İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Memişoğlu'ndan 'aşıda kısırlık' iddialarına tepki

İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Kovid-19 aşısına yönelik kısırlık iddialarına cevap verdi ve asıl riskin düşük doğum rakamları ve sezaryen olduğuna dikkat çekti.

SAĞLIK 09.08.2021, 12:02 10.08.2021, 09:10 Ömer Aksan
İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Memişoğlu'ndan 'aşıda kısırlık' iddialarına tepki

Bütün dünyada, pandemiyle mücadele devam ederken aşılama çalışmaları sürüyor.

“Bilimsel bir temeli yok”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kovid-19’a karşı aşının önemine vurgu yaparken, aşı olmayan milyonlarca kişiyi aşıya çağırmıştı. Aşıların kısırlık yapacağına yönelik iddialar sebebiyle bazı vatandaşların aşıdan uzak durduğu belirtilirken, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, bu iddialara yanıt verdi. Aşının kısırlığa sebep olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığına dikkat çeken Memişoğlu, bunun bilimsel bir temelinin de olmadığını belirtti. Salgına karşı herkesi aşıya davet eden Memişoğlu, asıl önemli riskin doğum sayılarının azalması ve sezaryen olduğunu ifade etti. 

“Yanlış bilgilendirmeler yapılıyor”

Aşıda kısırlık iddialarına yönelik açıklamalarda bulunan İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, şunları söyledi: 

“Çok spekülasyonları yapılıyor maalesef, her çeşit dezenformasyon, kötü niyetli ve yanlış bilgilendirme olabiliyor. Bu sebeple, bu konuda aşının önce ne işe yaradığını bilmemiz gerekiyor. Kısırlığa sebep oluyor vs. ile vatandaşların, toplumların hassas olduğu konularda ne yazık ki yanlış bilgilendirmeler yapılıyor. Buna kimse inanmasın. Niye inanmasınlar; neticede kısırlığın bununla bir ilgisi yok. 1970’te Türkiye’de doğurganlık dönemindeki 15 ile 49 yaş arası bir kadının çocuk sayısı 4.9 iken, Avrupa ortalaması ise 2,5 bandında. Orta Doğu’da, nüfus artış ihtiyqaacı olan ve bunu planlayan İsrail’de 1970’te 3.8 bandında. Türkiye’de bu oranlar, ne yazık ki 1.78’ e inmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü, nüfusu aynı oranlarda tutabilmek için 2.10’un altına düşmemesi gerektiğini ifade ediyor. Türkiye’de şu an İstanbul dahil olmak üzere 1.78’e indik. Şu an aşıları yapan doğurganlığı arttırmak için uğraşan ülkeler, bu aşıların tamamını yaptırırken kısırlığı ya da çocuk olmamasını akıllarına getirseler bu aşıları yaptırmazlar. Avrupa nüfusu bugün yaşlanmaya başladı ve bu yüzden doğurmayı ve doğurganlığı arttırmak için uğraşıyorlar. Onlar, çünkü doğurganlığı ve nüfus artışını teşvik etmek için çabalıyorlar” 

“İstanbul’da doğumların yüzde 58.2’si sezaryen” 

Doğurganlıkta asıl riskin sezaryen olduğuna vurgu yapan Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anki yanlış ve yanlı uygulamalar ülkenin doğurganlığını çok ciddi azaltmış durumda. Bu durum, 15-20 yıl sonraki toplumumuzun büyük tehlikelerinden biri. Doğurganlığı azaltacak en ciddi unsur sezaryendir. Önce bizim sezaryenleri azaltmamız gerekiyor. Sezaryenin bir doğum olayı olmadığını tüm insanların bilmesi gerekiyor. Türkiye’de ve İstanbul’da, doğumların büyük br bölümünü sezaryen yoluyla yapmaya başladık. İstanbul’da 2019’da, 235 bin 284 doğum yaşanmış, fakat 2020’de bu, 217 bin 131’e inmiş. Yaklaşık yüzde 8 civarında az çocuk olmuş. Bunun en önemli sebebi çok net olarak sezaryendir. Geçen seneki 217 bin doğumun yüzde 58’ini sezaryen ile gerçekleştirmişiz. İstanbul’daki doğumların yüzde 58.2’si sezaryen ile gerçekleştirilmiş. Ne yazık ki bunların 66 bini, primer (ilk doğum sezaryeni) sezaryen olmuş. Sezaryenin bir ameliyat olduğunu ve anne ile çocuk arasındaki bağı kopardığını herkesin bilmesi lazım. DSÖ isteğe bağlı sezaryenin yapılmaması için jinekolojik bilimsel dernekler tavsiye ediyorlar. Bu sezaryen oranını öncelikle çözmemiz lazım. Aşı karşıtlığını önleyemeyiz fakat iyi niyetle bu spekülasyonlara inanan insanlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Aşı, kısırlıkla bir ilgisi bulunmayan ve insanları hastalıktan koruyan, elimizdeki en ciddi silahtır. Aşının 100-150 senedir kullanılan yöntemin insanları engel olan, doğurganlığı azaltan bir unsur olmadığını tüm toplumun bilmesi gerekiyor. Bu, doğurganlığı azaltsaydı eğer, bugün veya İsrail gibi ülkeler, bu aşıları kullanmazdı. Kötü niyetli insanlar elbette olacaktır fakat yalanlarına, kamuoyu oluşturmalarına müsaade etmeyelim” açıklamasını yaptı.

“Doğurganlığı artırmamız lazım” 

İstanbul’daki hastanelerde bulunan doğumhanelerin, en son teknolojik sistemlerle birlikte doğumlarını en rahat edecekleri biçimde tasarlandığına vurgu yapan Memişoğlu, “Dünyanın en iyi alt yapısını kurduk. Bazı anneler ya da anne adayları, ağrıdan korkuyorlar fakat artık ağrısız doğumlar oluyor. Normal doğumu da da ağrısız gerçekleştirecek imkanlar ve teknolojiler var. En az 3 çocuk yapalım lütfen. Bilhassa İstanbul gibi gelişmiş kentlerde doğurganlık oranlarını artırmamız gerektiğimi herkesin bilmesi gerekiyor. 2000 senesinde anne olma yaşı 24’ken şu an bu 29’a çıktı. Bir insana siz, ‘kısır olursunuz’ derseniz, onu korkutursanız olmaz. Toplumun hassasiyetlerini kullanan kötü niyetliler var. Bu aşıların ya da aşı sistemlerindeki bu tarz bir etkinin olduğunu herhangi bir bilim insanı, bilimsel makale, dergi söyleyemez. İspatlanması gereken bir şeyden söz ediyoruz. Kötü niyetlilerin ya da ünlü olmak isteyenlerin dediklerine insanlarımız inanmasın. Hayatımız boyunca biz, insanları nasıl yaşatırız, insanlığa nasıl faydamız olur diye düşünerek hareket ettik. Ne idüğü belli olmayan kaynaklardan, tweetlerle, dedikodularla, insanların ispatlanmamış bilgilere inanmalarını toplumumuzdan beklemiyorum. Aşı yapılmazsa hastaneye yatma oranları artar. Ölüm riskiniz artıyor. İnsanların nüfusunu azaltmaya çalışsaydık aşıyı bu şekilde arttırmaya çalışır mıydık, çünkü bu hastalık insanları öldürüyor” dedi.

“Asıl tartışılması gereken; sezaryen”

Aşının kısırlık yaptığı iddialarını ortaya atan kesimin, sezaryeni tartışması gerektiğine dikkat çeken Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Doğurganlık oranımız iniyor, bu azalış nüfusun ve özellikle genç nüfusun azalmasına neden oluyor. Ben şu an, en ciddi tehlike olarak sezaryeni görüyorum. Çünkü sezaryenle doğum yapan insanlarımız ikinci, üçüncü çocuğu yapma konusunda tedirginlik yaşıyor. Sonuçta bir ameliyat geçiriyorsunuz. ‘Aşı kısırlığa yol açıyor’ diyenlerin sezaryeni tartışmasını bekliyorum ve istiyorum. Doğurganlığı önemsiyorlarsa bu kadar, lütfen sezaryen neden yapılıyor diye sorsunlar bu arkadaşlarımız. Sezaryen ciddi bir problem. En az salgın kadar ciddi bir problem. Bugün 1.78’e kadar düşmüş doğurganlık hızından söz ediyoruz. İstanbul’da çok tehlikeli bir durum bu. Annelerimizin yaş ortalamasının büyüdüğünü görebiliyoruz. Bu riskli bir şey. Çocuğun gelişimi ve sosyal anlamda da kardeşin çok önemli olduğunu düşünüyorum” 

Yorumlar (0)
13
açık