü herhangi bir şekilde görmediğiniz fakat bir vasıtayla tanışıp arkadaş olarak eklediğiniz ve çevrim içi platformlarda görüştüğünüz kişiler. Burada artık yeni bir kitle oluşmaya başladı." şeklinde konuştu.

"İnsanlar eskiden, ne yiyip ne içtiğini göstermeye çalışmazdı"

Sosyal medya platformlarında üst gelir gruplarına ilişkin beğeni ve tüketim alışkanlıklarının dayatıldığının altını çizen Kırık, alt veya orta sınıftan olan kişilerin kendilerini üst sınıf olarak kabul ettirmek amacıyla göstermiş olduğu çabanın bir tek tipleşme getirdiğini ifade etti.

Kırık, Türk kültüründe eskiden gösterişin hoş karşılanmadığını söyleyerek, "Eskiden insanlar, kültürümüzde yiyip içtiğini göstermek istemezdi. Bugünse bu durumun tam tersi söz konusu. Sınıflaşma öylesine büyük ki pahalı restorana giderek orada bir fotoğrafının olması çok önemli hale geldi. Çünkü bir lüks restoranda bulunmanın sizi farklı bir statü, sınıf ve zengin bir klasmana taşıdığı düşünülüyor." şeklinde konuştu.

Dijital alanda egemen kültürün dışında yapılmış olan paylaşımların kabul görmeyip dışlandığını ifade eden Kırık, "Birisi, Türk Halk Müziği, arabesk müzik veya bir Türk dizisi paylaştığında altına 'Bu dizileri mi izliyorsun?', 'Bu müzikleri mi dinliyorsun?' gibi birçok yorumun yapıldığını görüyoruz. Bu yorumu yapan kişiler de sınıflaşmayı derinden etkiliyor." dedi.

Kırık, sosyal medyanın alt ve orta gelir grubunda bulunan kişileri maskelediğini ve zaman içerisinde bu kişilerin özelliklerini yitirmesine sebep olduğunu anımsatarak, "Sosyal medyanın kişileri kültürel olan özelliklerinden giderek uzaklaştıran, yerel motifleri yok sayan ve global ölçekli bir yapı çıkardığını görüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Gerçek" yerine "gerçeğimsiler"i konuşmaya başladık

Sosyal medya üzerinde oluşturulmuş olan sanal kimliklerden dolayı kişilerin sosyo-ekonomik statülerinin gitgide daha da zor tespit edildiğini söyleyen Kırık, "Çok zengin birisi değil belki. Asgari ücret alarak geçiniyor fakat sanal bir ortamda telefonunu -ki bu güç göstergesi ve prestij olarak da kullanılabiliyor- veyahut lüks bir arabanın önünde fotoğrafını paylaşıp ister istemez kullanıcılara farklı bir kimlikle kendisini sunabiliyor. Bu, benlik sunumunun hangi boyuta ulaştığını görmeye imkan tanıyor." şeklinde konuştu.

Kırık, ünlü Fransız sosyolog Jean Baudrillard'ın, bireylerin tüketim toplumunun içerisinde kendi ihtiyaçları neticesinde değil, güdülenmiş ihtiyaçları çerçevesinde tüketim yaptığı görüşüne atıfta bulunarak, gelişen kitle iletişim araçları ve teknolojiyle bir simülasyon evreninin oluşturulduğunu ifade etti.

Kırık konuya ilişkin şunları söyledi:

"Gerçekler gitti, yerine gerçeğimsiler" gelmeye başladı. Sosyal medya üzerinde kullanıcılar oluşturmuş oldukları kültürün etkisinde kalıp yeni bir kültür kendilerine tasvir ediyor ve bu kültüre adaptasyon sağlamaya çalışıyor. Bunlar hatta küresel ölçekte de bir yapı oluşturmaya başlıyor. Aynı şeylerden hoşlanan aynı telefonu olan, aynı zevkleri olan (gerçek manada o konuya ilişkin bir zevki olmasa dahi) ya da aldığını düşünen bir kitle var ortada."

"İnsanlar dışlanmamak amacıyla kendi kültüründen ve kimliğinden vazgeçiyor"

Sosyal medyanın insanlara "haz ve hız" kavramlarını benimsettiğinin altını çizen Kırık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dijital dünyanın bir şekilde esiri olan birey, beğeni alamama, dışlanma korkusu ve dolayısıyla da haz alamama korkusu ile rutinlerini artık bütünüyle buradaki hayata göre sunmaya çabalıyor. Kendi benliğini böyle oluşturmaya çalışıyor. Eğer bu paylaşımı gerçekleştirmezsem, dışlanırım algısıyla ne yapıyor? Kendisini değiştirip popüler kültürün ürünü olan içerikleri tüketme derdine düşüyor ve o toplumun bir parçası olarak kendisini atfediyor. Dışlanmamak amacıyla kendi kimliğinden farklı bir kimliği ortaya koyuyor fakat bu, kültüründen, kendinden ve düşüncesinden feragat etmesine neden oluyor."

İnsanların üst sınıf gibi davranmak için parayla takipçi ve beğeni satın almaya başladıklarına dikkat çeken Kırık, "İnsanlar, "Bak benim de gönderim binlerce beğeni alabiliyor" algısı oluşturmak ve böylece "Bu kişi demek ki bir hayli etkili, üst sınıfa ait bir kişi" dedirtmek amacıyla çalışıyor. İnsanlar, sanal ortamda bu kıstas ve kriterle göre sınıflandırılıyor." görüşünü paylaştı.

"Sosyal medya üzerinde zenginlik ile ilişkilendirilen paylaşımlar yoksulların depresyona girmesine sebep oluyor"

Sosyal medyanın ekonomik boyutuna değinen Kırık, "Influencer marketing 'etkileyici pazarlama' denilen bir pazarlama türü bulunuyor. Kişilerin hizmet ve ürün tanıtımlarının yanında toplumu etkileyip sürekli olarak tüketime sevk etmeyi amaçlaması. Bu kişilere ilişkin sosyal medyada oluşan algı şu: "Eğer çok fazla takipçin var ise, doğru ürünü sunar, bana faydalı ürün satar" ancak o, önerdiği ürünü belki de hiç kullanmadı." dedi.

"Influencer hareketi"nin dijital kapitalizmin bir yansıması olarak ortaya çıktığını söyleyen Kırık, "Gençleri bu sistemin bir dişlisi haline getirmek ve geleceğe etki edebilmek için yoğun bir çaba bulunuyor çünkü küçük yaşlarda özellikle dijital bilinç ve dijital okuryazarlık iyi düzeyde analiz edilemediğinden çocuklar ne yazık ki bu tuzaklara çok daha kolay düşebiliyor." şeklinde konuştu.

"Kırık, 'efsane cuma' indirimlerine dikkat çekerek, "Buradaki temel amaç bir ürüne ihtiyacınız olmasa dahi o ürünü almanız için çevrenizin size baskı yapması yani suni bir ihtiyaç oluşturmasıdır ve sizler de o ihtiyacı alıp etrafa bir şekilde, "Ben de bunu alabiliyorum, bakın" deme mesajınızdır. Aslında yani biz kendimiz için değil sosyal medya çevremiz için yaşıyoruz." dedi.

Kırık, maddi durumu iyi olmayan ancak sosyal medyada sürekli olarak lüks tüketimle karşı karşıya kalan kişilerin bir zaman sonra bunalıma girdiğini söyleyerek sözlerine, "Bu konu, kişilik sorunları yaşayan bireylerle karşılaşma ihtimalimizin artmasına sebep oldu. Özellikle de Z kuşağı ismini verdiğimiz ve 2000'den sonra doğan neslin çok daha fazla kimlik bunalımına girdiğini ve bundan dolayı gelecekte daha da büyük depresyonlara sebep olabileceğine inanıyorum." şeklinde konuştu.

Yorumlar (0)