Stockholm Sendromu böyle ortaya çıktı

İsveç’te bir bankta altı gün süren rehine krizi Stockholm Sendromu’na adını nasıl verdi? Tüm merak edilen detaylar haberimizde…

SAĞLIK 25.05.2019, 16:26 12.09.2019, 16:39 Banu Fırıncılar
Stockholm Sendromu böyle ortaya çıktı

23 Ağustos 1973 sabahı firari bir mahkûm, İsveç’in başkenti Stockholm’un lüks Normmalmstorg meydanında bulunan Sveriges Kreditbanken adındaki bir bankaya girdi. Jan- Eric Olsson kolunun altında taşıdığı katlanmış ceketin altından makineli tabancayı çıkardı, tavana ateş etti ve sesini bir Amerikalı gibi değiştirerek “Parti başlasın!” diye bağırdı.

Sessiz alarma cevap veren bir polis memurunu yaraladıktan sonra, dört banka çalışanını da rehin aldı. Hırsızlık suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldıktan sonra hapishaneye geri dönmeyen kasa hırsızı Olsson, 700 bin dolar miktarında bir para, çalıntı bir araba istedi. Ayrıca, silahlı soygun nedeniyle hapiste olan ve 1966 yılında gerçekleşen bir polis memuru cinayetinde suç ortağı olan Clark Olofsson’ın bırakılmasını talep etti.

Polis, birkaç saat içinde Olsson’a fidye, benzinle dolu bir Ford Mustang ve mahkûm arkadaşını teslim etti ancak güvenli geçişi sağlamak için aynı anda rehineleri serbest bırakma talebini reddetti. Bu soygun, dünyadaki tüm manşetleri ele geçirdi ve İsveç’teki televizyon kanallarının gündemine boma gibi düştü. Halk, polis merkezlerine bu açmazı sonlandırmak için ilginç önerilerle akın etmeye başladı. Bunlardan birisi, Kurtuluş Ordusu bandosu tarafından dini ezgilerle bir konser verilmesiyken diğeri de failleri teslim olmaya zorlamak için öfkeli bir arı sürüsünün gönderilmesiydi.

Mahkumlardan iyi niyet gösterisi

Basın fotoğrafçıları, nişancılar ve polisler, 24 Ağustos 1973’te rehinelerin tutulduğu bankanın karşısındaki çatıda yan yana uzanıyorlardı. Sıkış tıkış bir banka kasasının içine yerleştirilmiş olan esirler, kendilerini rehin alan soyguncularla garip bir bağ kurdular. Rehinelerden Kristin Enmark titremeye başladığında Olsson, onun omuzlarına yün bir ceket attı, kötü bir rüya gördüğünde onu rahatlattı ve hatıra olarak silahından bir mermi verdi. Olsson, esirlerden bir diğeri Birgitta Lundblad ailesine telefonla ulaşamadığında, onu “Tekrar dene, pes etme!” diyerek teselli etti.

"Onu Tanrı olarak düşünüyorduk"

Rehine Elisabeth Oldgren klostrofobiden şikâyet ettiğinde Olsson, onun kasanın dışında yürüyüş yapmasına izin verdi. Bir yıl sonra Oldgren, New Yorker dergisine her ne kadar iple bağlanmış olsa da “Onun, kasadan çıkmama izin verecek kadar kibar olduğunu hatırlıyorum.” dedi.

Olsson, yardımsever eylemleriyle rehinelerin sempatisini kazanmış durumdaydı. Tek erkek rehine olan Sven Safstrom, “Bize iyi davrandığı zaman, onu Tanrı olarak düşünüyorduk.” dedi.

İkinci gün rehineler, kendilerini rehin tutanlarla iyi arkadaş oldular. Rehineler, kendilerini rehin tutanlardan ziyade polislerden korkmaya başladılar. Polis komiseri, rehinelerin sağlığını kontrol etmek için içeri girdiği zaman rehinelerin ona düşmanca baktıklarını ancak soyguncularla oldukça rahat ve neşeli göründüklerini fark etti. Polis şefi basına, silahlı adamların rehinelere zarar vereceğinden şüphelendiğini, çünkü onların oldukça rahat bir ilişki geliştirdiklerini aktardı.

"Korktuğum şey polislerin bize saldırması"

Hatta rehine Kristin Enmark, yaklaşan ulusal seçimlerle meşgul olan İsveç Başbakanı Olof Palme’yi aradı ve soyguncuların arabayla giderken kendisini de yanlarına almasını istedi. Enmark, başbakana şunları söyledi:

“Clark’a ve soyguncuya tamamen güveniyorum. Ben umutsuz değilim. Bize bir şey yapmadılar. Aksine, çok iyiydiler. Korktuğum şey, polisin bize saldırması ve ölmemize neden olacağı.”

Fiziksel şiddetle tehdit edilseler bile rehineler, kendilerini rehin tutanlarda şefkat gördüler.

Olsson, polisi silkelemek için rehine Sven Safstrom’u bacağından vurmakla tehdit etti. Safstrom, New Yorker dergisine “Yalnızca bacağımı vuracağını söylediğinde ne kadar kibar olduğunu düşünmüştüm.” açıklamasında bulundu. Enmark, rehine arkadaşı Safstrom’u ikna etmeye çalışarak “Hadi Sven! Sadece bacağın.” demişti.

Yaşamak için bağlanmak

En sonunda mahkûmlar, rehinelere fiziksel bir zarar vermediler. 130 saatten fazla bir süre sonra, 28 Ağustos gecesi polisler, kasaya göz yaşartıcı gaz ile müdahale ettiler. Failler, hızlı bir şekilde teslim oldular. Polis, önce rehinelerin çıkmasını istedi ancak failleri korumak isteyen dört rehine bunu reddetti. Enmark, “Hayır! Önce Jan ve Clark çıksın. Biz çıkarsak, onları vuracaksınız!” diye bağırdı.

Kasanın girişinde failler ve rehineler sarıldılar, birbirlerini öptüler ve el sıkıştılar. Silahlı kişiler, polisler tarafından tutuklanırken iki kadın rehine, “Onlara zarar vermeyin. Bize zarar vermediler.” Diyerek ağlamaya başladılar. Enmark bir sedyeyle geçerken, kelepçeli OIofsson’a “Clark, seni tekrar göreceğim!” diye bağırdı.

Rehinelerin mahkûmlarla mantığa aykırı bir şekilde bağ kurması halk ve polislerde şaşkınlık yarattı. Hatta Enmark’ın, soygunu Olofsson’la birlikte planladığı bile düşünüldü. Rehinelerin kafası karışmıştı. Serbest bırakılmasının ertesi günü Oldgren, bir psikiyatriste “Bende bir sorun mu var? Neden onlardan nefret etmiyorum?” demişti.

Psikiyatristler bu bunalımı, askerlerin savaş sonrası yaşadığı bunalımla karşılaştırdılar ve rehinelerin, polislerden ziyade kendilerini rehin tutan kişilere canlarını bağışladıkları için duygusal anlamda borçlu hissettiklerini söylediler. Psikiyatristler, bu davranışları “Stockholm Sendromu” olarak adlandırdılar.

Olofsson ve Olsson cezaevinde kalırken, rehineler onları ziyaret ettiler. Olofsson’un mahkûmiyet kararı bozuldu.  Olsson ise 1980 yılında serbest bırakılmadan önce yıllarını parmaklıklar ardından geçirdi. Hapisten çıktıktan sonra da kendisine hayranlık ifade eden mektuplar gönderen kadınlardan biriyle evlendi, Tayland’a taşındı ve 2009’da Stockholm Sendromu başlıklı otobiyografisini yayımladı.

Yorumlar (0)
16°
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20