Pandemi önümüzdeki 5 yılı nasıl etkileyecek? İşte olası 3 senaryo

2020 yılının başlarından beri hayatımızı etkisi altına alan koronavirüs salgının etkileri son dönemde azalmış ve dünya bir normalleşme sürecine girmiş olsa da virüsün etkileri hala devam ediyor. Bilim insanları en az beş yıl sürmesi beklenen bu etkiler hakkında bir tahminde bulundu. İşte bilim insanlarının rapor ettiği ve geleceğimizi şekillendirecek 3 senaryo…

SAĞLIK 30.06.2022, 18:49 07.07.2022, 16:11 Tayfur Bal
Pandemi önümüzdeki 5 yılı nasıl etkileyecek? İşte olası 3 senaryo

Son 2.5 yıldır hayatımızı etkisi altına alan Covid-19 salgının etkileri azalsa da henüz tamamen sona ermedi. Halk sağlığı uzmanları Covid-19’un etkilerinin en az beş yıl daha süreceğini tahmin ediyor. Ancak devam eden bu krizin nasıl sonuçlanacağı en nihayetinde bize bağlı. Dünya çapındaki bilimsel kurumları birleştirmeyi amaçlayan uluslararası bir kuruluş olan Uluslararası Bilim Konseyi'nin (ISC) yeni bir raporunda koronavirüs hakkında 2027 yılına kadar gerçekleşebilecek üç senaryo ele alındı.

20 kişilik bir uzman ekip tarafından değerlendirildi

Pandeminin önümüzdeki beş yılını değerlendiren rapor halk sağlığı, viroloji, ekonomi, davranış bilimi, etik ve sosyoloji konularında uzmanlardan oluşan 20 kişilik bir ekip tarafından yazıldı. Söz konusu rapor pandeminin ileriye dönük etkisini en aza indirmek için dünyanın alabileceği bazı olası eylemleri göstermeye de yardımcı oluyor. Önümüzdeki yıllarda aşı geliştirme ve dağıtımının geliştirilmesi sayesinde birçok ülkede yalnızca sınırlı ve kontrollü bulaşmanın gerçekleşmesi ve Covid-19 virüsünün düşük endemik seviyelere ulaşması ihtimali bulunuyor. Bilim insanları bu tavsiyede bulunsa da önümüzdeki beş yıl içinde gerçekleşmesi olası olan 3 farklı senaryo üzerinde duruyorlar.

Birinci senaryo: Birçok hayat kurtulabilir

COVID-19'a karşı tam olarak aşılanmış insanların yüzdesi, şu anda uygulanan aşılama yüzdesi olan yüzde 61'den küresel olarak yüzde 80'in üzerine çıkarılırsa birçok hayat kurtarılabilir ve yeni türlerin ortaya çıkma riski azaltılabilir. Bununla birlikte ruh sağlığı, ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma için de faydalar olabilir. Bu iyimser ve olumlu senaryoda bile koronavirüs ortadan kalkmayacak. Ancak yayılması çok daha yönetilebilir hale gelecek. Ancak bilim insanlarının gerçekleşmesini en olası gördüğü senaryo bu değil. Uluslararası Bilim Konseyi'nin raporu, hükümetlerin şimdiye kadar uluslararası işbirliği yerine ulusal stratejilere odaklanarak pandemiyi uzattığını öne sürüyor.

İkinci senaryo: Mevsimsel dalgalanmalar

Devletlerin şu ana kadarki eylemsizliği, ilk senaryo yerine daha olası bir sonuç olan aşı oranlarının dünya çapında yüzde 70'in altında kalması ihtimalini ortaya koyuyor. Aşı oranları bu değerin üstüne çıkmazsa, yeni varyantlar birçok ülkedeki sağlık sistemini olumsuz anlamda etkileyecek ve güncellenmiş aşılar ve antiviral ilaç kullanımı ile birlikte koronavirüste mevsimsel dalgalanmalar yaşanıp virüs endemik hale gelecek. Uluslararası Bilim Konseyi tarafından hazırlanan rapor, 2027 yılına kadar en olası senaryoda küresel eşitsizliklerin artmasını öngörüyor. Buna göre Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri on yıl geriye gidecek.

Ölüm oranlarının azalması riskin sona erdiğini göstermiyor

Raporda yüksek aşılama oranlarına sahip ülkelerde pandeminin akut aşaması sona eriyor olsa bile, dünyadaki pek çok kişinin etkili bir aşıya erişimi yokken virüsteki risklerin yüksek kalmaya devam edeceği belirtildi. Raporda virüsün yeni varyantlarının ortaya çıkabileceği de belirtildi. Öte yandan devam eden aşı ve tedavi alanlarında yapılan geliştirmelerin hayati bir değere sahip olduğu aktarıldı. Raporda bunun yanı sıra bilim insanlarının ortak bildirisi olarak şu sözlere yer verildi:

Koronavirüsten etkilenmeyen hiçbir alan yok ve devletler pandeminin bu etkilerinin bugünden yarına çözülmeyeceğini kabul etmeli. Ölüm oranlarının azalması riskin sona erdiğini göstermiyor. Pek çok insanın önünde uzun yıllar zorluklar olacak. Bu zorluklardan en çok etkilenecekler ise çocuklar ve yaşlılar gibi savunmasız insanlar olacak. Öte yandan düşük gelirli ülkeler sağlık sisteminin çöküşü ve artan gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalacak.

Üçüncü senaryo: Başarısız Normalleşme

Milliyetçilik ve popülizm büyümeye devam ederse, raporun yazarları hükümetler arasındaki ve devletler ile halkları arasındaki güvenin daha da kötüleşeceğinden ve bu durumun aşı oranlarını azaltacağından endişe ediyor. Jeopolitik gerilimler arttıkça devletler tarafından uygulanan korumacı politikalar koronavirüse karşı küresel işbirliğini ciddi şekilde engelleyebilir. Bu durum, uluslararası bir krizle başa çıkmak için yapılması gerekenin tam tersi olarak dikkat çekiyor. Bilim insanları bu senaryoyu "Başarısız Normalleşme" olarak adlandırıyorlar.

Koronavirüs kontrolsüz kalabilir

Bu en kötü senaryoda, küresel nüfusun yüzde 60'ından daha azı COVID-19'a karşı tam olarak aşılanmış olacak ve düşük gelirli ülkeler hala ilk dozlara ​​ve antiviral ilaçlara sınırlı erişime sahip olacaklar. Raporda COVID-19’un büyük ölçüde kontrolsüz kaldığı ve dünyanın bazı yerlerinde ciddi tehlikelerin oluşabileceği öngörülüyor. Uzmanlar, bunun gibi korkunç bir senaryodan kaçınmak için hükümetlerin işbirliği yaparak sağlık sistemlerine yatırım yapması, bilimsel tavsiye sistemlerini entegre etmesi ve eğitim ve refahta giderek artan eşitsizlikleri ele alması gerektiğini savunuyor.

Kısa vadeli kazanımlar için iklim hedefleri düşürülmemeli

Uluslararası Bilim Konseyi tarafından hazırlanan rapor hükümetleri ayrıca kısa vadeli kazanımlar için iklim hedeflerini düşürme eğilimleri hakkında da uyardı. Pandemi sürecinde birçok ülke ekonomik olarak zor günler yaşarken pandeminin etkisinin azalması ile birlikte ülkeler 2020 ve 2021 yılında oluşan açıkları kapatmak için büyük adımlar attı. Bu adımlar ülkelerin ekonomilerini büyütürken birçok ülkenin iklim hedeflerini de sekteye uğrattı. Artan iklim değişikliği ve çevresel tahribat, uzun vadede gelecekteki pandemileri daha olası hale getirecektir. İklim değişikliği yeni bir pandeminin oluşmasına neden olabilir adlı haberi okuyarak iklim değişikliğinin küresel bir salgını nasıl tetikleyebileceği hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Uluslararası işbirliğinin değeri

Birleşmiş Milletler afet riskini azaltma genel sekreteri Mami Mizutori de konu hakkında COVID-19 salgınının, çevresel riskler ve jeopolitik gerilimler varken bile uluslararası bilimsel işbirliğinin değerini gösterdiğini ifade etti. Bir sonraki krize ya da pandemiye hazırlanırken dünya üzerindeki eşitsizlikleri de ele alan çok taraflı bir sistem inşa edilmesi gerekiyor. İster başka bir pandemi, ister iklim değişikliği ister bölgesel çatışmalar olsun, son iki yıldan ders alacak birçok şey var. Uluslararası bir krizle mücadelede tüm ülkelerin işbirliği içinde hareket ederek krizin üstesinden gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde pandeminin etkileri azalsa bile daha büyük bir sorun haline gelen iklim problemlerini sona erdirmek ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak bir hayal olarak kalabilir.

HABERNEDİYOR.COM | TAYFUR BAL - ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
28
az bulutlu