Paketlenmiş ürünlerdeki artan büyük tehlike: Tatlandırıcılar

Şeker ve şekerli ürünleri hepimiz çok seviyoruz ancak birçok araştırma şekerin sağlığımız için oldukça tehlikeli olduğunu gösteriyor. Son yıllarda birçok üretici ürünlerinde şekerden uzaklaşarak daha az kalorili olan tatlandırıcıları kullanmaya başladı. Özellikle son 10 yılda büyük bir artış gösteren tatlandırıcılar da tıpkı şekerin kendisi gibi sağlığımız açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. Peki, şekeri neden bu kadar çok seviyoruz? Tatlandırıcılar en çok hangi ürünlerde kullanılıyor? Kendimizi nasıl koruyabiliriz? Merak edilenler haberin ayrıntısında yer alıyor.

SAĞLIK 06.08.2022, 19:59 Tayfur Bal
Paketlenmiş ürünlerdeki artan büyük tehlike: Tatlandırıcılar

İnsanların tatlı yiyecekler için evrimsel bir tercihi var. Meyve ve bal gibi tatlı yiyecekler atalarımız için önemli bir enerji kaynağıydı ve oldukça ender bulunurdu. Bu nedenle tatlıya karşı büyük bir zaafımız var ve tatlı yemekten her zaman zevk alıyoruz. Bu durum vahşi doğada yaşayan arkaik insanlar için oldukça mantıklıydı zira bol enerji veren bu besinleri yemek diğer besinlere oranla çok daha fazla enerji veriyordu. Bu nedenle doğa, insanları tatlı gıdaları yemelerine ve istemelerine neden olacak yoğun bir dürtü ile donattı. Bununla birlikte, modern dünyada, şekerli yiyecekler hazır halde bulunabiliyor, çok ucuza satılıyor ve geniş çapta reklamları yapılıyor. Artık yiyecek ve içeceklerde çok fazla şeker tüketiyoruz. Şekeri direkt olarak tüketmek yerine aldığımız besinlerle birlikte tüketiyoruz. Fazla şeker tüketmek sağlığımız için oldukça kötü zira şeker tüketimi obezite, tip 2 diyabet ve diş çürümesi gibi sağlık sorunları ile bağlantılıdır.

Son yıllarda artan büyük endişe: Tatlandırıcılar

Bu sağlık endişeleri nedeniyle son yıllarda üreticiler, yiyecekleri tatlandırmak için besleyici olmayan tatlandırıcılar kullanmaya başladılar. Bu tatlandırıcılar genel olarak oldukça az kalorili oluyor ve hem aspartam gibi yapay tatlandırıcıları hem de stevia gibi doğal kaynaklardan gelenleri içeriyorlar. Günümüzde yayınlanan araştırmalar, paketlenmiş yiyecek ve içeceklere eklenen şeker ve besleyici olmayan tatlandırıcıların miktarının son on yılda oldukça arttığını gösteriyor. Bu durum özellikle Çin ve Hindistan gibi orta gelirli ülkelerde ve ayrıca Avustralya dahil Asya Pasifik'te tehlikeli sınırlara yaklaştı.

Şekerlemelerden bisküvilere ve içeceklere

Bir araştırma ekibi dünyanın dört bir yanından piyasa satış verilerini kullanarak, 2007'den 2019'a kadar paketlenmiş yiyecek ve içeceklerde satılan ilave şeker ve besleyici olmayan tatlandırıcıların miktarına baktı. İçeceklerdeki besleyici olmayan tatlandırıcıların kişi başına hacminin artık küresel olarak %36 daha yüksek olduğu keşfedildi. Paketlenmiş gıdalarda ilave şeker oranı ise %9 daha fazla. Besleyici olmayan tatlandırıcılar en yaygın olarak abur cuburlara ekleniyor. Dondurmalar ve bisküviler, bu tatlandırıcıların en çok kullanıldığı gıda kategorileri arasında yer alıyor. Son on yılda ilave şekerlerin ve diğer tatlandırıcıların artan kullanımı, genel olarak paketlenmiş gıda arzımızın daha tatlı hale geldiği anlamına geliyor.

İçeceklerdeki büyük tehlike

Analizler ayrıca, içecekleri tatlandırmak için kullanılan ilave şeker miktarının küresel olarak arttığını gösteriyor. Ancak bu durum, büyük ölçüde Çin ve Hindistan gibi orta gelirli ülkelerdeki %50'lik bir artış nedeniyle meydana geliyor olabilir. Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi yüksek gelirli ülkelerdeki kullanım ise azaldı. Erkeklerin günde dokuz çay kaşığından daha az şeker tüketmesi tavsiye edilirken, kadınlarda ise bu miktarın altı çay kaşığından az olması öneriliyor. Bununla birlikte, pek çok yiyecek ve içeceğe şeker eklendiğinden örneğin Avustralyalıların yarısından fazlası günde ortalama 14 çay kaşığı tüketerek tavsiyeleri oldukça aşıyor. İlave şekerlerin abur cuburlardan ziyade içeceklerdeki kullanımına geçiş en çok gazlı alkolsüz içecekler ve şişelenmiş sularda görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, şekersiz tatlandırıcıların kullanımına ve bunları sınırlamaya yönelik yönergeler geliştiriyor.

Zengin ve fakir ülkeler arasındaki çifte standart

Daha zengin ve daha fakir ülkeler arasında ilave şeker ve tatlandırıcı kullanımında farklılıklar var. Yüksek gelirli ülkelerde son yıllarda paketlenmiş yiyecek ve içecek pazarı doymuş hale geldi. Bu nedenle büyük yiyecek ve içecek şirketleri büyümeye devam etmek için orta gelirli ülkelere doğru genişliyor. Bulgular, üreticilerin daha zengin ülkelerde daha az tatlı, yani görece daha ​​sağlıklı ürünler sağlayarak gıda arzının tatlandırılmasında çifte standart uyguladığını gösteriyor.

Şekeri kontrol etmenin beklenmeyen sonuçları

Yüksek oranda ilave şeker alımının sağlığa zararlarını azaltmak için birçok hükümet, şeker ve tatlandırıcı kullanımını ve tüketimini azaltmak için harekete geçti. Şeker vergileri, eğitim kampanyaları, reklam kısıtlamaları ve etiketleme bu önlemler arasında yer alıyor. Ancak bu tür eylemler üreticileri cezalardan kaçınmak veya gelişen nüfus tercihlerini karşılamak için şekeri kısmen veya tamamen besleyici olmayan tatlandırıcılarla değiştirmeye teşvik edebilir. Çalışmalarda, şeker alımını azaltmaya yönelik politika eylemlerinin daha fazla olduğu bölgelerde, içeceklerde yer alan ve besleyici olmayan tatlandırıcılarda önemli bir artış olduğu gözlemlendi.

Tatlandırıcıların düşük kalorili olması yanıltmasın

Çok fazla ilave şeker tüketmenin zararları iyi bilinirken, besleyici olmayan tatlandırıcılara çözüm olarak güvenmek de büyük riskler taşıyor. Düşük kalorili olmalarına karşın son incelemeler besleyici olmayan tatlandırıcıların tüketilmesinin tip 2 diyabet ve kalp hastalığı ile bağlantılı olabileceğini ve bağırsak mikrobiyomunu bozabileceğini öne sürüyor. Öte yandan besleyici olmayan tatlandırıcıları tüketmek tatlı oldukları için damak tadımızı etkiler ve bizi daha fazla tatlı istemeye teşvik eder. Bu durum yaşam boyu tat tercihlerini geliştirmeye devam eden çocuklar için özellikle endişe vericidir. Buna ek olarak bazı besleyici olmayan tatlandırıcılar çevresel kirletici olarak kabul ediliyor. Besleyici olmayan tatlandırıcılar yalnızca işlenmiş gıdalarda bulunur. Bu yiyecekler endüstriyel olarak üretilerek, ev mutfağında bulamayacağınız malzemeler içerir ve “aşırı lezzetli” olacak şekilde tasarlanırlar. Daha fazla işlenmiş gıda yemek, daha fazla kalp hastalığı, tip 2 diyabet, kanser ve ölümle bağlantılıdır. İşlenmiş gıdalar ayrıca enerji, su, ambalaj malzemeleri ve plastik atık gibi önemli kaynakları kullandıkları için çevreye de zarar verirler.

Sağlıklı beslenmeye odaklanın

Halk sağlığı beslenmesini iyileştirmek için politika geliştirirken, istenmeyen sonuçları göz önünde bulundurmak önemlidir. Belirli besinlere odaklanmak yerine, kültürel önem, işleme düzeyi ve çevresel etkiler de dahil olmak üzere gıdanın daha geniş çapta etkilerini dikkate alan bir politika oluşturmak daha faydalı olabilir. Bu politika, besleyici ve minimum düzeyde işlenmiş gıdaları teşvik etmelidir. Yiyecek ve içeceklerin artan tatlılığını ve ilave şekerlerin ve besleyici olmayan tatlandırıcıların artan kullanımını yakından izlememiz gerekiyor. Bu durum gelecekteki tat tercihlerimizi, yiyecek seçimlerimizi ve sağlığımızı önemli ölçüde şekillendirecek.

Yorumlar (0)
25
parçalı az bulutlu