Game of Thrones 8. Sezon 2. Bölüm - Bir Yedi Krallık Şövalyesi

Bir Pazar akşamı daha geride kalırken, Game of Thrones dünyasının acımasız kıskacında kışın artık kapıya iyice dayandığını anlamış bulunmaktayız. Son sezonun ikinci bölümü de izleyici ile buluşmuşken hayranlar bir sonraki bölüm için gün saymaya başladı bile…

Game of Thrones 8. Sezon 2. Bölüm - Bir Yedi Krallık Şövalyesi

Fenomen haline gelmiş dizinin yıllardır devam eden etkileyici hikâyesinin son bulacak olmasına çok az kaldı. Gittikçe daha karanlık bir hava ve bilinmezliğin hâkim olduğu Game of Thrones serisinde son dört bölüm kala, olaylar yavaş yavaş da olsa başladı diyebiliriz. 2011 yılından beri bizlerle beraber olan karakterlerin bildiğimiz tanıdığımız hallerinden çok farklı kişiliklere büründüklerini görmek ve bu değişim sürecini en başından itibaren onlarla birlikte deneyimleyebilmek; herhalde bu dizinin niçin bu kadar sevildiğinin de bir göstergesi. Bu haftaki bölüm bizi en çok şaşırtan karakter Maisie Williams’ın canlandırdığı ‘Arya’ olurken, Game of Thrones’un en etkileyici sahnelerinden biri olarak hatırlanacak sahne de Brienne (Gwendoline Christie) ve Jamie Lannister’a (Nikolaj Coster-Waldau) ait oldu.

Haberimizin devamı SPOILER içermektedir!

Game of Thrones 8. Sezon 2. Bölümünde Neler Oldu?

O aradığımız, tadı çok eskilerde kalmış ve neredeyse unutmuş olduğumuz; Game of Thrones kitap serilerinin yazarı George R.R. Martin’in hikâye anlatımı tarzına uygun bir öyküleme izledik bu ikinci bölümde. Karakter gelişimleri ile birlikte hüküm sürmekte olan ağır hava ve karanlık; tüm bölüm süresince hâkimdi. Karakterler arasındaki diyaloglar 8. Sezonun ilk bölümüne nazaran biraz daha derinlik taşıyordu. Ak Gezenler, Winterfell’in kapılarına dayanmak ve içlerinden birçoğunun kanını akıtmak üzereydi (kabul edelim; Game of Thrones dünyasında iki bölüm art arda kan akmadığı pek görülmemiştir) ve belki de o akşam son geceleriydi.

İşte böyle bir gecede Tyrion Lannister (Peter Dinklage) o ilk sezondaki hallerine bir dönüş yaptı ve eline şarabını alıp dünyayı umursamadığı günlerden bahsetmeye başladı; eskisi gibi umursamaz bir tavır takınarak. Yanmakta olan ateşin etrafında toplanıp geniş salonun duvarlarında titremekte olan gölgeleri izlerlerken; küçük ve yarından pek de ümitli olmayan bir grup olarak sohbet etmeye başladılar. Tormund Giantsbane (Kristofer Hivju) dev sütü içtiği için bu kadar güçlü olduğu ile böbürlenirken, Podric Payne (Daniel Portman) şarkı söyleyerek -sesi de oldukça güzeldi- dinleyenleri şaşırttı. Bu gölgelerle dolu salonun en etkileyici sahnesi ise hiç kuşkusuz, Brienne of Tarth’ın Jamie tarafından Yedi Krallık'ın Şövalyesi ilan edildiği anlardı. Ölümün kapıda beklediği o anlarda en mutlu olan kişi, çoktan hak etmiş olduğu bu unvanı sonunda kazanabilmiş olan Brienne idi.

Jamie Lannister’ın Winterfell’e tek başına gelmiş olması, Daenerys Targaryen’i (Emilia Clarke) bir hayli sinirlendirdi bu arada. Ejderhaların annesinin gittikçe huzursuz, endişeli, sinirli, taht konusunda soru dahi kabul etmeyen bir hale büründüğünü gözlemliyoruz. Sansa Stark (Sophie Turner) ile yaptığı konuşma esnasında, Sansa’nın Kuzey’in özgürlüğünden ödün vermemesi; Daenerys’i daha da sinirlendirdi. İkisinin arasındaki gerilim artık buzdan bir duvar haline bürünmüşken, John Snow'un (Kit harrington) da kendisinin aslında Aegon Targaryen olduğu hakkında açıklama yapması, Starklar ve Daenerys arasındaki ittifakın bozulacağının sinyallerini veriyor olabilir.

Demir Taht konusunda sadece kan yoluyla hak iddia edebilecek olan Daenerys’in Game of Thrones evreninin Westeros kıtası kurallarınca Aegon Targaryen karşısında pek bir şansı yok. Diz çökmek zorunda olması gerektiğinde bu emri yerine getirmek istemeyeceği de su götürmez bir gerçek; özellikle de ardında herkesi ve her şeyi küle çevirebilecek iki yetişkin ejderha varken.

Arya Stark’ın Gendry (Joe Dempsie) ile yakınlaşması ise, bu haftaki bölümün en çok konuşulan sahnelerinden oldu. 2011’de masum, haşarı, o küçük ağzına çok büyük gelen intikam yeminleriyle geniş bir hayran kitlesi edinen Arya; bu yepyeni, soğuk, öldürücü ve korkusuz hallerine bir yenisini daha ekledi. Ak Gezenler gelmeden ve ölümün soğuk ellerini boğazında hissetmeden önce Gendry ile bir akşam geçirmek istedi.

Arya, Frey Hanesi'ni tek başına ezip geçtiğinde henüz izleyicilerin gözünde büyümemişti belki ama bu son sezonun ikinci bölümünü geride bıraktığımız günlerde artık gerçekten de büyümüş olduğunu kabul etmek gerekiyor olabilir.

Game of Thrones izleyicilerin en çok beklediği sahnelerden olan Bran Stark (Isaac Hempstead Wright) ve Jamie karşılaşması sonunda gerçekleşti. Bran, Jamie’nin onu kuleden itip sakat bırakmasıyla ilgili yaptıklarını kimseye söylemedi. Üç gözlü kuzgun olarak bir hayli değişmiş olan Bran’in Jamie’yi sağ bırakmak istemesi, dizinin henüz gerçekleşmemiş olan efsanelerinden “Azor Ahai” (büyük karanlık sonrası Ak Gezenleri kılıcı ile yenmiş kahraman) ile ilgili teorilere yeşil ışık yakarken; ikili arasındaki konuşmalar tüm sezonların özeti niteliğindeydi:

“Ah şu aşk için yaptıklarımız!”

Jamie bu sözü ilk sezon daha henüz çok küçük bir çocuk olan Bran’i kuleden aşağı iterken söylemişti. Şimdi ise her şeyi geçmişte bırakan Bran'in ağzından duyduk bu sözleri...

Game of Thrones 8. Sezon 2. Bölümde, kış artık Winterfell’in kapısında ve kahramanlar; bir zamanlar alaşağı etmek için savaştıkları Stark Hanesi ile aynı çatı altında savaşmakta…

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2019, 08:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER