AK Parti ilk kez bugün iktidar oldu

17 yıl önce bugün AK Parti Türkiye'de iktidara geldi ve o günden bugüne Türkiye’de pek çok şey değişti. Peki, o gün AK Parti’yi iktidara getiren siyasal zemin neydi? Türkiye’nin son 17 yılını değiştiren seçimin sonuçları nasıldı? AK Parti'yi iktidarda tutan neydi? cevabı haberimizde.

GÜNDEM 03.11.2019, 22:40 03.11.2019, 22:37
AK Parti ilk kez bugün iktidar oldu

Mayıs 2002’de dönemin Başbakanı Bülent Ecevit rahatsızlanmış ve sağlık durumunun tekrardan iyileşmeyeceğine yönelik açıklamalar dillendirilmeye başlanmıştı. Öte yandan tarihe 2001 krizi olarak geçecek milenyumun ilk krizinin olumsuz havası, Ecevit’in görevden çekilmemesine tepki gösteren Demokratik Sol Parti milletvekillerinin neredeyse yarısının istifası gibi etkenlerle bir erken seçim gündemi oluşuyordu.

Nitekim dönemin koalisyon hükümetinde ikinci parti konumunda bulunan ve Başbakan Yardımcılığı görevini ifa eden Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli’de 7 Temmuz 2002’de erken genel seçim duyurusunu yapıyordu.  Dönemin siyasî tablosu ekonomik krizin etkilerinin devam ettiği süreç içinde erken seçim kararını politik bir intihar olarak ortaya koyuyorsa da 31 Temmuz 2002’de meclis kararıyla erken seçim kararı alınmış ve gidilen sandıklardan 17 yıl içinde Türkiye’nin siyasî çehresini oldukça değiştirecek AK Parti çıkmıştı. 

4 Kasım 2002 sabahı açıklanan sonuçlara göre AK Parti yüzde 34 oy oranıyla 550 sandalye bulunan meclisin 365 sandalyesini milletvekilleriyle doldurarak meclisin yüzde 66 koltuğuna tek başına sahip olmuştu. Seçime katılım oranı yüzde 79,13 olarak kaydedilirken sonraki dönemlerde de pek çok tartışmaya konu olan yüzde 10 seçim barajı dolayısıyla oyların yüzde 45’i mecliste temsil şansı bulamıyordu. 

Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla beraber demokrasi tarihinde 1946’dan sonra ilk defa iki partili bir meclis mevcuttu ve bu partiler geçerli oyların yüzde 34’ünü alan AK Parti ve yüzde 19,38’ini alan Cumhuriyet Halk Partisi’ydi. Geri kalan 16 parti meclis dışında kalırken kalan koltuklar da 9 bağımsız aday tarafından paylaşılıyordu. Ancak bir sorun vardı ve o da Recep Tayyip Erdoğan’ın okuduğu şiir sebebiyle siyasî yasağı bulunuyordu.

Erdoğan’ı siyasî yasağa götüren o şiir

12 Aralık 1997’de AK Parti iktidara geldiğinde milletvekili olarak temsil edeceği şehir olan Siirt’te Erdoğan’ın okuduğu “Minareler süngümüz, kubbeler miğfer / Camiler kışlamız, mü’minler asker / Bu ilahi ordu dinimi bekler / Allahu Ekber, Allahu Ekber” mısraları cezaevi mahkumiyetiyle son bulmuştu.



Ceza Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından verilmiş ve temyize gidilmesi üzerine Yargıtay 8.Ceza Dairesi tarafınca onanarak işleme konmuştu. Cezaya sebep olarak ise “halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” gösteriliyordu. Sürecin sonunda 10 ay hapse mahkûm edilerek 26 Mart 1999’da cezaevine giren Erdoğan 24 Temmuz 1999’da tahliye olmuştu. 



2002 seçimlerinde AK Parti’nin genel başkanı unvanını halen taşıyan Erdoğan’ın önündeki engel ise siyasi yasağıydı. Tarihler 18 Kasım 2002’yi gösterdiğinde bu yasak nedeniyle 58.hükümet Abdullah Gül tarafından kurulmuş ve dönem Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanmıştı. 58.Hükümetin ilk gündemlerinden biri de Erdoğan’ın siyasi yasağının iptaline yönelik yasa teklifi meclise sunulmasıydı.

Tam bu zamanlarda Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Doğanköy’de bir sandığın kırılması ve sandık kurullarının oluşturulmadan seçim yapılması sebebine dayandırarak AK Parti tarafından Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş ve seçimlerin tekrarlanması kararı alınmıştı. Bu iptal kararı sayesinde AK Parti’den Mervan Gül, CHP’den Ekrem Bilek ve Jet Fadıl olarak bilinen bağımsız aday Fadıl Akgündüz milletvekilliklerini kaybetmişti. Bu seçimler öncesinde CHP’den Deniz Baykal’ın ve grubunun da desteğiyle Erdoğan’ın siyasî yasağı kaldırılacak ve Erdoğan 9 Mart 2003’te tekrarlanan seçimler sonucu TBMM’de Siirt milletvekili olarak görevine başlayacaktı.

2002’nin kaybedenleri

En yüksek miktarda oy kaybı yaşayan Demokratik Sol Parti’de gerçekleşmişti. Türkiye siyasî tarihinde ilk defa bir iktidar partisi 21 puan birden gerileyerek yüzde 22 olan oy oranını yüzde 1’lerde bulmuştu.

Bir diğer kaybeden parti ise genel başkanı erken seçim duyurusunu yapan Milliyetçi Hareket Partisi’ydi zira MHP bir önceki seçimde koalisyonun ortağıyken erken seçimde yüzde 10 barajı altında kalan yüzde 8,36’lık oy oranı sebebiyle mecliste koltuk bulamamıştı.



Türk sağının efsanevi partilerinden Mesut Yılmazlı ANAP ise bir önceki hükümetin pastadaki en küçük pay sahibiydi ve bu seçimde yüzde 5,13’lük bir oy oranı ile meclis dışında kalmıştı.

Seçim sonuçlarının açıklanmasından önceki akşam yüzde 11 ve 9 arasında değişken oy oranları olan Tansu Çillerli Doğru Yol Partisi de oy kaybeden partiler kervanına katılarak yüzde 9,6 oyla barajın altında kalmıştı.

Fazilet Partisi’nin kapanmasının ardından parti içinden ayrılan iki koldan biri olan gelenekçi kanat Saadet Partisi ise siyasî yasaklı Necmettin Erbakan’ın önderliğinde yüzde 2,5 oy almış ve  “milli görüş gömleğini” çıkartan Erdoğan’ın partisi iktidara gelmişti. 

AK Parti’yi bugüne kadar iktidarda tutan unsurlar neler ?

Bunlar daha çok icraatlar düzeyinde değil de daha üst bir perspektiften tanımlanmaya çalışıldığında; en önemli unsur olarak AK Parti’nin gündem belirleyebilme kapasitesi ön plana çıkıyor. Öyle ki kendisinden önceki dönemlerde devlet ve vatandaş arasında bir ilişki ve çatışma olarak görülen politika hayatı, AK Parti iktidarı döneminde partililik temelinde kendini tanımlayan bir siyasî kitle yaratıyordu. Bu siyasî kitle de partinin tanımladığı kavramlarla oluşturulan siyaset gündeminde toplumsal tabanda yepyeni bir iktidar pratiği kurulmasına fırsat sağlayarak yalnız hükümet etme değil sosyo-kültürel, entelektüel ajandayı da belirleyebilme gücünü AK Parti’ye veriyordu. Yarattığı değer ve inançlar bütünlüğünü tabanında yaşayan, canlı bir şekilde tutması da taban kitlesini motive ve takipçi kılarak gündelik hayatta da kendisini tekrar üretebilmesine olanak sağlıyordu. 17 yıllık iktidarın sırrı kendisinden önceki sosyal sınıflar ve iktidarların ürettiği çelişkileri politik söyleminde uzlaştırabilme ve bu çelişkili bilgi hazinesinden yeni bir üst toplumsal söylem üretebilme bunu da tabanında canlı tutabilme kapasitesi olarak beliriyor. 


 

  

Yorumlar (0)
25
parçalı bulutlu