İsveç Deneyi: İsveç’in sürü bağışıklığı stratejisi işe yaradı mı?

Koronavirüsün dünya üzerinde yayılmasının ardından pek çok ülke COVID'le mücadele edebilmek adına farklı kararlar aldı. Dünyanın uzun bir süre sonra pandemi ile karşı karşıya kaldığı ve ülkelerin kendi kaderini kendisi belirlediği bu dönemde Çin gibi ülkeler sert kararlarla virüsün yayılmasını kesmeye ve vakaları sıfıra indirmeye çalışırken pek çok Avrupa ülkesi zaman zaman kapanma ve maske takma zorunluluğu gibi daha hafif önlemler aldı. En ilginç kararı alan ülke ise İsveç'ti zira tüm dünya evlere kapanırken İsveç bu konuda herhangi bir kısıtlama getirmedi ve sosyal alanları açık bıraktı. Bilim insanları arasında İsveç Deneyi olarak da bilinen bu yaklaşım o dönemde oldukça tartışılmıştı ancak bu günlerde gerçekten işe yarayıp yaramadığı merak ediliyor. İsveç Deneyi başarılı oldu mu? İsveç COVID'le mücadele etmek için neden böyle bir yol izledi? Güncel veriler bu konu hakkında ne söylüyor? Merak edilenler haberin ayrıntısında yer alıyor...

SAĞLIK 18.08.2022, 19:35 22.08.2022, 11:18 Tayfur Bal
İsveç Deneyi: İsveç’in sürü bağışıklığı stratejisi işe yaradı mı?

2020 yılında COVID dünya üzerinde yayılmaya başladığı sırada farklı ülkeler koronavirüse karşı farklı kararlar aldılar. Bu konuda geçerli uluslararası bir yönetmelik ve benzeri uygulama esasları bulunmadığı ve uzun yıllardır dünya bu denli büyük bir pandemi ile karşılaşmadığı için ülkeler genel olarak kararlarını kendileri verdi. Her ülke özellikle sağlık bakanlıklarının ve koronavirüs için toplanan özel kurulların aldığı kararlara göre COVID ile mücadele etmeye çalıştı ancak bu dönemde ülkelerin COVID ve virüse karşı yaklaşımları oldukça farklı oldu. Virüsün çıktığı ve dünyaya yayıldığı Çin gibi kalabalık ve otoriter ülkelerde COVID'e karşı oldukça sert önlemler alındı. Özellikle 2020 yılının ilk aylarında Çin'de bazı bölgeler karantinaya alınırken birçok yerde de insanların dışarıya çıkması yasaklandı. Avrupa'da ise özel hayata müdahale gerekçe gösterilerek uzun süre daha hafif önlemler alındı ve karantina son seçenek olarak değerlendirildi. Ancak özellikle İtalya, Fransa ve İngiltere'de artan ölümlerin ardından pek çok ülke karantinaya girmek zorunda kaldı ve bu süreçte insanların dışarıya çıkması belli saatler ve günlerde yasaklandı.

Ülkemizde koronavirüsün seyrine göre kararlar alındı

Ülkemizde de benzer önlemler alındı. Sık sık toplanan bilim kurulunun aldığı kararlara bağlı olarak koronavirüsün gidişatına göre kararlar alındı. Ramazan ve Kurban Bayramı gibi insanların yoğun olarak seyahat ve temas ettikleri dönemlerde dışarı çıkma yasağı getirilirken bazı dönemlerde hafta sonu dışarı çıkma yasağı bazı dönemlerde ise gece saat 21:00'den sonra dışarı çıkma yasağı getirildi. Özelikle Biontech aşısının bulunması ve dünyada aşılamaların da artması ile beraber dünya yavaş yavaş normalleşme sürecine girdi. Pek çok ülkede uygulanan kararlar yavaş yavaş kaldırıldı ve seyahat ve dışarı çıkma yasağının olmadığı günlere geri döndük. Bu süreçte ülkeler COVID'e yönelik farklı kararlar alırken içlerinde belki de en ilginç kararı İsveç aldı.

İsveç’in ilginç kararı

Dünyanın çoğu COVID sürecinin erken dönemlerinde kapanırken, İsveç tam tersi bir politika izleyerek açık kaldı. Ülkenin yaklaşımı oldukça tartışma yarattı ve bazıları buna İsveç Deneyi adını verdi. Ancak pandemi başladıktan neredeyse iki buçuk yıl sonra, bugün bu “deneyin” sonuçların gerçekten işe yarayıp yaramadığı konusu oldukça merak ediliyor. İlk olarak, İsveç'in stratejisinin neye benzediğini özetleyelim: Ülke, başlangıçta bir grip salgını durumunda kullanılmak üzere geliştirilen pandemi planına büyük ölçüde bağlı kaldı. Kapanmalar yerine amaç, halk sağlığı önerileri yoluyla sosyal mesafeyi sağlamaktı. İsveçliler mümkünse evden çalışmaya ve ülke içinde seyahat etmeyi sınırlamaya teşvik edildi. Ayrıca 70 yaş ve üzeri kişilerden sosyal teması sınırlamaları ve COVID semptomları olan kişilerden kendilerini izole etmeleri istendi. Ana amaç, sağlık sisteminin bunalmaması için virüsün yayılmasını yavaşlatırken yaşlıları ve diğer yüksek risk gruplarını korumaktı.

Dünyadaki en yüksek ölümler gerçekleşti

Vaka sayısı arttıkça bazı kısıtlamalar getirildi. Halka açık etkinlikler mart 2020'de maksimum 50, kasım 2020'de ise sekiz kişi ile sınırlandırıldı. Huzurevlerine ziyaretler yasaklandı ve liseler kapatıldı. Ancak ilkokullar pandemi boyunca açık kaldı. Yüz maskeleri yaşanan ilk dalga sırasında halka tavsiye edilmedi ve pandeminin ilerleyen dönemlerinde yalnızca belirli durumlarda önerildi. 2020 baharında, İsveç'te bildirilen COVID ölüm oranı dünyadaki en yüksek oranlardan biriydi. Norveç ve Danimarka gibi hızlı karantina önlemleri uygulayan komşu ülkeler çok daha iyi durumdaydı ve İsveç esnek yaklaşımı nedeniyle sert eleştiriler aldı. Ancak İsveç stratejisinin savunucuları, acımasız önlemlerin sürdürülebilir olmadığını ve pandeminin kısa bir koşu değil adeta bir maraton olduğunu savunarak uzun vadede bunun karşılığını vereceğini iddia ettiler.

Peki İsveç'in yaklaşımı işe yaradı mı?

Anahtar bir parametre olarak aşırı ölüm oranına bakılabilir. Bu ölçüm, toplam ölüm sayısını alarak bu rakamı pandemi öncesi seviyelerle karşılaştırılır. Bu şekilde pandeminin daha geniş etkileri ortaya çıkar. Ancak bunu yaparken COVID ölümlerinin yanlış raporlanması da hesaba katılmalı. İsveç ilk dalgadan sert bir şekilde etkilenmiş olsa da pandeminin ilk iki yılındaki toplam aşırı ölümleri aslında Avrupa'daki en düşükler arasındaydı. İlkokulları açık tutma kararı da meyvesini verdi. Çocuklarda şiddetli akut COVID insidansı düşüktür ve yakın zamanda yapılan bir araştırma, İsveçli çocukların diğer birçok ülkede görülen öğrenme kaybını yaşamadığını gösteriyor. Bu nedenle, İsveç stratejisi ilk başta bir felaket ve ya da masal olarak adlandırılırken bu günlerde İskandinav başarısı olarak övgü topluyor. Ancak konuyla ilgili herhangi bir sonuç çıkarmak için İsveçlilerin pandemiyi nasıl yönettiğine dair biraz daha derine inmemiz gerekiyor.

Zorunluluk olmadan kendini korumak

Özellikle, İsveç'teki insanların pandemi sırasında hiçbir şey değişmemiş gibi günlük yaşamlarına devam ettikleri algısı doğru değildir. İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından 2020 yılında yapılan bir ankette, İsveçlilerin %80'inden fazlasının, örneğin sosyal mesafeyi uygulayarak, kalabalıktan ve toplu taşımadan kaçınarak ve evden çalışarak davranışlarını değiştirdiğini bildiriyor. Toplu mobil veriler, İsveçlilerin pandemi sırasında seyahatlerini ve hareketliliklerini de azalttığını doğruluyor. İsveçliler virüsün yayılmasına karşı önlem almaya zorlanmadılar ama yine de kendilerini ve toplumu koruyacak ve virüsün yayılmasını engelleyecek adımlar attılar. Bu gönüllü yaklaşım her yerde işe yaramayabilir, ancak İsveç'te halka bu konuda yüksek bir güven geçmişi var ve insanlar halk sağlığı tavsiyelerine uyma eğiliminde. İsveç'in sonuçlarını, çok farklı sosyal ve demografik koşullara sahip İskandinavya dışındaki ülkelerin sonuçlarıyla karşılaştırmak da oldukça zor.

Güçlülükler ve zayıflıklar

Kapanmalardan kaçınmanın faydalarına rağmen İsveç'in uyguladığı strateji kusursuz değildi. 2020'nin sonlarında, hükümet tarafından İsveç stratejisini değerlendirmek üzere atanan bağımsız bir komite olan Korona Komisyonu, hükümetin ve Halk Sağlığı Kurumu'nun yaşlıları koruma anlamında büyük ölçüde başarısız olduğunu tespit etti. Pandeminin ilk dönemlerinde, İsveç'te COVID nedeniyle ölenlerin neredeyse %90'ı 70 yaş ve üzerindeydi. Bu insanların yarısı bakım evinde yaşıyordu ve %30'dan biraz azı evde yardım hizmeti alıyordu. Öte yandan, İsveç'te yaşlı bakımında çok sayıda sorun pandemi sırasında ortaya çıktı. Yetersiz personel seviyeleri gibi yapısal eksiklikler, bakımevlerini hazırlıksız ve durumu idare etmek için yetersiz bir konumda bıraktı. Korona Komisyonu, pandemi stratejisine ilişkin nihai raporunda, yüksek riskli bölgelerden dönenler için karantina ve ülkeye girişin geçici olarak yasaklanması gibi pandeminin başlarında daha sert önlemlerin alınması gerektiği sonucuna vardı. Ancak komisyon, sokağa çıkma yasağı stratejisinin temelde makul olduğunu ve devletin hiçbir zaman vatandaşlarının hak ve özgürlüklerine kesinlikle gereğinden fazla müdahale etmemesi gerektiğini belirtti. Komisyon, ilkokulların açık kalması kararını da destekledi.

Ana esas özgürlük ve temel haklara müdahale etmemekti

Buna karşılık, Avrupa'da İsveç'ten daha düşük aşırı ölüm oranına sahip birkaç ülkeden biri olan Norveç'teki Korona Komisyonu, Norveç'te pandemiyle mücadelenin genel olarak iyi olmasına rağmen, çocukların karantinalardan çok etkilendiği ve yetkililerin yeterince koruma sağlamadığı sonucuna vardı. İsveç stratejisinin odak noktası, virüsün yayılmasını azaltmak ve aynı zamanda halk sağlığının diğer yönlerini de dikkate alarak özgürlük ve temel hakları korumaktı. İsveç stratejisi tartışmalı olmaya devam ederken, bugün çoğu ülke devam eden pandemiye benzer yaklaşımlar sergiliyor. Geriye dönüp baktığımızda, pandemi öncesi planını uygulayan ülkenin, nüfusu üzerinde deney yapmakla suçlanan ülke olması biraz adaletsiz görünüyor. Belki de dünyanın geri kalanı bir deneyden geçerken, İsveç kontrol grubu olarak düşünülmelidir.

HABERNEDİYOR.COM |TAYFUR BAL – ÖZEL HABER

Yorumlar (0)
23
açık