Ortadoğu'da kararsız bir Trump

Trump'ın Ortadoğu'ya yönelik dış politika stratejisi çöktü mü? cevabı haberimizde...

GÜNDEM 19.09.2019, 11:12 19.09.2019, 12:16 Umur Gerenli
Ortadoğu'da kararsız bir Trump

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın dış politika konusundaki tutumu noktalardan yapılmış soyut bir resmi andırıyor. Bu resme bakanlar için öne çıkan bazı uyumlu çizgiler var gibi görünse dahi tutarlı bir bütünlük aramak herkes için angarya olacağa benziyor.

Trump’ın hafta sonu Suudi Arabistan petrol rezervlerine yapılan saldırı konusundaki tutumuna bakılırsa Amerika’nın misillemeye hazır olduğuna dair sert tutumundan, kimseyle savaş istemiyoruz çizgisine hızlı bir geri çekilme görünüyor. Amerika Dışişleri Bakanı Suudi Arabistan saldırısıyla ilgili İran’ı suçlu bulmasına rağmen Washington daha fazla somut kanıt istiyor diyen Trump, Haziran'da yapılması planlanan bir operasyondan da hâlihazırda vazgeçmişti.

Özellikle yaklaşan seçim dönemi bağlamında Trump’ın herhangi bir krize müdâhil olmama konusundaki tavrı açık. Trump, bu tavrına rağmen kaotik ve aksi yönetim tavrıyla beraber inatçı ve kavgacı bir kişiliği olduğu da bilinen gerçekler arasında ama uzmanlar hala Trump’ın başka bir tavır sergileme şansı olduğu üzerinde duruyor. Şu anki dünya gündemi de diplomatik risklerin her an yükseldiği krizlerle karşı karşıya. 

Bilindiği üzere Suudi Arabistan petrol işleme tesisine yapılan saldırı dünya üretim kapasitesine zarar vermekle kalmayıp 30 yıl önce, Saddam Hüseyin'in Kuveyt’e girmesinden beri petrol fiyatlarında yaşanan en büyük artışa neden oldu.

İran saldırının sorumluluğunu kabul etmemeye devam ediyor. Bununla beraber, Yemen’deki yıkıcı savaşta Suudi önderliğindeki koalisyona karşı İran tarafından desteklendiği bilinen Husiler bunun kendi eylemleri olduğunu savunuyorlar. The Guardian bu sorunda taraf olan kimsenin samimi bir tanık olarak kabul edilemeyeceğini nitekim saldırıyı Husiler gerçekleştirmiş olsa dahi bu denli yüksek seviyeli bir saldırının İran yardımı olmadan gerçekleşemeyeceğinin açık olduğunu iddia ediyor.

Amerikan Başkanı önceki tweetlerinde bu konuda İran’ı suçlamak konusunda Mike Pompeo’dan daha temkinli olan Suudi Arabistan’ın olayla ilgili değerlendirmesine güvendiklerini ima etmişti. Suudi Arabistan saldırının İran’dan geldiğinin kesin olduğunu kaydetmesinin ardından bugün basında yer alan haberlere göre ABD’nin İran’a karşı yaptırımları 48 saat içinde açıklanacak. 

The Guardian editörün görüşü yazısında ise bir misilleme olmadan, Riyad’ın başka saldırılardan ve Suudi ekonomisini kurtarma ümitlerini bağladığı Aramco’nun batmasından kuşkusuz korkacağı ifadeleri yer buldu. 

İran tesislerine kimsenin sorumluluğunu almayacağı siber saldırı gibi sonu düşünülebilir bir karşılık verilse dahi Trump’ın ihtiyatlı davranmayı yersiz görüp bunu kendi kişisel prestiji için kullanması halinde hiçbir etkisi olmayacağı da altı çizilen ifadeler arasında.

İran çok net bir biçimde gerekliliği ortaya çıksa dahi askeri bir hareketten kaçınacağını göstermiş olmakla birlikte Amerika ve dünyanın ekonomik dar boğazı sayesinde olayın sonuçlarına sadece kendisinin katlanmayacağını da tutumuyla vurguluyor.

Ottawa Kamu ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsünden Thomas Juneau bunun İran’ın caydırma taktiği olduğunu ve İran’ın savunma stratejisinin Amerika ve müttefiklerine bölgede daima zarar verebilecek eylemlerde bulunabileceği mesajı üstüne kurulu olduğunu söylüyor. 

Oysa Amerika tarafında maksimum baskının İran’ı dize getirmesi bekleniyordu ancak onun yerine bu karşı tepkiyi arttırıp kaybedecek çok bir şeyi olmayan İran’ın saldırganlaşmasına sebep oldu. Çarpıcı şekilde Birleşik Arap Emirlikleri de gemilerine saldıran İran’a karşılık vermekten bir şekilde imtina ediyor. Öte yandan Fransa önderliğinde Avrupa, bölgede tansiyonu düşürmeye çabalıyor ancak uzmanlara göre bu girişimler ancak ABD, ekonomik tıkanmayı gevşeterek İran’ı tekrar masaya getirmeye istekli olduğunda başarılı olabilir.

The Guardian’da çıkan yoruma göre hafta sonu gerçekleşen saldırıların ölçek ve etkisi Trump sonrası bir başkanın İran’la stratejik ilişkilerde 2015 Nükleer Anlaşması dönemine dönme ya da bir benzerini uygulama olasılığını en azından kısa dönemde ciddi anlamda zedelemiş gözüküyor.

ABD Başkanı Trump, anlaşmanın İran’ın nükleer gündemine odaklı olmasından ama füze çalışmalarına değinmemesinden, insan hakları ihlallerinden ve milis kuvvetlere destek sağlamasından yakınıyordu. Bu iddialar doğru olsa dahi yorumcular nükleer uzlaşısının başarılabilir ve önemli olmasının altını çiziyor ve ortak görüş bu yoldan sapmanın basitçe diğer gündemler üzerine uzlaşmayı da çıkmaza soktuğu yönünde. Guardian editör yorumuna göre en azından son olayların işaret ettiği kadarıyla bölge şu an savaşa doğru sürükleniyor.
 
Eski ABD Doğu Asya ve Pasifik Departmanından Dışişleri Bakanı Yardımcısı Michel Fuchs, son yaşanan İran-Suudi Arabistan krizinin Trump’ın Ortadoğu politikasının iflasını işaret ettiğini söyledi. Hiçbir iyi tarafın olmadığı insanlık felaketlerinin müsebbibi Yemen savaşında Amerika’nın Suudi Arabistan tarafında yer almasının ve Ortadoğu’daki terörle savaşta otokratik yönetimleri desteklerken ilkelerinden taviz vermesinin kabul edilebilir bir tarafı olmadığını ifade ediyor. Arap Baharı, Suriye krizi ve gerçekleşen sayısız diğer felaketin bölgede istikrarı zedelediğini ifade eden Fuchs, The Guardian’daki köşesinden Trump’a İran ile tüm endişeler hakkında konuşma, bölgesel gerilimleri azaltmak için çatışan tarafları bir araya getirme, otokratları desteklemeyi bırakıp insanları desteklemeye başlama çağrısı yaptı. 

Yorumlar (0)
19°
açık