Kimliğini kaybetti, başına gelmeyen kalmadı

Kocaeli'de yaşayan 28 yaşındaki zihinsel engelli birey Uğur Dektaş'a, kaybolan kimliği üzerinden kendi adına kurulan firmanın borcu yansıtıldı. Takriben 7 buçuk milyon lira kadar borçlandığını gören Denktaş eve gelen belgeler karşısında şoka uğradı.

GÜNDEM 16.05.2022, 14:01 17.05.2022, 09:03 Merve Yüksel
Kimliğini kaybetti, başına gelmeyen kalmadı

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde ailesiyle beraber hayatını sürdüren ve bir fabrikada çalışan 28 yaşındaki zihinsel engelli birey Uğur Denktaş’ın, söylenenlere göre 2015 senesinde kimliği kayboldu. Kimliğini kaybolduğunu fark eden Denktaş daha sonrasında yenileme işlemlerini gerçekleştirdi. Yaşanan bu kayıp olayından 3 sene kadar sonra Denktaş'ın çalıştığı fabrikaya maliyeden görevliler geldi. Görevlilerin tarafına verdiği borç kağıtlarıyla şoka uğrayan Denktaş, kendisine ait bir firmanın olduğunu gördü.

Ne olduğunu şaşıran Denktaş, o gün hızlı bir şekilde adli mercilere giderek işlemleri başlattı. Şirket kurulurken atılan imzanın kendi imzasıyla uyuşmamasıyla beraber girdiği mahkemelerden beraat eden Denktaş, bu seferde evine gelen yeni belgelerle ikinci bir şoka uğradı. Firmaya ait takriben 7 buçuk milyon liralık bir vergi borcu bulunduğunu fark eden Denktaş, kendisinin olmayan bu borcu ne şekilde ödeyeceklerini düşünüyor.

"Şirketi açan kişileri tanımam, etmem"

2015 senesinde kimlik kaybı yaşadığını ve aradan 3 sene geçtikten sonra o zamanlar çalıştığı markete maliyeden gelindiğini söyleyen Uğur Denktaş, "O sıralar markette çalışıyordum. Maliyeden gelince bizde sandık ki market için geldiler. Sonra bir baktık maliyeciler benim adımı söylüyor. O zaman bu durumdan haberim oldu. İstanbul'da bir firmamın bulunduğunu öğrendim. Hızla karakola koştum, imza verdim. Yapılan işlemler sonrasında ise mahkemede verilen kararda imza uyuşmazlığı var denildi. Şu anda da bana borç belgeleri geliyor. Ben ne yapacağımı şaşırdım, çok mağdur durumdayım. Bu firmayı kimin açtığı bile bilinmiyor. Evet, isimler belgelerde bulunuyor fakat ben hiçbirini bilmiyorum. Daha öncesinde görmediğim tanımadığım insanlar. Gerçekleştirilen mahkemelerde de bu durumu söyledim. Firmanın genel müdürü ve kurucusu olarak benim adım yazıyor" şeklinde konuştu.

"Şirketim olsa orda çalışırım"

Gerçekleştirilen davalara gidebilmek adına devamlı olarak iş yerimden istemek durumunda kaldığını belirten Denktaş, "Bu defa da iş yerinde olan insanlar ‘Ne diye devamlı izin alıyorsun?' diye soruyor. Kaç gün oldu doğru düzgün gözüme uyku girmiyor. Bana getirilen belgelerde 8 milyon lira borç tutarı yazıyor. Gördüğümde başımdan aşağı kaynar sular boşaldı. O tutarda parayı ben birlikte bile görmedim. Epilepsi rahatsızlığına sahip biriyim ben. Yüzde 54 oranında engel durumum bulunuyor. Devamlı olarak ilaç kullanmam gerekiyor ve iş yerimde şu anda engelli kadrosunda görev yapıyorum. 18 yaşından bu zaman kadar devamlı olarak çalışıyorum. Kendime ait bir yer açmış olsam, firmam olsa ne diye burada çalışayım. Gider kendi iş yerinde çalışırım. Şu anki durum çok komik" dedi.

"Sinir krizi geçirdim"

Oğlunun zihinsel engele sahip olduğunu, davranış bozukluğu, dikkat dağınıklığı ve algılama güçlüğünün bulunduğuna dikkat çeken anne Sevim Denktaş, "Benim çocuğum epilepsi hastalığıyla uğraşıyor. Biz bu firma kurulma olayını duyduğumuz anda mahkemeye başvurdu. Karakola giderek birden fazla imza attık. Uğraşlarımızın sonucunda oğlumun imzası firma açılırken atılan imzalarla tutmadı. Ve bu şekilde 2019 senesinde beraat kararı verildi. Oğlum şu anda çok yürüyemediğinden dolayı dizlerinden ameliyat olmak durumunda kaldı. O sebeple davanın bir tanesine katılım sağlayamadık ancak diğerine gittik. Haziranda tekrar duruşma olacak. Beraat sonucunu zaten öncesinde almıştık. Şimdi de evimize 7 buçuk milyon lira kadar bir vergi borcu kâğıdı geldi. Mahkemede verilen dosyaların bütününde engelli raporumuz bulunuyor. İşe başladığı her yerde engelli kadrosuna giriyor. Şimdi de bir fabrikanın engelli kadrosunda personel olarak devam ediyor" diye konuştu.

"Cezaevine girerse yaşayamaz"

Oğlunun bütün bakımlarını kendisine ait olduğunu söyleyen anne Denktaş, "Evladımın kendisine bir hayrı bulunmuyor. Bu çocuğun bütün bakımlarını ben sağlıyorum. Duşunu bile küçük kardeşi aldırıyor. Tırnaklarını ben düzeltiyorum. Cidden iyi durumda değiliz, psikolojim epeyce bozuldu. Borç evrakları eve getirildiğinde ben evde yoktu. Çocuklarım durumu haber verdi, bende durumu duyunca iş yerindeydim ve sinir krizi geçirdim. ‘Mümkün değil bu durum, böyle olamaz' dedim. Hani desek ki 400 lira, 500 lira bir miktar ödeyelim. Gerçi o miktarı bile ödeyecek durumda değilim birde ne diye ödeyeyim? Ödeme yapmam için bir sebep bulunmuyor. Ben bu durumu asla kabul etmiyorum. Bizim yaptığımız herhangi bir işlem yok. Firma sahibiyse bu çocuk ne diye engelli kadrosuna girdi. Gidebileceğim neresi varsa her yere ulaşacağım. 3 gündür evladımın gözüne uyku girmiyor. Korkuyor ve devamlı olarak ağlıyor, ‘Anne ya beni cezaevine gönderirlerse ben ne yapacağım?' diye söylüyor. Benim oğlum 3 gün bile cezaevinde kalırsa ölür. Evladım benim yanımdan ayrı bir gün bile yaşayamaz. Benim yavrum ben olmadan sofraya oturamaz" diyerek sözlerine son verdi.

Yorumlar (0)
16
parçalı az bulutlu