‘Acıların Kadını’ Bergen’i bir de bizden dinleyin

Bergen’in hayatını konu alan film bugün vizyona giriyor. ‘Acıların Kadını’ olarak anılan şarkıcı Bergen’in hayatını ise herkes çok merak ediyor. Kısa hayatına 129 şarkı, 11 kaset, 5 longplay ve 1 film sığdıran Bergen’in hüzün dolu hayat hikayesi…

KÜLTÜR-SANAT 07.03.2022, 17:46 09.03.2022, 14:14 Kübra Özgü
‘Acıların Kadını’ Bergen’i bir de bizden dinleyin

Arabesk müziğin unutulmaz ismi şarkıcı Bergen’in hayatını gözler önüne seren ‘Bergen’ filmi sinema izleyicisi ile buluşmaya hazır. Bugün beyazperde de vizyona giren filmin başrollerinde Farah Zeynep Abdullah, Erdal Beşikçioğlu ve Tilbe Saran yer alıyor. Şarkıcı Bergen, bir kadının hiç anılmak istemeyeceği şekilde anıldı ve ‘Acıların Kadını’ olarak hafızalara kazındı. Kısa süren hayat yolculuğunda çok mücadele verdi. İşte Bergen’in sarsıcı hayat hikayesi…

Asıl adı Belgin Sarılmışer olan Bergen, 16 Temmuz 1959 senesinde dünyaya gözlerini açtı. Daha 6 yaşındayken annesi ve babası boşanan küçük Bergen, annesiyle 1966 yılında Ankara’ya yerleşti.

İlk öğretimini Ankara’da Yenimahalle Yunus Emre İlkokulu’nda tamamlayan şarkıcı, okul yıllarında mandolin çalıp şarkılar söylüyordu. Bu küçük kızın müziğe olan yeteneğini daha o yıllarda keşfeden öğretmenleri Bergen’i konservatuvar okuması için teşvik ettiler.

Şarkı söylemeyi çok seven Bergen, öğretmenlerini dinledi ve Ankara Devlet Konservatuvarının sınavlarına girdi. Müziğe olan ilgisi günden güne artan Bergen, sınavı birincilikle kazandı ve iki yıl piyano ile viyolonsel dersleri aldı.

Eğitim hayatına başarıyla devam eden Bergen, maddi imkansızlar nedeni ile iki yıl sonra okulu bırakmak zorunda kaldı. Bergen’in artık çalışması ve elinin ekmek tutması gerekiyordu. Bunun içinde yaşını büyüterek bir süre PTT’de memur olarak çalıştı.

Bergen, o yıllarda yaşadıklarını 1988 senesinde Bulvar gazetesine verdiği röportajda muhabir Barbaros Yüksel’ e "Aslına bakarsanız benim yaşamım sahneye çıkmak isteyen kişilere örnek olmalı. Konservatuvar zamanının ilk iki yılını başarı ile tamamlamıştım. Maddi imkansızlıklardan dolayı okuyamıyordum. Ben okulumu çaresizlikler nedeniyle bırakarak PTT'de memur oldum" diye anlatmıştı.

1977 yılında arkadaşlarıyla eğlenmek için bir kulübe giden Bergen, burada sahneye çıkıp "Batsın Bu Dünya" şarkısını seslendirmişti. Sesi ve güçlü yorumuyla dikkatleri bir anda üzerine çeken genç kadın, kulübün sahibi İlhan Feyman'dan teklif alarak sahnelere ilk adımını atmıştı.

Genç kadın sahne almaya başlayınca onun için sahne ismi arayışları başlamıştı. Okuduğu gazetede Norveç’in ‘Bergen’ şehrinin adını gören şarkıcı bu ismi çok sevdi ve sahne ismi yapmaya karar verdi.

İlk yıllarda Grup Lokomotif orkestrası ile sahne alan Bergen, 1977 yılında dayısının oğlu Göksel Çakıla evlendi. 4 yıl süren bu evlilik 1981 yılında boşanma ile sonuçlandı.

Bergen, gün geçtikçe adını biraz daha duyuruyor ve yeteneği ile müzik piyasasının aranan bir ismi olmaya başlıyordu. Bu yıllarda çalışmak için gittiği Adana’da Bergen’in hayatı hiç ummadığı şekilde değişecekti değişecekti.

Bergen’in acılarla yüzleşmeye başladığı yıllar

Adana’ da sahne almaya başlayan Bergen, çalıştığı yere her akşam onu dinlemeye gelen ve ön sırada oturup seyreden Halis Serbest ile tanıştı. Halis Serbest ile birbirlerine âşık olan çift bir yıl sonra nikah kıydı. Aradan çok vakit geçmemişti ki Bergen, bu nikahın sahte olduğunu öğrendi ve hayatının şokunu yaşadı. Nikahının sahte olduğunu öğrenen şarkıcı ardından Halis Serbest’in evli ve üç çocuk sahibi olduğu gerçeği ile de yüzleşti.

Bergen, Halis Serbest ile yaşadığı problemler ve uğradığı şiddet nedeniyle bir süre sonra Adana’yı terk etti ve yeniden Ankara’ya dönüp gece kulüplerinde sahne almaya başladı.

Bergen: "Şikayetim Var"

Ankara da yaşamını sürdüren Bergen, 1979 yılında Ankara Başkent Gazinosu'nda İbrahim Tatlıses, Bülent Ersoy ve Müjde Ar’ın yer aldığı sahnede uvertür sanatçı olarak çalışıyordu.

Takvimler 1982 yılını gösterdiğinde ise Bergen’in ilk kaseti müzikseverler ile buluşmuştu. Atlas Plak imzası ile çıkan ‘Şikayetim Var’ kaseti müzik piyasasında yerini almıştı.

Kariyeri açısından başarılı bir yıl geçiren Bergen, aynı sene kendisine uyguladığı şiddetlere rağmen Halis Serbest’ e aşık olduğunu söyledi ve 9 Ocak 1982’ de çift resmi nikahla evlendi.

Hayallerle yeniden yuvasını kuran Bergen, bu evlilikte bir kez daha aradığı mutluluğu bulamadı. Şiddet, kavga ve kıskançlık krizleriyle geçen günler çok kötü sonuçlandı. Bergen, evlendikten birkaç ay sonra evi terk etti ve İzmir’e çalışmaya gitti. Şarkıcı burada sahne aldığı mekândan çıkarken eşinin azmettirmesiyle kezzap saldırısına uğradı. Bu saldırı neticesinde Bergen, maalesef tek gözünü kaybetti ve vücudunun büyük bir bölümü yandı. Bu talihsiz olaydan sonra açıklama yapan Bergen, yaşadığı olayı şöyle anlattı: "O anda birden iki gözüm gitti. Yalnız çığlıkları duyuyordum. Bir ara etraftakiler 'suya götürün' diye bağırıyorlardı. Kadere bakın ki sular o gün kesikti. Hemen üzerimdeki kıyafetleri yırtıp vücudumun her tarafını sardılar. O anda her yer çok karanlıktı. Bir şey göremiyordum. Gözlerimi açamıyordum. Kısa süre sonra bir ekip aracı geldi. Beni, Ege Üniversitesi Hastanesi'ne götürdüler. Orada 45 gün kaldım. Yara tedavisi gördüm."

Yaşanan olayın ardından Halis Serbest tutuklandı ve 13 sene 11 ay hapis cezasıyla cezalandırıldı. Ne yazık ki Bergen, yaşadığı tüm bu travmalara, kaybettiği gözüne rağmen Halis Serbest’ten vazgeçmedi. Ona olan aşkı ve sevgisi devam etti. Öyle ki Bergen, Halis’i hapishanede ziyaret gidiyor ve onun ihtiyaçlarını karşılıyordu. Çiften beraberlikleri Hali Serbest, hapisten çıktıktan sonra da devam etti.

Bergen yeniden sahnelerde

Saldırıya uğrayan Bergen, tedavisi tamamlandıktan sonra besteci Cengiz Özşeker’in kendisini ikna etmesinin ardından yeniden sahneye çıktı. Şarkıcı, 1985 yılına kadar Özşeker’in mekânında sahne aldı ve şöhreti günden güne iyice büyüdü. 1984 yılında Özşeker’ile birlikte stüdyoya giren Bergen, 12 şarkıdan oluşan "Kardeşiz Kader" albümünü çıkardı.

Müzikseverlerle şarkılarını buluşturan Bergen, çalışmalarına hız kesmeden devam etti. Yaşar plakçılığın sahibi olan, Yaşar Kekeva’nın davetiyle İstanbul’a gelen şarkıcı 29 Mart 1985 tarihinde ilk kez İstanbul da sahne aldı. Yine aynı sene Burhan Bayar’ın yönetmenliğinde "İnsan Severse" isimli longplay albümünü hazırladı. 1986 yılının sonlarına doğru ise "Acıların Kadını" isimli albümünü yayınladı. Bu albümle Bergen, büyük ses getirdi.

Beyazperde de acıların kadını

İstanbul’da sahne çalışmalarına devam eden Bergen, çok meşhur olmuştu. Zaman zaman Anadolu turnelerine çıkıyor ve müzikseverle ile buluşuyordu.

1986 yılında çıkardığı albümü ‘Acıların Kadını’ 1987 yılında ise beyazperdeye aktarıldı. Ülkü Erakalın’ın senaryosunu yazıp ve yönettiği filmin başrolü Bergen’di. Yalçın Gülhan, Meral Niron, Asuman Arsan, Şahin Çelik ve Bora Erdoğan filmin oyuncu kadrosunda yer alan diğer isimlerdi.

Ülkü Erakalın verdiği bir röportajda Bergen için şunları söylemişti: "Bergen, cesur bir kadındı. Başına gelen tüm felakete karşı enteresan bir yüreği ve kişiliği vardı. Filmde onun bu yönünü ön plana çıkarmayı istedim. Batılılar, çektiğimiz bu sahnelerde makyaja başvururdu. Oysa ki biz çekilen bu sahneleri hayatın tam kendisinden edindik. Gözünün biri ve yüzünün bir tarafı yok olmuş, ayrıca vücudu kezzap yaralarıyla dolu bir kadındı Bergen. Gerçek hayattan bir kadın, bir yüzdü. Bu durumda bile kameranın karşısına geçmekten çekinmedi. Bergen'in bu cesaretini hayretle, saygıyla karşılıyorum."

Evinin kadını Bergen…

Bergen, Halis Serbest hapisten çıktıktan sonra yeniden onunla birlikteliğine devam etti. Evliliğini rahatça sürdürebilmek için de sahneleri bıraktı ve evinin kadını olmaya karar verdi. Serbest, ile birlikte Mersin’e yerleşti ve gazetelere mutluluk pozları verdi. Bergen’in mutluluğu gazetelerdeki pozlarla kaldı. Bir süre sonra vazgeçemediği bu adamdan tekrar şiddet görmeye başladı ve evi bir kez daha terk edip sahnelere döndü.

Müzik hayatına yeniden dönen Bergen, çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Kısa hayatına 129 şarkı, 11 kaset, 5 longplay ve 1 film sığdırdı.

Bergen, 30 yaşında yaşamını yitirdi

14 Ağustos 1989 senesinde annesi ile beraber Kayseri’de verdiği konserden dönen Bergen’in yolu Halis Serbest’in önüne arabasını kırmasıyla kesildi. Serbest’in konuşma istediğini kabul eden Bergen, Mersin’de bir dinleme tesisinde mola verdi. Halis Serbest geri dönmesi için Bergen’i ikna edemeyince Bergen’i sırtından 6 kez ateş ederek öldürdü. Bergen, 30 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Halis Serbest, bu olayın ardından 15 yıl hapis cezası aldı fakat iyi hal indirimi nedeni ile 7 ay hapis yattığı cezaevinden kısa sürede çıktı.

HABERNEDİYOR.COM / KÜBRA ÖZGÜ - ÖZEL HABER

Yorumlar (1)
GÖKÇE 3 ay önce
Harika özetlenmiş emeğine sağlık
16
açık