"Ramiz Dayı" vefatının 8’inci yıl dönümünde anılıyor 

Vefatından önce rol aldığı Ezel dizisinde canlandırdığı Ramiz Dayı karakteri ile hafızalara kazınan Tuncel Tayanç Kurtiz, vefatının 8’inci yıl dönümünde sevenleri tarafından anılıyor. 

KÜLTÜR-SANAT 27.09.2021, 13:03 Başak Çetin
"Ramiz Dayı" vefatının 8’inci yıl dönümünde anılıyor 

Bugün, Oyuncu, yönetmen, yapımcı ve senarist Tuncel Tayanç Kurtiz’in vefatının 8’inci yıl dönümü. Selanik doğumlu Türk bürokrat Hamdi Vala Kurtiz ve Boşnak kökenli Müfide Kurtiz’in oğlu olarak dünyaya gelen Kurtiz, 1 Şubat 1936 tarihinde İzmit Bahçecik’te dünyaya geldi. Babasının görevi gereği eğitim hayatını pek çok farklı şehirde geçiren Tuncel Tayanç, İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nden mezun olduktan sonra hem üniversite eğitimine hem de İETT’e yarı zamanlı ışık kontrolörü olarak mesleğe başladı. Hukuk, felsefe, sanat tarihi, psikoloji ve İngiliz filolojisi gibi farklı bölümlere kayıt yaptıran usta oyuncu, yüksek öğrenimini tamamlamadan üniversiteden ayrıldı. 

1958 senesinde oyunculuğa başladı 

1958 senesinde, henüz 22 yaşındayken Haldun Dormen Tiyatrosu’nda oyunculuğa başlayan Tuncel Tayanç, ilk resmi oyunculuğunu 1964 yapımı “Şeytanın Uşakları” filminde gösterdi. Oyuncu, hayatı boyunca 100’den fazla sinema filminde oynadı.  



1979’da yönetmenliğe adım attı 

1979 senesinde “Gül Hasan” filmi ile senaryo yazarlığı ve yönetmenliğe adım atan Kurtiz, sonrasında senaryo yazımına ara vermeden devam etti.  

80 Darbesi’nde yurt dışına yerleşti 

12 Eylül 1980 askeri darbesinden kısa süre sonra yurt dışına yerleşen oyuncu Almanya, ABD ve İsveç’te sinema ve tiyatro projelerinde yer aldı.  

Tüm projelerinden ziyade özellikle “Ezel” dizisinde canlandırdığı “Ramiz Dayı” karakteri ile tüm kuşakların hafızalarına kazınan Kurtiz, çok sayıda ödüle sahiptir. Büyük usta, İstanbul Etiler’de bulunan evinde, 27 Eylül 2013 tarihinde düşüp başını çarpması sonucu 77 yaşında vefat etmiştir. 



“Ta Anadolu’nun temelinde on bin senelik kültürümüz var” 

Usta oyuncu, kendisiyle yapılan bir söyleşide, Türk sineması hayalini şu şekilde anlatmıştır: “Bu, bizim devrimci sinemamız, bu topraklardan çıkacak. Bu toprağın tarihinden, felsefesinden, sosyolojisinden çıkacak. Bizim başka çaremiz yok. İçinde Karacaoğlan da olan Ağrı Dağı’nın çiçekleri de Nazım Hikmet, İlhan Berk ve Fuzuli de olacak. Çünkü biz, büyük bir yelpazenin içindeyiz. Çok büyük kültürel temellerimiz, ta Anadolu’nun temelinde de on bin senelik kültürümüz var. Bu kültür içinde Türkmenler, Yörükler ve diğer kültürler var. Bir tarafta Şah İsmail, bir tarafta Göktürkler, diğer tarafta Azerbaycan ve Osmanlı’nın Nedim’i, Fuzuli’si var. Yani öyle büyük bir coğrafyadan geliyoruz ki bunları yakalayabilmemiz gerekiyor.” 

Yorumlar (0)
11
parçalı az bulutlu