Geçmiş eserler, tarihi eser doktorlarının elinde hayat buluyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan bölge laboratuvar müdürlüklerinde, tarihi eserlerin yenileme ve bakım kapsamındaki çalışmaları, konservatörler ve restoratörler tarafından yapılıyor.

KÜLTÜR-SANAT 12.04.2021, 16:05 13.04.2021, 11:01 Ömer Aksan
Geçmiş eserler, tarihi eser doktorlarının elinde hayat buluyor

Türkiye'de, tarihi eserlerin bakım ve yenileme çalışmaları, bünyesindeki bölge laboratuvarı müdürlüklerinde görevli restoratör ve konservatörler tarafından yapılıyor.

Tarihi eser doktoru gibi çalışıyorlar

Büyüklük bakımından alanında, Türkiye'de 2. sırada bulunan Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı'nda hizmet veren konservatörler ve restoratörlerin çalışmaları paylaşıldı.

Birbirinden farklı medeniyetlerden izler bulunduran tarihi eserlerin, sonraki nesillere ulaşmasını sağlayan restoratörler, müzelere kayıtlı binlerce tarihi eserin onarım ve bakım çalışmalarını bilimsel kriterlere uygun bir şekilde gerçekleştiriyor.

Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürü Cengiz Özduygulu, 26 konservatör ve restoratörün dışında 4 analiz personeliyle birlikte çalışmalarını sürdürdüklerini açıkladı. Hizmet verdikleri laboratuvarın, bölge laboratuvarı olması sebebiyle 12 ilin kendi sorumluluk alanlarında olduğunu söylerken bütün Türkiye’den gelen tarihi eserlerin restorasyonunu yaptıklarını ifade etti.

Kazı alanlarında ortaya çıkan tarihi eserlerin, kendi laboratuvarlarına geldiğini dile getiren Özduygulu, 2 yıl içinde 10 bine yakın tarihi eser üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Gelen bu eserlerin, hastanelerde yapılan hasta dosyaları gibi eser kartlarını çıkardıklarını ifade eden Özduygulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çıkardığımız kartlar, eserin o zamanki durumunu belgeleme niteliğine sahip. Bu bilgi kartlarında detaylı bilgiler ve fotoğraflar bulunuyor. Bu eserlerin belgeleme işlemleri için birçok analiz yapılıyor. Burada yapılan iş tecrübe, beceri ve bilgi gerektiriyor. Bulduğumuz arkeolojik eserlerin içinden taşlar, metal eserler, cam eserler, pişmiş topraklar, çıkabiliyor. Bunun haricinde etnografik eserlere de sahibiz. Kilim, halı, kitaplar ve belgeler tarzında eserler üzerinde de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tarihi eser sayısı, çalışmalarımızı gösteriyor ancak bazı durumlarda çalışmalarımızı bütünüyle gösteremiyor. Kilim üzerinde çalışırken bazen aynı kilim üzerinde 6 ay boyunca 2 kişi çalışabiliyor. Dolayısıyla 6 ay boyunca bir tek eser üzerinde çalışıyorlar. Örneğin, sikke üzerinde çalışılırken tek bir kişi bir günde bir sikke üzerinde çalışabiliyor. Geçen yıl 6 bin gibi bir eser üzerinde çalıştığımızı görüyoruz. Salgın dönemi olması sebebiyle esnek çalışma dönemleri hesaba katıldığında bu, oldukça ciddi bir sayı. Salgından önceki 4 bin 300 civarında eser üzerinde çalıştığımızı görüyoruz. Bu sayı, tamamen laboratuvarlarımıza gelen tarihi eserlerin niteliğine bağlı bir durum. Dolayısıyla son iki senede 10 binin üzerinde eser çalıştık.”

“Eser parçaları mikroskobun altında birleştiriliyor”

Konservasyonun, tarihi eserleri koruma, restorasyonun ise onarım çalışmalarını kapsadığı açıklayan Özduygulu, bir eserin niteliğinin çalışmanın süresini ve tekniğini belirlediğini söyleyerek şunları aktardı:

"Mikroskop altında çalışma yapmamızın nedeni, gözle görülmeyen bütün detayları orada görüp, eserin konservasyonu ve restorasyonu için gerekli olan çalışmaları yapabilmek. Örneğin, bir sikke üzerindeki çalışmamız bir günde bitebiliyorken bir başka sikkede ise günlerce çalışmamız gerekebiliyor. Şu an üzerinde çalıştığımız sikkeler, Tapu ve Kadastro Müdürlüğüne ait olmakla birlikte Osmanlı ve Cumhuriyet yıllarının ilk dönemine ait mühürler olduğunu görebiliyoruz. Sikkelerimiz de Selçuklu, Osmanlı ve Roma dönemlerine ait."

Mustafa Kemal Atatürk'ün giyinme paravanı restore ediliyor

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hediye edildiği bilinen ve Cumhuriyet Müzesi’nde bulunan, kâğıt ve işli kumaş detaylarının bulunduğu, giyinme paravanın restorasyonunu yaptıklarını açıklayan Özduygulu, şunları aktardı:

"Elimizdeki eser, II. Meclis binasında da kullanılan ve Atatürk'e daha önce hediye edilmiş, Cumhuriyet Müzesi geçmiş bir tarihi eser. Ardından o eserdeki yıpranma sebebiyle, eser depoya kaldırılmış. Çalışmalarımızın ardından eser, Cumhuriyet Müzesi'nde sergilenecek. Bu eser üzerinde 6 aydır çalışıyoruz ancak bir 6 ay daha çalışma hedefimiz mevcut.”

“Eski Tunç dönemine ait idoller de laboratuvarda”

Özduygulu, Kayseri Kültepe’de yapılan kazılardan çıkarılan ve Eski Tunç dönemine ait olduğu bilinen dünyaca ünlü idollerin de kendi laboratuvarlarında olduğunu ve üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Bu eserlerin, laboratuvara getirilmesi aşamasında zarar görmemeleri amacıyla, toprakla birlikte kazıdan çıkarıldığına dikkat çekti ve sözlerini şöyle bitirdi:

"Ana tanrıça figürünü tasvir eden figürlere 'idol' adı veriliyor. Laboratuvara getirildiğin öncelikle eserlerin sağlamlaştırma çalışmasını yaptık. Daha sonra birçok teknik ve mekaniz temizlik aracılığıyla eserleri teşhir edilebilir hale getirmeye çalıştık. Bahsettiğimiz eserlerin restorasyonu 2 sene kadar sürdü. Bu kapsamda 4 arkadaşımız çalışırken elimizde 60 eser var.”

Yorumlar (0)
14
açık