Eee... Diller bu sesler olmadan var olamıyor!

“Imm”, “eee”, “aaa”, “hıh” gibi sesler yapılan araştırmalara göre, bir dilin kusurları değil, aksine karşılıklı diyaloğun vazgeçilmez birer parçası.

Eee... Diller bu sesler olmadan var olamıyor!

Çoğu yazar bu sözcükleri kullanmaktan kaçınır. Hatta, diksiyon hocalarının bu ifadelerden nefret ettiğini bile söylemek abartı olmaz sanırım. Aslında bu sesleri kelime olarak nitelendirmek de ne kadar doğru? Henüz bir yorumda bulunmak doğru olmaz belki ama  “ımm”, “eee”, “aaa”, “hıh” gibi sesler ve duraklamalar yapılan araştırmalara göre, bir dilin kusurları arasında değil. Aksine, bu sesler karşılıklı diyaloğun vazgeçilmez birer parçası.

Sadece yazılı metinlerle olacak iş değil!

Dil öğrenmek için masanın başına oturduğumuzda, önümüze çoğu zaman yazılı birer metin alır, okumaya başlarız. Fakat aslında dil kullanımının büyük bir parçası aslında kitaplar arasında değil. Yabancı biriyle kurduğumuz diyaloglarda...

Yüz yüze yapılan muhabbetlerin çoğu, doğaçlamanın birer ürünü olmasından dolayı kontrol alanımızın dışındadır bir bakıma. Bu sebepten dolayı, dil öğrenirken çoğu insan yabancı bir dilde diyalog kurmakta zorlanır ve işin gerçeği çoğu zaman doğal yaşamın parçası olan bu oral iletişim es geçilir.

Ancak ünlü yazar N.J. Enfield’a göre, karşılıklı diyaloğun dinamikleri bu denli basit görülüp göz ardı edilmemeli. “Nasıl Konuşuruz?” adlı kitabında, “sadece insanlar arasındaki doğal etkileşimde görülen dilin özellikleri” konusunda farklı çıkarımlarda bulunan Enfield, doğaçlama sonucu gelişen karşılıklı iletişimin dil üzerindeki önemini vurgulamıştır.

Kitabında, “En basit bir iletişim bile, etkileşimde bulunan kişilerin karşılıklı işbirliği ve doğru zamanlaması ile gerçekleşir. Bu bir başarıdır.” ifadelerine yer veren Enfield, yazılı metinlere çoğu zaman dahil edilmeyen bu minik sözcüklerin, yani seslendirmelerin, dil için önemini vurgulamıştır.

“Imm” ve “eee” gibi seslendirmeler sağlıklı bir iletişimin parçası mı?

Karşılıklı diyaloğu sürdürebilme; bildirim göndermek ve almak, alınan geri bildirime göre kendimizi ayarlamak ve karşı tarafın ifade ettiği bir yanlışı düzeltmek gibi farklı işlevleri içerisinde barındırır. İşin mucizevi yanı ise, bu olanların hepsi çok hızlı ve bilinçsiz bir şekilde gerçekleşir.

Farklı dillerin de yer aldığı karşılıklı iletişim üzerine yapılan çalışmalarda, iki kişinin yer aldığı bir sözlü diyalogda bir konuşmacıdan karşıdaki konuşmacıya geçiş sürecinin %85’inin bir saniyenin üçte biri kadar bir süre içerisinde gerçekleştiği tespit edildi.

Bir konuşmacıdan diğerine geçiş arasındaki bu kısa süre, aslında bize karşıdakinin bitirmiş olduğu ifadeyi anlamamız ve bu bağlamda yanıt vermemiz için yeterli imkanı vermiyor. İşte, tam bu esnada, “eee” vari seslendirmeler bu geçiş sürecini sağlıklı bir şekilde karşılamamıza imkan tanıyor.

Hata düzeltirken “Iı-ııı” ve “eee” arasındaki işlev fark nedir?

Bunlara ek olarak, “ıı-ııı”, “eee” gibi seslendirmeler ayrıca herhangi bir hatayı düzeltmek için de kullanabiliyoruz. “Eee... hayır canım mesele o değil.” “Eee..” sesi burada, “ıı-ııı” seslendirmesine kıyasla bekleme süresini biraz daha uzatır. Bu esnada karşıdaki konuşmacıya, “eee” sesini çıkaran kişinin zihinsel süreci hakkında küçük bir bilgi verir.

Tekrardan ifade etmek gerekirse, görünüşte çok da önemli adledilmeyen bu sözcükler veya seslendirmeler aslında biz farkına varmadan iki tarafın tavır ve tutumuna ilişkin bilgi veriyor.

“Hıh?” sesi tüm dillerde kullanılıyor mu?

Türkçe’de “hıh?” olarak karşımıza çıkan bu seslendirme neredeyse tüm dillerde mevcut. “Hıh?” sesi karşıdakine bir noktayı kaçırdığımızı veya anlamadığımızı ifade etmek için bilinçsiz olarak kullandığımız bir yöntemdir.

 Bu sesi çıkartmamıza sebep olan birçok etken söz konusu olabilir. Yapılan araştırmalarda, karşıdaki insanı anlamadığımız durumlarda kullandığımız bu seslerin veya sözcüklerin normal bir diyalog içerisinde 84 saniyede bir tekrarlandığı gözlemlenmiştir.

İletişim içerisindeyken neredeyse hiç çaba sarfetmeye gerek kalmadan ortada yolunda gitmeyen bir durum olduğunu veya bir kopukluk yaşandığını ifade etmek için böyle bir seslendirmeyi kullanıyor olmamız aslında çok pratik.

“Hıh?” sesinin iletişimdeki yeri sandığımızdan çok farklıymış

“Hangisi?”, “Ne kadar?” ve “Ne demek istiyorsun? Anlamadım” gibi ifadeler de ortada bir kopukluğun yaşandığını belirten kalıplar arasında yer alıyor fakat bu ifadeleri dile getirmek daha fazla zaman almakla birlikte, konuşmacının tam olarak neler kaçırdıklarını kavraması hususunda daha spesifik bir yaklaşım benimsemesi gerektiği komutunu veriyor.

İşin özü, günlük hayatta konuşurken kullandığımız bu sesler farkında olmadığımız inceliklere sahip olmakla birlikte, iletişim kurmamızı çok daha kolaylaştırıyor. Kişiler arasındaki söz alışverişi, bu ifadeler aracılığıyla daha sağlam ve daha hızlı bir temele oturturularak, daha sağlıklı bir iletişimin kurulmasına ön ayak oluyor. Bu da çoğu zaman gereksiz olarak nitelendirdiğimiz “hımm”, “hıh” ve “eee” gibi seslerin aslında önemsiz olmadığını bizlere hatırlatıyor.

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2019, 11:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER