Hong Kong: Sömürge döneminden günümüze...

Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, suçluların Çin'e iadesini kolaylaştıran yasa tasarısını dün geri çekeceğini duyurdu. Peki 3 aydan uzun süredir kitlesel protestoların yoğun olarak yaşandığı Hong Kong, nasıl İngiliz sömürgesi olmuştu? Çin'e ne zaman ve hangi koşullar altında devredilmişti? Tüm ayrıntıları haberimizde bulabilirsiniz...

Hong Kong: Sömürge döneminden günümüze...

Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, dün Hong Kong Yasama Meclisi ve Çin Halk Kongresi milletvekilleriyle yaptığı toplantıda, suçluların Çin'e iadesini kolaylaştıran yasa tasarısını geri çekeceğini açıklamıştı. Lam, protestolarla açığa çıkan sosyal huzursuzluğun sebeplerinin araştırılması ve olası çözüm önerilerinin ortaya konulması amacıyla bir soruşturma komitesinin kurulacağını bildirmişti.

Böylece Lam, 13 haftadır Hong Kong sokaklarında gösteriler yapan protestocuların talebini yerine getireceği sinyalini vermişti.

Yasa tasarısının içeriği neydi?

Suçluların Çin'e iadesini kolaylaştıran yasa tasarısı, 3 Nisan'da parlamentoya sunulmuştu. Yeni düzenlemeyle suçluların, Çin ana karası, Çin'in Makao Özel İdari Bölgesi ve Tayvan'a iadesi kolaylaşıyordu. 

Yasa tasarısı, politik suçları kapsam dışında tutsa da 7,4 milyon nüfuslu Hong Kong'da halkın büyük bölümü, insanların Çin'in yargı sistemi altında keyfi gözaltılar, adil olmayan yargı süreçleri ve hatta işkenceye maruz kalacağı endişesini taşıyodu. 

Muhalifler, Çin'in Hong Kong'daki siyasi muhalifleri hedef alabileceğini düşünüyordu.

Kriz nasıl büyüdü?

3 Nisan- Hong Kong yönetimi herhangi bir suç işlediğinden şüphelenilen kişilerin Çin'e iade edilmesinin ve Çin'de yargılanmasının önünü açan bir yasal düzenleme hazırladı.
9 Haziran- Yaklaşık 1 milyon Hong Konglu, iade yasasını protesto etmek için özel idare binasına yürüdü.
12 Haziran- Polis ilk kez göstericilere biber gazı ve plastik mermilerle müdahale etti.
21 Temmuz- Beyaz tişörtler giyen eli sopalı gruplar metro istasyonundaki sivillere saldırdı. Aynı gün göstericiler Çin hükümetinin Hong Kong binasının girişindeki yazıları tahrip etti.
3 Ağustos- Protestocular biber gazı ve plastik mermilere karşı gaz maskeleri ve ev yapımı yelekler gibi önlemler alarak sokaklara çıktı.
11 Ağustos- Polis tren istasyonuna girerek bina içerisinde protestoculara karşı biber gazı kullandı.
12 Ağustos- Protestocular havalimanında toplandı.
25 Ağustos- Polis ilk kez göstericilere TOMA'larla müdahale etti, bir polis silahını ateşledi. Göstericiler polise taş, tuğla ve molotof kokteylleri attı.
4 Eylül- Hong Kong lideri Carrie Lam'ın Çin'e iade düzenlemesinden vazgeçtiği belirtildi.

Hong Kong nasıl İngiliz sömürgesi oldu?

Hong Kong’un İngiltere tarafından sömürgeleştirilme süreci, sömürgecilik tarihindeki genel yönelimlerle oldukça tutarlı biçimde gelişti. İngiliz ticaret şirketlerinin yeni pazar arayışı içinde Asya kıtasına yayıldığı, Britanya İmparatorluğu’nun Asya pazarlarında İngiliz şirketlerinin çıkarlarını korumak amacıyla askeri ve politik kontrol mekanizmalarını çeşitli düzeylerde seferber ettiği 19. yüzyıl başlarında, İngiliz çıkarlarına Asya’da direnen büyük ve stratejik bir bölge vardı: Çin. 

Çin’de üretilen ve İngiliz pazarlarının aşırı rağbet ettiği malların başında çay geliyordu. Çin’in İngiltere’ye büyük miktarlarda çay satması, buna karşılık İngiliz şirketlerinin Çin pazarına istedikleri oranda girememesi, Britanya İmparatorluğu’nda giderek artan bir hoşnutsuzlukla karşılanıyordu. Bu ticaret açığını dengelemek için, İngiliz şirketleri Çin pazarlarına Çin toplumunun zaten eğilimli olduğu bir madde sürdü: Afyon. 

Bir diğer İngiliz sömürgesi olan Hindistan’da ucuz emek gücüyle üretilen afyon, gemilerle Çin’e taşınıp büyük miktarlarda ve ucuz olarak Çin pazarlarına sürüldü. Afyon, bağımlılık yaratıcı bir madde olduğu için, kısa sürede kendi pazarını büyüttü ve Çin’de afyon bağımlılığı aşırı boyutlara ulaştı. 19. yüzyıl boyunca, Hong Kong’ta her üç Çinli’den ikisi afyon bağımlısıydı. 

Gerek İngiltere ile ticarette ekonomik üstünlüğü kaybetmekten doğan bir hoşnutsuzlukla, gerekse afyon bağımlılığının toplumsal bir sorun olarak ciddi boyutlara varmasının verdiği rahatsızlıkla, Çin yöneticileri İngiliz afyon ticaretini kısıtlayıcı önlemler almaya başladılar. 1833’te Britanya İmparatorluğu’nun Asya kıtasındaki sömürgeci yayılmacılık sürecinde kilit rol oynayan East India Company’nın afyon ticaretinden yaptığı kâr, Çin’in getirdiği kısıtlamalar yüzünden belirgin biçimde düşmeye başladı. Çin ve İngiltere arasında gerilen ticari ilişkiler, 1839 yılında Birinci Afyon Savaşı’nın patlak vermesiyle sonuçlandı. 

1842 Nanking Anlaşması: Adanın yönetimi İngiltere'ye devrediliyor

Savaştan yenilgiyle çıkan Çin, 1842’den itibaren kendi ticari çıkarları aleyhine hükümler içeren bir dizi anlaşmaya imza atmaya ve kendi pazarlarını tek taraflı olarak ve hiçbir kısıtlama olmaksızın İngiliz şirketlerine açmaya zorlandı. Bu çerçevede, 1842 Nanking Anlaşması’yla Çin’in vermeye zorlandığı ödünlerden biri, Hong Kong adasının yönetimini İngiltere’ye devretmek oldu. 

1856’da İkinci Afyon Savaşı’ndan yine yenilgiyle çıkan Çin, Hong Kong adasının üç mil kadar açığındaki Kowloon Yarımadası’nın güney kısmını da İngiltere’ye bırakmak zorunda kaldı. 

Hong Kong’u sömürgeleştirirken İngiltere’nin amacı, Pasifik Okyanusu’nda Çin ve Batı kentleri arasında gidip gelen para ve mal transferini kendi çıkarları doğrultusunda kolaylaştıracak güvenli bir liman kenti yaratmaktı.

Yerel halka karşı ırkçı politikalar...

Kısa sürede Hong Kong’ta Avrupalılara haksız ayrıcalıklar kazandıran ve yerli halka karşı ırkçı bir ayrımcılık politikası üreten hiyerarşik bir toplumsal yapı oluştu. Yani diğer pek çok sömürgede olduğu gibi Hong Kong örneğinde de sömürgecilik sürecinin kendisi, ayrımcılık, eşitsizlik ve şiddet içeren bir yapı üretti. Pahalı lokantaların duvarlarına asılan 'köpekler ve Çinliler giremez' tabelaları ve yerli halkın Avrupalı azınlığın oturduğu semtlere yerleşmesinin yasaklanması, sömürgeci toplumsal yapının artık kilişeleşmiş örnekleriydi.

İngilizler, sömürgeci politikalarını meşrulaştırmak için her zaman olduğu gibi Batı dünyasının 'uygarlaştırıcı misyonu' retoriğini kullandılar. Bu retorik çerçevesinde Batı, Batılı olmayan toplumları kendi ekonomik çıkarları için değil, ama Batı uygarlığını bu toplumlara taşımak, onları içinde bulundukları 'geri', 'barbar' ve 'ilkel' durumdan kurtarmak için sömürgeleştiriyordu.

1898 yılına gelindiğinde İngiltere, imzalanan kira sözleşmesi ile Kowloon Yarımadası’nın kuzeyini de sömürgeye dahil etti ve bu bölgeye 'New Territories' adı verildi. Fakat anlaşmaya göre, özel bir statü ile sömürgeleştirilen 'New Territories', 99 yıl sonra yani 1997’de Çin’e devredilecekti. 

Kısa bir süreliğine Japon işgalindeydi

Bu arada kısa bir süreliğine Hong Kong, İkinci Dünya Savaşı sırasında yani 24 Aralık 1941'de Japonların eline geçti ve 1945 yılında yeniden İngilizlere verildi. 

Kira sözleşmesinin uzatılması talebi

1982 yılında Hong Kong'un geleceği konusunda Çin ile İngiltere arasındaki görüşmeler başladı. İngiliz tarafının kira süresinin uzatılması yönündeki ilk teklifi, Çin tarafından reddedildi. Adanın devrinden başka bir önerinin kabul edilemez olduğunun açıklanması üzerine, o tarihte görüşmeler anlaşmaya varılamadan tamamlandı. Bu durumun piyasalarda yarattığı kaosun da etkisiyle kısa bir süre sonra tekrar başlayan görüşmelerin ikinci turu, 1984 yılında imzalanan 'Ortak Deklarasyon' neticesinde anlaşma ile sonuçlandı.

'Özel idari bölge' olarak yönetilmesine karar verildi

Anlaşmanın ana fikri, 1997 yılının 1 Temmuz tarihinde Hong Kong’un egemenliğinin Çin’e devri ile ülkenin en az 50 yıllık süreç boyunca 'Tek Ülke İki Ayrı İdari Sistem' esası çerçevesinde kendi yönetsel bağımsızlığını ve yapısını korumak ve yalnızca dışişleri ve savunma konularında doğrudan Çin’e bağlı olmak suretiyle ayrı bir 'Özel İdari Bölge' şeklinde yönetilmesidir.

Hong Kong’un idaresinde uygulanacak esasları belirleyen 'Temel Kanun', 1990 yılında yürürlüğe konuldu. Söz konusu kanun, Hong Kong’un devir sonrası sahip olacağı yüksek düzeydeki özerkliğin en büyük garantisi niteliğindedir. Bu nedenle, Hong Kong’un özerkliğini garanti altına alan hükümlerin önemli ana başlıklarına değinmekte fayda var.

  • Sosyalist sistem ve politikalar Hong Kong’ta uygulanmayacaktır.
  • Kapitalist ekonomik sistem ve serbest ticaret politikası en az elli yıl süreyle tatbik edilmeye devam edilecektir.
  • Özel mülkiyet hakları kanunla korunacaktır.
  • Yabancı ülkelerin Hong Kong’ta yatırım yapmalarına veya herhangi bir şekilde ticari faaliyet göstermelerine ilişkin mevzuat aynen muhafaza edilecektir.
  • Hong Kong bağımsız maliyeye sahip olacak, Çin bütçesine karşılıksız aktarma yapılmayacaktır.
  • Ülkenin resmi dili İngilizce olmaya devam edecektir.
  • Hong Kong Doları uluslararası mali piyasalardaki konvertibilitesini sürdürecek, kambiyo sınırlandırmalarına gidilmeyecektir.
  • Hisse senedi borsaları ile altın ve döviz piyasaları faaliyetlerine devam edecektir.
  • Hong Kong serbest ticaret bölgesi olma konumunu muhafaza edecek, ticareti keyfi olarak engelleyecek düzenlemeler yapılmayacaktır.
  • Ayrı bir gümrük bölgesi olma özelliğini Hong Kong sürdürecektir. Çin ile arasındaki sınır korunacaktır.
  • Son İtiraz Mahkemesi (Ülkemizdeki Yargıtay’a benzer bir yargı organı) kurulacak ve üyelerden biri İngiliz Milletler Cemiyeti mensubu olacaktır.
  • Yargıda İngiliz sistemi uygulanmaya devam edecektir.
  • Uluslararası kuruluş ve organizasyonlara olan bağımsız üyeliğini Hong Kong Özel İdari Bölgesi adı altında olmak kaydıyla sürdürecek, kendi menşe şahadetnamelerini düzenlemekte serbest olacaktır.
  • Ülkenin adı Çin Halk Cumhuriyeti Hong Kong Özel İdari Bölgesi olacaktır.

1 Temmuz 1997: Hong Kong, Çin'e devredildi

Yüzyılı aşan bir süredir İngiliz sömürgesi olan Hong Kong kenti, 1 Temmuz 1997'de düzenlenen görkemli bir törenle Çin’e devredildi.

Son İngiliz Valisi Bay Chris Patten ile birlikte İngiliz askeri varlığı tümüyle adayı terk etti. Baş İdareci Tung Chee Hwa ve onun tarafından atanan Sekreterler Kurulu göreve başladı. 

İlk kadın lider

Çin’in Hong Kong Özel Yönetim Bölgesi’nde Pekin hükümeti yanlısı aday Carrie Lam, 2017 yılında bölgenin yeni dönem Baş Yöneticiliği görevine seçildi.

Lam, bin 194 delegeli seçim komisyonundan 777 oy alarak Hong Kong’un ilk kadın lideri olmaya hak kazandı.

Kişi başı gelir 50 bin dolar

Hong Kong, dünyanın en büyük limanlarından biri ve Asya'nın en önemli ticari noktaları arasında yer alıyor. 

7,3 milyonluk nüfusuna rağmen ülke, Asya'nın en önemli ekonomi, finans ve ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Kişi başına düşen milli gelir yaklaşık 50 bin dolar. 

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2019, 13:34

Banu Fırıncılar

Banu Fırıncılar, 1995 yılında İzmir’de doğdu. İlkokul ve lise eğitimini İzmir’de tamamladıktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih bölümünü kazandı. Üniversite yıllarında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nde staj yaptı ve çeşitli internet sitelerinde çevirmen olarak çalıştı. Aynı zamanda Orta Doğu Araştırmaları alanında seminerlere katıldı. Üniversiteden Ocak 2019’da mezun oldu ve şubat ayından beri Habernediyor.com’da editör olarak çalışıyor.


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER