Erdoğan: “Batı’nın üstün olduğu anlayışının sonuna geldik” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitabı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile ilgili eleştirilere ve Suriye ile İklim Anlaşması konusunda gelinen son noktaya ilişkin mülakat verdi. Erdoğan mülakatında, yeni bir uluslararası sistemin ortaya çıktığını ifade etti. 

GÜNDEM 05.10.2021, 17:17 05.10.2021, 17:30 Başak Çetin
Erdoğan: “Batı’nın üstün olduğu anlayışının sonuna geldik” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” isimli kitabı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile ilgili eleştiriler ile Suriye gelişmeleri ve Paris İklim Anlaşması’nın son durumuna ilişkin bir dergiye mülakat verdi. Öncelikle neden bu tarzda bir kitap yazdığını aktaran Erdoğan, küresel sistemin kapsamlı bir meydan okumayla karşı karşıya olduğunu ve Türkiye’nin de en başından beri bu dönüşüme öncülük etmeye çalıştığını ifade etti. “Uluslararası her ortamda çözüm önerilerimizi güçlü şekilde ifade ettik.” sözlerini sarf eden Erdoğan, her konuda gerçekçi yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Dünyamız bir kriz döneminden geçiyor. Küresel salgın, bu krizi iyiden iyiye derinleştirdi. Salgın esasında bizlere, sorunlarımızı bir an önce çözmemiz gerektiği yönünde direktif verdi. Çözüm yoluna gitmememiz halinde krizin daha da derinleşeceğini gördük. Adaletin ayaklar altına alındığı büyük bir yönetim problemi var. Biz ise ülke olarak bu probleme bir cevap ve çözüm üretmek zorundayız. Yayınlanan kitabımda da Türkiye başta olmak üzere dünya üzerindeki pek çok ülkenin din, ırk veya dil bakımından gördüğü ayrımcılığı açıklamak istedik. Batı’da, Yeni Zelanda’da, Afrika’da, Suriye’de, Myanmar’daki olaylara hep insani perspektiflerden baktık.” 

“Şimdiye kadar söylediklerimizi kitapta yazıya aktardık” 

Erdoğan: “Şimdiye kadar tüm uluslararası camiada yüksek sesle dile getirdiklerimizi yazılı olarak tarihe not düştük. Yalnızca konuşmak değil çözüm önerisi de sunmak istedik. Bu çözüm için şu anda elimizdeki en iyi imkan Birleşmiş Milletler. Fakat bu haliyle değil. BM’nin bir reforma gitmesi gerekiyor. Artık BM’de gerçek dünyanın gerçek sorunları konuşulsun istiyoruz. Çünkü bu sorunlar, tek bir ülkenin yalnız başına üstesinden gelemeyeceği sorunlar. Her şeyden önce çok boyutlu olunmalı. Siyasi, güvenlik ve ekonomik krizlerle karşı karşıya iken buna bir de sağlık krizi eklendi. Örneğin salgın, kısa sürede tüm dengeleri alt üst etti. Bu sorunla ülkeler, tek başlarına başa çıkamazlar. Öte yandan iklim krizi de şu anda küresel bir sorun. Kuzey-güney eşitsizliği iyiden iyiye derinleşmiş durumda. Mevcut düzenlerle artık refah elde edilemiyor. Bu sorunları tartışmamız gerek fakat öncelik sırasına koymalıyız. Değişen dengelerle birlikte artık Batı’nın üstün olduğu anlayışının da sonuna geldik. Batı'nın kendisi de artık bunu kabullenmeye başladı. Artık yeni bir uluslararası sistem ortaya çıkıyor. ABD, tek başına her şeyi kontrol etmeyi denemişti fakat başarısız oldu. Afganistan’dan ve Irak’tan çekilmek zorunda kaldı. Burada ne devlet ne de demokrasi inşa edebildi ama herkese bunları vadetmişti.” 



“Kendi inşa ettikleri sistemin kurallarını kendileri çiğniyor” 

Erdoğan: “Soğuk Savaş dönemi sonrasında bazı ülkeler, güç mücadelesinin bittiğini söylemişti fakat kendi inşa ettikleri sistemin kurallarını şu anda yine kendileri çiğniyor. Kendi tasavvurlarının çöktüğünü gördüler. Türkiye gibi yükselen güçler artık küresel siyasette ağırlığı olan oyunculara dönüştü. Artık bazı ülkelerin dediğinin yapıldığı bir dünyada yaşamıyoruz. Örneğin ülkemize bakın. Nerelerden nerelere geldik. İnşallah çizgimizi daha da yükselteceğiz. Bizim yaklaşımımıza göre bu dünya siyasetini reforma tabi tutmadan önce mevcut haliyle mevcut yapılarla sürdürmeye kalkışılırsa kötü sonuçlar doğabilir. Vakit varken sistemin aksayan yanları düzeltilmelidir. Bizim yaptığımız gibi başkaları da önerilerini masaya yatırmalıdır ve ortak sonuçlara varılmalıdır. Bu, kuralları olan bir dünya yaratacaktır. Aynı İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kuralları olan bir dünyanın inşa edilmesi gibi olacaktır. Kuralları koyan devletlerin kendilerini bu kurallardan muaf tutma devri artık geride kalmıştır. Örneğin Filistin ve İsrail konusunda birçok karar alındı fakat bunlara uyan yok. Neden?” 

“Türkiye olarak terörizmden çok çektik” 

Erdoğan: “Biz, uzun seneler boyunca uluslararası terörizmden çok çektik. Tüm camialara, terör örgütleri arasında ayrım yapılmaması ve hepsinin karşısında durulması konusunda çağrılarda bulunduk. Ama bizi dinlemediler. Dünyaya insan hakları dersi vermek isteyenler ve demokrasi çağrısı yapanlar bugün teröristlerle el ele tutuşuyor. Biz ülkemizin ve halkımızın sınırlarını ve çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri aldığımızda da bize ‘Yapmayın!’ diyorlar. Böyle bir mantık var mı? Bizim itirazlarımız da tam olarak bu noktaya boy gösteriyor. Biz istiyoruz ki kural varsa o kurala herkes uysun. Kural eskiyse yenilensin. Kural yoksa da konulsun. Bu bir kriz ortamıdır. Özellikle salgının başından bu yana kriz ortamının daha da derinleştiğini görmekteyiz. Fakat bu krizi çözebilecek tek ortam olan BM, bunu asla gündemine almıyor.” 



“Suriye’de ne yaşadıysak aynısını Bosna Hersek’te de yaşadık” 

Erdoğan: “Suriye krizine hiçbir zaman insani gözle bakılmadı. Yüz binlerce insan katledilirken Batı’nın derdi mültecilerin engellenmesiydi. Hani BM, saldırganlara karşı mazlumu koruyacaktı? Sözlerini tutmadılar. Suriye’de ne yaşadıysak Bosna Hersek’te de aynısını yaşadık. Keşmir’de, Myanmar’da, Kırım’da ve Filistin’de de aynısını yaşadık. Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki küresel yönetimler adil ve etkin çözümler üretemiyor. Sorun elbette ki bununla da sınırlı değil. Ortada büyük bir uzlaşı sorunu da var. Neyi nasıl çözeceğiz? Ne zaman ortak bir şekilde terörün her ayağını lanetleyeceğiz? Dünyadaki bir buçuk milyar Müslümanı yok sayan sistem olabilir mi? Olur. BM şu anda o şekilde davranıyor. Bu yüzden de küresel olarak barış ve huzur ortamı sağlanamıyor. Ne yazık ki dünyayı beş ülkenin tek bir cümlesine bıraktık. Binlerce kilometre ötedeki beş ülke, BM’de koltuğu olduğu için benim yanı başımdaki kriz hakkında karar alabiliyor ve insanların kaderini şekillendiriyor. Fakat buna itiraz eden ülkeler çok fazla. BM Güvenlik Konseyi, artık güç çeşitliliğini yansıtmıyor. İkinci Dünya Savaşı sonucuna göre kurulmuş bir düzenin hala devam ettirilmesi ne kadar doğru? Örneğin Güney Afrika’dan ve Güney Amerika’dan bir temsilci bile BM Güvenlik Konseyi’nde bulunmuyor. Böyle bir sistemin temsil kabiliyeti olabilir mi?” 

“Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekeni yapmaktan çekinmiyoruz” 

Erdoğan: “Türkiye olarak uluslararası hukuka saygılıyız. Fakat haklarımızı korumaktan da asla çekinmeyiz. Terör koridoruna, masa başında üretilen haritalara başımızı mı eğeceğiz? Bu konularda uluslararası hukuk çerçevesinde gerekeni yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Artık sesimizi daha gür çıkartıyoruz. Milletimizin hakkını hiçbir zaman çiğnetmedik. Bundan sonra da bu şekilde hareket edeceğiz. Uluslararası hukuka aykırı şekilde hareket edildiğinde neler olduğunu biliyoruz. Irak’taki sorunlar bu şekilde ortaya çıktı. Hepimiz sonuçları gördük. Terör örgütleri ülkede at koşturmaya başladı, milyonlarca insan yerinden edildi. Fakat hukuk çerçevesinde ilerleme yapılsaydı belki de bu kriz oluşmayabilirdi.” 



“Ülkemize verdiğimiz sözü yerine getireceğiz” 

Erdoğan: “Biz ülkemize, ‘Türkiye’yi sözü dinlenen bir ülkeye dönüştüreceğiz.’ dedik. Bunun için söz verdik. Bu sözü de yerine getireceğiz. Küresel vicdanın sesi olmak için de söz verdik. Bunu da yapacağız. Biz, insani demokrasiye önem veriyoruz. Yalnız kendi ulusal çıkarlarımızı değil küresel meseleleri de önemsiyoruz. İnsani anlayışımızdan da vazgeçmiyoruz. Salgının en kötü zamanında biz elimizdeki tüm imkanları, imkansızlık içinde olan ülkelerle paylaştık. Aşımızı, maskelerimizi paylaştık. Gerçekçiliğimizi ve insanlığımızı hiç kaybetmedik. Türkiye olarak BM’nin de bu gibi konularda daha hassas olması gerektiğine inanıyoruz. İnsanlık, koşar adımlarla büyük bir kaosa doğru ilerlerken bu sorunları çözmemiz gerekiyor. Biz bu konuda BM’de katıldığımız tüm toplantılarda ve görüşmelerde aynı mesajları verdik. Barıştan ve adaletten bahsettik.” 

Paris İklim Anlaşması 

Erdoğan: “İklim değişikliği, insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük meydan okumalardan biri. Bugüne kadar uygulanmış yanlış politikalar ve sürekli genişleme ve büyüme mantığı, maalesef dünya kaynaklarının sonunu getiriyor. Tabiat, dünya üzerindeki herkese kucağını açarken insanoğlu da sanki kaynaklar sınırsızmışçasına kullanıyor. Dünya olarak büyük boyutlu kirliliklerle ve biyoçeşitlilik kaybı ile karşı karşıyayız. Şimdi ise bu tehditleri minimalize etmek için çözüm üretmeye çalışıyoruz. Uluslararası toplumlar çok geç olmadan bu konuyu ciddiye almalı. Mücadele, ancak ve ancak ortak çalışma ile mümkündür. Dünyayı en çok sömüren kişiler, kaynaklarını en çok kullanan kişiler en büyük katkıyı yapmalıdır. Glasgow’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’ndan önce onay aşamasını tamamlamayı hedefliyoruz.” 

Yorumlar (0)
15
açık