Devlet Bahçeli’den Putin'e Ukrayna tepkisi: "Bu bölücülüktür"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ukrayna-Rusya krizi ile ilgili, “Bu olayın bir ucunda Rusya zorbalığı varken, diğer ucunda ise Batı ve NATO tahriki olduğu ortadadır. Ukrayna bu olayda arada kalmış, filler tepişirken çimenler ezilmiştir" sözlerini kullandı. Bahçeli, konuya ilişkin çözüm önerilerini de açıkladı.

GÜNDEM 03.03.2022, 12:17 03.03.2022, 12:59 Ömer Aksan
Devlet Bahçeli’den Putin'e Ukrayna tepkisi: "Bu bölücülüktür"

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

"Soğuk Savaş sonrası en ciddi kriz"

İnsanlığın, her zamankinden daha çok dayanışmaya, sakinliğe ve huzura ihtiyacı olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hegemonya ve hakimiyet mücadelelerinin artarak tehlikeli bir aşamaya gelme ihtimali bu düşüncemin esasını teşkil etmektedir. Tarih geçmişe bakılarak anlatılır, geleceğe bakarak anlaşılır. Dünya düzeni, milyonlarca insanın hayatına mal olan küresel bir savaştan sonra galip devletlerin lehine kurularak tekrar çizilmiştir. 24 Şubat günü Rusya, haksız ve hukuksuz, tasvip edilemeyecek bir şekilde Ukrayna'ya işgal girişimi başlatmıştır. Bu Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne, uluslararası hukuka ve Minsk’e bir darbedir. Ukrayna'nın işgali Soğuk Savaş döneminin ardından yaşanan en ciddi kriz olmuştur. 5 Aralık 94’teki Budapeşte referandumuyla birlikte Ukrayna'ya yönelik güç kullanmayacağının sözünü veren Rusya, bu sözünde durmamış, 2014 yılından bu yana işgal etme planlarını tatbik etmiştir. Putin'in bu davranışı, geçerli kural ve esasların ihlali haricinde bir anlam taşımamaktadır. 8'inci gününe giren saldırılar şu anda da sürmektedir. BM ise gayrimeşru ve yasadışı askeri harekat konusunda zayıf mesajlar vermek haricinde hiçbir somut adım atamamıştır. Kan akarken, dünya ekonomik yaptırımlarla oyalanmış ve utanç verici bir duruma girmiştir. 1 Ağustos 1975 tarihinde düzenlenen Helsinki zirvesiyle oluşturulan AGİT, iddiasını ve işlevini yitirmiştir. Ukrayna'nın işgali sonrasında milletler arası ilişkilerde artık yeni bir sayfa açıldığı, gelişi güzel tarih değerlendirmesiyle işgalin arka planı hazırlandığı görülmüştür. Putin’in, söz konusu kanlı işgali haklı çıkarma çabaları sorunlu bir mantıktır. Putin'in 19. yüzyıl jeopolitiğini uygulamaya alması yeni bir trajediyi doğuracaktır.”

Bahçeli’den Putin’e: “Bu bölücülüktür”

Rusya-Ukrayna kriziyle ilgili değerlendirmeler devam eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Donbass’ı Ukrayna'dan koparma çabaları bölücülüktür. Rusya Parlamentosu tarafından bu bölgenin tasdiki, hukuku katletmektedir. İşgalin 2 hedefi olduğu görülmektedir; ilki NATO destekli Ukrayna'nın bu çerçeveden çıkarılması, bir diğeri ise Rus vatandaşlarının güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu olayın bir ucunda Rusya zorbalığı varken, diğer ucunda ise Batı ve NATO tahriki olduğu ortadadır. Ukrayna bu olayda arada kalmış, filler tepişirken çimenler ezilmiştir. Kanlı gündemin en üst sıralarında dün Şam, Sana, Kosova, Kabil, Bağdat ve Bosna vardı, bugün ise Kiev vardır. NATO'nun stratejisi sebebiyle Putin'in duyduğu rahatsızlık artık bir sır değildir. Ukrayna’ya saldırmaya mecbur kaldıklarını ifade etmesi de oldukça yenidir. Madem Ukrayna, NATO üyesi olmayacaktı, ABD tarafından niye avutulmuştur? Bir yanda Ukrayna'yı ateş çukuruna doğru çeken Rusya iken, diğer tarafta batılı devletler değil midir? Ön planda AB ile ABD küresel anlamda yaptırım kararları duyururken, arka planda ise Rusya ile mutabakat için fırsat aramadıklarını iddia edemeyecektir. Ukrayna'nın şu ana kadarki talihsizliği bize göre, bağımsız kararlar verememiş olması sebebiyledir. 2014 yılından bu yana bu ülkeyi sistematik bir kuşatma rehin almıştır. Kırım'ın ilhakına yanıt verilemediği gibi ayrıca yaptırımlar da uygulamaya alınamamıştır. 8 senedir Donbass, patlamaya hazır bir bomba gibidir. 2006’da ABD Dışişleri Bakanının telaffuz etmiş olduğu kaos planı her bölgeyi etkisi altına almıştır. Sömürgecilik akımının yeni ve karanlık oyunları karşımızda sahnelenmektedir. Ankara'dan gördüğümüz hakikatler, korkunç tehdit ve risklerin vahim yerlere dayandığıdır. Ukrayna'nın işgali, buna yönelik etkisiz tepkiler, yeni dünya düzeni ile ilgili ipucu vermektedir.”

Putin’in nükleer tehdidi ve çözüm önerileri

Putin’in nükleer tehdidi ile ilgili de konuşan Bahçeli şunları söyledi:

"NATO’nun taktik açıklamaları sonrasında, Rusya lideri Putin'in nükleer silah emri vermesi korkunç senaryolara hız kazandırmıştır. Bu, insan haklarının ve küresel vicdanın mahvıdır. Yaptırımları göze alan ve silah gücüne güvenen devletin farklı bir devlete saldırmasına imkan tanınmıştır. Dünyanın güvenliği 5 devlete asla emanet edilemez. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Rusya'nın pasifize edilerek söz konusu konseyin ana yapısında değişikliğe gidilmesi ve farklı devletlerin dönüşümlü konseyde bulunması zorunluluktur.

MHP olarak bizce, barış için hareket edilmesi ve çatışmaların ivme kaybetmesi için atılması gereken adımlar şu şekilde:

1. Ukrayna'nın toprak ve siyasi bütünlüğüne saygı gösterilmeli.

2. Ukrayna ile Rusya arasında ateşkes yapılmalı.

3. Rusya askerleri çekmeli, işgalden vazgeçmelidir.

4. NATO doğuya genişleme politikasını bir kez daha gözden geçirmeli.

5. Tek seçenek diyalog ve diplomasidir. Ukrayna ve Rusya heyetleri arasında süren mutabakat arayışları oldukça memnuniyet vericidir. Ukrayna ve Rusya ile masada bulunabilecek tek ülke Türkiye'dir. Cumhurbaşkanımızın çok yönlü ticari, ekonomik ve siyasi ilişkiler yoluyla aktif arabuluculuk girişimi istikrarın, huzurun ve barışın anahtarıdır. Müzakere ikliminin İstanbul'da başlamasıyla birlikte krizden çıkışın yolu bulunacaktır.

Dış politikamız ön alıcı ve dengelidir. Biz bundan veya şundan medet ummayız. Savaşın karşısında, köklü ve kalıcı barışın yanındayız. Entrikacı, eyyamcı ve küreselci değiliz.

Batı devletleri, 8 senedir Rusya ile Ukrayna’yı kışkırtırken, özgürlük havarileri ve demokrasi tacirleri kayıplara karışmıştır. AB çürük eleştiri ve ucuz polemik dışında hiçbir şey yapmamıştır.”

Bahçeli’den Millet İttifakı’na eleştiri: “Ne aç kalırız, ne de açıkta yaşarız”

Konuşmasının devamında Millet İttifakı’na yönelik eleştirilerde bulunan Bahçeli, şu sözleri kullandı:

“Dünyanın geleceği konusunda endişemiz katlanmıştır. Türkiye, yeri ve zamanı söz konusu olduğunda uyarılarını yapmış ve milli bir duruş sergilemiştir. Zillet ittifakı bu tavırdan dahi rahatsız olmuştur. Ukrayna'daki Türk vatandaşlarını ülkemize getiren iktidara kara çalanlar, İstanbul'a kar yağdığı zaman iki mahalle arasında ulaşımın yapılmadığını ne ara unutmuşlardır. Zillet ittifakının majestelerinin muhalefeti ve ana ortakları, Biden'ın muhbiri olarak görünmüşlerdir. Demokrasinin güvencesi olarak NATO’yu görmek, Türkiye'nin varlığına bir itirazdır. CHP’nin küresel güçlere yaranma ve zulme yandaşlık yapma siyaseti Türkiye'nin stratejisine aykırıdır. S400, ihtiyaç olması halinde tercih edilecek bir silahtır. CHP lideri 'Kime karşı kullanacağız?’ diyor. Türkiye ve Türk düşmanlarını aklamaya çalışıyorsun. Düşman neredeyse S400'ün hedefi odur. Kılıçdaroğlu, Rusya'ya bağımlı olduğumuzu söylemiş. Dert etme Kılıçdaroğlu, topraklarımız bereketlidir, adeta buğday ambarıdır. Ne aç kalırız, ne de açıkta yaşarız. Yeter ki zillet ittifakı gölge etmesin. Montrö boğazlardan geçişi, savaş ve ticaret gemileri bakımından 4 olasılığı belirlemektedir. Montrö'nün 19. maddesinde yer alan ifadelerde, Türkiye’nin tarafsız konumda olduğu savaş halinde, taraf olmayan devletlerin savaş gemilerinin boğazlardan Karadeniz'e geçebileceğini belirlenmiştir. Türkiye'nin duruşu oldukça berraktır. Söz konusu zillet ittifakının sözcüleri, hinlik siyaseti ile Türk milletini bir görecek derecede köksüzdür. Siyaset yapmak farklı, tarihi ve milli meselelerde ortak bir duruşa sahip olmak farklıdır. Burada asıl olan konu, ortaklaşa bir şekilde milli hedefleri benimsemektir.”

Millet İttifakı’nın “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” ile ilgili önerilerine de eleştirilerde bulunan Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

“28 Şubat darbesinin yıldönümünde 6 parti, güçlendirilmiş parlamenter sistem adıyla Ankara’da bomboş bir metin açıklamışlardır. Parlamenter sistem önerileri, güçsüzleştirilmiş Türkiye'nin adeta bir taslak metnidir. Çöpe atılacak kâğıt parçasından farkı yoktur. Milleti takmayanların ve tarihi anlamayanların, küresel odakların telkiniyle bir araya gelmeleri onurlarına leke vuran suçluluk psikolojisiyle tarif edilecektir. Yeni ve somut hiçbir öneri yoktur. Söz konusu metni tarihi hâle getiren tek şey 28 Şubat'a uygun bir şekilde istikrarsızlık teşkil etmesidir. Bu, yeni bir 28 Şubat bildirisi olarak tarihte yer alacaktır. 1961 Anayasası’nda olduğu gibi devletin güçsüzleştirilmesi hedeflenmiştir. 1961 Anayasası'nda yer aldığı gibi OHAL'in kaldırılacağı belirtilmektedir. HSK'nın ayrılarak geriye dönüşün yargısal çatısı yeniden kurulmak istenmiştir. Millet iradesi aksine çevrilerek devletin etkisiz hale getirilmesi, istikrarsız ve gensorularla düşürülebilen hükümetler amaçlanmaktadır.”

Yorumlar (0)
12
açık