Yaz geldi, Karadeniz’de sel riski arttı… Uzmanından önemli uyarılar!

Yaz mevsimi ile birlikte Karadeniz’de etkili olan yağışların dönem dönem doğal afetlere sebep olduğunu vurgulayan Su Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Demir, “Temmuz’un son haftası ve ağustos başı itibariyle buna benzer durumlar görebiliriz” uyarısında bulundu. 

GÜNDEM 21.06.2022, 12:46 21.06.2022, 12:48 Murathan Yıldırım
Yaz geldi, Karadeniz’de sel riski arttı… Uzmanından önemli uyarılar!

Yaz aylarının başlamasıyla birlikte Karadeniz Bölgesi’nde doğal afet riskinin arttığını vurgulayan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, bölge halkının bu süreçte tedbirli olması gerektiğini belirtti. Karadeniz’de özellikle sel felaketinin sık sık görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Demir, temmuz ve ağustos aylarının önemine vurgu yaptı.

“3-4 aydır devam eden yağışlar sebebiyle problemin çözüldüğünü düşünmek doğru değil”

Son dönemde birçok ilde yağışlar görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Demir, “Ülkemiz özellikle son 3-4 aya baktığımızda, oldukça verimli bir yağış aldı. Türkiye’nin birçok ilinde yağışlar görüldü. Tarım açısından baktığımızda bu durum gerçekten çok sevindirici. Ancak burada asıl mesele, bu yağışların dengeli ve istikrarlı bir şekilde meydana gelmesi. Günümüzün dünyasına baktığımızda pek çok dengesizlik mevcut. Bazı yerler kuraklık, bazı yerler ise sık sık sel felaketleri ile boğuşuyor. İklimin hızlı bir şekilde değişmesi, bu konuda beklenmedik durumlara da zemin hazırlıyor. 3-4 aydır devam eden yağışlar sebebiyle problemin çözüldüğünü düşünmek doğru değil. Bu durumların net ve doğru bir biçimde ele alınması gerekir” ifadelerini kullandı. 

Temmuz ve ağustos ayına dikkat çekti

Karadeniz’de temmuz ve ağustos ayının çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Demir, bu süreçte bölge halkının mutlaka tedbirli olması gerektiğini belirtti. Demir, “Dünya genelinde hissedilen küresel ilkim değişiklikleri ülkemizde de bazı sonuçlar doğuruyor. Son dönemde sık sık doğal afetlere rastlıyoruz. Buna ek olarak aşırı seviyelere yükselen sıcaklıklar da kuraklığa zemin hazırlıyor. Özellikle bu konuda Akdeniz Bölgesi’nin sıkıntılı olduğunu görüyoruz. Yağış sistemi belli bir istikrara kavuşamadığı için ciddi problemler görülüyor. Bu sene meteorolojik incelemelere baktığımızda, özellikle temmuz ve ağustos ayının bazı riskleri barındırdığını vurgulamak isterim. Bu süreçte Karadeniz Bölgesi’nde çeşitli doğal afet riskleri bulunuyor. İnşallah böyle bir durumla karşılaşmayız. İnşallah bu yaz dönemde tarımsal açıdan en verimli seneyi yaşarız” şeklinde konuştu. 

“Yaz sezonunda sel başta olmak üzere çeşitli doğal afet riskleri bulunuyor”

Açıklamalarında Karadeniz Bölgesi için uyarılarına devam eden Prof. Dr. Demir, “Yaz döneminde sel felaketlerinin en çok görüldüğü bölge Karadeniz olarak ön plana çıkıyor. Çünkü bu bölgemizin iklimi ve coğrafi koşulları diğer bölgelere kıyasla kısmen daha farklı. Bu sebeple yaz sezonunda Karadeniz’de sel başta olmak üzere çeşitli doğal afet riskleri bulunuyor. Eylül ayına kadar bu risk devam edebilir. Geçmiş senelere baktığımızda, yine yaz mevsimlerinde bu bölgemizde çok acı olaylar yaşandığını görüyoruz. Elbette bunun en önemli sebebi hızlı iklim değişikliği ve istikrarsız yağış rejimi. İnsanoğlu olarak bizlerin doğaya verdiği büyük tahribat, çeşitli dengesizlikler, HES sayılarının hızla artması, buharlaşmaların çoğalması gibi çeşitli etkenler sebebiyle Karadeniz’de dengesiz yağışlar görülmeye devam ediyor” dedi. 

“Temmuz sonunda itibaren belli bir risk görüyoruz”

Yaz aylarında Karadeniz halkının her türlü ihtimale karşı mutlaka tedbir alması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Demir, “Doğada ortaya çıkan bu tahribat ve iklimlerin hızlı değişimi, bizleri bu uyarıları yapmaya mecbur kılıyor. Bu süreçte özellikle Karadeniz’de yaşayan vatandaşlarımız mutlaka dere yataklarından uzak durmalı. Sel felaketinin etkisinin artmasında dere yatakları büyük rol oynuyor. Dere yataklarında ve çevresinde mutlaka güvenlik tedbirleri alınarak, olası bir felaket durumunun önüne geçilmeli. Temmuz sonundan itibaren belli bir risk görüyoruz. Ağustos ayı boyunca yine bu riskin varlığından söz edebiliriz. Eylül ayının başlarına da sıçrayabilir. İnşallah bu felaketlerin hiçbirini yaşamayız. Ortaya çıkan dengesiz iklim koşulları bizi halkımızı uyarmaya mecbur bırakıyor” şeklinde konuştu. 

“Yeşil alanları mutlaka korumalı ve çoğaltmalıyız”

“İnsanoğlu doğaya zarar verdikçe bu tür korkuları yaşamaya devam edeceğiz” diyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Demir, “Aslında doğanın bir suçu yok. Burada suçlu bizleriz. Toprağa, suya, ormanlara o kadar zarar verdik ki, elbette bunun bir geri dönüşü oluyor. Karadeniz’e baktığımızda çok geniş alanlara yayılan bir yeşillik görüyoruz. Bu alanlar yok olmaya başladıkça bölgedeki yağış rejimi de büyük zarar görüyor. Yeşili mutlaka korumalıyız, çoğaltmalıyız. Bundan 30 sene sonrası için yapılan tahminlerde, Türkiye’nin kuraklıktan en az etkilenmesi beklenen bölgesi Karadeniz olarak tespit ediliyor. Bu çok önemli bir veri. Aslında bu araştırmayı ele aldığımızda, Karadeniz, Türkiye’nin geleceği. Su kaynakları konusunda da bir uyarıda bulunmak istiyorum. Su kaynaklarımızı mutlaka dikkatli kullanmamız lazım. Ne yazık ki geçmiş senelere baktığımızda Karadeniz’in bile bazı derelerinin kuruduğunu görüyoruz. Hem kuraklık hem de sel şiddeti ile karşı karşıyayız. Bu konuda da suyun doğru kullanımı büyük önem taşıyor” uyarısında bulundu.

“Biz doğayı ne kadar korursak, doğa da bizi o kadar korur”

Yalnızca Karadeniz Bölgesi’nde değil, tüm Türkiye’de doğayı korumaya yönelik farkındalığın artması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Demir, “Biz doğayı ne kadar korursak, doğa da bizi o kadar korur. Bu işi 85 milyon halkımızla el ele vererek başarmalıyız. Su kaynaklarımızı doğru bir şekilde kullanmayı vatandaşlık görevi olarak kabul etmeliyiz. Son yıllarda Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sel felaketleri sebebiyle bölge halkımızın bilinçlenmesi, bu konuda atacağı adımları önceden bilmesi çok önemli. Bu konuda farkındalık oluşturmak herkesin görevi. Bu gerçekle ne kadar geç yüzleşirsek, felaketin boyutu da o kadar yüksek olur. Mutlaka önceden hazırlığımızı yapmalı ve her türlü ihtimale karşı tedbirli durumda olmalıyız” dedi.

Yorumlar (0)
27
açık