Mersin’de tarihi keşif: Keçi ararken milattan önceki yazılı tasvirleri buldu

Mersin'de bir çoban kayalıklardan düşen keçisini aramak için hareket ederken kaya üzerinde hayvan ve insan tasvirleri görmesi üzerine yetkili birimlere haber verdi. Olay yerinde Türk Dil Kurumu (TDK) Yazıt Bilimi Kolu Başkanı Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz gelerek yüzeyde araştırma yaparken, merak eden vatandaşlar bölgeyi görmeye gitti.

KÜLTÜR-SANAT 17.05.2022, 12:24 18.05.2022, 09:26 Merve Yüksel
Mersin’de tarihi keşif: Keçi ararken milattan önceki yazılı tasvirleri buldu

Erdemli ilçesine yaklaşık olarak 20 kilometre mesafede bulunan Arslanlı köyünde eski yerleşim alanlarına yakın bir vadinin üzerindeki kayalıklarda hayvanlarını besleyen bölge halkından Osman Erdoğan'ın keçisi vadiden aşağı düştü. Hayvanını bulmak için vadinin yamacına doğru giden Erdoğan, bir mağaraya girdi. Duvarlarda boyalarla tasvir edilmiş resimleri fark eden çoban durumu hemen yetkililere bildirdi.

Ayı ve dağ keçisi gibi birçok resim çizilmiş

3 sene öncesinde meydana gelen bu durumu o zamanlarda emekli tarih öğretmeni Ahmet Refik Erdem ve yanındakiler yerinde görerek, bu motiflerin incelenmesi için durumu Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi TDK Yazıt Bilimi Kolu Başkanı Prof.Dr. Cengiz Alyılmaz'a iletti. Covid-19 sürecinin sonlarına gelinmesiyle beraber bölgeye ulaşan Prof. Dr. Alyılmaz, alanda yüzey incelemesi gerçekleştirdi. Yüzey araştırmasının sonrasında insandan, ayıya, dağ keçisine kadar birçok hayvanın tasvirinin olduğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz, resimlerin milattan öncesine ait olduğunu fakat net bir tarih verilebilmesi adına ayrıntılı çalışma yapılması gerektiğini kaydetti.

Tasvirler zamanın tarihi önderlerine ışık tutuyor

Civardaki resimlere yerinde şahit olduğunu ve belgelediğini belirten TDK Yazıt Bilimi Kolu Başkanı Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz, "Türk halkının burada bulunan kültürel envanterinin yoğun olduğunu ve kesinlikle sahip çıkılmasının gerektiğini söyleyebilirim. Bu bölgeden boya kullanılarak çizilmiş kaya üstü resimlere şahit olduk. Şamanlar, kamlar ve güneş başlı insanlar görüyoruz. Bu çizimler o zamanların halk liderleri ve yaşadıkları bölgenin bilgelerini resmediyor. İnsanın ve doğanın bir arada bulunduklarını ve doğaya atfedilen saygının bir nişanesi olarak dini törenlerde önemli bir yeri olan bazı hayvanların çizildiğini görüyoruz. Kararlılığı, cesareti ve asaleti ifade eden dağ keçileri de resmedilmiş. Bunun yanı sıra ayı çizimleri de bulunuyor. Ayı çiziminin manası ise çok önemli, aklı ve gücü ifade ediyor” diye konuştu.

"Her tarihi eser bulundukları yerin tapu senedidir"

Bulunulan coğrafyanın Yörük ve Türkmen olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Alyılmaz, "Buraya genetik hafıza kodlamasıyla gelerek yerleştiğini düşünüyoruz. Türkler bu alanı Tanrı'ya yaklaşacakları en yakın yer olarak gördüğü için tıpkı Altay Dağları, Tanrı Dağları ve Sibirya'daki gibi yaparak buraya da kaya üstü resimler çizdiklerini görüyoruz. Burada bulunan tasvirler kök boya ile oluşturulmuş kaya üstü çizimler. Bunlara yakın olan çizimler Türk dünyasının değişik birçok bölgesinde bulunuyor. Doğu Türkistan öncelikli olmak üzere Mongol Küre şeklinde isimlendirdiğimiz bölgede de aynı bu şekilde doğal mağara çizimleri bulunuyor. Boya ile çizimler yapıldığından ötürü tarihini belirleyebiliyoruz. Milattan Önce olduğunu düşünüyoruz. Şu an için yüzey araştırmasını gerçekleştirdik. Profesyonel ve net bir tarih verilebilmesi için daha çok inceleme yapmak gerekiyor. Ben ve grup arkadaşlarım hep beraber bu alana bütün izinleri alarak geldik. İncelemelerin devam eden kısımlarında bilimsel akademik belgelemesinin yanı sıra tarihlendirme hususunda da çalışmalar gerçekleştireceğim. Her epigrafik belge, her tarihi eser bulundukları alanın tapu senetleri olarak görülür. Bu eserler beşerî tarihin en eski yazılı belgeleri olarak görülmektedir" dedi.

Keçi ararken tarihi eser buldu

Emekli tarih öğretmeni Ahmet Refik Erdem bu tarihi alanı muhtarla beraber Prof. Dr. Alyılmaz'a iletti. Bölgenin fark edilmesinin tamamıyla şans eseri olduğunu belirten Erdem, "Osman Erdoğan isimli genç çoban keçilerini otlatırken bir tanesi aşağıya düşmüş. Bu köyden O da onu aramaya aşağıya indiğinde mağaradaki resimleri bulmuş. Sonrasında da bizi aldı buraya getirdi" şeklinde ifade etti.

Bugün ise yeniden bölgeye ulaştıklarını belirten Erdem, Prof. Dr. Alyılmaz'ın çalışmasından sonra net tarihlendirmenin ortaya çıkacağını ve eserlerin koruma altında olması gerektiğine vurgu yaptı.

Yorumlar (0)
16
parçalı az bulutlu