Havalar ısındı tehlike arttı: ‘Marmara’nın üstünde kılıç gibi sallanıyor’

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nde müsilaj riskinin devam ettiğini ve bu tehlikenin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Sarı, kirliliğin sürmesi halinde Marmara Denizi’nin ekosisteminin giderek daha fazla zarar göreceğini ve balık türlerinin azalacağını ifade etti.

GÜNDEM 23.06.2024, 14:40 Buse Önder
Havalar ısındı tehlike arttı: ‘Marmara’nın üstünde kılıç gibi sallanıyor’

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi'ndeki kirliliğin her geçen gün arttığını ve tehlikeli boyutlara ulaştığını belirtti.

2021 yılında yaşanan müsilaj felaketinin ardından hazırlanan ve imzalanan 22 maddelik Marmara Eylem Planı’na rağmen, kirlilik yükünün azaltılamadığını vurgulayan Prof. Dr. Sarı, "Marmara Denizi, 2021 yılında büyük bir müsilaj felaketiyle karşılaştı. Bu, ilk kez yaşanan bir olay değildi. Ancak, daha önceki müsilaj olaylarından çok daha büyük boyutlardaydı. Sonrasında tüm taraflar bir araya gelerek müsilajla ilgili 22 maddelik bir eylem planı hazırladı ve imzaladı" ifadelerini kullandı.

‘Marmara Denizi’nin kirlilik yükü azaltılamadı’

Eylem planının 14 maddesinin Marmara’daki kirlilik yükünün azaltılmasına yönelik olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sarı, “Marmara Denizi’nin kirlilik yükünü azaltmadan müsilajdan kurtulma şansımız yok. Çünkü müsilaj, kirliliğin bir sonucudur. Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarındaki artış birinci faktördür. Orijinal yapısına müdahale edemediğimiz bu denizin yoğun şekilde kirletilmemesi gerekiyordu” dedi.

Nüfus yoğunluğu ve sanayileşme müsilaj riskini artırıyor

Marmara Denizi çevresindeki nüfus yoğunluğu ve sanayileşmeye dikkat çeken Sarı, yeni bir müsilaj riski ile karşı karşıya olunduğunu belirtti.

Dr. Sarı, "Marmara’nın çevresinde 25 milyon insan yaşıyor. Bunların atıklarının sadece yarısını arıtıyoruz. Geri kalan yarısını ne yazık ki denize dökmeye devam ediyoruz. Ayrıca Türkiye’nin yarısına hizmet sunan endüstrinin atıkları da denize gidiyor. Tarımsal ve denizcilik atıkları da Marmara Denizi’ne dökülmeye devam ediyor" diye konuştu.

‘Tehlike devam edecek’

2021 yılında Marmara Denizi’ni ne kadar kirlettiysek, şu anda da aynı şekilde kirletmeye devam ettiğimizi söyleyen Prof. Dr. Sarı, “Eylem planının 14 maddesi denizin kirlilik yükünü azaltmakla ilgiliydi. Ama bunu yapamadık. Bu nedenle müsilaj riski Marmara Denizi’nin başının üstünde kılıç gibi sallanmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

Bu tehlikenin tekrar edeceğini belirten Sarı, “Müsilaj, zamanı meçhul bir ekolojik felaket bizim için. Bilim veriye göre çalışır. Verilere bakıyoruz ve yerel yönetimlerin, sanayi kuruluşlarının ve kamu yöneticilerinin mükemmel denetim faaliyetlerini yerine getirdiklerini söylediklerine şahit oluyoruz” dedi.

Balık türleri ve miktarları azalıyor

Marmara Denizi’ndeki balık türlerinin yok olmaya başladığına da dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle, müsilajdan önceki ve sonraki balık türlerinin durumunu tespit etmek için ‘Marmara Projesi’ adı altında bir proje yürütüldü. Bu projenin sonuçlarına göre, Marmara Denizi’nde müsilaj öncesine göre balık bolluğunda yüzde 25 azalma oldu. Müsilajdan önce 4 balığımız varsa, sonrasında 3 balığımız kaldı. Soframıza gelen hamsi, istavrit, lüfer, sardalya, kolyoz ve palamut gibi balıklar bağlamında yüzde 25 azalma var” diye belirtti.

Dipteki müsilaj etkisiyle oksijenin azalması nedeniyle köpek balığı ve vatoz balıkları gibi türlerin kıyılara doğru göç ettiğini söyleyen Sarı, “Bunların miktarında da bir artış görüyoruz. Halbuki onların sürekli balıkçı ağından çıkmasının nedeni bolluklarının artması değil. Derinlerde oksijen kalmadığı için daha sığ kısımlara gelmiş olmaları. Bu yüzden de ağlarla daha çok karşılaşmaya başladılar” dedi.

‘Kirliliği azaltmak şart’

Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi’ndeki kirliliğin mutlaka azaltılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu kirlilik devam ederse, ekosistemine ömür biçemeyeceğimiz Marmara Denizi her gün biraz daha bozulacak. Marmara Denizi’nden yararlanamaz hale geleceğiz. Balıklar azalacak ve denize girme noktasında daha çok risk olacak. Bu yüzden denizdeki kirliliği mutlaka azaltmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yorumlar (0)