'Çöl Kaplanı' Fahrettin Paşa ve Medine Müdafaası...

Türk ve İslam tarihinin en önemli komutanlarından biri olan 'Çöl Kaplanı' Fahrettin Paşa vefatının 73. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıldı. Kutsal emanetlerin İngilizlerin eline geçmesine izin vermeyen büyük komutan Fahrettin Paşa'nın zorlu Medine Müdafaası'na ilişkin tüm detayları sizler için hazırladık.

KÜLTÜR-SANAT 27.11.2021, 00:33 27.11.2021, 15:38 Kaya
'Çöl Kaplanı' Fahrettin Paşa ve Medine Müdafaası...

Türk ve İslam dünyasının en başarılı komutanlarından biri olan Fahrettin Paşa 22 Kasım’da vefatının 73. yıl dönümünde saygı ve rahmete anıldı.

‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşanın anıldığı bu günlerde akla gelen ilk şey kuşkusuz Medine müdafaası oldu. ‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşanın Medine müdafaasında askerleriyle birlikte yapmış olduğu savunma büyük bir direniş örneğidir. O dönem İngiliz ajanı Lawrence tarafından “Çöl Kaplanı” diye anlatılan Fahrettin Paşa, Türk İslam tarihine de adını büyük harflerle yazdırmıştır. Medine müdafaası, dönemin çok zorlu şartlarına rağmen tam 2 yıl 7 ay süren bir savunmadır. Kararlı ve cesur bir şekilde Medine’nin müdafaasını gerçekleştiren Fahrettin Paşa, daha sonrasında "Türk Kaplanı", "Çöl Kaplanı”, “Medîne Müdâfii”, “Medine Kahramanı” diye anılmıştır.

İngiliz ordusunun Medine’ye girmesini engelleyen ‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşa kimdir? Medine’yi müdafaa sırasında neler yaşandı? Fahrettin Paşa ve askerleri çekirge yiyerek nasıl ayakta kaldı ve büyük bir direnişe nasıl imza attı? Fahrettin Paşa kutsal emanetleri nasıl İngilizlerin elinden kurtardı ve İstanbul’a gönderdi? Medine müdafaası ve Fahrettin Paşaya dair tüm detaylar haberimizde.

‘Çöl Kaplanı’ Ömer Fahrettin Türkkan kimdir?


Fahrettin Paşa nam-ı diğer ‘Çöl Kaplanı’ 1868 yılında Bulgaristan’a bağlı Tuna Nehri kıyısındaki Rusçuk’ta dünyaya geldi. Asıl adı Ömer Fahrettin’dir. Soyadı kanunuyla birlikte Fahrettin Paşa, Türkkan soyadını aldı. Babası Mehmed Nahid Efendi, Nizam-ı Cedid Topçubaşısıdır. Annesi ise Mohaç kahramanı Akıncı Beyi Bâlî Bey’in soyundan Fatma Âdile Hanım’dır. 1900'de Ferik Ahmet Paşa'nın kızı olan Ayşe Sıdıka Hanımefendi ile evlenen Fahrettin Paşa’nın ikisi kız üçü erkek beş çocuğu vardır.

Fahrettin Paşa küçük bir çocukken 1877 – 1878 yılları arasında yaşanan Osmanlı – Rus savaşına (93 Harbi) tanıklık etti. 93 Harbi diye bilinen bu savaş küçük yaşlardaki Fahrettin Paşa’yı fazlasıyla etkilemişti. Savaş sırasında binlerce Müslüman hayatını kaybederken geri de kalanlarsa zorunlu göç ettirilmişti. İşte tüm bu yaşananlar Fahrettin Paşa’ da küçük yaşta asker olma arzusunu uyandırmıştı. Fahrettin Paşa ve ailesi de 93 Harbinden sonra İstanbul’a göç etti. Eğitimine burada devam eden Fahrettin Paşa 1888 yılında Harp Okulu’nu, 1891 ise kurmay subayların yetiştiği Erkan-ı Harbiye’yi bitirdi. Fahrettin Paşa okulu bitirdikten sonra ise kurmay yüzbaşı olarak orduda görev aldı.

Fahrettin Paşa’nın Medine müdafaasından önce almış olduğu görevleri


Fahrettin Paşa göreve başladıktan sonra Balkan savaşları sırasında büyük başarı gösterdi. O dönem Çatalca’nın savunmasında ve Edirne’nin geri alınmasında başarılı hizmetlerde bulundu ve dikkatleri kısa üzerine çekti.

Fahrettin Paşa, 1914 yılında I. Dünya Savaşında 4. Ordu Komutanlığı’na bağlı 12. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Bu süre zarfında görev yeri Musul’da başarılı çalışmalar gerçekleştirdi.

Fahrettin Paşa, 1915 yılında ise 4. Ordu Komutan Vekilliği’ne tayin edildi. Bu görevi sırasında Urfa, Zeytun, Haçin ve Musa Dağı’nda ki Ermeni isyanlarını bastırdı.

‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşa ve Medine Müdafaası


İngilizlerle birlikte iş birliği yapan Mekke Şerifi Hüseyin’in Medine de ayaklanma başlatacağı haberi gelince 4. Ordu kumandanı Cemal Paşa, Fahrettin Paşayı Medine’ye gönderdi.

28 Mayıs 1916'da askerleri ile birlikte yola çıkan Fahrettin Paşa 31 Mayıs’ta Medine’ye ulaştı. Fahreddin Paşa, Medine’ye gittiğinde Şerif Hüseyin'in birkaç gün sonra isyan edip ayaklanma çıkaracağını öğrendi ve bu durumu hemen Cemal Paşa 'ya bildirdi. Birkaç gün sonra yani 3 Haziran 1916 tarihinde Şerif Hüseyin ve beraberinde dört oğlu, Medine çevresindeki telgraf ve demiryolunu hatlarını tahrip ederek ayaklanmayı başlattılar. Başlayan bu ayaklanmanın hemen arkasından 5-6 Haziran da gece vakitlerinde Şerif Hüseyin ve beraberindekiler Medine karakollarına saldırdılar. Fahreddin Paşa’nın aldığı önlemler sayesinde Şerif Hüseyin ve yanındakiler geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece “Can Verir, Cananı Veremez Türkler.” diye şiirler yazılan kahramanlık, kararlılık ve inanç dolu destan, Medine müdafaası artık başlamıştı.

Olaylar başladığında isyancıların sayısı 50 bin, Hicaz bölgesindeki tüm Osmanlı askerinin sayısı da 15 bin kadardı. Fahreddin Paşa hızla karşı harekata başlayarak 27 Haziran 1916'da Bi'riali, el-İlave, Bi’rimaşi mevkilerindeki isyancıları başarı ile yenilgiye uğrattı. Daha sonrasında da Fahreddin Paşa, 15 Temmuz 1916'da takviye edilen yeni birliklerle Hicaz Kuvve-i Seferiyyesi kumandanlığı görevine atandı.

Tüm imkansızlıklara rağmen Medine'yi 2 yıl 7 ay boyunca müdafaa etti


Çok zor yıllardı. Birinci Dünya Savaşı devam ediyordu. Dünya savaş halindeydi. ‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşa ve ordusu ise peygamberin şehrini müdafaa ile görevliydi. Fahrettin Paşa için bu bir görev değildi sadece. Çok daha fazlasıydı. Fahrettin Paşa peygamberin emaneti olan bu şehri teslim etmemek için tüm kararlığı, inancı ve cesareti ile sonuna kadar mücadele etti. İmkansızlıklar içinde 2 sene 7 ay süren Medine savunma sırasında yaşananlar şöyleydi;

İsyancılar, Mekke Valisi Galib Paşa'nın yeteri kadar tedbir almaması sebebiyle 9 Haziran tarihinde saldırıya geçti. Cidde'ye 16 Haziran'da, Mekke'ye 7 Temmuz'da, Taif’e ise 22 Eylül'de cebren girdiler. Fahreddin Paşa'nın müdafaa ettiği Medine dışındaki hemen hemen tüm büyük merkezler isyancıların eline geçti. Bu esnada Kanal Harekâtı devam ediyordu. Osmanlı Devleti bu sebepten ötürü Hicaz'a asker gönderilemiyordu. Fahreddin Paşa, kısıtlı imkanlarla, büyük bir kararlılıkla Medine’yi müdafaa etmeye devam etti.

Fahrettin Paşa Medine de ve çevresinde yer alan bir güvenlik hattı oluşturmak için Bi'riabbas, Aşar Boğazı, Bi'rireha, Bi'riderviş ve Bi'rireha mevkilerini isyancıların elinden aldı. Fahreddin Paşa, 29 Ağustos 1916 yılında ise Medine ve çevresinde 100 kilometrelik bir emniyet şeridi oluşturmayı başardı.

Fahrettin Paşa, kutsal emanetleri İstanbul’ a gönderdi


Osmanlı hükümeti Hicazı kısmen boşaltama kararı almıştı. Medine’nin etrafı ise İngiliz destekli yağmacılar tarafından ele geçirilmişti. Bu durum Fahrettin Paşa’yı rahatsız etmişti. Çünkü Fahrettin Paşa İngilizlerin kutsal emanetleri ele geçirmesinden şüpheleniyordu. Bu sebeple kutsal emanetleri alıp İstanbul’a göndermek için İstanbul Hükümetine bir telgraf çekti. İstanbul Hükümeti ise sorumluluğun Fahrettin Paşa da olması durumda bu teklifi kabul etti. Bunun üzerine ‘Çöl Kaplanı’ hemen harekete geçti ve 30 kutsal emaneti 2000 askerle birlikte güvenli bir şekilde İstanbul’ a gönderdi. Fahrettin Paşa’nın İngiliz işgalcilerinin elinden kurtarıp İstanbul’a gönderdiği kutsal emanetlerin bir kısmı Topkapı Sarayı müzesinde sergilenmektedir.

‘Medine Kalesi’nden Türk bayrağını ben kendi elimle indiremem.’


Medine’nin etrafı ele geçirilince İngilizlerinde baskısıyla İstanbul Hükümeti Fahrettin Paşayı İstanbul’a çağırdı. Fakat Fahrettin Paşa bu durumu kabul edemeyeceğini şu sözlerle İstanbul Hükümetine bildirdi; "Medine Kalesi’nden Türk bayrağını ben kendi elimle indiremem, eğer mutlaka tahliye edecekseniz buraya başka bir kumandan gönderin."

Bir zaman sonra İngilizler ve Şerif Hüseyin’in iş birliğine Bedeviler de katıldı. İngiliz ajan Lawrence’ın oyunları ile hep birlikte demiryolu hatlarını patlattılar. Böylelikle Fahrettin Paşa ve ordusunu Medine’ de tamamen yalnızlaştırdılar. Onların hiçbir şekilde yardım almamaları ve çaresiz kalmaları için ellerinden geleni yaptılar. Fakat bunların hiçbiri Fahrettin Paşayı engellemedi. ‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşa’ Medine’yi müdafaa etmeye devam etti.

Fahrettin Paşa ve askerleri çekirge yiyerek savunmaya devam etti

Fahrettin Paşa 50 dereceyi bulan ve geçen sıcaklarda bir yandan İngilizler, Bedeviler ve Şerif Hüseyin ile mücadele ediyor bir yandan da ordusundaki açlık ve hastalıklarla savaşıyordu. Tüm bu olumsuzluklara, İstanbul Hükümetinin ‘teslim ol’ çağrılarına rağmen Fahrettin Paşa Medine’yi müdafaa etmekten asla vazgeçmedi. Öyle ki orduda erzakların tamamen tükendiği, açlıktan askerlerin bitap düştüğü bir günde Medine de çekirge istilası yaşandı. Çekirge istilasını fırsata çeviren Fahrettin Paşa askerlerine çekirgenin helal olduğunun buyrulduğunu hatırlattı ve onlarla birlikte hayatta kalmak için çekirge yedi. Bu sayede bedeninde yeniden derman bulan Türk askeri Medine’yi savunmaya devam etti. Tüm bu yaşanan olaylar sırasında 2. Kanal Harekâtı da felaketle neticelendi. Filistin elden gitti. Arık Osmanlı kuvvetleri Medine'den 1300 kilometre uzaktaydı.

30 Ekim 1918'de mağlup olan Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzaladı. İmzalanan bu mütarekede yer alan 16. maddeye göre teslim olması istenilen Fahreddin Paşa bu durumu kabul etmedi. Kararlılıkla tüm zorlu şartlara rağmen Medine’yi savunmaya devam etmek istese de kendi subayları bu duruma karşı çıktı. Çünkü orduda hastalıklar artmış, savunma güçleri artık hiç kalmamıştı. Fahrettin Paşa mecburen teslim olmayı kabul etmek zorunda kalmıştı. Mondros Mütarekesi'nin kabulünden 72 gün sonra böylelikle Medine teslim edilmiş oldu.

İngilizler tarafından "Türk kaplanı" veya "Çöl Kaplanı" diye isimlendirilen Fahreddin Paşadan İngiliz yarbayı olan Bassett “Kaburgalarına kadar tam bir askerdir.” diye bahsetmiştir.

Medine kahramanı Fahrettin Paşa savaş esiri olarak 27 Ocak'ta Mısır'a gönderildi. Ardından 5 Ağustos tarihinde Malta'ya sürgün edildi. Bu sürgün esnasında, savaş suçlularını yargılamak için işgalci devletler İstanbul'da bir mahkeme kurdurmuştu. Bu mahkemeye halk arasında başkanından dolayı ‘Nemrud Mustafa Divan-ı Harbi’ adı verilmişti. Mahkemece Fahrettin Paşa, nam-ı diğer ‘Çöl Kaplanı’ ölüme mahkûm edilmişti. Fakat Fahreddin Paşa, Ankara hükümetinin çabalarıyla 8 Nisan 1921 tarihinde Malta'dan kurtulmuştu. Fahrettin Paşa, Berlin’ de Enver Paşa ile karşılaşmıştı. Bu karşılaşma sırasında Enver Paşa, Fahrettin Paşayı Moskova’daki İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı Kongresi’ne davet etmişti. Fahrettin Paşa bu daveti kabul etti ve Malta’dan Moskova’ ya geçti.

24 Eylül 1921 tarihinde ise Fahrettin Paşa Millî Mücadele'ye katılmak amacıyla Ankara'ya gelmişti. Fahrettin Paşa bu ziyareti sırasında 9 Kasım 1921'de TBMM'nin Kabil elçisi olarak atanmıştı. Böylelikle Fahrettin Paşa Türk-Afgan dostluğunun ilerlemesinde önemli görevler almıştır.

Görevini tamamlayan Fahrettin Paşa 12 Mayıs 1926'da yurda döndü ve 5 Şubat 1936 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden tümgeneral rütbesiyle emekliye ayrıldı. Türk İslam dünyasına yaptığı savunma ile adını yazdıran ‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşa 22 Kasım 1948'de vefat etti. Medine kahramanı Fahrettin Paşa’nın naaşı Aşiyan Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Medine müdafaası tarihi olmakla birlikte bugünlere ışık olabilecek ibretlik bir olaydır. Medîne Müdâfiisi, kahraman komutan Fahrettin Paşa büyük bir direnişin, vazgeçmeyişin, inançla ve kararlılıkla savunmanın sembol ismidir. Gururla andığımız ‘Çöl Kaplanı’ Fahrettin Paşayı ve askerlerini rahmetle, minnetle yad ediyoruz.

Yorumlar (1)
yaman 2 ay önce
Çok güzel bir yazı
Geçmişini bilmeyen toplumlar geleceğine yön veremez..
Kutluyorum.. Ülkemin kumaşı temiz evlatlarına selam olsun.

Saygılarımla
-7
parçalı bulutlu