Suriye operasyonlarının faturaları - 1

Operasyonlar ve güvenli bölge tartışmaları sürerken, Türkiye ekonomisinin bu durumdan nasıl etkileneceği kafalarda soru işaretleri yaratıyor.

EKONOMİ 08.10.2019, 19:03 10.10.2019, 16:27 İrem Çorum
Suriye operasyonlarının faturaları - 1

2015’ten bu yana Türkiye, Suriye sınırında operasyonlar düzenliyor. Son gelişmelerle birlikte Türkiye’nin Suriye’de güvenli bölge oluşturma isteğinin gün geçtikçe arttığı gözlemleniyor ve bu durum dünya siyasetinde de son zamanlarda bir hayli yer kaplıyor. Peki, bu durumun Türkiye ekonomisine etkisi ne olacak?

Ne olmuştu?

Suriye’de 2011 yılında patlak veren iç savaş sonrası bölgenin istikrarsızlaşması üzerine bölgede Türkiye aleyhine gelişmeler yaşanmış ve Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanarak ilk olarak 2015’te Şah Fırat, 2016’da Fırat Kalkanı ve 2018’de Zeytin Dalı operasyonlarını gerçekleştirdi. Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin Suriye için atacağı adımlar ise hâlen merak konusu, fakat bu yazıda dünyadaki ekonomik belirsizlikler bir kenara bırakılarak, askerî harcamaların, Türkiye ekonomisini nasıl etkilediği, devamında ise olası senaryolarda, harcamaların gelecekte nasıl bir etkisi olacağı irdelenecek.

Türkiye'nin savunma sanayi harcamaları

Savunma Sanayi Başkanlığının internet sitesindeki grafiklere bakıldığında genel anlamda Türkiye savunma sanayisinde büyüme eğilimi söz konusu. Bu grafiklerde, Türkiye’deki hem kamu sektöründe hem de özel sektörde bulunan savunma şirketleri görülüyor.

Bu anlamda, Türkiye’nin savunma sanayisi “yerlileşmiş” olarak da yorumlanabilir.

Fakat Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) verilerinde Türkiye’nin askerî ithalât ve ihracatları arasındaki açık azalsa da, aralarında hâlen bir farklılık olduğu gözlemleniyor ve verilere bakılarak Türkiye’nin savunma sanayisinin hâlâ ithalâta bağımlı olduğu yorumu yapılabilir. Buna ek olarak, SIPRI'nin verilerine göre, Türkiye askerî alanda en fazla harcama yapan ülkeler arasında 15. sırada.

Bunun dışında, devletin yaptığı askerî harcamalar, devlet harcamalarının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu açıdan Türkiye’nin bu harcamaların hem GSYİH'deki hem de devlet harcamalarındaki payına yakından bakmakta fayda var.

Dünya Bankasının verilerine bakıldığında, askerî harcamaların Türkiye gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2015’ten itibaren bir artış yaşadığı gözlemleniyor, aynı yorum devlet harcamaları içindeki payı için de yapılabilir.

Devlet harcamalarının son yıllarda askerî alanda yoğunlaşması oldukça öngörülebilir, fakat genel bir çerçeve için Türkiye’nin bütçe açığına bakmamız gerekiyor.

Bütçedeki dalgalanmalar ekonomiyi nasıl etkiliyor?

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütünün (OECD) verilerine göre, Türkiye 2014 ve 2015’te bütçe fazlası verirken, 2016 ve 2017’de bütçe açığı verdiği gözlemleniyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın bu ayın başında tanıttığı Yeni 
Ekonomi Programı’na (YEP) göre de bütçe açığının devam edeceği tahmin ediliyor. 2019-2021 arasındaki dönemde bütçe açığının GSYİH’ye oranı yüzde 2,9 olarak kalacak iken, 2022’de bu oranın yüzde 2,6’ya düşmesi bekleniyor.

2016’dan itibaren Türkiye’nin bütçe açığı artmaya başladığı gözüküyor, bunu askerî harcamalar dışında başka harcamaların da yükseldiğini varsayacağımız gibi, farklı bileşenlerin, özellikle de faiz dışı dengede oynaklık olduğunu da düşünebiliriz.

Grafikte görüldüğü üzere, faiz dışındaki bütçe açıkları devam ediyor.

Bütçe açığının bu denli incelenmesinin önemli sebepleri var; ilki mevcut hükûmetin yaptığı harcamaların iç talebe olan etkisi, diğeri ise cari denge üzerindeki etkisi.

Ekonominin talep kısmını oluşturan önemli bileşenlerden biri hükûmet harcamaları; uygulanan genişlemeci maliye politikaları genel anlamda ekonomiyi büyütür fakat fiyatlar üzerinde enflasyonist bir etki yaratır. Askerî harcamaların artması, devlet harcamalarını artırdığından, maliye politikası gibi bir etki yaratması mümkün. Buna rağmen Türkiye ekonomisinin enflasyonunun aylar içerisinde düşmesi ilginç bir tablo ortaya koysa da, genel senelik enflasyon rakamında bu etkinin görülme ihtimali mevcut.

Öte yandan, cari açığı sadece ticaret açığı anlamında değerlendirmek yetersiz kalabilir, çünkü cari açık aynı zamanda faiz dışı bütçe açığı ve faiz ödemeleri olarak da hesaplanıyor. Türkiye’nin Suriye konusundaki belirsiz adımları, dünyanın geri kalanı için bir belirsizlik oluşturduğu için döviz kurlarında bu etki hissedileceği düşünülüyor. Keza, dün Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın kişisel Twitter hesabından yaptığı açıklamalar sonucu bugün ABD Doları/TL kuru yükseldi. Bu da devletin faiz dışı borçlarını ödemesini zorlaştıracak bir gelişme.

Dünyadaki ekonomik belirsizlikler bir kenara atılırsa, şu anda Türkiye ekonomisinin Suriye’de planlanan gelişmelerden olumsuz yönde etkileneceği konuşuluyor. Uzmanlar, Bakan Albayrak’ın tanıttığı YEP’in hedeflerinin bu gelişmeler kapsamında gerçekleşmeyeceğini öngörüyor.

Bir sonraki yazıda, planlanan güvenli bölge oluşturulması hakkındaki ekonomik planların Türkiye ekonomisi üzerine etkileri incelenecek.

Habernediyor.com

Yorumlar (0)
10°
açık